SETA'dan yeni analiz: İfade Özgürlüğü ve İtibarın Korunması Arasında Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

SETA Vakfı Hukuk ve İnsan Hakları Direktörlüğü’nden Fatma Sümer tarafından kaleme alınan “İfade Özgürlüğü ve İtibarın Korunması Arasında Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu” başlıklı analizde Türk Ceza Kanununun 299. maddesi incelendi.

SETA'dan yeni analiz: İfade Özgürlüğü ve İtibarın Korunması Arasında Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

Seçilmiş liderlerin, insanların salt rasyonel sebeplerle değil aynı zamanda şahıslarına duydukları inançla da yanlarında durmayı tercih ettikleri kişiler olduklarının vurgulandığı analizde, bu sebeple liderlerin kendilerini desteklemeyen kişilerin isnatlarına karşı zaman zaman tepkisiz kalmalarının da siyasi konumlarının bir gereği olduğu belirtildi.

Ancak olumsuz görüşlerin ileri sürülmesi esnasında itibarın korunmasına ilişkin haklardan devlet başkanının da her birey gibi yararlanabilmesinin gerekliliği belirtildi. Bu yapılırken ifade özgürlüğünün zedelenmemesinin ve kamu yararı açısından tartışılması zaruri olan konuların ifade edilmesinin engellenmemesinin önemi üzerinde duruldu.

"AVRUPA ÜLKELERİNİN BİR KISMININ CEZA MEVZUATLARINDA..."

AİHM'in, devlet başkanlarının onur ve şereflerini koruma bakımından ayrıcalık getiren hükümlerin Sözleşmenin ruhuyla bağdaşmadığı yönündeki yerleşik içtihadına yer verilen analizde, bu yaklaşıma rağmen Avrupa ülkelerinin bir kısmının ceza mevzuatlarında devlet başkanlarının saygınlık ve itibarının ayrıcalıklı olarak korunmaya devam edildiği belirtildi. Ülkemizde de hakaret suçunun cumhurbaşkanına karşı işlenmesi halinde özel olarak cezalandırılmasının, bir Anayasa Mahkemesi kararında ceza siyaseti çerçevesinde açıklandığı, belirlilik ilkesi, eşitlik ilkesi ve ifade özgürlüğü açısından düzenlemede sorun görülmeyerek iptal başvurusunun oybirliği ile reddedildiği ifade edildi.

İfade özgürlüğü ve itibarın korunmasına ilişkin haklar çerçevesinde siyasiler söz konusu olduğunda kabul edilebilir eleştiri sınırlarını daha geniş değerlendiren AİHM'in, Lindon Otchakovsky ve July/Fransa kararında bu iki değeri eşit kabul ettiği üzerinde duruldu. Kararda yer verilen bir ayrıksı gerekçede de vurgulandığı üzere, devlet dışında da basın başta olmak üzere çeşitli iktidarların kamuoyunu etkileyen güçlü araçlara sahiptirler ve gerçekliği teyit edilmemiş bilgilerin bu araçlar sayesinde kamuoyunda güçlü bir algı yaratması mümkündür. Bu sebeple tüm bu egemenlerin güçlerini kötüye kullanmalarının engellenmesi gerekmektedir.

BİZE ULAŞIN