Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bilseydim davet etmezdim

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kral FM ve TRT ortak radyo yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.TRT radyoları, yerel radyolar ve Kral FM'in ortak canlı yayınında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun 15 Temmuz gecesi havaalanındaki görüntülerini yorumladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bilseydim davet etmezdim

Kılıçdaroğlu'nun çıkışına izin verilmesi için yürütülen telefon trafiğine ve kimsenin çıkışına izin verilmezken Kılıçdaroğlu'nun rahat şekilde çıkmasına işaret eden Erdoğan, "Orada bir görüşme söz konusu. Darbecilerle temasta bulunuyorlar. Hadi sen gidebilirsin diye ona yol veriyorlar. 7 Ağustos'ta Yenikapı buluşması yapıyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'yi davet edin diyorum. Havalimanında darbecilerle iletişim kurduğunu bilseydim davet etmezdim. Darbecilerle anlaşmış olan birini nasıl davet ederim?" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Herkesin dürüst olması lazım. Yalan konuşmayacak. Yalanın da bir sermayesi var. Onun için ben bu 16 Nisan'ı inşallah yalanların tamamen ayak altına alındığı ama hakikatin yine zirve yaptığı gün olarak görüyorum." dedi.

Erdoğan, Kral FM, TRT FM ve bazı yerel radyoların ortak yayınında "Gezegen Mehmet"in gündeme ilişkin sorularını cevapladı.

"Radyoda farklı bir mecradasınız. Televizyonlardan çok uzak, sıcak bir ortamdasınız. Sizin için radyo ne anlam ifade ediyor?" sorusu üzerine Erdoğan, radyonun olmazsa olmaz bir özelliğinin bulunduğunu söyledi.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN SABAH'IN MANŞETİYLE YÜKLENDİ

Radyonun eskiden sadece evde ağırlıklı dinlendiğini, şimdi ise araçlarda daha hakim bir arkadaş olduğunu ifade eden Erdoğan, evlerde televizyonun ön aldığını, bunda Türkiye'nin refah düzeyinin artmasının etkili olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, araçlarda radyodan sadece şoförün istifade etmediğini, yolcuların da radyo dinlediğini anlatarak, "Radyonun yol arkadaşı olması büyük bir özellik arz ediyor. Bunun yanında evlerde kısmen de olsa yine bir arkadaş olarak var. Cep telefonlarından da dinlenmek üzere radyo dinleme artıyor." diye konuştu.

Gezegen Mehmet'in, "Bir radyo anınız var mı hatırladığınız?" sorusu üzerine Erdoğan, ortak anılarının olduğunu dile getirdi.

İŞTE YENİKAPI RUHU BU

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Pınarhisar Cezaevi'ne gitmeden önce evinden Kral FM'e bağlandığını anımsatan Gezegen Mehmet, Erdoğan'ın o gün bağlanarak yaptığı konuşmayı dinletti.

- "AŞK İLE KOŞAN YORULMAZ"

Dinledikleri konuşmayı 18 yıl önce Mart ayında yaptığını, nereden nereye gelindiğini anlatan Erdoğan, "Cezaevine giderken Türkiye ile ilgili hayalleriniz var. Hiç mi karamsarlığa, umutsuzluğa kapılmadınız o anda?" sorusu üzerine, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Karamsarlık diye bir şey eğer hayatıma sinmiş olsaydı zaten bu noktalara gelmemiz mümkün olmazdı. İnanmış insanlar için bir defa karamsarlık olamaz. Biz inanmışız, azmetmişiz ve bu yola da öyle girmişiz. Aşk ile koşan yorulmaz. Böyle koşuyoruz, böyle de yorulmak mümkün değil. Biz özellikle şuna inanmışız. Halka hizmet Hakk'a hizmettir. Buna inandığımız için bu yolda belediye başkanlığımızdan bu yana bu şekilde yürüdük. Seninle beraber Kazlıçeşme'de Ahmet Kaya'nın olduğu geceyi hatırla. Bir milyona yakın insan o gece oradaydı. Bir milyona yakın insan bizi niye orada yalnız bırakmadı? Cezaevine gidiyoruz ve milletimiz bizimle beraber. Düşünün o zaman İstanbul'un nüfusu 8 milyon. 8'in biri orada. Böyle bir gün yaşadık orada. Herkes ayakta."

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN İZMİR FOTOĞRAFI GÜNÜN KARESİ OLDU!

Programda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, 1998 yılında Pınarhisar Cezaevi'ne girmeden önce sanatçı Ahmet Kaya'nın da katıldığı Kazlıçeşmede'ki 75. Yıl Cumhuriyet Konseri'nde yaptığı konuşma da dinletildi.

- "DURUP DURURKEN İNSANLAR SİZİ SEVMEZ"

Recep Tayyip Erdoğan, "Cezaevine girmeden önce bir milyon kişi toplandı. O gün kimse slogan da bilmiyor, parti, bayrak yok, sadece Türk bayrakları, ülkücüler, sağcılar, solcular, herkes orada. Sadece 'En büyük başkan bizim başkan.' diyorlar. O tabloyu görünce ne hissettiniz?" şeklindeki soruyu da şöyle yanıtladı:

"7 Ağustos'taki Yenikapı ruhu var ya adeta bu Yenikapı ruhunun yeniden ayağa kalkışı. Allah'a hamdolsun, demek ki bir sevgi, muhabbet var. O 4,5 yıl içinde yapılanlar İstanbul'da meyvesini vermiş. Durup dururken insanlar sizi sevmez. Bir hizmet var ki... Çünkü İstanbul ciddi bir badireden çıktı. O CHP belediye başkanlığının İstanbul'a getirdiği susuzluğu, çöp dağlarının İstanbul halkına yaşattıklarını, hava kirliliğini İstanbul halkının unutması mümkün mü? Birileri çıkıyor, 'CHP bizi çağdışılıktan kurtaracak.' diyor. İstanbul şu anda çağdışılık mı yaşıyor? İnsaf et. Göz var, görmüyor, kulak var, duymuyor, dil var, hakikati söylemiyor, kalpler mühürlenmiş. Şimdi 94 öncesi İstanbul'u ve Türkiye'yi düşün.

HAYDİ GEL, KİMİ DENİZE DÖKÜYORSUN GÖRELİM...

Bir de 94 sonrası Türkiye'yi ve İstanbul'u getirdiğimiz yeri düşün. A'dan Z'ye, eğitim, sağlık, adalet, emniyet, ulaşım, enerji, gıda, tarım, savunma sanayisinde getirdiğimiz yere bakalım. Herkesin dürüst olması lazım. Yalan konuşmayacak. Yalanın da bir sermayesi var. Onun için ben bu 16 Nisan'ı inşallah yalanların tamamen ayak altına alındığı ama hakikatin yine zirve yaptığı gün olarak görüyorum."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ben Tayyip Erdoğan olarak kendime bir sistem istemiyorum ki benim böyle bir derdim yok. 'Bu ülkenin geleceğini kurtaracak bir sistemi inşa edelim.' diyorum. Niye? Ben faniyim, ben baki değilim ki ama sistemler bakidir. Bizim derdimiz burada bu." dedi.

Erdoğan, Kral FM, TRT FM ve bazı yerel radyoların ortak yayınında Gezegen Mehmet'in gündeme ilişkin sorularını cevapladı.

"Zaman zaman diyorlar ki: 'Tayyip Erdoğan yapacaksa, AK Parti yapacaksa biz sürünmeye razıyız. Ülke batsın ama bunlardan kurtulalım.' Bu zihniyeti nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine Erdoğan, "Bu zihniyet, değerlendirmeye tabii bir zihniyet değil ki." yanıtını verdi.

"Ülkesinin batmasını kalkıp da böyle bir yanlış mantıkla izah edenlere ne denebilir ki?" ifadelerini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bunlar tam kör. 'Ülke batsın ama Erdoğan olmasın.' Bu, ne menem bir yaklaşım? Bunun insani bir yanı, vicdani bir yanı olur mu? Ülkesinin batmasını istiyor ama tüm millete, tüm vatana hizmet edenin de yok olmasını istiyor. Bu, tamamen faşizan bir mantığın tezahürüdür. Bu faşizan baskılara, bu faşizan anlayışlara bu ülkeyi asla terk edemeyiz, Zaten bunlardan bu ülkeyi zor temizledik. Tekrar bunu yaşamak mümkün değil. Bunları ancak açarız ellerimizi, 'Allah bunları ıslah etsin.' deriz. Onun için ne diyoruz ikide bir? 'Milli irade'. Bunlar bir de üstelik 'Biz Atatürk'ün partisiyiz, biz Atatürkçüyüz.' diyorlar. Peki Atatürk ne diyor? 'Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.' diyor. Niye millete saygınız yok? Hem böyle diyeceksin hem millete saygın olmayacak. Seversin, sevmezsin. Bu millete efendilik yoktur. Bu millete hizmetkarlık vardır. Biz, bu milletin efendisi olmadık, bugüne kadar hep hizmetkarı olduk. "

ERDOĞAN: EMNİYET TEŞKİLATI HALKIMIZ İÇİN ŞEFKAT KAPISIDIR

Hizmetlerde hiçbir ayrım yapmadıklarını belirten Erdoğan, "780 bin kilometrekarede hizmetlerimiz var, 80 milyona hizmetlerimiz var. Bizi tanımlayanlar ancak böyle tanımlayabilir, başka türlü tanımlayamaz." dedi.

Erdoğan, "Bize düşman olanlar kim? Bizi sevenler kim?" sorularının cevabı bulunduğunda doğruyu bulacaklarını ifade etti.

"Size düşman olanlar kim?" sorusuna karşılık Erdoğan, "Siz demin söylediniz. Şu anda o ifadeyi kullananlar, 'Tayyip Erdoğan yeter ki olmasın, ülke batsın.', bu zihniyette olan kim varsa bunlar bize düşman." yanıtını verdi.

"Sizi sevenler kim?" sorusu üzerine de Erdoğan, "Ülkemizde taş üstüne taş koyan bizim sevdiğimiz insanlardır." değerlendirmesinde bulundu.

- "BUNLAR OLUYOR, NORMAL AMA ŞİMDİ BÖYLE BİR TEKLİFLE BİZ GELİNCE NORMAL DEĞİL, ANORMAL..."

"Kılıçdaroğlu diyor ki: 'Bu yetkileri, 18 maddelik anayasa geçsin, tamam. Sayın Erdoğan var olduğu sürece kullansın, ondan sonra geri devretsin. Biz Sayın Erdoğan'ın bu yetkileri kullanmasına karşı değiliz. Kendisi kullanabilir ama kendisinden sonra bu yetkileri devretsin.' gibi açıklaması oldu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu yöneltilen Erdoğan, "Bu, bir defa anayasal bir sistemde, bir hukuk devletinde çok saçma sapan." dedi.

"Sizden o da memnun galiba anladığım kadarıyla." şeklindeki değerlendirme üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:

"Memnun olur veya olmaz, o ayrı bir konu da bu teklif bir defa saçma sapan bir teklif. Ben Tayyip Erdoğan olarak kendime bir sistem istemiyorum ki benim böyle bir derdim yok. 'Bu ülkenin geleceğini kurtaracak bir sistemi inşa edelim.' diyorum. Niye? Ben faniyim, ben baki değilim ki ama sistemler bakidir. Bizim derdimiz burada bu.

Sayın Kılıçdaroğlu'nun öyle lafları var ki ne ipe gelir, ne sapa gelir. İki de bir mesela tek adamlıktan bahsediyor. İki de bir tarafsız olmaktan bahsediyor. Mesela hem parti genel başkanı hem cumhurbaşkanı olmak, bunun doğru olmadığından, nasıl tarafsız olacak, bunlardan bahsediyor. Şimdi bunlardan bahseden bir kişiye ben ancak şunu söylerim.

Örneğin, Gazi Mustafa Kemal, Cumhuriyet Halk Partisinin genel başkanı değil miydi? Yakasında Halk Partisinin genişçe altı okuyla çıkar konuşurdu ama aynı zamanda da cumhurbaşkanıydı. İsmet İnönü, partinin genel başkanı değil miydi? Aynı zamanda da cumhurbaşkanı idi. Peki sen bu tarihini bilmiyor musun? Bunlar oluyor, normal ama şimdi böyle bir teklifle biz gelince normal değil, anormal...

Şu anda başbakanları düşünün, başbakan, o da yürütmenin başı değil mi? Hem parti genel başkanı hem de başbakan, icracı değil mi? Ne oluyor? Tarafgir mi? Hayır. Yapılan bütün hizmetlere baktığınızda ben de başbakanlığım döneminde hizmetimi yaparken ülkemin bir yerini bir kenara atıp bir yerini mi ihya ettim veya filanca partililerin yoğun olduğu yeri bırakıp kendi partililerimizin olduğu yere mi yatırım yaptık? Biz 780 bin kilometrekareye yatırım yaptık. Hiçbir ayırım, tefrik yapmadan bu adımları attık."

- "ARTIK TEPEDE KAVGA OLMAYACAK"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldiklerinde ülkedeki üniversite sayısının 75 olduğunu ama şu anda 181 üniversite bulunduğuna işaret etti.

Hakkari, Iğdır, Ağrı, Kars ve Siirt'te üniversite kurulduğunu dile getiren Erdoğan, "Buralar ihmal edilmiş yerlerdi. Niye bizden öncekiler buralara hiç gelmediler? Buraları ayırıma tabi tutmadık." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, ilk, orta ve lise kademelerinde de çok ciddi yatırımlarla 270 bin derslik yaptıklarını belirterek, yatırımlardan ihmal edilmiş bölgelerin de nasibini aldığını vurguladı.

Sağlık, adalet, emniyette de aynı hizmetleri yaptıklarını, 14 yılda mevcut yollara 19 bin kilometre bölünmüş yol ilave ettiklerini, 25 havaalanını 59'a çıkardıklarını anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kimin aklına gelirdi, 'Hakkari'ye havaalanı yapılsın' diye? Hakkari'de havaalanı var. Bu, neyi gösteriyor? Ayrımcılık yapmamışız, taraf tutmamışız. Cumhurbaşkanlığında da bir defa serzenişte bulunuyor Sayın Kılıçdaroğlu. Yani başbakan başka partiden, cumhurbaşkanı başka partiden olunca durum ne olur? Aynı zihniyetten olanı gördük biz. Sezer, rahmetli Ecevit...Yüzüne anayasa kitapçığını fırlattı. Ne oldu? Ama bu Gazi Mustafa Kemal ile İnönü arasında da oldu. Demek ki bu, işi çözmüyor. Oldu ama biz diyoruz ki bu ortadan kalksın, bu birlikteliği getirelim diye şimdi biz bu adımı atıyoruz ve bu adımı attığımız andan itibaren artık tepede kavga olmayacak.

Aynı bir tespihin tepesinde ne var? İmame var. O imamenin görevi nedir? O 99 taneyi tek merkezde toplamak, orada toplar. O koparsa her şey dağılır."

- "GELECEK, İHTİMALLER ÜZERİNE İNŞA EDİLMEZ"

"Tartışılan şey aslında size karşı değil de hep şu söyleniyor: 'Tayyip Erdoğan'dan sonra ne olacak, bu yetkiler, bu güç, bu kudret acaba başkasının eline geçerse? Herkesin ortak fikri şu: Tayyip Erdoğan gibi bir lider 100 yılda bir gelir. Her zaman karşımıza böyle bir liderlik çıkmayacağına göre, sizden sonra gelen kişi kötü niyetli olursa? Siz riskleri çok seviyorsunuz. Riskler alarak buraya geldiniz." sözleri üzerine Erdoğan, geleceğin ihtimaller üzerine inşa edilmeyeceğini vurguladı.

Erdoğan, "Onun için biz ne yapıyoruz? Faniler üzerine değil, diyoruz ki 'Sistem üzerine inşa edelim.' Onun için bu sistemin değişmesi lazım. Buraya zaten oradan geldik." değerlendirmesinde bulundu.

"Hiç riski yok mu?" sorusu üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:

"Riski olmayan şey hayatta olur mu? Her şeyin, ticaret risktir, siyaset risktir, yaşam risktir. Riski olmayan hiçbir şey yoktur ama risk paylaşıldıkça azalır. Eğer risk alabiliyorsanız o zaman da güç katarsınız fakat bir şeyi göreceğiz. Eğer bu sistemi hakikaten inşallah 16 Nisan'da milletimiz kalkar da geçirdiği takdirde, milletimizin bu sistemde ittifak etmesi, oy çokluğu ile olacak tabii bu, başka türlü olmayacak. Beğenen olacak, beğenmeyen olacak ama buna milletçe saygı duyacağız. Ve saygı duyduğumuz takdirde millet de bu yeni sistemine ne yapacak? Sahip çıkacak.

Sonra kaldı ki burada bir şey daha var. Bu, Tayyip Erdoğan meselesi değil. Hep söylüyorum, 16'sına kadar benim elimde bir belge var mı? 2019'a kadar elimde bir belge var mı? 'İşte sürekli de bunu gündeme getirmeyin...' Kardeşim niye getirmeyim? Ben Rabbimin bize emrettiği şekliyle hayatı yaşıyorum. Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünyaya, her an ölecekmiş gibi ebedi aleme hazırlığımızı yapmamız lazım. Her an ölebiliriz ama hiç ölmeyecekmişiz gibi de şu anda bulunduğumuz makamda hizmetlerimizi sürdürürüz.

Yarın nasıl bir hizmet üzerimize terettüp eder, onu bilemem, ona göre buna devam ederiz. Kaldı ki 2019 seçiminde benim aday olup olmayacağım, bunlar kesinleşmiş şeyler değil. Parti milletvekilleri, aday olarak teklif edebilir veya dışarıdan 100 bin seçmen, seçim zamanı gelince, onların oyuyla bu teklifler olabilir, başka isimler olabilir, şu olur, bu olur, vesaire… Bu teklifler yapılabilir. Tablo böyle olduğuna göre, biz milletimizin bu noktadaki idrakine, irfanına saygı duyacağız. Ve asla kişilerle de bir ülkenin geleceğini bağımlı kılmayacağız."

Bugün dünyadaki en güçlü ülkelerin düşünülmesi gerektiğine dikkati çeken Erdoğan, "Amerika'yı alın, bakıyorsun, '4+4' diyor. İşte Clinton geldi, diyelim ki Bush geldi, işte baba Bush geldi, işte bunlar arka arkaya geldiler, işte en son Obama geldi. Bakın Obama da ki bunlar 4+4 yaptılar. Şimdi Trump geldi, şimdi Trump'a karşı takınılan tavırlar ortada. Tabii bu süreç nasıl gider bilemem. Aynı şey mesela Rusya'da bakıyorsunuz, bir dönem Putin arka arkaya işi götürdü. Ondan sonra Medvedev geldi, Medvedev'den sonra tekrar Putin aldı. İşte şimdi yasal bazı düzenlemelerle, daha uzun bir süreci orada yönetim olarak ele almayı planlıyorlar vesaire… Bütün bunlar önümüzdeki örnekler ama biz farklıyız, biz Türkiye'yiz, Türkiye olarak biz de ne yaptık, '5+5' dedik ama seçilebilmek için de yüzde 50 artı 1 oy alacaksın." şeklinde konuştu.

"Bunun için Kılıçdaroğlu niye rahatsız oluyor?" diyen Erdoğan, "Rahatsız olmasın. Biz onun ianesine, lütfuna da öyle bir şey talep etmedik. Kılıçdaroğlu, madem bu kadar başarılı bir yönetici, inşallah aday olur, yüzde 50 artı 1'i o alır, bu ülkeyi de o yönetir. Yani kalkıp, 'Alsın Erdoğan, bunu yönetsin ama işte 2019 geldiğinde bunlardan vazgeçsin.' Ya şu anda zaten biz 2019'a kadar kalkıp da getirdiğimiz bu 18 maddeyi uygulamaya koymuyoruz ki. Bunun içinde birkaç madde uygulamaya girecek. Diğerleri ne zaman uygulamaya girecek? Kasım 2019'da seçilecek olan başkanla birlikte onlar uygulamaya girecek. 18 maddeyi okumamış. Bu soru böyle sorulmaz. Tayyip Erdoğan yeni maddelerle bu süreci yönetmeyecek." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun bu çalışmalar yürütülürken katılmadığını, hep çekildiğini, hep geri durduğunu ve yapıcı olmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Fesih yetkisi diye bir şey söz konusu değil. Yeniden seçim söz konusu. Yeniden seçim kararı da aynı şekilde parlamento buna uyarsa olur, uymadığı takdirde bu da olmaz. Bu ise mevcut cumhurbaşkanının yeniden aday olması anlamında değildir. O zaten ikinci defa seçildiği için durumunu bitirmiş oluyor. Şu anda bu metnin içerisinde böyle bir şey yok." değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan, Kral FM, TRT FM ve bazı yerel radyoların ortak yayınında Gezegen Mehmet'in gündeme ilişkin sorularını cevapladı.

Milletin, 16 Nisan Pazar akşamı bu ülkede yeni bir değişim dönüşüm sürecini iktidara taşıyacağına inandığını belirten Erdoğan, bu ülkede şu anda bir cumhurbaşkanı ve yönetimin patinaj yaptığını, çift başlılık bulunduğunu, çift başlılığın ortadan kalkması gerektiğini ifade etti.

"Ben damdan düşen birisiyim, damdan düşen birisi olarak bunu söylüyorum." diyen Erdoğan, tüm yetkilerin bir kişinin elinde toplanmasının söz konusu olmadığını söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Bir gece yatarsınız sabah kalkarsınız lokantalar, muhtarlıklar kapatılmış." sözlerini eleştiren Erdoğan, "Böyle bir yetkiniz var mı" sorusuna, "Olur mu öyle şey. Böyle bir yetki anayasa verirse olur. Ne anayasanın ne yasaların cumhurbaşkanına vermiş olduğu böyle bir yetki yok." yanıtını verdi.

Bunların hiçbirinin kararnameye tabi olmadığını ifade eden Erdoğan, hukuk devletinin içerisinde anayasayla, yasalarla yapılanlar olduğunu, bunların girmediği yerde, hakkında herhangi bir madde konulmayan bir konuda cumhurbaşkanının kararname çıkarması halinde, bu kararnamenin yasama organı tarafından gerekirse iptal edilebileceğini aktardı.

Hayırcıların, "Yargıyı kendisine bağlıyor. Tek bir noktadan yönetecek kimseye sormadan" iddialarının hatırlatılması üzerine Erdoğan, TBMM'nin mevcut anayasaya göre HSYK'ya üye seçemediğini belirtti.

Erdoğan, cumhurbaşkanının HSYK üyelerinin tamamını atayamadığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şimdi getirdiğimiz ne? Şimdi üye sayısı 13'e düşüyor fakat TBMM'den bugüne kadar kimse gelmezken şimdi 7 kişi geliyor. Bu 7 kişi, 5'te 3 parlamento çoğunluğuna tabi. Onunla seçilerek geliyor. Bu parlamentoda bir uzlaşmayı gerektiriyor. Bir uzlaşma neticesinde parlamentodan gelecek isimlerle ki bu isimler sadece yargı mensubu olmayacak. İcabında akademisyenler, avukat olabilir. Bunlardan oluşan bir ekip buradan 5'te 3 ile seçilip gelecek. Cumhurbaşkanı yine 4 kişi atıyor. Değişmiyor. Bu yalan ya. Diyorlar ki, 'hepsini o atıyor.' Rakamlar, tablo ortada." diye konuştu.

Erdoğan, parlamentoda kişilerin iradesine kimsenin ipotek koyma hakkına sahip olmadığına, bunların hepsinin gizli oyla yapıldığına işaret etti.

TBMM'nin 7, cumhurbaşkanının 4, Adalet Bakanı ve müsteşar iki olmak üzere 13 kişinin bu şekilde oluştuğunu söyleyen Erdoğan, "Ama bunların hakimler savcılar kurulu kimlerden oluşuyor bundan bile haberi yok." dedi.

- "YEMİN METNİ AYNI, DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK"

Anayasa Mahkemesinde 2010 öncesinde 11 asıl 4 yedek üye olduğunu hatırlatan Erdoğan, bunların tamamını da cumhurbaşkanının atadığını belirtti.

Erdoğan, 2010 sonrasında ise 17 üyenin bulunduğunu, 3'ünün TBMM'den geldiğini, 14'ünü ise cumhurbaşkanının atadığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim getirdiğimiz yeni öneri, üye sayısı 15'e düşüyor, 2 üye, askeri üyeydi bunlar. Askeri mahkemeler kapatıldığı için emekliliğe kadar kalacaklar. Emeklilik süresi geldiğinde ayrılacaklar. 3 TBMM'den gelecek. Cumhurbaşkanı ise 14 atarken, sayı bu defa burada da 12'ye düşecek. Demek bunların dediği gibi değilmiş. Bunlar derslerini çalışmıyorlar. Görev süreleri de artık 12 yıla düşürülüyor." ifadesini kullandı.

"Partili cumhurbaşkanı sadece AK Partililerin veya kendi partisinin cumhurbaşkanı olacak. Türkiye'nin cumhurbaşkanı olmayacak' iddiaları var. Yemin metni değişecek mi sistem hayata geçerse? Buradan hayırcılara ne dersiniz?" sorusu üzerine ise Erdoğan, şunları söyledi:

"Ders çalışmıyorlar bunlar. Şu işin gündeminde yemin metni yok. Yemin metni aynı, değişen bir şey yok. Şu anda Türkiye'de cumhurbaşkanının hem başbakan hem parti genel başkanı olarak görevi var mı? Böyle bir soru soruyorlar mı? Sormuyorlar. Cumhurbaşkanıyla başbakanı birleştirdiğin zaman tek olduğunda ne fark edecek? Bir cumhurbaşkanı başarılı olabilmesi için gerek cumhurbaşkanı yardımcılarıyla, kabine üyeleriyle ülkede eğer hizmette başarılı olursa ne olacaktır? Halk tarafından sevilecektir. Halkın sevmesi de iki dönem geçerli. 5 artı 5. Üçüncü dönem yok."

"İki dönemin sonunda erken seçime götürürseniz, meclisi feshederseniz iddiaları var. İki dönemin son ayında meclisi feshettiniz, bir dönem daha olma ihtimali var mı?" sorusuna Erdoğan, "Fesih yetkisi diye bir şey söz konusu değil. Yeniden seçim söz konusu. Yeniden seçim kararı da aynı şekilde parlamento buna uyarsa olur, uymadığı takdirde bu da olmaz. Bu ise mevcut cumhurbaşkanının yeniden aday olması anlamında değildir. O zaten ikinci defa seçildiği için durumunu bitirmiş oluyor. Şu anda bu metnin içerisinde böyle bir şey yok." yanıtını verdi.

- "GETİRİLEN ORAN BİR UZLAŞMAYI ÇAĞRIŞTIRIYOR"

"Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlarla ilgili dokunulmazlık olacak, asla yargılanamayacaklar' iddiaları sorulan Erdoğan, "Yalan. Bunlar atıyorlar çamuru 'tutmasa da izi kalır' diyor. Cumhurbaşkanı, nasıl yargılanırsa kişisel suçlardan Cumhurbaşkanının yargılanması yok mu? Aynı şey kabine üyeleri için de geçerlidir. Belli çoğunluklar var. O çoğunluklar meclisten geçtiği anda, aynen onlar da Anayasa Mahkemesine yani Yüce Divan'a hepsi gider." karşılığını verdi.

"Hayırcılar, 'kendi atadıkları yargıçlar bunları asla yargılamaz" diyorlar ne dersiniz?" sorusunu Erdoğan, "Bu tür yalanlara samimi değillerse tabi cevap yetiştirmek mümkün değil. Geçmişte kendileriyle ilgili yaşadığımız şeyler var. Oraları mı dile getirmekle vakit kaybedelim." diye yanıtladı.

Her şeyin bir hukuk devleti içerisinde yasalarla devam ettiğini, hakimlerin savcıların imtihanlardan geçtiğini anlatan Erdoğan, bu atamalarla yola devam edildiğini kaydetti.

TBMM, hakimler savcılar yüksek kuruluna bir tane atama yapamazken ilk defa 7 üyeyi bu dönemde atadığını anlatan Erdoğan, "Bunlara sorduğun zaman vereceği cevap şu, 'Parlamentoda ağırlık, diyelim ki iktidar partisinden yana olduğu için bunların istediği isimler gelecek. Burada bir defa getirilen oran bir uzlaşmayı çağrıştırıyor. O uzlaşmanın içinde sen de yerini al, sen de buraya bir üyeni vermiş olursun. Olay bu kadar basittir."

BİZE ULAŞIN