'Taciz eden F16'larla defalarca iletişim kurmaya çalıştık'

FETÖ'nün 15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında Atatürk Havalimanı'ndaki olaylarda 2 kişinin şehit edilmesine ilişkin hazırlanan iddianamede, hava trafik kontrolörlerinin taciz eden F16'larla defalarca iletişim kurmaya çalıştıkları kaydedildi.

'Taciz eden F16'larla defalarca iletişim kurmaya çalıştık'

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında Atatürk Havalimanı'nın ele geçirilmeye çalışılması ve burada çıkan olaylarda 2 kişinin şehit edilmesine ilişkin 95'i tutuklu 159 şüpheli askerle ilgili hazırlanan iddianamede, olay yerinde bulunan, aralarında polis ve hava trafik kontrolörlerinin de bulunduğu 128 tanığın beyanı yer aldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Gökhan Yolasığmaz tarafından hazırlanan iddianamede, olay yerinde bulunan polisler, hava trafik kontrolörleri, vatandaşlar ve havalimanı görevlilerinin de aralarında bulunduğu 128 kişinin tanık olarak alınan beyanlarındaki ayrıntılar dikkat çekti.

Havalimanı ana kontrol noktasında komiser yardımcısı olarak görev yapan Dursun Ali Gül, tanık olarak verdiği ifadesinde, E-5 tarafından bir zırhlı araç, bir de personel tas¸ıyıcının ana yol kontrol noktası önüne geldiğinde bir subayın araçtan inerek "yönetime el koyduk" dediğini belirterek nöbetçi müdürlerinin de bu subayla konuştuğunu söyledi.

"ZIRHLI ARAÇ HAREKET EDEREK VATANDAŞI EZMEYE ÇALIŞTI"

Kontrol noktasına gelen şube müdürlerinin subayla konus¸ması ve halkın yogˆun s¸ekilde tepki göstermeye başlaması üzerine tankın geri dönerek gitmeye bas¸ladığı bilgisini veren Gül, şunları kaydetti:

"Bu sırada da s¸ube müdürümüzün, 'kuleye kos¸un' talimatına istinaden kuleye dogˆru görevlilerimiz ve halk ile kos¸tuk, kule giris¸inde gerekli tedbirleri aldık. Bir süre sonra 2 adet zırhlı askeri araç geldi. Vatandas¸lar araçların üzerine çıkmaya ve askeri personele müdahale etmeye bas¸ladı. Bu sırada zırhlı araç hareket ederek vatandas¸ı ezmeye çalıs¸tı. Vatandas¸ların birisi minibüs tarzı bir aracını, zırhlı aracın önüne koydu. Zırhlı araç da üzerine çıkıp aracı ezdi, daha sonra oradan ayrıldı."

Gül, burada kalan bir zırhlı aracın özel harekat polislerince üzerine çıkılarak içindeki askerleri silahlarıyla birlikte aldığını dile getirerek, iç hatlar geliş gelis¸ katında da bir grup askerin, görevliler ve halk tarafından bir büfede etraflarının çevrildiğini söyledi.

Askerleri çeviren halkın arasından askerleri gözaltına alarak linç edilmesini engellemek için terminal içerisinde güvenli bir yere aldıklarını anlatan Gül, ifadesinde şunları anlattı:

"Daha sonra cumhurbas¸kanımızın limanımıza gelecegˆi bilgisi halka verilerek halkın terminalden gitmesini sagˆladık. Terminalin sakinles¸mesiyle birlikte kuleye döndük. Orada askerler silahlarıyla birlikte gözaltına alınmıs¸tı. Sonra telefonların toplanması talimatı verdik. Bu askerlerin halkın arasından linç giris¸imine ugˆramadan nasıl çıkarabilecegˆimi düs¸ündük. Yaklas¸ık 10-15 dakika sonrada F16'lar alçak uçus¸ yapmaya bas¸ladılar. Apron kısmına bir araç geldi ve askeri personeli araçla yolladık."

"SAAT 22.30'DA PLANSIZ UÇAN ASKERİ KARGO UÇAĞI: PUMA 21"

Uçak teknisyeni olan tanıklardan Sezai Ogˆuz Sarı da askeri araçların E-5 karayolu tarafından havalimanı giris¸ine dogˆru gittigˆini gördüğü ve beraber çalıs¸tıgˆı Erdem Karaz isimli arkadas¸ının, "acil olarak bas¸bakanın uçagˆını uçus¸a hazır hale getireceklerini" söylediğini aktararak, "Ben de ivedilikle üniformamı giyindim ve uçagˆın bulundugˆu yere gittim. Konuşmalardan önemli bir durum oldugˆunu anladım, haberlere baktıgˆımda bir darbe giris¸imi oldugˆunu ögˆrendim. Anons üzerine herkes gibi hangara geçtim. Silah sesi duydum. Çıkmak isteyen sivil vatandas¸ları B kapısına yönlendirdim. Daha sonra November park alanına dogˆru kalabalıgˆın oldugˆu yere dogˆru gittim ve yaklas¸tıgˆım esnada tekrar insanların üzerine dogˆru ates¸ açıldı. I·ki vatandas¸ın vurulmus¸ oldugˆunu gördüm. Orada bulunan TGS yer hizmetleri bagaj tas¸ıma aracının üstüne 2 vatandas¸ı yatırdık ve araç sürücüsüne s¸irketimizin revirine götürmesini söyledim." ifadelerini kullandı.

İddianamede, hava trafik kontrolörü olarak görev yapan tanık I·sa Boztemir'in plansız uçma için motor çalıştırma izni isteyen askeri kargo uçağı pilotuyla ilgili bilgilere yer veridi.

Havalimanında saat 21.30'da görevi aldıgˆında herhangi bir sıkıntının olmadığını ve saat 22.00 sıralarında askeri aprondan Puma 21 Cagn isimli CN35 tipindeki askeri kargo uçagˆının pilotunun plansız bir s¸ekilde kendisinden motor çalıs¸tırma izni istediğini belirten Bozdemir, şunları söyledi:

"Bu pilot izin isterken ve sonraki yapmıs¸ oldugˆumuz turna konus¸malarda ismini vermedi. Zaten normal uçus¸larda dahi hiçbir pilotun ismini bilmeyiz. Askeri, polis, VIP acil durum olarak belirttigˆinde plansız uçus¸ gerçekles¸ebiliyor. Puma 21 isimli kargo uçagˆı izin istedigˆinde planının olmadıgˆını ihtar ettim ve s¸efim Enver Yavuz' a bilgi verdigˆimde acil durum olup olmadıgˆını sormamı istedi. Puma 21 ile irtibata geçip, 'Acil durum mutabık mıyız?' s¸eklinde sordugˆumuzda, 'evet' yanıtı gelince, manuel olarak uçus¸ planı yaparken, 'gidis¸ istikametini havada bildirecegˆini' söyledi ve piste gidis¸ için izin istedi. İzni verdikten sonra halen piste gitmedigˆini sordugˆumda, hala park halinde oldugˆunu söyledi. Yeniden izin istedigˆinde kule olarak ben izin verdim ancak sonrasında park halinde oldugˆunu söyledi. Bu bir kaç defa oldu. Bu, anormal bir durum degˆildir. Bu kargo tipi uçak 22.30 sıralarında verdigˆim izin sonrasında uçus¸ yaptı. "

Bozdemir, bu uçus¸ sırasında ülkede ve havalimanında terör faaliyetleri yönünden tedbir oldugˆunu internetten ve diğer kanallardan duyduklarını ancak kendilerine bu konuda kimsenin resmi bir bilgi vermediğini anlatarak, "Sonrasında darbe olduğunu öğrendik. Darbe oldugˆunu ögˆrendikten 10-15 dakika sonra devlet konukevinden TRK20 Cagn isimli VN- Türkiye Cumhuriyeti sivil VIP uçagˆı plansız olarak, 'acilen kalkmam gerek' diye birkaç defa söyleyerek motor çalıs¸tırma izni istedi. Manuel olarak motor çalıs¸ma iznini doldurdum." ifadelerini kullandı.

Pistte uçus¸ için tüm Türkiye'deki hava yollarının Brüksel merkezli Avrupa havacılık örgütü (Euro Control) tarafından kullanılan sistemden nereye gidecegˆi bilgisinin düs¸tüğünü anlatan Bozdemir, yaşanan olaylardan dolayı bunu kontrol edemediğini ve uçus¸ yapan kis¸inin kim oldugˆunu bilmediğini söyledi.

Tanık İsa Bozdemir, normal s¸artlarda kimin uçus¸ yaptıgˆının bildirildiğini ancak darbe oldugˆu için bu bilgiyi aramadıklarını ifade ederek, söz konusu uçağın saat 23.00 sıralarında kalktığını belirtti.

"TACİZ EDEN F16 'LARLA DEFALARCA İLETİŞİM KURMAYA ÇALIŞTIK"

Hava trafik kontrolörlerinden tanık Metin Çelebi ise hava kontrol kulesinin özel harekat ekiplerinin operasyonuyla askerlerden alındıktan sonra iki F16 uçagˆının sürekli olarak alçak uçus¸ yapıp havalimanı üzerinde sonik patlama yaparak taciz ettiğini anlattı.

Bu uçaklardan birinin Transponder (F16 oldugˆunu ve gitmis¸ oldugˆu yönü gösteren sistem) açık s¸ekilde gezdiğini belirten Çelebi, şunları kaydetti:

"Nereye gittigˆi belli oluyordu. Transponderdan açık olan uçak Ankara ili sınırlarına girdikten soma monitörden kayboldu. Bu Ankara iline inis¸ yapmıs¸ da olabilir ve ya burada transponden kapatmıs¸ da olabilir. Bu konuda bilgim yoktur. Biz kule olarak bu uçaklarla radyotelefon (uçakla kule arası iletis¸im kuran sistem) ile defalarca iletis¸im kurmaya çalıs¸tık ancak bu uçaklardan hiçbir cevap alamadık. Bir helikopter saat 07.00 sıralarında cumhurbas¸kanının ve halkın bulundugˆu devlet konuk evi üzerinde yaklas¸ık 3 dakika sorti yaparak taciz etti. Yine iletis¸im kurmaya çalıs¸tık ancak herhangi bir cevap veren olmadı."

"ARAYAN ASKER TANIMSIZ HELİKOPTER VE İÇİNDE VIP OLAN UÇAK SORDU"

İddianamede, hava trafik kontrolörü tanıklardan Duygu Özgür Durlu'nun da, saat 22.30 sıralarında Kütahya'dan kendilerini arayan bir askerin "Tanımsız helikopter takip edip etmedigˆimizi" sorduğunu aktararak, şu beyanlarda bulundu:

"O sırada takip etmiyorduk, ben de bu s¸ekilde cevap verdim. Daha sonra yanlıs¸ hatırlamıyorsam Kütahya'dan asker aradı ve 'o an havada olan bir uçagˆın içinde VIP olup olmadıgˆını' sordu. Ben de, 'VIP Kod 9 var' dedim. VIP Kod 9'un kime ait oldugˆunu bilmem. Daha sonra darbe oldugˆunu arkadas¸larımdan ve sosyal medyadan ögˆrendim. Ben havaalanında asker görmedim ama arkadas¸lar gelebilecegˆini söyledi. Saat 23.30 sıralarında askerlerin havaalanına geldigˆini vatandas¸lar ve polisin daha sonra askerleri etkisiz hale getirdigˆini ve teslim aldıgˆını ögˆrendim. Saat 02.00 sıralarında jetler alçak uçus¸ yapmaya bas¸ladı ve biz tedirgin olduk. Sabah saat 08.30 sıralarında görevimi devrederek ayrıldım."

BAŞ DÖNDÜREN HAVA TRAFİĞİ DEVRİ

Kontrolör olan tanıklardan Dilek Eralp Daştan da, darbe girişi saatlerinde smart kulede yaklas¸ma kontrol ofisinde olduğunu ve darbe haberlerini saat 22.30 gibi televizyondan ögˆrendiğini belirterek, "Saat 02.00 sıralarında iki jet havalimanı üzerinde uçmaya bas¸ladı alçak uçus¸ yaparak bomba olarak düs¸ündügˆümüz çok s¸iddetli sesler çıkardı. Bu uçus¸lar bir süre devam etti. Sabah saatlerinde ise 2 adet Skorsky helikopter bilgisini kule haber verdi, helikopterlerin kimligˆinin belirsiz oldugˆunu ve tespit edemediklerini söyledi. Bunun üzerine uçus¸lar bir süre daha durduruldu. Yanlıs¸ hatırlamıyorsam Balıkesir'den jetler gelerek kule ile irtibatlı halde bu helikopterleri kovaladı sonrasında uçus¸lar normale döndü." şeklinde beyanda bulundu.

İddianameye, tanık olarak bilgisine başvurulan hava trafik kontrolörü Elvin Bahçecik, darbe girişimi gecesi İstanbul ve Ankara arasında hava trafiğinin devredilmesiyle ilgili bilgiler verdi.

Bahçecik, saat 23.45 sıralarında kule s¸efi Enver Yavuz'un arayıp "kuleye askerlerin geldigˆini ve kalkıs¸ların durduruldugˆunu" söylediğini aktararak, inis¸ uçaklarını indirmeye devam ettiklerini anlattı.

Yaklaşık bir saat sonra tekrar kule s¸efinin arayarak iç hat uçus¸larının kesildigˆini yalnızca dıs¸ hatların kabul edilecegˆini söylediğini ifade eden Bahçecik, "Ben de, 'yakındaki uçakları alabilir miyiz?' diye sordum, 'olmaz' dediler, gelis¸leri I·stanbul dıs¸ına yönlendirdim. Ankara ACC'ye (Türkiye Hava Trafik Kontrol Merkezi) haber verdim, onlarda gerekli is¸lemleri yaptılar. 00.50 civarında smart binası önündeki halk kalabalıgˆı çogˆaldı ben de trafigˆi Ankara'ya devrettim. Bir müddet böyle bekledik. Saat 02.10 civarında Ankara, 'hava sahasının karıs¸tıgˆını' söyledi, trafik kontrolünü geri devrettiler. Bu sefer 03.30 sıralarında havalimanında patlama sesi tarzında bir ses duyduk ancak bunun daha sonra jetlerin çıkarttıgˆı sesler oldugˆunu anladık. Hava trafigˆini bombalı saldırı olabilir gerekçesiyle tekrar Ankara'ya devrettik. 05.10'da durumun yatıs¸ması ve kontrol altına alınması nedeniyle tekrar kontrolü Ankara'dan geri aldık."

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN UÇAĞI

Elvin Bahçecik, baş müdür yardımcıları Kemal Alataş'ın, "THY 8456 Dalaman I·zmir plan doldurmus¸ G5 tipi bir uçagˆın I·stanbul Atatürk Havalimanına, egˆer müsait degˆilse Sabiha Gökçen Havalimanına inis¸e kabul edilecegˆini" belirttiğine dikkati çekerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı İstanbul'a getiren uçakla ilgili şunları anlattı:

"Kuleyle yapılan koordine sonunda, 'apronda kontrolsüz gruplar oldugˆu, inis¸in güvenli olmayacagˆı' söylendi, bu bilgiler Ankara tarafından Biga üzerinde bekleme yapmakta olan uçagˆa bildirildi, içerisinde de VIP oldugˆu söylendi. Bir süre sonra kule tekrar aradı, '35 sol pistinin temizlendigˆi, ilgili uçagˆın güvenlik içerisinde indirilebilecegˆi' söylendi. Bu bilgiler ilgili uçagˆa iletildi. Türk Hava Yolları 8456 frekansımıza çıktı, kendisine, '35 sol pistine inebilecegˆi, V apronuna park edecegˆi, ayrıca Akıncı meydanından kalkıp hava trafik otoriteleri ile hiç temas kurmadan I·stanbul kuzeyinde dolas¸an F16'nın bilgisi de verildi. THY 8456 kaptanı, Atatürk'e inis¸ kararı verdi, 03.18'de indi. Bu inen uçagˆın cumhurbas¸kanımıza ait oldugˆunu ögˆrendik. Sabah 06.50'de kule, '2 tane askeri helikopterin meydan civarında kontrolsüzce dolas¸tıgˆını, meydanın uçus¸lara kapandıgˆını' bildirdi. Bir süre sonra Ankara'dan kalkan bir F16'nın helikopterleri vurmak üzere I·stanbul'a geldigˆi ve kendisine destek olunması bilgisi verildi. I·lk askerlerin geldigˆinin görülmesi esnasında ıs¸ıkları kapattık, kapılara dolap ile bariyer yaptık, tedbirler almaya çalıs¸tık, yukarıda anlattıklarımdan sonra ilerleyen saatlerde havalimanı emniyet açısından kontrol altına alınmasından sonra bulundugˆumuz yerden saat 08.30 sıralarında çıktık digˆer ekibe görevimizi devrettik."

VATANDAŞIN İKNA ÇABASI SONUÇ VERMEDİ

İddianamede, darbe girişimini duyduktan sonra havalanına gitmeye çalışan ve bu sırada yolda karşılaştığı askerlerle yaşadıklarını anlatan tanıkların beyanları da dikkat çekti.

Tanık Mücahit Çiğdem, saat 23.00 civarında haberlerde bas¸bakanın "ülkede darbe giris¸iminde bulunuldugˆu" ifadesi ve akabinde spikerlerin, "Atatürk Havaalanı'nda 4- 5 tankın olduğu" yönünde beyanlarından sonra Bas¸aks¸ehir'deki evinden havaalanına dogˆru yola çıktığını anlatarak, şöyle devam etti:

"Basın Ekspres Yolunda Havaalanına 2-3 kilometre kala yolda hareket halinde bir tankı gördüm. Hemen aracımı tankın önüne çekerek durdum ve tankın da durması üzerine konus¸mak üzere tanka dogˆru gittim. Tank üzerindeki subaya ve erlere hitaben, 'yaptıklarının anayasa ve kanunlara aykırı oldugˆunu, suç tes¸kil ettigˆini, mes¸ru hükümete kars¸ı darbe giris¸iminin oldugˆunu' ifade ettim. Onlarsa 'üstten gelen emirlerini yerine getireceklerini' beyan ederek bana hakaretlerde bulunup gitmemi istediler. Ayrıca, 'havaalanında daha çok tank bulundugˆunu' beyan etmeleri üzerine ben aracımla havaalanına dogˆru gittim. Havaalanına vardıgˆımda burada çok tank vardı. Her bir tankın üzerinde ve yanında askerler ile subaylar bulunuyordu. Askerlerin her biri ile tek tek konus¸maya çalıştım ve 'yaptıklarının yanlıs¸ oldugˆunu, kanunsuz emir oldugˆunu, suç tes¸kil ettigˆini, yaptıklarının bir darbe oldugˆunu' beyan ettim. Ancak hem erler hem de subaylar çok kararlı bir s¸ekilde ve ne yaptıklarını bilerek, 'kendilerinin dogˆru oldugˆu, darbe yaptıklarını, sıkıyönetim ilan edildigˆini, benim uzaklas¸mam gerektigˆini' ifade ettiler. Bir kaç saatlik mücadele sonucunda bu er ve subaylar tankları dogˆrudan halkın üzerine sürerek yanımda bazı insanları ezdiler.

Tankların içerisinde bulunan erlerle subayların tüm uyarılarıma ragˆmen bilerek ve isteyerek darbe teşebbüsüne katıldığını belirten Çiğdem, "Özellikle erlerin tatbikat amacıyla degˆil en bas¸tan bu yana bir darbe giris¸imin içerisinde olduklarını düs¸ünüyorum. Çünkü benim muhatap oldugˆum bütün erler, olaydan haberdar ve ne yaptıklarının bilincinde olan kis¸ilerdi. Bu kis¸iler, sevk ve idarelerindeki tankları insanların üzerine sürmüşler, insanları bilerek ve isteyerek ezmişler, insanlara ates¸ ederek darbenin gerçekles¸mesi için halk üzerinde korku olus¸masını sagˆlamıs¸lardır." şeklinde beyanda bulundu.

BİZE ULAŞIN