"Bir tek şehidimizi binlerce teröristle değiştirmeyiz''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, öldürmekten başka çözüm üretmeyen siyasetçinin ülkeyi yönetemeyeceğini belirterek, ''Şehit sayısı ile öldürülen terörist sayısını kıyaslayıp bunu topluma verirseniz ve bunu da başarı olarak gösterirseniz bu da yanlıştır. Bir tek şehidimizi binlerce teröristle değiştirmeyiz. 30 seneden beri böyle yapılıyor. Bu doğru değil. Siyasetçi oturacak adam gibi çözüm üretecek'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun uygulamaya girmesinin ardından kapatılacak bazı CHP'li belde belediye başkanlarının da grup toplantısında olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, yasayı eleştirdi.

Türkiye ile benzer idari yapıya sahip Fransa'da belediye sayısının 36 bin 500 olduğunu, bunların 28 bininin nüfusunun 1000 kişinin altında olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, ''Kimse Fransa'da 'şu belediyeleri kapatalım' demiyor'' ifadesini kullandı.

Demokrasinin temel kurallarından birinin halkın siyasal süreçlerine olabildiğince katılımını sağlamak olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, bir belediyenin kapatılmasına karar vermeden önce bunun halka sorulması gerektiğini savundu. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın da böyle öngördüğünü anımsatan Kılıçdaroğlu, ''İşine gelince halk, işine gelince vatandaş, işine gelince milli irade, işine gelince 'at bunların hepsini, ne halkı ne milli iradesi ben karar verdim akşam, sabah belediyeleri kapatacağım. Karar verdim sabah bunları kapatacağım.' Bu da Recep Tayyip Erdoğan demokrasisi. Böyle demokrasi istemiyoruz'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, CHP'nin büyükşehir belediyelerine karşı olmadığını, ancak büyükşehir yapılan illerin gelir kaynaklarının artılmaması halinde büyük sıkıntılar yaşanacağını söyledi. İstanbul'un yüzölçümünün 5 bin 300 kilometrekare, Kocaeli'nin 3 bin 500 kilometrekare, Konya'nın ise 38 bin kilometrekare olduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin gelirinin 19 milyar lira, Konya'nın gelirinin ise bunun yirmide biri oranında olduğunu vurgulayarak bu rakamların dengesizliği ortaya koyduğunu savundu. Büyükşehir olan illerin hizmet verebilmesi için gelirlerin mutlaka artılması gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, iktidarın bu gerçekten değil, seçimlere yönelik oy kaygısından hareket ile bu yasayı yaptığını ileri sürdü.

''İKİ KİŞİNİN HABERİ VAR''

Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun halkın, muhtarların, ilgilerin haberi olmadan gündeme getirildiğini savunan Kılıçdaroğlu, ''İki kişinin haberi var. İki kişinin haberi ile bunu yapıyorsanız, bunun adı yasa çıkarmak değil, buna kumpas kurmak denir. Böyle yasa, böyle yasama süreci mi olur? Halkına haber vermeden elinden belediyesini alıyorsunuz. Halkının iznini almadan elinden belediyesini alıyorsunuz. Neymiş Türkiye'de ileri demokrasi varmış, İşte o ileri demokrasi budur'' diye konuştu.

CHP'nin sorumlu bir ana muhalefet partisi olarak kapatılacak belediyelerde Ekim ayında referandum yaptığını aktaran Kılıçdaroğlu, 361 bin 720 kişinin oy kullandığını, bunlardan 351 bin 908'inin ''beldelerinin kapatılmaması'' yönünden görüş bildirdiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, bu referandumu yalnızca CHP'li belediyelerde değil, ayrımsız tüm partileri kapsayacak şekilde gerçekleştirdiklerini, sandık görevlilerini de farklı partilerden seçtiklerini belirtti. Sonucun halkın sesi olduğunu ve kulak verilmesi gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, ''Belediyesi kapatılan belde sakinlerine sesleniyorum; Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy verirseniz sonunuz budur. CHP'ye oy verir, iktidar yaparsanız o belediyelerin tamamını yeniden açacağım'' dedi.

Yasanın uluslararası normlara ve anayasaya aykırılıkları bulunduğunu, gelinen süreçte yasanın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün önünde olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, Gül'ün TBMM'ye geri göndereceğine dair bir umut taşımadığını da kaydetti.

''YÜREĞİNDE KİN OLANLAR HAZMEDEMİYOR''

Kılıçdaroğlu, Türkiye'de yaşanan acılara, dramlara gözlerini kapatamayacaklarını belirterek, sosyal demokrat bir parti olarak CHP'nin insani olandan ve insandan hiçbir koşulda, hiçbir zaman vazgeçmeyeceğini vurguladı. Görevlerinin insanı her hal ve koşulda yaşatmak, sorunlarını çözmek olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, CHP'li milletvekillerinin, Suriye'de esir tutulan iki gazetecinin serbest bırakılması yönündeki girişimlerini de bu anlayış içinde gerçekleştirdiklerini kaydetti. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Cüneyt Ünal'ı ailesi buluşturdular, Türkiye ile kendi toprağı ile arkadaşlarıyla buluşturdular. Herkeste bir memnuniyet var, herkes teşekkür ediyor. Yüreğinde insan sevgisi olan insanlar teşekkür ediyor. Yüreğinde kin olanlar ise bunu hazmedemiyor. Anlamakta zorluk çekiyorum. Bir gazetecinin serbest bırakılması, Suriye zindanlarından çıkarılması seni niye rahatsız ediyor arkadaş? Çık bunu bir millete bir açıkla bakalım. Gazeteci dernekleri devrede, aileler devrede, milletvekili arkadaşlarımız bu arkadaşımızı kurtarmak için devrede onlar rahatsız oluyorlar.''
Cüneyt Ünal için insani duygularla mücadele ettiklerini belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

''Rahatsız olanlara sadece bir sözcük kullanacağım, zavallılar. Bu zavallılara ne denir? İnsanlıktan nasibini almamış, sevgiden nasibini almamış, insanı sevmeyi, saymayı bilmeyen, söylediği lafları da yapay bir şekilde söyleyen. Neymiş? Yaratılanı yaratandan ötürü severlermiş? Sevsene kardeşim, insan serbest kaldı, ülkesine geldi. 'Hayır sevmem' diyor? Niçin? 'Benim yüreğimde kin var' diyor. 'Kin gözümü bürümüş' diyor. Yüreğinde kin olan insanın topluma vereceği bir şey yoktur.''

Gelecek için gençlere ''kininizi unutmayın'' diyen bir Başbakanın yüreğinde insan sevgisi olamayacağını savunan Kılıçdaroğlu, ''Vah zavallı adamcağız vah. Sana hangi dersi, nasıl vereceğiz bilmiyorum. Onun için özel hoca ayarlamaya çalışıyorum. Bir insanın yüreğine nasıl insan sevgisi aşılanır'' dedi.

''SAĞDUYU ÖFKEYE YENİLİRSE ÇILGINLIĞA DÖNÜŞEBİLİR''

Konuşmasında terör sorununa da değinen Kılıçdaroğlu, terörün amacının orduyu yok etmek değil, tamamen psikolojik olduğunu, toplumun kimyasının bozulmasının, düşmanlık yaratılmasının ve sonunda da bölünmenin hedeflendiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, o nedenle aklın öfkeye yenilmesi halinde terörle mücadelede başarı elde edilemeyeceğini anlatarak, ''Bir ülkenin sağduyusu öfkeye yenilirse çılgınlığa dönüşebilir ve biz o zaman görürüz ki terör asıl o zaman hedefine ulaşmış olur'' ifadesini kullandı.

Siyasetçinin öfke, kin ve önyargı ile hareket etmemesi gerektiğini de vurgulayan Kılıçdaroğlu, öfkeye teslim olan siyasetçinin çözüm üretemeyeceğini savundu. Kılıçdaroğlu, ''Ben öfkeyle kinle hareket edeceğim, o vuruyorsa ben de vuracağım, kine kinle mücadele edeceğim, o bölüyorsa ben de böleceğim'' diyenlerin başarılı olamayacağını söyledi.

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
''Öldürmekten başka çözüm üretmeyen bir siyasetçi ülkeyi yönetemez. Öldürmekten başka çözümü olmayan siyasetçinin siyaseti bırakıp gidip askere yazılması lazım. Veya güvenlik güçlerine yazılması lazım, onların yasal görevi o çünkü. Siyasetçi çözüm üretmek durumundadır. Şehit sayısı ile öldürülen terörist sayısını kıyaslayıp bunu topluma verirseniz ve bunu da başarı olarak gösterirseniz bu da yanlıştır. Bir tek şehidimizi binlerce teröristle değiştirmeyiz. 30 seneden beri böyle yapılıyor. Bu doğru değil. Siyasetçi oturacak adam gibi çözüm üretecek. Uzmanlara sorduk dağa giden gençlerin ömrü ne kadardır? 3-5 arasında değişiyor. Düşünün 30 yıldır devam ediyor. terör azaldı mı? Hayır. Bitti mi? Hayır. Siyaset kurumu çözüm üretmediği için bu noktaya geliyoruz.
Bu sorunun kaynağı Diyarbakır değil, Bitlis değil, Hakkari değil. Sorunun kaynağı Ankara, Ankara'daki siyasetçilerdir. Koltuğuna oturup, oy hesabı, seçim hesabı yaparak insanları birbirine kırdıranlardır. Olaya böyle bakarsak, sağduyulu, akılcı bakarsak sorunu çözme konusunda önemli adımlar atmış oluruz.''

BİZE ULAŞIN