Mahmutbey gişelerini kapatmaya teşebbüs davasına devam edildi

Mahmutbey gişelerini kapatmaya teşebbüs davasına devam edildi

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Mahmutbey gişelerinin kapatılmasına teşebbüs edilmesi ve Ispartakule'de meydana gelen olaylarla ilgili, 10'u tutuklu 36 askerin yargılanmasına devam edildi.

  • AA
  • Gündem
  • Salı 12.09.2017 17:37

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, 10 tutuklu, 2 de tutuksuz sanık katıldı. Davanın müştekisi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Savunma Bakanlığı ve Başbakanlığı da avukatlar temsil etti.

Duruşmada, suç tarihinde 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında 2. Mekanize Piyade Tabur komutan vekili olarak görev yapan Binbaşı Enver Muratoğlu'nun ardından, üsteğmenler Zu¨beyir Bayır, Gökhan Şahan ve Serhat Serdar Bank'ın da savunması alındı.

- "Müezzin kardeşim arayarak sela okuyacağını söyledi"

Tutuklu sanıklardan Zübeyir Bayır, 15 Temmuz akşamı Mahmutbey gişelerine tabur komutanının emriyle, terör saldırısını önlemek amacıyla, kolluk kuvvetlerine yardım etmek üzere gittiğini, işgal niyetlerinin olmadığını savunarak, "Yasadışı, darbeye ilişkin bir emir olduğunu bilsem, tabur komutanına karşı gelirdim. Benim sorumluluğum verilen yasal emirleri uygulamaktır." dedi.

Darbe girişiminin hiçbir kademesinde bulunmadığını ve saat 23.40'a kadar darbe girişiminden haberinin olmadığını iddia eden Bayır, şunları söyledi:

"Daha öncesinden de bu yönde bir bilgim yoktu. Çalışmalarımızı Kolluk Kuvvetlerini Toplumsal Olaylarda Destekleme (KOKTOD) kapsamında gerçekleştirdik. Mahmutbey'de olayın darbe girişimi olduğunu anladığımda tabur komutanımın emriyle emrimdeki 3 askerle polise teslim olmak istedim. Pendik'te müezzin olan kardeşim telefonla, darbecilere karşı sala okuyacağını söyledi. Teslim olma kararından sonra oraya toplanmış olan halkın arasına gidip darbeci olmadığımı söylemeye çalıştım. İçinde bulunduğumuz halk, 'bunlar zararsız' diyerek, kışlaya dönmemizi istedi. Alkışlayarak bizi gönderdiler. Yolumuzun üzerinde halk bizi bir kaç kez daha durdurdu. Hiç bir sorun yaşamadık. Son durduruşlarında bazıları, 'üzerinizdeki üniformaları çıkarın' diye söyledi. 'Üniformamızda leke yok, çıkarmayız' dedim. Polisleri çağırmalarını istedim. Bir sivil polis de vardı aralarında. Gelecek polislere silahlarımızı teslim edecektim ve halka aynı görüşte olduğumu gösterecektim. Ben halka ve 3 askerime zarar gelmesin diye uğraştım. Sonrasında da polisler geldi ve biz de silahlarımızı bırakarak teslim olduk."

Kırşehir'de sınıf öğretmenliği okuduğunu ve askerliği sözleşmeli yaptığını da anlatan Bayır, darbe girişiminin hiçbir kademesinde bulunmadığını ve FETÖ ile hiçbir bağının olmadığını da öne sürerek beraatini talep etti.

"Sivil liselerden askeri okullara kitleler halinde FETÖ üyesi alındı"

Tutuklu sanıklardan Serhat Serdar Bank da FETÖ ile herhangi bir ilgilisinin bulunmadığını ve darbeci olmadığını savunarak, "Kara harp okulu öğrencisiyken başarısız bir öğrenciydim. FETÖ mensubu olsaydım derslerde kalmazdım ve benimle ilgilenirlerdi. Havacı okulundan da gönderilmezdim. Örgüt mensubu olmadığım için helikopter pilotu da yapılmadım. Severek evlendim. Hain FETÖ üyesi olsam, beni katalogtan evlendirirlerdi." ifadesini kullandı.

Sivil liselerden askeri harp okullarına 2007 ile 2013 yılları arasında kitleler halinde FETÖ üyesi öğrencilerin alındığını öne süren Bank, "Bizim gibi Atatürk yolunda olan öğrenciler ise Harbiye'de şok mangası adı altında işkence görüyordu. O zamanki bu keyif uygulamalarının sebebi benim gibi öğrencileri, kendilerinden olmayanları yıldırmaktı. Eğitim hayatımda diken üstünde bir öğrenci oldum hep. Ailem mağdur olmasın diye azimle okuyup okulumu bitirdim." dedi.

Görev sürecinde de FETÖ üyesi olmadığı için tercih ettiği yerlere değil, sürgün diye tabir edilen yerlere atamasının yapıldığını ve Bonzai içenlerin çok olduğu bir tugayda göreve başladığını aktaran Bank, "Ben bu hain FETÖ örgütünü, daha terör örgütü denilmeden, dini istismar eden, emperyalist güçlerin kucağında olan bir hareket olarak görüyordum zaten." şeklinde konuştu.

Duruşma, savunmalara devam edilmek üzere yarına ertelendi.

İddianameden

İddianamede, suç tarihinde 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında 2. Mekanize Piyade Tabur Komutan Vekili olan Binbaşı Enver Muratoğlu, üsteğmenler Zu¨beyir Bayır, Gökhan Şahan, Serhat Serdar Bank, astsubaylar Ali Yaşar Ekincioğlu, Deniz Yılmaz, Durmuş Çalkan, Mustafa Ozan Keserci ile uzman çavuşlar Durali Sazlık, Yunus Uysal ve Hu¨seyin Babur ile 25 er "sanık" olarak yer alıyor.

Sanık Durali Sazlık haricindeki 10 rütbeli askerin soruşturma kapsamında tutuklandığı kaydedilen iddianamede, sanıkların ''anayasal du¨zeni ortadan kaldırmaya teşebbu¨s", "TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbu¨s" ve ''Tu¨rkiye Cumhuriyeti Hu¨ku¨metini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbu¨s" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis, ayrıca "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan da 7 yıl altışar aydan 15'er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

İddianamede, "Darbenin planlayıcıları tarafından İstanbul'a giriş çıkışların kontrol altına alınmasına çok önem verilmiştir. Trafiğin kontrol altında tutulması hem şehir içindeki birliklerin hızlı intikali hem de emniyet birimlerinin ve darbe karşıtı grupların kontrol edilmesi ve engellenmesi için kritik önem arz etmektedir. Ayrıca İstanbul dışından gelecek askeri birliklerin hızlı intikali de ancak şehir giriş çıkışlarının kontrolu¨ ile sağlanabilecektir. Bunun bilinci ile boğaz köpru¨leri gibi aynı amaçla İstanbul'un batı girişi Mahmutbey gişeler girişi de işgal edilmek istenilmiştir." ifadeleri yer alıyor.

Sanıkların gişeleri kapatmaya teşebbüs ettikleri ve bu sırada meydana gelen olayların anlatıldığı iddianamede, tanıkların beyanına göre Binbaşı Enver Muratoğlu'nun polise teslim olduğu sırada "Evet, darbeden haberim vardı. Burayı kontrol altına almaya gelmiştik. Ben de cemaattenim." dediği kaydediliyor.

BİZE ULAŞIN