İstanbul Valisi Vasip Şahin, 15 Temmuz gecesini Sabah'a anlattı

İstanbul Valisi Vasip Şahin, 15 Temmuz gecesini Sabah'a anlattı

İstanbul Valisi Vasip Şahin, 15 Temmuz gecesi darbe girişimini nasıl engellediklerini SABAH’a anlattı: Sayın Cumhurbaşkanımız beni aradı ve ‘Ben İstanbul’a geliyorum.’ dedi. Öyle kararlı söyledi ki.. Cumhurbaşkanımızın bu sözleri bize müthiş bir moral ve cesaret oldu, sahaya da müthiş kararlılık getirdi. Bu ülkenin gerçekten lideri olduğunu gösterdi. Ordusunun ve milletinin başında olduğunu gösterdi. Cumhurbaşkanımızın irade koyması, milleti davet etmesi ve İstanbul’a gelme kararlılığını göstermesi darbe girişimini başarısız kıldı.

İstanbul Valisi Vasip Şahin, 15 Temmuz darbe girişimini önleyen önemli isimlerden. Eşi ve çocuklarına dahi darbe girişimine yönelik iddiaları söylemeden evinden ayrıldı. Önemli bir karar aldı, İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan ve o dönem 1. Ordu Komutanı olan Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ümit Dündar ile kalkışmanın yaşandığı Boğaz Köprüsü'nde buluştu. Ümit Dündar evinden 15 dakika geç çıksa, darbeciler tarafından gözaltına alınacak ve belki de 1. Ordu darbecilere teslim olacaktı.

Vasip Şahin, A Haber Televizyonu'na telefonla canlı bağlandı, ardından Ümit Dündar da 16 Temmuz saat 00:52'de, "Sayın Valimiz ile beraberiz. Bu meydana gelen hareket Türk Silahlı Kuvvetleri'nin desteklemediği ve TSK içerisinde küçük bir grubun meydana getirdiği hareket.. Valimiz ve Emniyet Müdürümüzle gerekli tedbirleri alıyoruz." açıklamasında bulundu.

Vasip Şahin, Ümit Dündar'la birlikte sivil bir şahsa ait bota bindi ve Atatürk Havalimanı'na gitti. SABAH'a konuşan Vasip Şahin, "Sayın Cumhurbaşkanımız beni aradı ve 'Ben İstanbul'a geliyorum.' dedi. Öyle kararlı söyledi ki.. Cumhurbaşkanımızın bu sözleri bizlere demüthiş bir moral ve cesaret oldu, motivasyon sağladı." ifadelerini kullandı.

Vasip Şahin'in sorularımıza verdiği cevaplar şöyle:

- 15 Temmuz darbe girişimini eşiniz ve çocuklarınıza söylediniz mi?

Evden çıkarken konuyu anlamaya çalışıyorduk. Henüz daha netleşmediği için eşimle ve çocuklarla duyduğum bilgileri paylaşmadan evden çıktım. Hatta daha sonra bana sitem ettiler. 'Böyle ciddi bir olay oluyor, evden bir şey paylaşmadan çıkıyorsun.' dediler.

Ben genelde meslek hayatımda da zaten mümkün mertebe işimi evde paylaşmamaya çalışırım. Bu da bir işti, ilk anda asayiş ve terör olayı gibi geldiği için anlama gayreti içindeydik. 1. Ordu Komutanımız ve Emniyet Müdürümüzle olayları anlamak üzere evden çıktım. Tablo netleşmediği için çıkarken eşime ve çocuklarıma bir şey söylemedim.

- 15 Temmuz'da darbe girişimini ne zaman öğrendiniz? O gece İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan ve 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar'la nasıl buluştunuz? Darbe kalkışmasının kırılmasında bu buluşma etkili oldu mu?

İl Emniyet Müdürümüz arayıp bilgi verdi: "Beylerbeyi civarında hareketlenme var. Birileri yolu kesip darbe yaptık diyor, olayla ilgileniyoruz." Aynı sırada başka kaynaklardan da benzer bilgiler geldi. Bazı asker kıyafetli kişilerin kimlik sorduğunu, halkı evlerine gönderdiğini haber aldık. O arada 1. Ordu Komutanı'nı aradım ve konu hakkında bilgi almak istedim. Komutanımız "Birliklere sordum, dışarıda herhangi bir unsurumuz yok." dedi.
İlk haberler asayiş hadisesi gibi intikal etti. Birkaç askerin Çengelköy'de arabaları durdurduğu, kimlik sorduğu ve ihtilâl yaptığını vatandaşlara söylediği bize bilgi olarak geldi. Biz haber gelince tereddütte kaldık, böyle bir şey beklemiyoruz, bilgi yok, herhalde sarhoş üç-beş tane subay veya astsubay kendi kendilerine sarhoşluğun etkisiyle yanlış hareket içine girdiğini düşündük.

Bu arada bilgiler akmaya devam ediyordu. Tüm bu bilgilerin ışığında gerek hükümet gerekse emniyet güçleri kanalıyla anbean irtibat halinde kalarak olayları yönetmeye başladık.

Farklı haberler gelmeye başlayınca ne olduğunu anlama adına hem Emniyet Müdürümüz, hem de 1. Ordu Komutanımızla olay yerinde buluşmaya karar verdik. Hiç vakit kaybetmeden Boğaz Köprüsü'ne intikal ettik. Saat 22.00 suları idi. Köprüde buluştuk. Emniyet Müdürümüz ve 1.Ordu Komutanımız, 1. Köprü'ye daha yakın oldukları için benden önce intikal ettiler. Boğaz Köprüsü Trafik ve Denetleme İstasyonu'nda geniş alan var. O alanda bir araya geldik ve olayın ciddi boyutta olduğunu anladık. İstişarelerimizi yaptık ve talimatlarımızı verdik. Arkadaşlara görev yerlerine intikal etmelerini söyledim.

Hatta yoldayken de olayın vehâmeti ve ciddiyeti artınca ben Emniyet Müdürümüz Mustafa Çalışkan'a, "Yasaların vermiş olduğu yetkilerin tümü silah kullanma da dâhil sonuna kadar kullanılacak. Kimse bundan imtina etmesin. Bu talimatı veriyorum." dedim. Mustafa Bey'le yol boyunca görüştük ve her seferinde de bu talimatı tekrarladım. Birkaç saati aşan sürede olayları 1. Ordu Komutanımız, Emniyet Müdürümüz ve Kolordu Komutan Vekili Yavuz Paşa ile kriz merkezi oluşturduk. İstanbul dışındaki yerleri de takip ederek müdahalelere yönlendirdik.
- Darbeyi öğrendikten sonra ailenizle irtibat kurdunuz mu?

Eşim ve çocuklarım sonuna kadar bana destek oldular. Benim vatan görevi yaptığım, milletin ve memleketin ciddi tehdit ve tehlike altında olduğunu, İstanbul Valisi olarak benim işimi en iyi şekilde yapmam gerektiğinin bilincindeydiler. Bu bir kalkışma ama başarıya ulaşması mümkün değildi. Millete rağmen yapılan bir şeydi.

EĞER ÜMİT PAŞA ON-ON BEŞ DAKİKA DAHA EVDE KALSAYDI, DERDEST EDİLECEKTİ

- 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar'ın yanınıza gelmesi ve televizyonlara açıklamalar yapmasıyla darbe girişiminin başarısızlığa uğratıldığını düşünüyor musunuz?

Allah'ın lütfuyla bir araya geldik. Eğer Ümit Paşa on-on beş dakika daha evde kalsaydı, derdest edilecekti O zaman biz 1. Ordu'nun başındaki komutanın yanımızda olmayışıyla moral açısından sıkıntıya girmiş olacaktık ama Emniyet Müdürümüz ve 1. Ordu Komutanımızla birlikte olmamız, darbecilerin Ümit Dündar'ı yoklamaları ve elleri boş dönmeleri ülkenin şansı olmuştur. Televizyona telefonla canlı yayına birlikte çıktık. Ümit Dündar'ın bizimle birlikte olduğunu söylemem, Ümit Paşa'nın da, bu hareketin bir ihanet hareketi olduğunu, bu kalkışmaya katılanların en ağır şekilde cezalandırılacakları ve bu yanlıştan bir an önce vazgeçmeleri gerektiğini açıklaması etkili oldu. Ümit Paşa, '1. Ordu bu işin içinde değildir.' şeklindeki açıklaması kırılma noktası oldu. Bu açıklama hem İstanbul hem de Türkiye'nin diğer illerindeki vatandaşlara moral verdi.
1.5 saat Boğaz Köprüsü Trafik ve Denetleme İstasyonu'ndaydık. Arkadaşlarımızın, Emniyet Müdürümüz ve Yavuz Paşa'nın telkinleriyle güvenli bir alana geçtik ve oradan darbe girişimine yönelik önlemleri koordine ettik.

Resmi Korumanız da Boğaz Köprüsü'ndeydi..

Resmi korumamız Ferit Bozkurt o gün nöbette değildi. Arkadaşlarımız çift vardiya çalışıyor. Diğer arkadaşların nöbetiydi. Hangi korumaları temin edebildiysek ekibi tamamlamadan yola çıktık. Ferit Bozkurt haberi alınca yanında korumalarımızdan Şafak Kurul'la beraber, görevli olmamasına rağmen hemen aracıyla yola çıkıp geliyor. Köprü; Avrupa Yakası'ndan Anadolu Yakası'na geçiş istikametinde kapalı ancak buna rağmen Köprü'ye geliyor boş alana geçiyor. İhanet şebekesinin bulunduğu noktaya girmek durumunda kalıyor. Darp edilmiş, bel kemiği ve omuru da zedelenmiş. Kaburga kemiği de kırılmış. Ferit Bozkur'un gazi unvanı var. O gün sadece biz değil bütün personelimiz ve arkadaşlarımız cansipârâne şekilde görev yaptılar, kendilerini düşünmeden vatan ve millet aşkıyla çalıştılar.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a nasıl ulaştınız?

Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın İstanbul'a geleceğini öğrendik. Saat: 02.00 ya da 02.30 olabilir. Cumhurbaşkanımıza ulaşmak ve onu karşılamak için karşıya geçmemiz gerekiyordu, biz Anadolu Yakası'ndaydık. İki köprü tutulmuştu. Deniz yollarında birçok nokta tutulmuştu. Avrupa Yakası'na geçip Atatürk Havalimanı'na ulaşmamız gerekiyordu.

İlk etapta aklımıza gelen her zaman kullandığımız Sahil Güvenlik Komutanlığı'ndan bot istemekti. Ümit Dündar aradı, konuştu ve telefonu bana verdi. Ben de, "Albayım, karşıya geçmemiz lazım. Bize bot gerekiyor." Dedim. Albay da, "Sayın Vali'm, müsaade ederseniz Ankara'ya sorayım. Ondan sonra size döneyim." dedi. Albayın bu konuşmalarından şüphelendim ve tedirgin oldum. Daha önce bütün taleplerimizi karşılıksız derhal yerine getirirdi. Albaya, "Başka çare arayayım, bulamazsam size dönerim." dedim ve telefonu kapattım. Bu konuşmalardan tedirgin olmuştum; bu soruya, bu şekilde cevap verilmemesi gerekirdi. Talebimizden vazgeçtik.

Sonra sivil bir vatandaşımızın özel botuyla sabahın çok erken saatlerinde Boğaz'ın güvenli noktasından Sarayburnu'na geçerek karayoluyla Sayın Cumhurbaşkanımızın yanına intikal ettik. Bu intikal çok önemliydi ve aciliyet arz ediyordu. 1. Ordu Komutanımızın henüz o anda haberi yoktu ama Cumhurbaşkanımız Genelkurmay Başkan Vekilliği görevi ile görevlendirecekti. Ümit Dündar'ın bir an önce gitmesi lazımdı. Botunu bize tahsis eden vatandaşımıza sizin aracılığınızla şahsım ve milletim adına bir kez daha teşekkür ediyorum.

- Darbeye karşı olan askerlerin televizyonlara bağlanması kırılma anlarından birisiydi. Bu telefon trafiğini nasıl sağladınız?

Darbe haberlerinin gelmesinin hemen ardından yaptığımız görüşmelerde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bu hainlere büyük ölçüde destek vermediğini gördük. Halkımızın bu kalkışmayı gerçekleştirenlerin bir avuç hain olduğunu bilmesi ve milletimizin yekvücut olması bu terör şebekesine karşı vurulacak en büyük darbeydi. Bu sebeple hemen arkadaşlarımızı bilgilendirip yayın akışının sağlanması için talimat verdik.

Sadece sahadaki güvenlik kuvvetlerinin değil; aynı zamanda medya ile olan irtibatımız özellikle 1. Ordu Komutanımız Ümit Paşa'nın da desteği ve gayretiyle diğer illerdeki komutanların da kalkışma ve ihanet girişiminde olmadıklarını açıklamaları sağlandı. Medya ve halk bilgilendirilmesi noktasında ciddi gayretler sarf edildi. Akşam 21.30'dan sabah 09.00'a kadar 400'ün üzerinde telefon görüşmesi yaptım. Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, bakanlarımız, sahayla ve diğer illerle sürekli irtibat halindeydik. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın talimatları doğrultusunda ihanet kalkışmasına karşı mücadeleyi yönettik.

DARBENİN KIRILMA NOKTASI CUMHURBAŞKANIMIZIN ÇAĞRISIYLA VATANDAŞIN SOKAĞA ÇIKTIĞI ANDIR.

Darbe ne zaman kırıldı?

Darbenin başarılı olacağına hiçbir zaman inanmadım ama kırılma noktası Sayın Cumhurbaşkanımız'ın çağrısı üzerine vatandaşın sokağa çıktığı andır. Başbakanımızın hain kalkışmaya karşı dirayetli ve kararlı duruşu, olayları soğukkanlılıkla yönetmesi de önemli kırılma noktalarından biridir. Gece 02.00 ve 03.00'den sonra işin rengi belli oldu. Darbeye karışan askerler gözaltına alınmaya başlandı. Teslim olanlar oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul'a gelişi darbenin kırılmasında en önemli etken oldu. Bunu nasıl başardınız?

Sayın Cumhurbaşkanımız çok büyük cesaret ve irade koydu. Cumhurbaşkanımız görüşmemizde, "Ben İstanbul'a geliyorum." dedi. Öyle kararlı söyledi ki.. Cumhurbaşkanımızın bu sözleri bize müthiş bir moral ve cesaret oldu, sahaya da müthiş kararlılık getirdi. Bu ülkenin gerçekten lideri olduğunu gösterdi. Ordusunun ve milletinin başında olduğunu gösterdi. Cumhurbaşkanımızın cesareti, dik duruşu, milleti alanlara davet etmesi ve İstanbul'a gelme kararlılığını göstermesi darbe girişimini başarısız kıldı.

Elbette ki bu hainlerin emellerine ulaşamamasında Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşması dönüm noktası oldu. Zat-ı alilerinin İstanbul'a gelip hem manen hem de liderlik vasfıyla olayların şiddetinin en fazla hissedildiği şehrimizi teşrifi hayati önem arz ediyordu.


BU HAİNLERİN KÖKÜNÜ KAZIYACAĞIZ

FETÖ'yü nasıl tanımlıyorsunuz?


Türkiye'yi bölmek, parçalamak ve tarihinde görülmemiş felaketlere maruz bırakmak için bir araya gelmiş; devletin her kademesine sızmış hain topluluğu olarak tanımlıyorum. Milletimiz müsterih olsun ki biz bu cerahati temizlemek için sonuna kadar çalışacağız ve adalet önünde bu ihanetin hesabı görülecektir. Bu uğurda necip milletimizin her an bizim yanımızda olduğunu görmek, bizlerin azmini ve cesaretini her an zinde tutmaya yetiyor.

15 TEMMUZ ŞEHİTLER KÖPRÜSÜ'NÜN STRATEJİK BİR ÖNEMİ VARDI

Vatandaşların darbecilerin ele geçirildiği noktalara dağılımı nasıl oldu?

Kaybetmeye mahkûm bu ihanet şebekesi İstanbul'un tüm kritik noktalarına ellerini uzatma cüreti gösterdi fakat unuttukları yegâne şey, halkımızın eşsiz cesareti ve azmiydi. Bizler için İstanbul'un her karışı, memleket toprağının her karışı yüksek önemi haiz ama 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nün stratejik bir önemi vardı. Darbeci teröristler de bunun farkında olduğu için köprünün işgaline önem veriyordu. Orada yoğun mücadele, büyük sıkıntılara yol açabilecekti. Vatandaşımızın ve polisimizin cansipârâne mücadelesiyle sabahın ilk saatleriyle darbeciler silahlarını bırakarak Emniyet Kuvvetleri'ne teslim oldular.

KAHVECİLER, LOKANTACILAR, KAFE ÇALIŞANLARI VE ESNAF VALİLİKTE TOPLANDI

İstanbul Valiliği'nin işgali nasıl sona erdi?

O anda biz köprüde olayları yönetiyorduk. Valiliği muhasara altına almaya çalıştıkları bilgisi geldi. Biz her yerde olduğu gibi İstanbul Valiliği'nde de direnilmesini istedik. Teröristler kalabalık gelmişlerdi. İçeri girip, odaları aramışlar. Giremedikleri odaların kapılarını kırmışlar. Televizyon ve internette darbecilerin İstanbul Valiliği'ne girdiği haberleri yayılınca valilikteki arkadaşlarımızın da yönlendirmesiyle bölgedeki vatandaşlarımız toplanarak Valilik binasının önüne gelmişler. Kahveciler, lokantacılar, kafe çalışanları ve esnaf... Tabi Babıali ve İstanbul Valiliği'nin sembolik bir önemi var. Vatandaşın baskısı ve darbeci teröristlere yönelik dik duruşu, bu hainleri dışarı çıkmak mecburiyetinde bıraktı.
BİZE ULAŞIN