Savaşın çocukları: Esad'dan korkuyoruz

Suriye'deki savaşın en küçük tanıkları, Ceylanpınar'daki çocuklar. Gözlerinde aynı korku... Kimi "Uzaklara gitmek istiyorum" diyor, kiminin aklı ise geride bıraktığı oyuncaklarında

"Çocukların öldüğü bir savaşın galibi olamaz" diyordu bir yazar. Ve savaşların sadece ölü değil, mülteci çocukları da var. Tıpkı Ceylanpınar'da arka mahallelere aileleriyle sığınan bu minikler gibi. Yüzlerinde hem savaşın tüm dehşetini, hem de her şeye rağmen umudu görmek mümkün. Konakladıkları uzak akraba evlerinde bir yandan yeni yaşamlarına uyum sağlamaya çalışırken, diğer yandan da çok değil 10 gün önce onları evlerinden, okullarından, oyun bahçelerinden çıkartan bombalara dair anılar biriktirmişler. Babalarının ve annelerinin tercümanlığında anlatıyorlar, belleklerindeki dehşeti.

O GÜNDEN BERİ HEP SESSİZ

Küçük Hama'nın annesi bize ismini gizleyerek şunları anlatıyor: "Suriye ordusunun bombardımanı başladığında en büyük bomba bizim mahalleye düştü. Çocukları kucağımıza aldık. Kıyamet gibiydi ve biz sınıra doğru koşmaya başladık. Tel örgüleri görünce rahatladık." Genç kadın herhangi bir can kaybı yaşamadıkları için şükrediyor ama o günden beri çok sevdiği oğlu Hama birkaç sözcük dışında sessizliğe gömülmüş. Hama ise bize sadece, "Uzaklara gitmek istiyorum" diyebiliyor. 9 yaşındaki Hasan'ın rehberliğini de sığındığı evdeki Arap kökenli ailenin oğlu Muhammet yapıyor. Evlerinin yıkılıp yıkılmadığını bilmiyor. En çoksa okul gereçleriyle oyuncaklarının akibetini merak ediyor. Rasulayn'ın Kürt nüfusundan olan aileler, çocuklarıyla konuşma isteğimizi biraz endişeyle karşılıyor. Bunun en önemli nedeni, yıllar yılı süren Esad korkusu. Ama çocuklar daha cesur. 13 yaşındaki Abdurrahman; "Beşar bize çok kötülük yaptı, hepimiz ondan korkuyoruz" diye konuşuyor. Yemek yerken sohbet ettiğimiz 6 yaşındaki Fatma'nın babası bir savaşçı. Onu bir yıldan fazladır görmemiş. Babasının kendisine, "Senin için özgürlüğün için savaşıyorum" dediğini anlatan Fatma, babasını herkesten çok sevdiğini ve savaş bitince babasının onu okula götüreceğine söz verdiğini söylüyor. Ve savaş anını kendi cümleleriyle şöyle anlatıyor: "Evimizin içine bir şeyler girdi (şarapnel). Biz arka odaya kaçtık o sırada." Onun yanından ayrıldıktan birkaç dakika öğreniyoruz babasının artık hayatta olmadığını.

ÖTE YANDAKİ ZEYNEP
Türkiye tarafında konuştuğumuz Suriyeli çocukların hikâyeleri böyle. Ama aileleriyle Rasulayn'a dönen az sayıda çocuk da, bu savaşın diğer özneleri. Onlar savaşın bittiğine şimdiden inanmış. Ellerinde defter ve kalemleriyle, okullarının açılacağı günü dört gözle bekliyorlar. Bir yandan da, şehrin dört bir tarafına dağılmış silah, mühimmat parçalarından kendine oyuncaklar yaratmış durumdalar. Tel örgülerin arasından olanca sesimizle bağırdığımız Zeynep de onlardan biri. Birkaç aylık bebek olan kardeşi Ohad'ı kucaklayıp sınıra gelmiş. "Mutlu musun" diye sorduğumuzda şu yanıtı veriyor: "Evet ama oradaki arkadaşlarım da dönerse daha mutlu olacağım."

BİZE ULAŞIN