AK Parti'yi işgal girişimi davasında 7 tutuklama!

AK Parti'yi işgal girişimi davasında 7 tutuklama!

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) 15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nın işgal girişimine katıldığı iddia edilen 8'i tutuklu 75 sanığın yargılandığı davada, hakkında yakalama kararı bulunan 7 sanık daha tutuklandı

  • AA
  • Gündem
  • Pazartesi 24.07.2017 19:40

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) 15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nın işgal girişimine katıldığı iddia edilen 7'si tutuklu 75 sanığın yargılandığı davada, hakkında yakalama kararı bulunan 7 tutuksuz sanık tutuklandı.

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk "müşteki" sıfatıyla ifade verdi.

Darbe girişimi haberini alır almaz il başkanlığına gittiğini anlatan Külünk, oradaki darbeci askerlere, il başkanlığını teslim etmeyeceklerini söylediğini aktardı.

Külünk, kitle yoğunlaşınca barikat kuran işgalciler karşısında, vatandaşlar iradelerini beyan edince askerlerle aralarında bir sürtüşme yaşandığını söyledi.

Olay yerindeyken silahla ateş edildiğini duymadığını ancak yanında bulunan arkadaşlarının kendisine silah sıkıldığını söylediğini belirterek, "İçeri girmek için adım attığımızda askerlerin hattı yarıldı. Sanıklardan üsteğmen Muzaffer Dikencik gelip 'siz geçin' dedi. Yanımdaki yardımcımla içeri girdikten sonra barikat yarıldı ve il başkanlığını darbecilerin elinden aldık." diye konuştu.

Külünk, saat 23.25 sıralarında AK Parti İl Başkanı Selim Temurci ile görüştükten sonra bağlandığı radyo ve kanallarda "sokağa çıkın" çağrısı yaptığını dile getirerek, bu sırada aradığı İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'ın 1. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar'la köprüye çıktığını söylediğini bildirdi.

Olay gecesi saat 23.40'ta A Haber canlı yayınına bağlanarak, "Bu işgal girişimidir. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini teslim etmeyeceğiz" dedikten sonra, Asya kıtasındaki vatandaşların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konutunun bulunduğu Kısıklı'ya, Avrupa yakasındaki vatandaşların da il binasına gelmesi yönünde çağrı yaptığını ifade etti.

Külünk, daha sonra il binasından aşağı indiğini belirterek, buradaki askerlere, "Bu kalkışma hedefine ulaşamayacak. Siz şu anda anne ve babanıza karşı silahla çıkmışsınız, kışlanıza dönün." dediğini anlattı.

Burada sürekli tansiyonun yükseldiğini, bu tansiyonu düşürerek süreci yöneteceğini düşündüğünü ifade eden Külünk, rampa olan bölgede barikatla karşı karşıya geldiklerini ve burada da sürekli "sakin olun" dediğini vurguladı.

Metin Külünk, sanıklardan Muzaffer Dikencik'in yanına gelerek, "Tansiyon çok yüksek, bana 'vur' emri verilmiş. Emir verildi" dediğini belirterek, şunları kaydetti:

"Muzaffer Dikencik, üniformasının önünü açarak, 'bu asker elbisemi çıkarma pahasına da olsa vatandaşıma kursun sıkmam' dedi. Ben de bunun üzerine iki yanağından öptüm, teşekkür ettim ve size bir koridor açıp güvenli bir şekilde araçlara binip kışlaya gitmenizi sağlayacağım, çıkın ve birliğinize dönün' dedim. Sonra üsteğmen Muzaffer, askerini korumak tedirginliği hissetti. Ona, 'araçlara ben bindireceğim' dedim. O da tereddüt ettikten sonra 'arka taraftan çıkalım' dedi ve il binası kısa bir işgalin ardından tekrar teslim alındı. Vatandaşlarımız il binasının bütün katlarına girmişti."

"CUMHURBAŞKANIMIZA ÇELİK YELEK GİYDİRMESİNİ SÖYLEDİM"

Tutuklu sanıklardan Muzaffer Dikencik'in "çıkıyoruz" demesinin ardından, tekrar il binasına çıktığını anlatan Külünk, şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanımızın geleceği bilgisine ulaştım. Sonra koruma müdürünü arayarak, Cumhurbaşkanımıza çelik yelek giydirmesini söyledim. Ardından köprüdeki olaylar, Saraçhane ve diğer yerlerdeki durumu takip ediyorduk, köprüde durumun çok vahim olduğunu gördüm. Emniyet Müdürünü aradım kendisi bana 'bunlar teslim olmuyor' dedi. Ben de vatandaşlara sokağa çıkın çağrısı yaptık dedim."

Külünk, İl Başkanı Temurci'nin Cumhurbaşkanının Atatürk Havalimanı'na geleceğini söylemesi üzerine, işgalcilerden aldıkları il binasından çıkarak havalimanına gittiklerini aktardı.

"VUR EMRİNİN MUHATABI BENDİM"

Mahkeme Heyeti Başkanı Ali Öztürk'ün, "Şikayetçi misin, davaya katılma talebin var mı?" diye sorması üzerine, Külünk "şikayetçiyim ve katılma talebim vardır." dedi. Külünk, "Bu planlı bir işgal girişimidir. Benim il binasına girişim engellenmiş, 'vur' emri verilmiş ve bu emrin oradaki doğrudan muhatabı benim, vatandaşların da il binasına girişleri engellenerek anayasal hakları bu işgalciler tarafından engellenmiştir. Milletvekili kimliğimin yanı sıra bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak da şikayetçiyim." diye konuştu.

Külünk, Mahkeme Heyeti Başkanı Öztürk'ün, oradaki askerleri teşhis edip edemeyeceğini sorması üzerine, olay yerinde uzakta iki rütbeli daha gördüğünü ancak Dikencik dışındaki diğer askerleri teşhis etmesinin zor olduğunu söyledi.

"SAT KOMANDOLARI HALİÇ'TE BEKLİYORDU BİLGİSİ GELDİ"

Kendisine özel bir bilgi geldiğini ancak bunların teyide muhtaç olduğunu ifade eden Külünk, "SAT timlerinden oluşan bir grubun Haliç'te beklediğine dair teyide muhtaç özel bir bilgi aldım ama bunun tanığı değilim." dedi.

Külünk, sanıkların ifadelerinde, "terör saldırısı olacağının söylendiğine" dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Bunun doğruluğu mümkün değildir, İçişleri Bakanı, Başbakan, Cumhurbaşkanının bilgisi dışında bir grup öğlen saatlerinde toplantı yapıyor, içtima alıyor, bir kısmına ihtiyaç duyulma ihtimaline karşı izin verilip, raporlar aldırılıyor. Kalkışmanın planlı olduğu çok açık. Muzaffer Dikencik'in paniklemiş ve bir büyük yanlışın içinde olduğunu hissettim. Bu planlı bir kalkışmadır ve saati de 03.00 olarak planlanmıştı."

Duruşmada söz alan bazı sanıklar da Külünk'e teşekkür ederek, olay gecesi sağ salim bölgeden ayrılmalarında büyük emeğinin olduğunu söyledi.

Külünk, tutuklu sanıklardan birinin AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı'nın olay günü il binasına ne zaman geldiğini sorması üzerine, "İl binasını işgalcilerden aldıktan sonra Atatürk Havalimanı'na gitmek istediğimiz sırada Genel Başkan Yardımcımız Hayati Bey teşrif ettiler." dedi.

Tutuklu sanığın olay yerinde provokatörlerin olup olmadığını sorduğu Külünk, "Demek ki orada provokatörler yoktu, sadece millet vardı ki milletin sağduyusuyla teslim alındı." yanıtını verdi.

DAVADA TUTUKLU SAYISI 14'E YÜKSELDİ

Külünk'ün ifadesinin ardından SEGBİS aracılığıyla duruşmaya bağlanan sanıkların savunmaları alındı.

Sanık savunmalarına ara veren Mahkeme Heyeti Başkanı Ali Öztürk, celse arasında elde edilen yeni deliller doğrultusunda 10 sanık hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldığını anımsattı.

Öztürk, hakkında yakalama kararı bulunan ve duruşmada hazır bulunan uzman çavuşlar Şahin Kurt, İbrahim Tıraş, Cem Karaaslan, Hüseyin Can Çatal, Berkay Demir, Arif Emre Esen ve Ali Aydoğan'ın kimlik tespitlerinin yapılmasının ardından yakalama kararının gerekçesini okudu.

Başkan Öztürk, yakalama kararına gerekçe olarak sanık Mustafa Ulaş'ın ifadesi ile İstanbul Emniyet Müdürlüğünden mahkemeye gönderilen dijital döküm belgesinde yer alan sanıklara ait dijital dökümlerin olduğunu söyledi.

Yakalama kararına ilişkin söz alan sanık avukatları da müvekkilleri hakkında çıkarılan yakalama kararının tutuklamaya çevrilmemesini talep etti.

Mahkeme heyeti, 7 sanık hakkındaki yakalama kararını tutuklamaya çevrilmesine karar vererek, duruşmayı yarına erteledi.

Sabah yapılan duruşmada hakkında yakalama kararı bulunan tutuksuz sanık uzman çavuşlar Fahrettin Kemal ve Feyyaz Yörük de tutuklanmıştı. Mahkemenin son kararı ile birlikte hakkında yakalama kararı bulunan 10 kişiden 9'u tutuklanmış oldu. Böylece davada tutuklu sayısı 14'e yükseldi.

BİZE ULAŞIN