Türkiye kardeş ülke Libya'da barışın önünü açıyor

Tarihi bağlarımız olan ve davetleri üzerine asker gönderdiğimiz Libya ile ilgili her geçen gün yeni gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Türkiye, ülkede kardeş kanının dökülmesini engellemeyi, barış ve istikrarın sağlanmasını amaçlıyor. Türkiye, Rusya ile yürüttüğü diplomasinin yanı sıra Berlin Süreci ve BM girişimleri dahil barış için yapılan her çabaya destek verdi. Ankara'nın meşru Libya hükümetinin askeri iş birliği çağrısına olumlu yanıt vermesi, diplomasi sürecini hızlandırdı. İşte adım adım Libya'da barışın tesis edilmesi süreci ve Türkiye'nin hamleleri...

Türkiye kardeş ülke Libya'da barışın önünü açıyor
Haberler Gündem Salı 14.01.2020 15:20 ABONE OL

ANKARA'NIN YAPICI ROLÜ

Türkiye, Libya'da sorunların müzakere yoluyla çözülmesi, barışın sağlanması, siyasi bir süreçle istikrarın tesis edilmesi ve en önemlisi kardeş kanının dökülmemesi için bugüne kadar yapıcı bir rol oynadı.

"BARIŞA FIRSAT VERİLMELİ"

Barışa fırsat verilmesi gerektiğini her fırsatta vurgulayan Türkiye, ülkedeki aktörleri dışlamadan Libya'da ateşkesin sağlanması ve bunun siyasi bir süreçle ilerlemesi için çabaların devam edeceğini belirtiyor.

BM ULUSAL MUTABAKAT HÜKÜMETİNİ TANIYOR

Libya'nın doğusundaki gayrimeşru güçlerin lideri darbeci general Halife Hafter'in başkent Trablus'u ele geçirmek için 4 Nisan'da saldırı emri vermesinden sonra uluslararası meşruiyete sahip, BM tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) birlikleri de karşı operasyonun düğmesine bastı.

BAŞKAN ERDOĞAN VE PUTİN ORTAK AÇIKLAMA YAPARAK ÇAĞRIDA BULUNDU

Başkent Trablus yakınlarına kadar ulaşan çatışmaların sonlanması için Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 8 Ocak'ta ortak açıklamayla Libya'daki tüm taraflara ateşkes çağrısında bulundu. Meşru UMH yönetiminin ardından darbeci Hafter'in de kabul etmesiyle ateşkes 12 Ocak gece yarısı yürürlüğe girdi.

Son dakika: Başkan Erdoğan ve Putin'den Libya'da ateşkes çağrısı! İşte o metin

Türkiye, meşru Libya yönetiminin çağrısı üzerine Trablus yönetimiyle 27 Kasım'da imzalanan "Güvenlik ve Askeri İş Birliği Mutabakat Muhtırası"ndan sonra Hafter yönetimini diplomasi masasına oturtmak için çalıştı.

Değişen dengeler, diplomatik sürece hız kazandırdı.

Türkiye'nin diplomatik girişimleri son günlerde Rusya ile yapılan görüşmelerle hız kazandı. Hafter güçleri üzerinde etkisi olan Rusya ile yapılan görüşmeler, öncelikle ateşkesin etkin uygulanmasına yönelik mutabakata varılmasına yoğunlaştı.

Bu amaçla Türkiye'den Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, 13 Ocak'ta Moskova'ya giderek Rus mevkidaşları ile görüşmeler yaptı. Bunun yanı sıra Türk heyeti (UMH) Başbakanı Fayiz es-Serrac ve heyetiyle müzakereler yürüttü.

Rusya ise Hafter ve heyetiyle görüştü. Sonuçta ateşkes için bir metin üzerinde uzlaşıya varıldı. Serrac bu metni imzalayıp Türk heyetine teslim etti. Hafter ise sabaha kadar süre istediğini Rus tarafına iletti. Ancak sabah olduğunda Hafter'in bu metni imzalamadan Moskova'dan ayrıldığı açıklandı.

BERLİN SÜRECİNE DESTEK SAĞLANDI

Türkiye'nin Libya'da barışın tesisine yönelik çabaları, Rusya ile girişilen diplomasiyle sınırlı kalmadı. Türkiye, ayrıca Almanya ve İtalya gibi ülkelerin girişimiyle Libya konusunda yürütülen Berlin Süreci'ne destek veren ülkelerin başında geldi. Berlin'de düzenlenmesi planlanan liderler konferansıyla Libya konusunun masaya yatırılması ve barış için çabaların yoğunlaştırılması planlanıyordu. Ancak Hafter'in Moskova'da üzerinde uzlaşılan metni imzalamadan ayrılması, Türkiye'nin tepkisine yol açtı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Hafter'in bu şekilde devam etmesi halinde Berlin Zirvesi'nin de bir anlamı bulunmadığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Türkiye'nin Berlin Süreci'ne desteğini, önceki gün İtalya Başbakanı Guiseppe Conte ile görüşmesinden sonra bir kez daha vurguladı. Erdoğan, Türkiye'nin sürece desteğini, "Bu hafta sonu Berlin'de yapılacak zirve ile ilgili gerek Sayın Putin gerek şahsım gerekse Sayın Conte de Berlin'e katılma noktasında şu anda kararlılığımız var." ifadeleriyle dile getirmişti.

BM'NİN ÇALIŞMA VE ÇABALARI DESTEKLENDİ

Türkiye, Rusya ile giriştiği diplomasi ve Berlin Süreci'ne verdiği destekle kalmadı, Birleşmiş Milletler'in (BM) çabalarını da destekledi.

Türkiye, Libya'da siyasi sürecin ilerletilmesi ve kalıcı istikrarın sağlanmasına yönelik BM öncülüğünde gerçekleştirilecek kapsayıcı diyalog ve uzlaşı temelli yapıcı çabalara her zaman destek verildiğini her fırsatta ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da yine önceki gün BM Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame'nin girişimlerini yapıcı şekilde desteklediklerini vurguladı.

Darbeci Hafter'e tepki: "Saldırılar sürerse hak ettiği dersi vereceğiz"

Gelinen noktada Türk hükümeti Libya'da kan dökülmesini engellemek için her yolun denendiğini ve buna yönelik çabaların süreceğini, gelişmelerin yakından takip edileceğini belirtiyor.

Hafter'in, üzerinde mutabakata varılan metne imza atmadan Moskova'yı terk etmesi Türkiye'nin tepkisini çekmiş durumda. Bu tepkiyi dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ve Serrac yönetiminin sözünde durduğunu ancak Hafter'in "kaçtığını" vurguladı.

Erdoğan, "Ne yazık ki darbeci Hafter, aynen darbeciliğinde olduğu gibi masada bir yalan darbesi yaparak Moskova'yı terk etti. Trablus Hükümeti son derece yapıcı ve uzlaşmacı bir tavır sergiledi. Darbeci Hafter, ateşkesi imzalamaya yanaşmadı. Önce bekledi sonra Moskova'yı terk etti, kaçtı." dedi.

Erdoğan, Türkiye'nin darbeci Hafter ile ülkenin meşru yönetimi arasında yapılacak tercihleri dikkatle takip edeceğini belirterek, "Ülkenin meşru yönetimine ve Libya'daki kardeşlerimize saldırılarını sürdürmesi halinde, darbeci Hafter'e hak ettiği dersi vermekten de asla geri durmayacağız." diyerek Türkiye'nin tutumunu açıkladı.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da Türkiye'nin Libya'da bir ateşkes ve barış için üzerine düşeni yapmaya devam edeceğini söyledi.

Hafter'in imza atmadan masadan kalkmasını değerlendiren Çavuşoğlu, "Bu tabloda kim barış, kim savaş, kim birlik beraberlik istiyor, kim istemiyor ortaya da çıkmış oldu." diye konuştu.