Başbakan Yıldırım: Kredi Garanti Fonu firmalara kaynak temin etmeye devam edecek

Başbakan Yıldırım: Kredi Garanti Fonu firmalara kaynak temin etmeye devam edecek

İslam Ülkeleri İhracat Toplantısı'nda konuşan Başbakan Binali Yıldırım, "2017'nin ilk yarısında yüzde 5'in üzerinde bir büyüme sağlandı. Kredi Garanti Fonu açtıktan sonra takibe düşen alacaklarda azalma oldu. Bundan böyle Kredi Garanti Fonu sürekli olarak dönen kredilerde kullanmak suretiyle piyasaya, işletmelerimize, üretim yapan firmalarımıza kaynak temin etmeye devam edecek.Ülkemiz ekonomik yönden 3 kat büyüme başarısı gösterdi, ihracatçı sayımız 2 kat arttı" dedi.

  • Gündem
  • Çarşamba 01.11.2017 11:02

Başbakan Binali Yıldırım, İstanbul'da düzenlenen 8. Aman Union Yıllık Toplantısı'nda konuştu. "2017'nin ilk yarısında yüzde 5'in üzerinde bir büyüme sağlandı"diyen Yıldırım'ın konuşmasının satır başları şöyle: Bugün gelişmiş Batı ülkelerinde yükselen İslam korkusu, İslam düşmanlığı ile şiddet, nefret üreten ülkeler, Müslümanların şefkatine, merhametine, adaletine; ekmek kadar, su kadar muhtaçtır ve ihtiyaç duymaktadır. Bölgesel ve küresel barışa tüm gayretiyle katkı sağlamak isteyen Türkiye başta olmak üzere komşularımız ve diğer bütün ülkeler için çok daha fazla gayret göstermemiz gerekiyor. İnanıyoruz ki yarına, gelecek nesillere, torunlara bırakacağımız en büyük servetimiz; daha adil, daha barışçıl, daha yaşanabilir bir dünya olacaktır.

KREDİ GARANTİ FONU DESTEK VERMEYE DEVAM EDECEK

Türkiye'nin geçmiş 15 yılının artısı ile eksisi ile her şeyin sorumlusu bizim iktidarımızdır.15 yılda 3 kat büyüdük. İhracatçı sayımız 2 kat arttı.Bunu ticaret rakamlarıyla da açıkça görüyoruz. 2017'nin ilk yarısında yüzde 5'in üzerinde bir büyüme sağlandı. Türkiye, Çin ve Hindistan'dan sonra en fazla büyüyen ülke konumuna geldi. 4 ay bir zaman diliminde bu noktaya nasıl gelindi, burası önemlidir. Buraya gelmemizin arkasındaki en önemli sebeplerden bir tanesi zamanın ruhunu iyi okumaktan geçiyor.Bazen 1 gün, 1 saat geç kaldığınız karar telafisi imkansız bir tarife dönüşebilir. Özellikle kredi garanti fonunun devriye alınması suretiyle, reel sektörümüz, iş alemimiz, kredilendirilmesi konusunda çok büyük rahatlık sağlanmış 220 milyar lira kaynak işletmemize aktarılmıştır.

Piyasalardaki nakit sıkıntısı giderilmiştir.Kredi Garanti Fonu aldığımız bir kararla sürekli hale getirilecek. Kredi Garanti Fonu açtıktan sonra takibe düşen alacaklarda azalma oldu. Mütemadi yapıyoruz. Bundan böyle Kredi Garanti Fonu sürekli olarak dönen kredilerde kullanmak suretiyle piyasaya, işletmelerimize, üretim yapan firmalarımıza kaynak temin etmeye devam edecek.

Bizim işletmelerimiz üreticilerimiz sorumluluklarının farkında, kaynak akışı devam ettikçe daha fazla üretmeye ellerinden geleni yapıyorlar. Yeni destek paketleri ile ihracatçılarımıza 2017 yılında yaklaşık 3 milyar nakit destek vermiş bulunuyoruz. Bu yılın Eylül ayında ilginç olan bir başkla göstergede Avrupa Birliği ile ilişkiklerimizdeki gerilemeye rağmen yüzde 8 oranında artmıştır. Yaklaşık olarak 6 milyar dolara ulaşmış durumdadır.

Birçok noktalarda ticaret merkezleri kuruyoruz. İhracatçıların işlerini görüp, kolaylaştırıyor. Sayıları artırılacak ve böylece küresel ticaretin çok daha artması ve İslam Ülkeleri'nin payının artırılması.... Nüfusu 2 milyara yaklaşıyor. Ancak, oluşturdukları ticaret hacmi, maalesef potansiyelin çok daha gerisinde.Refah nasıl gelecek? Daha çok üretim, daha çok istihdam sağlanacak.

10 DEV PROJENİN 6'SI TÜRKİYE'DE

Son 10 yılda küresel krize rağmen, dünyada mega projelere baktığımız zaman, 10 büyük proje var. Şunu sizlerle paylaşmaktan memnuniyet duyarım; bu 10 projeden 6'sını Türkiye yaptı.

"KİMSE NEW YORK'UN ANKARA'DAN GÜVENLİ OLDUĞUNU SÖYLEYEMEZ"

Bir dayanışma içerisinde olmazsak, terörün getirdiği zararlardan emin olamayız. Kimse New York'un Ankara'dan daha güvenli olduğunu söyleyemez.

Terör ile İslam'ı yan yana telaffuz etmek, hem İslam'a hem de Müslümanlara yapılabilecek en büyük hakarettir. O yüzden biz bütün gelişen ülkelere, gelişmiş ülkelere de diyoruz ki 'Bırakın bu çifte standardı. Dürüstçe, samimi bir şekilde oturalım terörle mücadele edelim. Bununla da kalmayalım, terörün köklerine inelim, kaynağına inelim.

11 Eylül'de ABD'de terör hadisesi olduğunda Dünya Ticaret Merkezi vurulduğunda hemen adını koydular. Bütün dünya bir oldu, arkasında durdu terörle mücadelede... Türkiye'de demokrasiyi yok etmek istediler. Ülkeyi karanlığa boğmak istediler. Yapanlar da belli. Burada niye net duruş görmüyoruz? Niye hala bu terörün arkasında olan bu alçak örgütün topraklarımızda yaşamasına, faaliyetlerini rahatça sürdürmesine müsaade ediyoruz? Bugün bana yarın sana.

Değerli katılımcılar, doğrudan yatırımcının ekonomiye birkaç aylık persfektifle bakmadığını, bakılmaması gerektiğini, 15 yıllık öngörü ile yapılması gerektiğini hepiniz biliyorsunuz. Bu firmalar için de böyle, ülkeler için de böyle. Hesabını bilmeyen kasap, elinde kalır masat. Bu laflar boşa söylenmemiş. Bu lafı dünya ekonomisi için de söyleyebilirsiniz veya kasap Hasan Amca için de aynı şeyler geçerli. Her şey ekonomi, her şey hesap kitap.

Sınırlarımızın hemen yanında yaşanan problemleri düşünün. Türkiye'de son 15 yılda uyguladığımız mali disiplin sayesinde ekonomik istikrar sağlanmıştır. Küresel anlamda ses duyurabilmek için, ekonomi ile siyaseti ile ben de varım diyebilmesi için daha fazla işbirliğine ihtiyaç var. Kavgaları anlaşmazlıkları değil, ortaklıkları birliktelikleri ön plana çıkarmak gerekiyor. Bölgemizin en çok yatırımda tercih edilen ülkesi haline geldik. Bakın 1984-2002 yılları arasında dünyada kriz yok ama Türkiye sadece 15 milyar dolar doğrudan yatırım çekebilmiş. 2003 yılından bugüne kadar ise 186 milyar dolar uzun vadeli doğrudan yatırım getirebilmiş bir ülkedir.

BİZE ULAŞIN