İşte Portre: Rahşan Cebe

Amerikan Şirketleri Derneği (ABFT)'nin çiçeği burnunda başkanı Rahşan Cebe, Türkiye'ye yeni yatırımlar getirmek için kolları sıvadı. Cebe, â??Acil olarak Türkiye'deki yatırım ortamı iyileştirilmeliâ? mesajını veriyor

Pazar 06.12.2009 02:30
ABONE OL

İŞ'TE İNSAN - 06.12.09
Feride Cem
feride.cem@sabah.com.tr  

“Türkiye Amerikalı KOBİ’nin bile takibinde”

Amerikan Şirketler Derneği’nin geçmişi çok yeni. Türkiye'de iş yapan ABD firmalarının ekonomik faaliyetleriyle ilgili ortak konuları tartışıp çözüm üretebilmek amacıyla Ocak 2004’te kurulmuş. Derneğin çiçeği burnunda başkanı Rahşan Cebe, Amerikalı firmaları Türkiye’de yatırıma ikna etmek için çalışmalara şimdiden başlamış. Krizin en etkili yaşandığı dönemde başkanlık koltuğuna oturan Cebe’nin yoğun bir gündemi var. Amerika’ya yapacakları geziler ve road showlarla potansiyel yatırımcılara Türkiye’yi anlatmak için yoğun bir mesai harcayacağını söylüyor.

Cebe’nin amacı sadece büyük firmaların değil KOBİ’lerin de Türkiye’ye gelmesine önayak olmak. Farklı sektörlerden birçok KOBİ’nin Türkiye pazarıyla yakından ilgilendiğini ifade ediyor.

Bu kapsamda üzerinde en fazla durduğu proje ise önümüzdeki yıl Türkiye Kalkınma Ajansı’yla birlikte Amerika’da  road show. Bu proje’den hayli umutlu olan Cebe ile ABFT’nin faaliyetleri ve Amerikalı şirketlerin Türkiye’ye bakışı üzerine konuştuk.

Haziran ayında Amerikan Şirketleri Derneği (ABFT) Başkanlığı’na seçildiniz. Bu görev sizin için tam olarak neyi ifade ediyor?
ABFT’nin onursal başkanı Amerikan sefiri ve bu dernek aynı zamanda Türkiye’deki Amerikan Ticaret Odası. Amacımız Türkiye ile Amerika arasındaki ticari ilişkiyi düzenlemek ve Türkiye’deki Amerikan şirketlerinin faaliyetlerine destek olmak, yatırım ortamının iyileşmesine katkıda bulunmak.

Henüz altı ay olmuş bu göreve başlayalı bu süreçte neler yaptınız?
Öncelikle şunu söylemeliyim ki benden önceki başkanlar çok iyi işlere imza attılar, benim amacım da başkanlığım süresince kalıcı işlere imza atmak. Bu nedenle hükümetle sürekli temas halindeyiz. Öncelikli amacımız Türkiye’deki yatırım ortamının iyileştirilmesi, bu kapsamda başladığımız bazı projeler var.

Nedir bu projeler?
Öncelikle Türkiye Kalkınma Ajansı’yla birlikte Amerika’da bir “road show” projesi üzerinde çalışıyoruz. Çünkü bu ajans Türkiye’ye gelmeyen yatırımcıları gelip yatırım yapmaya ikna etmeye çalışıyor. Biz de onların yanında gidip “Biz de Amerikan şirketiyiz, Türkiye’de yatırım yaptık ve memnunuz siz de gelin” diyerek onları davet edeceğiz. İkinci olarak yatırım iklimini iyileştirmek için çalışmalarımız var. Bu kapsamda Türk şirketlerle çalışıyoruz. Bunlardan biri MOL Grubu oldu. Bu grubun Irak’ta iş ortaklığının oluşmasına öncü olduk. 

Kaç üyeniz var?
67 üyemiz var. Türkiye’deki üyeler Fritolay, Coca-Cola, Estee Lauder, Conrad, Pepsi Bottling, Citibank, Wall Street Institute, Philip Morris, Pfizer, Oracle, IBM Turk, British Petrol, Korn Ferry Int. gibi firmalar. Dolayısıyla bunlar arasındaki network çok önemli.  Bunu sağlamak için çeşitli etkinlikler düzenliyoruz.

Amerikalı şirketlerin Türkiye’ye bakışı nasıl?
Herkesin Türkiye’ye bakışı çok çok iyi. Türkiye’nin bölgede çok güçleneceğine inandıkları için burada yatırım yapmak istiyorlar. Bölgedeki ülkelerle iş yapmanın yolunun Türkiye’ye yatırımdan geçtiğini biliyorlar. Dolayısıyla Türkiye, gelmek ve büyümek istedikleri bir pazar diyebiliriz. ABFT olarak her yıl GFK aracılığıyla “Türkiye’deki iş ve yatırım iklimi” başlıklı bir anket yapıyoruz. Geçen yılın sonuçlarına göre 2007 ve 2008’de olduğu gibi 2009 yılında da şirketlerin yüzde 79’u Türkiye’de kalmayı planlıyor,  yüzde 72’si daha fazla yatırım yapacağını belirtti. Şirket merkezlerinin Türkiye ile ilgili algılarının Türkiye’deki iş yapmaları üzerinde olumsuz etkileri 2008’de yüzde 51’ken 2009’da düşüş göstererek yüzde 42 oldu. Türkiye’de yatırım yapan Amerikan şirketlerinin yüzde 75’i yaptıkları yatırımdan memnun olduklarını belirtti. Bunları olumlu gelişmeler olarak görmek mümkün.

Daha çok hangi sektörlerden ilgi var?
Tabii bazı sorunlar da olmuyor değil. Mesela ilaç sektörü Türkiye’ye çok büyük yatırımlar yapmak istiyor. Ancak Türkiye’de ilaç sektöründe yaşanan sıkıntılardan dolayı bu tür yatırımları kaybediyoruz. Biz bu yatırımları kaybetmemek için hükümetle temastayız. Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. İlaç bizim üstünde en çok çalıştığımız sektördü, hala da öyle, umarız bu sıkıntılar çözülür.

Bunun yanı sıra özellikle Amerikalı KOBİ’lerin ilgisi son dönemde artıyor. Bu şirketlerin yatırım yapması için elimizden geleni yapıyoruz. Son olarak perakendecileri çekmek için bir çalışma yapacağız. Her türlü alanda perakende yapmak istiyoruz.

“Gayrimenkulde gelecek var”

Aynı zamanda Amerikalı gayrimenkul şirketi Cushman & Wakefield Türkiye’nin yönetici ortağısınız. Gayrimenkul sektöründeki faaliyetleriniz krizden nasıl etkilendi?
20 yıldır gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteriyoruz. Özellikle ticari gayrimenkul satışında uzmanlaştık. Geçen yıl nisan ayında Cushman&Wakefield şirketimiz P&D Gayrimenkul Danışmanlığı'nı satın aldı. Şimdi yönetici ortak olarak şirketin başındayım. Yani bildiğiniz anlamda bir profesyonel yöneticiyim.

Patronluktan profesyonelliğe geçiş nasıl bir duygu?
Profesyonellik çok keyifli bir iş, çok eğleniyorum. Şirketimi çok doğru zamanda, kriz öncesinde sattım. Ana ortağımız Fiat’ın sahibi Agnelli ailesi. Biz büyümekte olan bir şirketiz, büyümeye devam ediyoruz.

Gayrimenkulün hangi tarafında ağırlıklı olarak bulunuyorsunuz?
Faaliyetlerimiz, ticari gayrimenkul ağırlıklı. Özellikle büyük yatırım projeleri için uygun arazi bulmak genel sorumluluğumuz. Bu kapsamda Carrefour’un İstanbul Merter`de bulunan arsası Apollo Yatırım ve İnşaat Şirketi’ne, Toprak Grubu’nun Libadiye’deki arazisi Emaar’a ve Ford Otosan’ın Koşuyolu’ndaki arazisi satılırken aktif rol oynadık. İşimize toptan emlakçılık diyorum. Türkiye’de İnsan Hakları Mahkemesi ve DGM adına değerleme yapıyoruz. Sümer Holding portföyünü değerledik. Alışveriş merkezleri kiralıyoruz.

Kriz tüm sektörler gibi sizi de etkilemiştir…
Etkilendik tabii... Banka finansmanı bulmakta zorlanıldığı için işler biraz olumsuz etkileniyor. Ancak pazarda nispi bir kıpırdanma olsa da 2010’un da 2009 gibi geçeceğine, piyasaların 2011 gibi düzeleceğine inanıyorum.

Gençlere gayrimenkul sektöründe kariyer yapmalarını tavsiye eder misiniz?
Sektör çok iyi eğitimli insanları istihdam ediyor. Emlakçılık büyüyen ve giderek kurumsal yapıya kavuşan bir sektör. Gençlere kesinlikle bu sektöre girmelerini tavsiye ederim.

“Adam olmak için hukuk okudum”

• Rahşan Cebe, lisans eğitimini İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamladı. İngiltere’deki London School of Economics’te ekonomi mastırı yaptı.
• Babasının hukuk eğitimi almasını tavsiye ettiğini söyleyen Cebe “Babam tıp okursan doktor, mühendislik okursan mühendis, hukuk okursan adam olursun dediği için hukuk okudum” diyor.
• İngiltere’de eğitimini tamamladıktan sonra bir süre iş arayan Cebe, iş bulamadığı için gayrimenkul sektörüne girmiş. Ancak şimdi işini çok severek yaptığını ve bu mesleği seçmekten dolayı hiç pişman olmadığını söylüyor.
• “Dışarıdayken her yapıya alınıp satılabilecek bir iş olarak bakıyorum” diyen Cebe’nin ailesi “El alemin evine ne bakıyorsun” uyarıyormuş.
• Eşe dosta sık sık gayrimenkul danışmanlığı yapmak zorunda kaldığını söyleyen Cebe, “Sayemde birçok insan iyi paralar kazandı” diyor.
• Babası diplomat olduğu için İspanya’da büyüyen Cebe, bu dili unutmamak için İspanyolca kitaplar okuyor.
• Aynı zamanda Flamenko dansçısı. Flamenko ile ilgili kitaplar okumayı çok seviyor.