Meclis'ten "darbeci" tanımı

Meclis Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu bünyesinde oluşturulan 12 Eylül Alt Komisyonu Taslak Raporu'nda "darbeci"nin tanımı yapıldı.

Meclis Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu bünyesinde oluşturulan 12 Eylül Alt Komisyonu Taslak Raporu'nda, 12 Eylül sürecine gelinene değin öncesi dönemde toplumda çeşitli kurumlarda bünyesel bozulmalar, politize olmalar ortaya çıktığı belirtilerek, "Bunlardan ilk politize olmuş olanlar, üniversiteler ve yükseköğretim kurumları olduğu görülmektedir" değerlendirmesini yaptı.

DARBECİNİN TANIMI

Taslak Raporda, "12 Eylül'ün sosyal psikolojik kökenleri, şiddet kültürü, darbeci psikoloji ve anlayış, darbenin yarattığı travma ve psikolojik maliyet" başlıklı bölümde şu tespitler yapıldı:

"Darbeci, hepimizin yakından bildiği, gündelik hayatta örneğini çokça gördüğümüz bir kişiliğe sahiptir. En öne çıkan özelliği, her şeyi kendisinin bildiğini, toplumun güdülmesi gereken bir sürü olduğunu düşünmesidir. Darbeciler, ülkenin nasıl kurtulacağının yeg'ne reçetesinin kendi kafalarının içinde olduğu saçmalığına inanacak kadar kendilerine ve güce tapınırlar. Bu "her şeyi ben bilirim'cilikleri, toplumu küçümseyen tavırları onları sevimsiz, ruhsuz bir çehreye büründürür.

"ŞÜPHECİ VE VİCDANSIZ"

Darbecilerin ikinci özellikleri, şüpheci ve vicdansız oluşlarıdır: Herkesten kendilerine karşı oldukları konusunda şüphelenirler -ki aslında haklıdırlar, kimse onları gerçekte sevmemektedir- ve şüphelerini yatıştırmak için olmadık zulümlere başvururlar ve yaptıklarından asla suçluluk ve vicdan azabı duymazlar, zulümlerini hep meşru görürler.

Darbeciler ülkenin tüm sorunlarının, 'Atatürkçülük'ten sapmaktan kaynaklandığına inanmaktaydı. Bu sapışın nedenleri onlara göre, muhteris politikacıların çevirdiği dolaplar ile yabancı ideolojilerin yurda sızmasıydı.

Kültürümüzde savaşçılıkla erkeklik özdeştir. Savaşçı ruh, bakışlara, bedenin hareketlerine ve pozlarına bile sinmiştir. Toplum, erkek hatta kız çocuklarında savaşçı zihniyetin ve erkeklik olarak algılanan yiğitlik, cesaret gibi değerlerin yerleşmesini desteklemektedir. "Er-lik' ve "delikanlılık', cinsel kimliği değil, hem erkeklerde hem kızlarda savaşçılığı belirten ifadelerdir. "Erkek gibi kadın' sözü, belki yalnızca Türklerin kültürel coğrafyasında övgü olarak kullanılmaktadır. "Erkek Fatma', "Şoför Nebahat' gibi film adları, başka kültürlerde cinsel kimlikle ilgili bambaşka çağrışımlar yaparken, kültürümüzde yiğitlik, cesaret gibi olumlu çağrışımlar uyandırır.

Darbecilik, kelimenin gerçek anlamıyla toplum düşmanlığıdır. Darbeler, toplumsal dinamiklerin kendiliğinden akışının önüne set çekerler ve toplumu adeta çocuklaştırırlar.

Darbeciler ellerinde güç ve despotizm balyozuyla toplumun karşısına geçer ve kendilerini onları tüm dertlerinden kurtaracak 'kurtarıcılar' olarak sunarlar.

Darbenin neden olduğu travmanın hiç ummadık alanlarda insanlığı zaafa uğratan etkileri vardır. Örneğin 1960 darbesini yaşayanlar, niye siyasi liderlerinin idam edilişlerine sessiz kaldıklarının; 12 Eylülü yaşayanlar niye referandumda evet dediklerinin acısını, kimseye söyleyemeseler bile hayatları boyunca yaşarlar. Yine örneğin gözünün önünde yapılan hukuksuz, adaletsiz despotik uygulamalara ses çıkaramamak, insan yerine yükseltememek insanlığımızdan çok şey alıp götürür.

DARBELERLE YÜZLEŞMEK

Darbelerle yüzleşebilmek, darbelerin yol açtığı travmaları onarabilmek için darbecilerin ve onlara destek verenlerin cezalandırılması, hiç kimsenin yaptığının yanına kar kalmaması, mağduriyetlerin elden geldiğince giderilmesi, toplumu kandırmak amacıyla oluşturulan senaryoların açığa çıkarılması için bir hukuki sürecin başlatılması gelir. Darbecilikle mücadelenin gerçek bir yüzleşme sağlayarak başarılı bir şekilde yapılabilmesi için mağduriyetlerin makul ölçülerde giderilebilmesi gerekir. Diyelim ki 28 Şubatçılar darbecilik suçlarından ağır cezalar aldılar ama o dönem onlara açıktan destek veren çevrelere hiçbir şey olmadı, özeleştiri bile yapmadılar, yine beyliklerini sürdürüyorlar, o zaman mağduriyetler giderilmiş olamaz."

BİZE ULAŞIN