‘Vatanımda ölür gavur toprağında esir olmam’

15 Temmuz gecesi Marmaris’te yaşanan kritik dakikaları anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan: Otel sahibi arkadaşımız, ‘Hızlı bir yatım var. Sizi yakın adalara götürebilirim’ gibi bir teklif de yaptı. Dedim ki ‘Vatan topraklarında ölmem varken, ben gidip gâvur topraklarında, orada esir hayatı yaşayamam.’

‘Vatanımda ölür gavur toprağında esir olmam’
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, atv, aHaber ve aNews ortak yayınında üniversite öğrencileriyle buluştu. Gençlerin referandum süreci ve cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle ilgili sorularını yanıtlayan Erdoğan, önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, Sultan 2. Abdülhamit döneminde ilk tıp okulu olarak yaptırılan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane binasında faaliyet gösteren Sağlık Bilimleri Üniversitesi'nde gerçekleştirilen programda şunları söyledi:

ŞU ANDA ÇİFT BAŞLILIK VAR: (Tek adam tartışması) Kuvvetler ayrılığı prensibinde yasama yürütme yargı erkleri var. Tek adamlık dediğimiz zaman ne anlaşılır? Yasama, yürütme, yargıyı adeta bir kişi almış yönetiyor. Burada böyle birşey söz konusu değil. Sadece yürütmenin bir kişide toplanması, o da Cumhurbaşkanıdır. Şu anki durumda çift başlılık var. Gazi Mustafa Kemal hem CHP'nin genel başkanı hem de ülkenin Cumhurbaşkanıydı. Aynı şekilde İsmet İnönü... Acaba şu anda "Partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal'dir" diyen Kılıçdaroğlu, onların bu tek adamlığından bahsediyor mu? Hayır.

İKİLEM ORTADAN KALKIYOR: Bu süreçte cumhurbaşkanı-başbakan ikilemi ortadan kalkıyor. Sadece Cumhurbaşkanı olacak. Ama Cumhurbaşkanı'nın altında da bir, iki bilemedin üç kendisine başkan yardımcısı olacak ve bu başkan yardımcılarıyla yürüyecek. Yasama kendi görevini yapacak, yürütme olarak başkan daha güçlü olarak kendi görevini yapacak, yargı da görevini yapacak. Tek adamlık söz konusu değil. Biz kendi adetlerimiz ve örflerimizle kaynaklı olarak hazırlık yapıldı. Biz şimdi geleceğe gidiyoruz. Bu düzenlemeyle yürütme güçlendiriliyor. Bu işin asla tek adamlıkla alakası yok.



KÜRESEL SERMAYE ARTACAK: "Evet" inşallah pazar akşamı çıkacak. Ben buna inanıyorum. Bu "evet" ile birlikte Türkiye'ye olan küresel sermaye, daha da artacak. Hiç bundan endişe duymuyorum. Çünkü biz halkımızı seviyoruz, halkımız da bizi seviyor.

SÖZ VERİP, ADIM ATMADILAR: (Anayasa değişikliği süreci) Türkiye'nin bir anayasaya ihtiyacı olduğu malum. Tüm siyasi partiler meydanlarda millete yeni anayasa sözü verdiler. Yeni anayasa sözü verenler bu konuda bir adım attılar mı? Hayır. 60 madde üzerinde bir yere kadar gelindi fakat son anda baktık ki CHP geri vitese taktı. Hayır dedi. HDP'yi zaten söylememe gerek yok. O dönemde MHP ile bu konuda arkadaşlarımız görüşmeye devam ettiler. Siyasetin uzlaşma boyutunda bunlar yok. Ahlaki olmayan yollara tevessül etmek suretiyle, Türkiye siyasetini kirlettiler. 60 madde paraf edildiği halde bu iş tıkandı. Tıkanınca yeniden seçim süreçleri başladı.

VATANIMDA ÖLÜRÜM: (15 Temmuz gecesi) Otel sahibi arkadaşımız, 'Benim hızlı bir yatım var. Buradan sizi yakın adalara götürebilirim.' gibi bana bir teklif de yaptı. Dedim ki 'Serkan, bak' dedim; 'benim vatan topraklarında ölmem varken, ben gidip gavur topraklarında, orada esir hayatı yaşayamam. Damadım, eşim, kızım, torunlarım hep beraber oradan çıktık ve Dalaman'a ulaştık. Bizden önce meğerse Dalaman'a gelmişler, bizim uçağı incelemişler. Fakat çok ilginç şeyler oluyor. Uçağa girmişler, bakmışlar, çıkmışlar. Bizim bunlardan haberimiz yok. Biz indik, hemen uçağa geçtik, daha sonra öğreniyoruz.



FETO TOKADI YEDİ: Türkiye Cumhurieti Devleti'nden başka devlet ülkemizde yok. Birileri o hevese kapıldılar, işte Feto... Tokadı yedi mi? Yedi. Şimdi hala bazı hülyaları olabilir, oldukça karşılarında inşallah bizleri ve milletimizi bulacaklar.

SÜRPRİZ 16 NİSAN'DAN SONRA: Almanya'nın yaptığı yenilir, yutulur bir şey değil. Almanya teröristlere yataklık yapıyor. Avrupa'da Nazizm hortlamaktadır. Hepsi Türkiye düşmanı. Almanya'dakiler de gereken cevabı alacaklardır. AB ile ilgili 16 Nisan'dan sonra değerlendirmemizi yapacağız, karar vereceğiz. AB noktasında 14 yıl önce çok farklı kanaatteydim. Ancak Batı samimi değil. Hollanda, Avusturya, İsviçre'de yapılanları gördünüz. Gerçi bundan dolayı da memnunum. Propagandanın iyisi, kötüsü olmaz. Sürprizi 16 Nisan'dan sonra açıklayacağım. AB konusu kesinlikle masaya yatırılmalıdır.

DARBECİLERLE NE KONUŞTUNUZ?
(Darbe girişimi gecesi) Yanımıza arkadaşlar geldi, 11,5 gibi dediler bana, Kılıçdaroğlu VIP'den geldi ve bir yere gitti dediler, onlar da bilmiyorlar. Tabii biz bunları sonra öğreniyoruz. Bak şimdi çok daha enteresan görüntüler çıktı. O esnada meğerse tankların önüne gelen o ışıldaklı araçla darbecilerle orada konuşuyorlar ve darbecilerle ne konuştunuz, ne görüştünüz? 12 dakika telefon görüşmesi var, ne görüştün?
Niye kaçıp gittin? Orada bak on binlerce insan var, sen de onların arasına karışsaydın. Bu iş kürek işi değil, yürek işi. Çekti, gitti. Dedim ya yalan bunda diz boyu. Ben zaten buna diyorum, bu yalan makinesi. İşte görüntü ortada. İspat burada, delil burada. CHP'nin çok çabuk bundan kurtulması lazım. 16 Nisan bunun işareti.



BATI'YI DA KUDURTAN BU
(Sağlıkta gelinen nokta) İsteyen istediği hastaneye gider. İlaç noktasında kimsenin bir sorunu yok, istediği eczaneden gider ilacını alır. Şimdi daha da ileri gittik. Dedik ki kanserde bile ithal ilaçlara ödenen para noktasında bu konuda da bence vatandaşlarımıza yardımcı olalım, bunun dahi bedelini devlet olarak ödeyelim. Şu anda geldiğimiz nokta sağlıkta bu. Eskiden köpeklerin çektiği kızaklar üzerinde hastalar getiriliyordu.
Şimdi biz paletli ambulanslarla dağlara tırmanıyoruz kar kışta, hatta şimdi bizim helikopter ambulanslarımız var, jet ambulanslarımız var. Bunlar modern bir ülkenin hamdolsun yakalamış olduğu bir hedeftir. Türkiye şu anda bu hedefi yakalamıştır. Batı'yı zaten kıskandıran, Batı'yı sinirlendiren, kusura bakmayın kudurtan bu.
BİZE ULAŞIN