Sırrıberk ARSLAN: Provokatörler mesaide

  • Güney
  • Perşembe 08.12.2017
Birileri ekonomik anlamda ülkemizi yıpratmaya çalışırken, birileri de Türkiye'nin fay hatlarını, kırılma noktalarını kaşımaya yönelik bir takım provokasyon faaliyetlerine hız verdi. Terörden darbe girişimine, ekonomik sabotajdan diplomatik provokasyonlara kadar denedikleri alçaklıkla Türkiye'nin önü kesmeye çalışanların içimizdeki uzantıları bugünlerde tehlikeli bir oyunu sahneye koyup hoşgörünün, barışın şehirlerinde alçak bir çatışma fitilini ateşlemek istiyorlar.
Yıllar önce Kahramanmaraş'ta, geçtiğimiz yıl Adıyaman'da, bugünlerde ise Malatya gibi vatanseverliği kadar farklı etnik ve inanç gruplarından insanların bir arada yaşama geleneği bulunan kadim şehirleri hedef alıyorlar.
Geçmişte bu alçaklığın şanssızlığını yaşamış olan Kahramanmaraş'ta buna kimsenin gücü yetmez. Ancak, şunu da unutmamak gerekir: Bu memlekette sadece biz yaşamıyoruz, bizi birbirimize düşürmek isteyenlerin de olacağını unutmamız gerekir.
Tıpkı gül bahçesinde gizlenmiş bir yılan, asırlık bir ağacı içten çürütmeye çalışan haşere gibi, kimi yerde kravatıyla, kimi zaman ayağındaki çarığıyla bizleri bu iğrenç provokasyonun oyuncusu yapacaklarını. Elbette sosyal medya üzerinden masumca görünen çağrılarla bizleri kirli oyunun oyuncusu yapabileceklerini unutmamalıyız.
Provokatörlerin bugünlerde sahneye koymaya çalıştığı ve bir iç çatışmaya zemin hazırlayacak olan 'Alevi-Sünni' ayrımcılığı oyununun arkasındaki tehlikeyi yakın tarihten bir örnekle anlatayım:
Suriye'de iç savaşın başladığı dönem... Kışkırtılmış yerel bir topluluğun öfkesi, aidiyet duygusu olmayan dışardan gelen lejyonerlerin 'cani' ruhuyla birleştiğinde sonuç bugünkü Suriye'dir.
Bizim Türkiye Cumhuriyeti'nden başka devletimiz yok. Çanakkale'de, Dumlupınar'da, Sarıkamış'ta omuz omuza şehit olmuş atalarımızın vatan yaptığı bu ülke, Türküyle, Kürdüyle, Alevisiyle, Sünnisiyle, Ermenisiyle, Lazıyla, Çerkeziyle bu bayrak altında yaşayan 'vatansever' herkesi kapsıyor.
Bu ülkede birlikte yaşama kültürümüzün içine haşerelerin sızarak bizi içten yıkmasına, sağduyuyu barışı, hoşgörüyü, empatiyi hatta bana göre en önemlisi insan olduğumuzu unutturarak bizi engerek yılanı gibi zehirlemelerine karşı daima uyanık olmalıyız.
Bu hafta bu yazıyı yazmamdaki amaç, ülkemizin çeşitli şehirlerinde oynanmaya çalışılan bu ve dışarıdan ülkeye ithal edilebilecek, bunun gibi daha önce başka ülkelerde gerçekleşmiş olan senaryolara karşı ne kadar duyarlıyız ve hazırız sorusunu akla getirebilmekti.
Hayırlı Cumalar…
BİZE ULAŞIN