TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

İş'te Portre: Oktay Özdemir

528 tekstil üreticinin bir araya gelmesiyle oluşturulan MOL mağazaları hızla büyüyor. Sayısı her geçen gün artan mağazalara, 40 ülkeden talep var. MOL İcra Kurulu Başkanı Oktay Özdemir, â??perakendenin Rönesansâ?ını gerçekleştirdiklerini düşünüyor

Ucuz MOL'lar dünyaya açılıyor

Krizin bütün firmaları kasıp kavurduğu günlerde Merter, Osmanbey ve Laleli’deki tekstil üreticileri bir araya gelerek “MOL adlı mağazalar açacağız ve çok ucuza ürün satacağız” dediklerinde herkes dudak bükmüştü. İlk kez İŞTE İNSAN’ın 23 Kasım 2008 tarihli sayısının manşetiyle kamuoyunun öğrendiği bu girişimin, hayata geçeceğine ve yaşayacağına kimse pek ihtimal vermiyordu. Ocak ayında ilk mağazalarını Kurtköy’de açtıklarında ise ekonomik krizde 1 TL’ye tişört, 20 TL’ye takım elbise almak isteyenler adeta izdiham yarattı.
 
Aradan geçen zaman içinde mağaza sayısını altıya çıkardılar. Yakında ilk İstanbul dışı mağazalarını Şanlıurfa’da açacaklar. Son olarak Makro marketleriyle el sıkışan grup, bu zincirin içindeki Nazar dükkanlarını da birer MOL mağazasına dönüştürecek. Bu arada MOL'un ünü, Türkiye sınırlarını da aşmış durumda. Yurtdışından pek çok yatırımcı, "MOL açmak istiyorum" diyerek başvuruda bulunuyor. 15 üretici firmanın temsilcilerinden oluşan MOL’un İcra Kurulu Başkanı Oktay Özdemir, yurtdışından 40 ülkeden talep geldiğini ve hızlı bir büyüme süreci içine girdiklerini aktarıyor.

Krize karşı ucuzluk silahını kullanan MOL, kartopu etkisiyle büyümeye devam ederken organizasyonun başındaki Özdemir’in daha da iddialı hedefleri var. Şu an bin 300’e yaklaşan çalışan sayısını, 2013 yılında 100 mağazaya ulaşarak 10 binlere çıkarmak ise bunlardan en önemlisi...

Ne zaman MOL mağazası açsanız izdiham yaşanıyor. Diğer mağazalardan farkınız ucuz olmanız mı?
Öncelikle çok geniş bir ürün yelpazemiz var. İç çamaşırından tutun da hamile kıyafetine kadar ürün satıyoruz. Üretimden gelen gücümüzü kullanıyoruz. Üretici fiyatıyla piyasaya giriyoruz. Herhangi bir firmanın ya da markanın bizimle rekabet etme şansı yok. Ayrıca tek silahımız ucuz olmak değil. İki haftada, biten ürünü rafa koyabiliyoruz. Daha önce Versace’ye üretim yapan firmalar bugün MOL’a üretim yapıyor yani kalite sorunumuz yok. 

Bu yapıyı nasıl oluşturdunuz?
Kriz başlamadan önce sektörümüzde önemli daralmalar vardı. Bir buçuk yıl önce bir araya gelerek ortak hareket etme stratejisi üzerinde anlaşmıştık. Amaç, Türkiye’de üretimi yaşatmak ve gelecekte de üretim üssü haline gelmemizi sağlamaktı. Bunun için ciddi bir yol haritası belirledik, ardından da üretim için bir araya geldik. Sadece fason üretimle bir noktaya gidemeyeceğimizi biliyorduk, satış alanlarına da ihtiyacımız vardı. Ciddi ve özel bir konseptte, uluslararası standartların üstünde bir ortak alan konsepti oluşturduk. İhracatçılarla üreticileri bir araya getirdik.

Krizin mağaza açma sürecini hızlandırdığını söyleyebilir miyiz?
Krizle birlikte üretici firmalar ürünlerini satamadı ve ellerinde çok mal kaldı. Ürün kalitemiz çok iyi olmasına rağmen sunum ve pazarla buluşturma noktasında sıkıntı yaşadık. Birçok üretici, ürününü pazarla buluşturamıyordu. Biliyorsunuz alışveriş merkezlerinde dahi Made in Turkey etiketli ürünlerin oranı yüzde 10. Bu da ciddi derecede sıkıntı yaratıyordu. Bunların hepsini toparlayınca “Ancak birlikte hareket ederek ve ölçek ekonomisini yakalayarak başarıya ulaşırız” dedik ve bu mağazacılık sistemini geliştirdik. İlk mağazamızı 17 Ocak’ta açtık ve açılışa 100 binden fazla kişi geldi.

Mağaza sayısı artacak mı?
Şu anda Türkiye’de, devam eden 21 mağaza inşaatımız var. Bunlar için önümüzdeki üç ayda ciddi eleman alımı yapacağız.

MOL daha çok kimlere istihdam imkanı sağlıyor?
Şu anda her kademede elemana ve üst düzey yöneticilere ihtiyacımız var. En fazla organizasyonel yöneticilere ihtiyaç duyuyoruz ama bulamıyoruz. Yeni dönemde iş arayanlar için ana strateji şu olmalıdır: Koşulsuz işe girme, kendini gösterme, sonra talep etme! İşe giriş felsefesi artık buna dönüşüyor. Türkiye’de temel sorunun, tercihli işsizlik olduğunu düşünüyorum. "Efendim şirket kurumsal olsun, şöyle olsun, böyle olsun” diyorlar.

Sadece tek bir konseptte mi mağaza açıyorsunuz?
Sezon mağazalarının yanı sıra outlet, VIP ve ev konseptli mağazalar açıyoruz. Elektronik ve mobilyanın satıldığı ilk MOLEV mağazasını İstanbul Fatih’te açtık ve izdiham oldu açılışta. Outlet mağazalarımız inanılmaz ucuz. 1 TL’ye tişört, 20 TL’ye takım elbise almak mümkün. VIP’te ise yüzde 65’i el işçiliği olan ürünleri satacağız. İlk etapta İstanbul’da VIP açmayı düşünüyoruz daha sonra Avrupa ve Dubai’de mağazalar açacağız.

Avrupa’nın hangi ülkesinden başlayacaksınız?
Almanlarla bu yıl 20 mağaza açmak için sözleşme imzaladık. Burada çalışanların yarısını Türkiye’den götüreceğiz. Almanya için 2 bin kişi alacağız. İlk mağaza mayısın sonunda açılacak. Resmi sözleşmeleri yaptık, bütün altyapıyı bitirdik. Burada her kademeden elemana ihtiyacımız var.

Beş mağaza için iki bin kişi oldukça yüksek değil mi?
Lojistik merkezleri ve diğer departmanları kattığımızda ortaya böyle bir sayı çıkıyor. Burada hedefimiz, 2010 sonuna kadar mağaza sayısını 100’e çıkarmak. Buradan üst düzey yöneticiler de göndereceğiz. Adayların, Almanca bilmesi önemli ama bazı yerlerde sadece İngilizce de yeterli. Bu arada sadece Almanya'dan değil, 40 ülkeden mağaza açma başvurusu aldık. Bahreyn, Umman, Libya, İran, Irak ve Kazakistan var sırada.

Yurtdışındaki yatırımcılar nasıl haberdar olmuşlar bu oluşumdan. Bu talep patlamasını neye bağlıyorsunuz?
Medyadan haberdar oldular. Türk medyasının ciddi derecede izlendiğini buradan da net olarak gördük. Dünyanın 40 ülkesinden talep geldi. Üstelik bu yatırımı karşı taraf yapıyor. Biz ürün ve yönetme noktasında destek veriyoruz. Yurtdışındaki yatırımları desteklemek için Anadolu’da kümelenme merkezleri oluşturuyoruz. Mesela Adana kümelenmesi Kazakistan’a, Konya ise Suriye’ye ürün verecek.

Bu firmaları ortak bir noktada toplamak için neler yapıyorsunuz?
İstanbul’da MOL Akademi’yi kuruyoruz. Üye firmaların tasarımcılarıyla uluslararası tasarımcıları yılda dört defa İstanbul’da toplayacağız. Bu toplantılarda ortak trendi belirliyoruz. Herkes firmasına dönerek ortak trendi hayata geçirecek ve bir konsept oluşturulacak. Hatta bu konuda yeteneklerini göstermek isteyen tasarımcılara da imkan tanıyoruz. Bu akademinin içinde oluşturduğumuz ‘free tasarım’ uygulamasıyla özellikle gençlere ve çizgisine güvenen herkese kapımız açık.

Ev hanımlarına da iş imkanı yaratıyorsunuz galiba?
Bu organizasyonda ev içi üretime büyük önem veriyoruz. İlk deneme eğitimimizi Yedikule semtindeki 150 ev kadınıyla yaptık. Ciddi verim aldığımız bu çalışmayı Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’ne yaygınlaştırmayı planlıyoruz.

KUTU1

Eleştirileri ciddiye almıyoruz

Türkiye’deki yaygın kanı, bu tür organizasyonlar tutmayacağı yönünde. Bu tür iddialara cevabınız nedir?
Bu yola çıkarken Türkiye’deki ortaklık yapılarını ciddi biçimde inceledik. Hangi noktalarda sıkıntılar çıkıyor, gördük. İlk defa Türkiye’nin yapısına uygun bir organizasyon gerçekleştirdiğimiz iddiasındayız. Gerçek koşulları göz önünde bulunduran ama evrensel kriterlere sahip bir sistem geliştirdik ve buna Türk Kalite Sistemi adını verdik. Perakendede Rönesans yaptığımız iddiasındayız. Çünkü burada herhangi birinin koyduğu bir para yok. Sisteme girenler maddi bir katkıda bulunmuyor. Sadece üretici, daralan pazarına alternatif oluşturuyor; bu da kendi kontrolünde yapılıyor. İcra kurulumuz tamamen bağımsız. Sıfır kar teorisiyle çalışıyoruz. Kar edip ortaklarına dağıtan bir sistem değil bizimki. Bu nedenle olumsuz eleştirileri çok ciddiye almıyoruz.

KUTU 2
MOL'a kimler başvurabilir?

* "Altyapım var ama siparişim yok" diyen şirketler.
* İyi tasarımcı olduğunu düşünüp kendini göstermek isteyen gizli yetenekler.
* Farklı şeyler üreten ve bunu geçim kaynağı yapmak isten ev kadınları.
* Yurtdışında kariyer yapmak isteyen yöneticiler.
* Mağazacılık, depo, üretim ve diğer süreçlerde çalışmak isteyenler.

Başvurular için: www.molturkiye.com

BİZE ULAŞIN