Cumhurbaşkanı Erdoğan: ’Evet’ tırmanışı sürüyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kamuoyu araştırmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. Ben inanıyorum ki bu hafta çok daha belirleyici olacak. İnanıyorum ki ’Evet’ tırmanışını devam ettirecektir" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ’Evet’ tırmanışı sürüyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Fırat Kalkanı Harekatı'nın isim olarak 'birinci etap' diye benim nitelendirdiğim kısmı bitti. Bundan sonra tabii ki bu bir yol haritası. Bu yol haritasının söylenmeyen, adı konmayan ikinci, üçüncü etapları olacak. Olay sadece Suriye boyutunda giden bir harekat değil. Bu olayın Irak boyutu var. Irak'ta malum bir Telafer, Sincar olayı var. Orada soydaşlarımız var. Musul'da aynı şekilde soydaşlarımız var." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Fırat Kalkanı' açıklaması!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NTV-Star TV ortak canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

"Fırat Kalkanı bitti. Bugün Sincar'ı, Kerkük'ü, Telafer'i işaret ettiniz ve 'oyunlar oynandığını' söylediniz. Ne gibi oyunlar oynanıyor ve Türkiye'nin çıtaları var mı?" sorusu üzerine Erdoğan, harekatın isim olarak "birinci etap" diye nitelendirdiği kısmının bittiğini söyledi.

'Ey Kılıçdaroğlu, dürüstsen, örtülü darbe girişimiyle ilgili elinde hangi belge varsa bunu açıkla'

Erdoğan, "Bundan sonra tabii ki bu bir yol haritası. Bu yol haritasının söylenmeyen, adı konmayan ikinci, üçüncü etapları olacak. Olay, sadece Suriye boyutunda giden bir harekat değil. Bu olayın Irak boyutu var. Irak'ta malum bir Telafer, Sincar olayı var. Orada soydaşlarımız var. Musul'da aynı şekilde soydaşlarımız var ve bir diğer taraftan orada şu anda bir üs olarak çalışmalarını yürüten askerimiz var. Bu askerimiz, DEAŞ ile Musul'da özellikle çok ciddi orada onlara karşı darbeler indirdi." diye konuştu.

Buradaki üste özellikle "Ninova Muhafızları" denilen muhafızları yetiştirme görevinin de devam ettiğine dikkati çeken Erdoğan, Musul'un bundan önceki valisinin Esil Nuceyfi olduğunu hatırlattı.

Nuceyfi'nin "Ninova Muhafızları"nın komutanı olduğunu dile getiren Erdoğan, Musul'un ağırlıklı Araplardan oluşan bir yer olduğunu, üs bölgesi Gedu'nun, buraya çok yakın bir mesafede bulunduğunu anlattı.

Erdoğan, "Şu anda orada bizim 700'e yakın bir timimiz diyeyim ben buna, orada var ve onlar, bu Ninova Muhafızlarını yetiştirme çalışmalarını devam ettiriyor. Şu ana kadar da ciddi manada orada eğitim yaptılar ve bu eğitimle beraber tabii zaman geldi peşmergelere yönelik de orada eğitimler yaptırıldı ve bu çalışmalar kararlı şekilde sürüyor. Bu süreç içerisinde de DEAŞ üst üste orada ciddi darbeler aldı." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: CHP bu adamlar sayesinde bitecek

Buna ilişkin üzerinde durulması gereken bir diğer konu olduğuna işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"O da tabii Haşdi Şabi meselesi, yani İran'ın da burada ne yazık ki Haşdi Şabi adıyla müsemma bir terör örgütü var. Bu terör örgütü Irak Meclisinden terör örgütü olmadığı şeklindeki bir oylamayla geçti. Gerek Sayın Başbakan ve gerekse bizler, yani 'Haşdi Şabi'yi eğer bu bölgede aktif olarak kullanmaya devam edecek olursanız bu sıkıntı yaratır' diye de uyarılarımızı yaptık. Çünkü bu orada bir istila hareketinin, bir işgal hareketinin aslında kuvvetleri olacak. Çünkü Telafer'de 400 bin Türkmen var. Bunlar Sünni'dir, Şia'dır, olabilir.

Ama öbür tarafta Sincar var ki onun durumu çok daha berbat. Çünkü Sincar'da ikinci bir Kandil oluşturmanın gayretleri var. Bu ikinci Kandil oluşturma gayretlerinde orada da 2 bin 500 kadar PKK'lı var. Tümüne baktığımız zaman Irak'ta aslında mezhebe dayalı bir Pers milliyetçiliğine yönelik İran'a bir destek oluşturuluyor. Yayılmacılık hareketi Pers milliyetçiliği perspektifinde ama dayanağı, temeli neresi? O da mezhebi, bir mezhep anlayışıyla bunu yayıyorlar ve bunu yayarken bunu tabii Pers milliyetçiliğine dayanarak yayıyorlar.

İran'da bugün Azeriler de var ama Pers ağırlıkta. Buradan olayı değerlendirdiğimiz zaman uluslararası camiada bu işin çok daha farklı yerlere doğru kaydığını göreceğiz. Onun için Suriye'ye geldiğimizde olayı yine mezhebi olarak ele aldığımız zaman 'mezhebi tutarlılığı olsa da olmasa da' diye diyemeyiz. Zira bugün Suriye'nin başında bulunan kişi aslında Şia değildir. Onun durumu çok daha farklı. Ama orada Şia olan mesela Hizbullah var, o onlarla aynı. Ama bunlar Esed'le aynı değil. Böyle bir yapı ortada. Bütün bu yapı içerisinde Suriye'de devam eden bu mücadelede DEAŞ devamlı zemin kaybediyor. Fakat merkezi yönetim, kimin zemin kaybettiğine bakmıyor, 'Ben ne kazanıyorum', buna bakıyor."

- "MÜNBİÇ'E BAZI GÜÇLER, ZORLA PYD VE YPG'Yİ SOKMAYA ÇALIŞIYOR"

Erdoğan, Münbiç'i örnek göstererek, orada DEAŞ diye bir şeyin kalmadığını ama oraya bazı güçlerin zorla PYD ve YPG'yi sokmaya çalıştığını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ama son dönemde insani yardım adıyla Rusya, ABD ve Türkiye olarak biz de girdik ve bazı oradaki mahalleleri vesaire bizler de almış durumdayız. Ama derdimiz bizim orada bayrak sallamak değil, bayrak göstermek değil." ifadelerini kullandı.

Münbiç'in gerçek sahiplerinin ağırlıklı olarak yüzde 85-90 civarında Arapların olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Gelsin oraya Münbiçli yerleşsin. Biz bunu istiyoruz. Biz Sayın Putin'e de bunu söyledik, Amerikalı yetkililere de bunu söyledik, en son genelkurmay başkanlarının bir araya gelişinde de bu söylendi. Ve yaptığımız telefon görüşmelerinde de bunu işledik. Gel gör ki şu anda müttefik diyebileceğimiz ülkelerden henüz bu konuda hatırı sayılır bir görüntü verilmiyor. Ve Rakka'yı konuşuyorlar. Daha Münbiç bitmedi ki Rakka başlasın. Gelin önce şu Münbiç sorununu bir halledelim. Ondan sonra Rakka ile ilgili ne yapacağız, kimlerle yapacağız… Eğer, PYD, YPG ile beraber bunu yapma gibi bir planınız varsa Türkiye olarak biz böyle bir planın içerisinde olmayız. Niye? Çünkü bu örgütler, terör örgütüdür. Türkiye'nin terör örgütleriyle hiçbir dayanışması olamaz. Biz isteriz ki ABD'nin da bunlarla bir dayanışması olmasın, isteriz ki Rusya'nın da bunlarla bir dayanışması olmasın. Çünkü teröristin iyisi kötüsü olmaz ki. Hepsi terörist, hepsi kötü. DEAŞ denilen terör örgütünü buralardan atmaya, buralarda onu yok etmeye bizim gücümüz yetmiyor mu ki kalkacağız PYD'yi, YPG'yi yanımıza alacağız. Koalisyon güçlerine baktığınız zaman, başta ABD olmak üzere Almanya'sı, İngiltere'si, Fransa'sı hepsi bu güçlerin içinde. Bunu beraber halledebiliriz. Bunlar hala genelkurmay başkanlarımız nezdinde konuşuluyor, devam ediyor."

"Size iletilen nihai bir karar var mı o konuda?" sorusuna Erdoğan, "Nihai bir karar henüz yok ama görüşmeler tabii ki devam ediyor." yanıtını verdi.

- "ASIL NİHAİ HEDEF RAKKA'DIR"

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bugün yaptığı görüşmeye değinen Erdoğan, "Bu konuları da yine konuştuk, hem taziyemizde bulunduk. Ama bir diğer taraftan da buralardaki ortak çalışmalarımızı ilgili arkadaşlarımızın, gerek genelkurmay başkanları olarak gerekse istihbarat teşkilatlarımızın sağlıklı bir şekilde sürdürmelerinin gereğini konuştuk." bilgisini paylaştı.

"Mekanlar belli o zaman, ama mesajınızın kapsamı oldukça geniş" sözleri üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:

"Mekanlar, ilk etapta tabii Cerablus, Rai, Dabık, Bab buralar bitti. Yani yaklaşık 2 bin 250 kilometrekarelik bir alan şu anda temizlendi. Ama şimdi buradan doğuya, Münbiç'e doğru, kuzeydoğu diyebileceğim bir şekilde Münbiç'e doğru bir çalışmanın yapılıyor olması... Münbiç noktasında ortak harekat kararı verildiği anda zaten Münbiç'te artık ciddi manada bir DEAŞ potansiyeli yok. Orada PYD ve YPG var. Onların biz Fırat'ın doğusuna ötelenmesini istiyoruz. Burada bunlar bulunmayacak. 'Buraya Araplar yerleşsin' diyoruz. Ondan sonra asıl nihai hedef Rakka'dır. Çünkü Rakka biliyorsunuz DEAŞ'ın şu anda en önemli merkezi ve burada da onların 2 bin 500-3 bin diyorlar, varsın 5 bin olsun, böyle bir oralarda örgütlü gücü olduğu söyleniyor. Ama bunu ABD'si, Rusya'sı, Türkiye'si koalisyon güçleri, hep beraber hallederiz."

- "ŞU ANDA YAPTIKLARI İŞ BANA GÖRE BİR İŞGAL HAREKETİDİR"

"Kerkük'te iki gelişme oldu, önce bayrak krizi çıktı, ardından da kent konseyi Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ne ilhak kararı aldı ve Türkiye tepkisini ortaya koydu, sizler de koydunuz. Orada Türkiye neye göre izliyor olan biteni, orada bir çıtası var mı?" sorusu yöneltilen Erdoğan, "Tarihi itibarıyla baktığımız zaman, birileri kabul eder veya etmez bizi enterese etmez ama biz biliriz ki Kerkük tarihi itibarıyla bir Türkmen şehridir." dedi.

Daha sonra orada çok ciddi değişikliklerin, zorlamaların olduğunu ve nüfus değişikliklerine gidildiğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Fakat bütün bunlara rağmen Kerkük'te bugün Türkmen'i ile Arap'ı ile ve tabii Kürtler ciddi bir orada değişime gittiler ve şu anda yaptıkları iş bana göre bir işgal hareketidir. Çok çirkindir ve Irak parlamentosunun aldığı kararı doğrusu ben bu noktada çok çok yerinde buluyorum ve aynı kararı bizler de paylaşıyoruz. Sayın Başbakanımız da bu konuyla ilgili açıklamasını yaptı. Ben bugün aynı açıklamayı benzer bir şekilde Zonguldak'ta yaptım ve Kuzey Irak Yerel Yönetimi'ne çağrımı da yaptım. Yanlış yapıyorsunuz, münasebetlerimizin bu kadar iyi olduğu bir dönemde bunun adı ateşle oynamaktır. Burası bence Irak'ın milli bayrağının dalgalandığı bir meclis olarak çalışmasına devam etmelidir ve kardeşçe burada Arap'ı, Türkmen'i, Kürt'ü birlikte yaşamalısınız. 'Burası benim' diye bir adım atarsanız bunun bedeli gelecekte farklı olur."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "15 Temmuz'un kontrollü bir darbe girişimi olduğu" iddialarına yönelik, "Bu çok iddialı, çok gayri ahlaki bir yaklaşımdır. Her şeyden önce şehitlerimize çok ciddi bir saygısızlıktır. Bir defa benim Marmaris'ten hareket ettiğim andan önce yaptığım bir açıklama var. Bu kontrollü darbe girişiminin sinyalini kimden, nasıl, nerede aldığımı bütün bunları bizzat kendisinin ispat etmesi lazım. Fakat bu zat yalanla maruf bir kişidir. Eğer burada örtülü bir darbe girişiminden bahsediyorsa bunu ispat etmesi lazım. Eğer ispat edemiyorsa bu gayri ahlaki olmanın ötesinde benim edebimle maalesef ifade edemeyeceğim bir sıkıntıdır." dedi.

15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "15 Temmuz'un kontrollü bir darbe girişimi olduğu" şeklindeki iddialarına yönelik soru üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu çok iddialı, çok gayri ahlaki bir yaklaşımdır. Her şeyden önce şehitlerimize çok ciddi bir saygısızlıktır. Bir defa benim Marmaris'ten hareket ettiğim andan önce yaptığım bir açıklama var. Bu kontrollü darbe girişiminin sinyalini kimden, nasıl, nerede aldığımı bütün bunları bizzat kendisinin ispat etmesi lazım. Fakat bu zat yalanla maruf bir kişidir. Eğer burada örtülü bir darbe girişiminden bahsediyorsa bunu ispat etmesi lazım. Eğer ispat edemiyorsa bu gayri ahlaki olmanın ötesinde benim edebimle maalesef ifade edemeyeceğim bir sıkıntıdır. "

Erdoğan, 15 Temmuz'da şehit olan vatandaşların yakınlarının ve gazilerin de bunu lanetleyeceğini belirtti.

Darbe girişiminin yaşandığı gece Marmaris'te kaldığı otelden helikopterle ayrılmadan önce ve sonrasında yaşananları paylaşan Erdoğan, ayrılmadan önce kaldığı yerin ev sahibinin 'Cumhurbaşkanım isterseniz elimizde bizim başka imkanlarımız var, sizi farklı bir yere götürebiliriz' dediğini fakat kendisinin bunu reddettiğini dile getirdi.

Erdoğan, 15 Temmuz gecesi helikoptere bindikleri süreçten sonrasına yönelik, "Ne zaman ki biz Dalaman'a indik, meğerse bizden önce oraya gelmişler ve Dalaman'daki uçaklarımızı da aramışlar. Fakat bizim üç noktada uçağımız vardı. Helikopterimiz o üç noktadan birine bizi ulaştıracaktı." dedi.

Gidecekleri istikameti havada belirlediklerini anlatan Erdoğan, İstanbul'a inmeye çalıştıkları esnada pistlerin karartılmış vaziyette olduğunu ve İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'la görüşmesinin ardından işgal altında olan Kule'ye düzenlenen operasyonla pistin yeniden aydınlatıldığını anımsattı.

- "ZERRE KADAR VATANSEVERSEN, MİLLİYETPERVERSEN AÇIKLA"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sürecin ardından uçağın iniş yaptığını ve üzerlerinden F-16'lar uçmaya devam ederken, apronda toplanan vatandaşlarla bir araya geldiklerini belirterek, "Eşim, kızım, damadım, torunlarım beraberce arabaya bindik ve apronda vatandaşlarımızın arasına karıştığımız anda, o andaki tablo orada farklıydı ama ben orada milletimle iç içe oldum. Milletimle beraber oldum. İsterdim ki aynı anda orada başkaları da olsaydı. İçeride konuşup, dertleşirken 'Saat 23.00'te de buraya Kılıçdaroğlu indi' dediler. 'Nerede şimdi?' diye sorduğumda arkadaşlara, 'Nerede olduğunu biz de bilmiyoruz' dediler." ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu'nun o gece Bakırköy Belediye Başkanı'nın evine gittiğini öğrendiklerini aktaran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bütün millet burada darbeye karşı herkes millet olarak bir gövde gösterisi yapıyor. Sen neredesin? Eğer bu örtülü bir darbe girişimiyse bunu sana kim söyledi? Belediye Başkanı'nın evine niye gidiyorsun? Hadi kal. Hani sen bir zamanlar, 'Bir darbe girişimi olsa tanka ilk ben çıkarım' diyordun. Niye çıkamadın? Neredesin? Bu iş lafla olmuyor. Bu iş inanç, yürek işi. Şu anda her zamanki yalanlarından bir tanesini daha söylüyor. Ey Kılıçdaroğlu, dürüstsen, haysiyet sahibiysen örtülü darbe girişimiyle ilgili elinde hangi belge varsa bunu açıkla. Açıkla, yargıya da bize de yardımcı ol. Zerre kadar vatanseversen, milliyetperversen açıkla. Bizler de gereğini yapalım. Bunun başka bir izahı olamaz."

- "BU HAFTA ÇOK DAHA BELİRLEYİCİ OLACAK"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, anayasa değişikliği halk oylamasına yönelik kamuoyu anket çalışmalarının ne yönde ilerlediğine ilişkin soru üzerine de "Kampanyamızı başlattığımız günden bugüne her geçen gün bir defa 'evet' tırmanışa devam ediyor. Ben meydanların dilini biraz bilirim. Çünkü ömrüm buralarda geçti ve şu anda da meydanlar bunu söylüyor. Kamuoyu araştırmalarımız da yoğun bir şekilde devam ediyor. Oralardan gelen neticeler de bunu gösteriyor. Ben inanıyorum ki bu hafta çok daha belirleyici olacak." değerlendirmesinde bulundu.

Yarın Bursa, ertesi gün Balıkesir, cuma günü Adana ve Hatay, cumartesi günü İstanbul, pazar günü İzmir mitinglerinin olacağını, bu süreçte akşamları televizyon programlarına da katılmaya devam edeceğini aktaran Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım'la İstanbul ve İzmir mitinglerinde beraber olacaklarını bildirdi.

Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de benzer şekilde meydan mitingleri olduğunu belirterek, "Bu haftayı bu şekilde geçirdikten sonra önümüzdeki hafta yine aynı yoğunlukta bu süreci sürdüreceğiz ve bu son iki hafta inanıyorum ki 'evet' tırmanışını daha da arttırarak devam ettirecektir. Çünkü artık çığ haline geldi kartopu ve büyüyerek devam ediyor." diye konuştu.

- "ASIL UYGULAMA ŞÜPHESİZ Kİ 2019 SEÇİMİYLE BERABER OLACAK"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı zamanda bayanlarla, sanatçılarla, gençlerle farklı toplantılarda bir araya gelindiğini, Bakanların sahada çalışmalarını sürdürdüğünü söyleyerek, şunları kaydetti:

"Temenni ediyorum ki milletimizin, vatanımızın aydınlık yarınları için 16 Nisan inşallah bir milat olacaktır ve bu miladı milletimiz özellikle de en kısa zamanda görmeye başlayacaktır. Çünkü bir şey karıştırılıyor, o da karıştırılmamalı, yani 17 Nisan'dan itibaren Türkiye'de anayasa değişikliği tümüyle uygulamaya girmeyecek. Sadece birkaç maddesi uygulamaya girecek. Asıl uygulama şüphesiz ki 2019 seçimiyle beraber olacak. 2019 seçiminden sonra inşallah şu anda geçen paket uygulamaya girecek."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Neden 2019 seçimi beklensin?" şeklinde yorumların yapıldığının anımsatılması üzerine, "Şu anda bu konudaki teklif, özellikle iktidar partisiyle beraber hareket eden Milliyetçi Hareket Partisi'nin müşterek kararlarıyla olur. Gerçi iktidar partisinin oyu da buna yetiyor ama bunu defaatle Başbakanımız da söyledi, 'Biz erken seçim falan kesinlikle düşünmüyoruz' dedi. Erken seçim düşünülmediğine göre böyle bir şey de gündemde değildir." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimi aynı gün olacak ve ülke kendine hedefler belirleyecek. Biz 5 sene sonra şu gün, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimini yapacağız. Bu bir istikrar hedefidir. Çünkü bizim iki sihirli kavramımız var, istikrar ve güven. Şimdi bununla biz bu istikrar ve güveni yakalayacağız." dedi.

Erdoğan, anayasa değişikliğinin içeriğine dair tartışmalarda yer alan "tek adamlık" kavramına ilişkin bir soru üzerine, "Tek adamlık kavramı burada bir defa çok çirkin. Bunlar da yaklaşımlarını yaparken çok çirkin yapıyorlar. Bir defa burada tek adamlık diye bir şey söz konusu değil." diye konuştu.

Bu konuda "Yasama organını kaldırıyorlar" şeklinde yanlış bir yaklaşım olduğunu belirten Erdoğan, aksine milletvekili sayısının 550'den 600'e çıktığını vurguladı.

Ayrıca yasama organının şu ana kadar Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'na herhangi bir aday atama yetkisi yokken şimdi 7 üyeyi atayacağına dikkati çeken Erdoğan, "Hemen yürürlüğe girecek olanlardan bir tanesi bu. Cumhurbaşkanı ne atıyor? Cumhurbaşkanı 4 tane atıyor. Diğer 2 ise birisi zaten Adalet Bakanı, birisi de müsteşar o zaten var, hükümette olan bir şey." değerlendirmesini yaptı.

Anayasa Mahkemesi'nde yapılacak düzenlemeye de değinen Erdoğan, Anayasa Mahkemesi'ndeki üye sayısının düşme nedeninin askeri üyelerin emekliliği gelince ayrılmalarından kaynaklanacağını, askeri yargının kalkıp, artık her şeyin sivil yargıda olacağını aktardı.

- "DAHA KUCAKLAYICI BİR SÜRECİ BU DÜZENLEME GETİRİYOR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni sistem ile bu alanda yapılacak değişikleri tablo aracılığıyla göstererek, şöyle devam etti:

"Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun oluşumunda 2010 öncesi üye sayısı 7 asıl idi. 5 asıl cumhurbaşkanı tarafındandı. Adalet Bakanı ve müsteşar 2 idi. Ne yapıyor? 7, 7 toplam 14. Şu andaki durum 21 asıl, 7 yedek var. Cumhurbaşkanı 4 tane atıyor. Adalet Bakanı ve müsteşar 2, Adalet Akademisi 1, sayı toplamda 28. Yeni dönemde durum üye sayısı 13'e çıkıyor ama meclis 7 üye atayacak. Cumhurbaşkanı 4 üye atayacak buna ilave bir de Adalet Bakanıyla müsteşar var. Peki burada en önemli olan nedir? Türkiye Büyük Millet Meclisi bundan önce atama yapamıyordu. İlk defa şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi 7 üye atayacak. Yeni bir süreci, daha kuşatıcı, daha kucaklayıcı bir süreci bu düzenleme getiriyor."

Anayasa Mahkemesinde de 2010 öncesi üye sayısının 11 asıldan oluştuğunu ve cumhurbaşkanının bu 11 asıl üyenin atamasını gerçekleştirdiğini anlatan Erdoğan, 2010 sonrası sayının 17 olduğunu ve cumhurbaşkanının 14, TBMM'nin ise 3 atama yaptığını anımsattı.

Erdoğan, yeni düzenleme ile üye sayısının 15'e düşeceğini, 3 tanesini TBMM'nin 12 tanesini de cumhurbaşkanının atayacağını söyledi.

"Şimdi niye hala Meclis bu işin içinde yok diyorsunuz? Meclis var bu işin içinde" diyen Erdoğan, Meclisin görevinin bununla sınırlı kalmadığını, tüm yasaları yapma yetkisinin parlamentoya ait olacağını vurguladı.

Cumhurbaşkanının sadece Bütçe Kanunu ile ilgili yetkisi olacağına işaret eden Erdoğan, reddetmesi halinde ise bir önceki yılın bütçesinin TEFE/TÜFE veya başka bir ayarlama ile düzenleneceğini, ülkenin bütçesiz kalmadan yoluna devam edeceğini aktardı.

Erdoğan, "Olay bu. Yasama organı nasıl yok dersin? 'Yasama organını fesih' diyor iki de bir. Bir defa fesih diye bir olay olmaz. Yok böyle bir şey. Ne olabilir? Mesela seçimlerin yenilenmesi gibi bir durum meydana geldi. Eğer cumhurbaşkanı böyle bir yola tevessül edecek olursa ki bu pek de öyle akıl karı bir iş değil. Böyle bir şey olması halinde Meclisle Cumhurbaşkanlığı seçimi ne oluyor? Aynı anda yapılıyor. Kendisi de seçime girecek. Aynı şekilde Meclis de seçime girmiş olacak. Herkes bunu kolay kolay istemez. Dünyada bunun pek benzeri yok." ifadelerini kullandı.

- "SEÇİMİN OLDUĞU YERDE TEK ADAMLIK OLMAZ"

Bu süreçte denetim mekanizması itibarıyla Meclisin bugünkü durumuna göre çok daha farklı bir konuma geleceğine de dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

"Örneğin, şu anda biliyorsunuz cumhurbaşkanı ancak ihaneti vataniyeden yargılanabiliyor. Fakat yeni dönemde kişisel suçlar sebebiyle de parlamentodaki belli çoğunluklarla Yüce Divana kadar cumhurbaşkanı götürülebilir. Kim güçlü? Parlamento güçlü. Nerede kaldı tek adamlık. Böyle tek adamlık olur mu? Sen tek adamı nasıl yargılarsın veya Yüce Divana nasıl sevk edersin? Şu anda cumhurbaşkanı sadece vatana ihanetten sevk edilebilirken, kişisel suçlar sebebiyle parlamentodaki belli çoğunluklarla hakkında davaya götüren yollar açılabiliyor. Şu da çok açık ve net ortada, seçimin olduğu yerde tek adamlık olmaz. Şu anda seçim var mı ülkemizde? Bundan sonrada olacak mı? Burada tek adamlık olmaz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki seçimin bir arada yapılmasının nedeninin sorulması üzerine de şunları kaydetti:

"Bunun en önemli sebebi şu, bir defa bizim çok seri bir üretim içerisinde olmamız lazım. Öyle anlar olmuştur ki aynı yıl içerisinde belediye seçimi, parlamento seçimi, cumhurbaşkanlığı seçimi olmuştur. Bu uzun aralıklarla da bir arada olsa aynı yıl içerisine bunların tesadüf ettiği yıllar olmuştur. Şimdi bununla birlikte ne olacak? Parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimi aynı gün olacak ve ülke kendine hedefler belirleyecek. Biz 5 sene sonra şu gün, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimini yapacağız. Bu bir istikrar hedefidir. Çünkü bizim iki sihirli kavramımız var, istikrar ve güven. Şimdi bununla biz bu istikrar ve güveni yakalayacağız."

Vatandaşın sadece iki sandıkta oy kullanacağının altını çizen Erdoğan, aynı günün akşamı vatandaşın hem parlamentoyu hem de cumhurbaşkanını göreceğini söyledi.

"Halk cumhurbaşkanına tepkiliyse seçim kartı da elinde yoksa nasıl tepkisini dile getirecek?" şeklindeki eleştirilerin hatırlatılması üzerine ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Şimdi normal zamanda da cumhurbaşkanı için, başbakan için, hükümetler için aynı tepkiler konulabilir. Ama yeni bir seçime gidebilmenin şartları var. Cumhurbaşkanlığında da yine aynı şekilde yeni bir seçime gidebilmenin şartı var. Nedir o? 5 seneyi bekleyeceksin. 5 senede bir bu yapılabilir veya parlamento böyle bir imkana sahipse, parlamento böyle bir adımı Cumhurbaşkanı ile görüşerek belki atma yoluna gidebilir ama şu anda istikrar için böyle bir yol yok. Çünkü istikrarın zaten ön şartı, siz hedeflerinizi ona göre koyacaksınız. İşadamları hedeflerini buna göre koyacak."

- "16 NİSAN ASLINDA TÜRKİYE'DE İŞ DÜNYASININ KADERİNİ İLGİLENDİREN BİR SEÇİMDİR"

Ülkede sık aralıklarla seçimlerin yapıldığını anımsatan Erdoğan, bu şekilde iş adamların rahatlıkla yatırım yapamayacağını aktardı.

Yurt dışından Türkiye'ye gayrisafi hasılanın girişinin ortalamasının yıllık 1 milyar dolar olduğunu anımsatan Erdoğan, "Biz geldik grafik yükselmeye başladı. Mesela benim başbakanlığım döneminde bir yıl aklımda kaldığı kadarıyla 22 buçuk milyar dolara kadar çıktık. Bu dönemde de yine geçen yıl yanılmıyorsam 12 buçuk milyar dolar gibi bir rakamı yakaladık. Ama ondan bir yıl önce 16,5 milyar dolardı, bunu yakaladık. Bu bir şey gösteriyor. Şimdi güveniyor, yurt dışından gelen sermaye de güveniyor." dedi.

Yurt dışı seyahatlerinde kendisine "Seçim var mı?" sorusunun yöneltildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hayır, seçim falan yok. Bizim seçimin tarihi belli. Şimdi diyelim ki seçim 2019'un kasımında. Bunu gördüğü zaman yurt dışı sermaye 2019 kasımına kadar ne yapacak? Gelecek, yatırımı için bütün planlamasını yapacak, adımını da ona göre atacak. 16 Nisan aslında Türkiye'de iş dünyasının kaderini ilgilendiren bir seçimdir. İş dünyası bu konuda çok hassas davranmak zorundadır. Yatırımı yapan sensin. Ben siyasetçi olarak senin önünü açmaya çalışıyorum. Bugüne kadar da takoz olmadık, hep ön açtık." şeklinde konuştu.

Erdoğan, iş adamlarının terörden dolayı Güneydoğu'ya yatırım yapmadıklarını da hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Son Diyarbakır seyahatimde bu havayı gördüm. Ben şimdi 15-20 sene önceki Diyarbakır'ı düşünüyorum, şimdi bakıyorum modern bir Diyarbakır var. Bu modern Diyarbakır'ı biz inşa ettik. PKK destekli birileri değil. Şimdi bu yeni kentsel dönüşüm, değişimlerle beraber o bombalanan çukurların, hendeklerin açıldığı yerlerde elden geçiyor şimdi. Oralarda bittiği andan itibaren çok daha farklı bir hale gelecek."

BİZE ULAŞIN