TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

Murat Arın: Piyasalar trendi korumaya kararlı

Yükseliş son birkaç haftadır sancılı bir dönem geçirse de henüz sona ermedi. Piyasa her koşulda yükseliş trendini destekleyecek bahaneleri yaratıyor

Global piyasalardaki yükseliş trendi geçen hafta yeni bir biçim kazanmaya başladı. Daha doğrusu yükselişe ivme verecek yeni unsurlar öne çıktı. Petrol başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki artış, doların değer kaybetmesi, hatta ABD'de giderek ağırlaşan borç yükü nedeniyle hazine faizinin yükselmesi trendi şekillendiren yeni unsurlar olarak öne çıktı.

Doların değer kaybetmesi mi emtiayı destekliyor yoksa ekonomik canlanma nedeniyle emtia fiyatları yükseliyor ve bu beklentiler doların da düşüşüne mi neden oluyor, tam olarak hangisi doğru belli değil. Ancak birbirini besleyen bir süreç işliyor. En ilginç örneği ise ABD'nin 10 yıl vadeli tahvillerinde yaşandı. İngiltere'nin kredi notu görünümü negatife indikten sonra ABD'nin kredi notu tartışmaların odağı oldu. ABD'nin bütçe açıkları ve artan borçlanma ihtiyacıyla birlikte 10 yıl vadeli hazine tahvillerinden bir kaçış yaşandı ve faiz yüzde 3.7'nin üzerine çıktı. Oysa krizin derinleştiği dönemde paranın güvenli liman olarak dolara ve ABD hazine tahvillerine yönelmesi faizi yüzde 2'ye kadar indirmişti. Faizdeki bu yükseliş ABD'den dünya borsalarına bir düşüş dalgası olarak yayıldı ama bu çok kısa süreli oldu. Piyasalar olumsuz algılama sonrası faizde yaşanan bu çıkışı olumlu bir senaryoya dönüştürmeyi başardı. Buna göre ABD ekonomisi toparlanma eğiliminde. Bu nedenle deflasyon kaygıları dağılıyor ve canlanmayla birlikte enflasyon yükselişe geçecek. Bu durumda Fed sıfıra kadar indirdiği faizini artırmak zorunda kalacak. Dolayısıyla 10 yıllık tahvillerin faizindeki yükselişten daha doğal bir şey olamaz.

Bütün bunlardan şu sonucu çıkartabiliriz: Piyasalarda mart ayında başlayan yükseliş birkaç haftadır çok sancılı bir dönem geçirse bile henüz sona ermedi. Piyasa her koşulda yükseliş trendini destekleyecek bahaneleri yaratıyor. Bu da trendin en az bir iki ay daha süreceğini, yaz aylarının iyimser bir havada geçeceğini ortaya koyuyor. Ama eylülden sonrası için çok ciddi soru işaretleri var. Bunları gündeme getirmek için hala çok erken.

İçeride ise geçen hafta IMF anlaşmasıyla ilgili belirsizlik piyasa üzerinde baskı oluşturdu. İMKB-100 Endeksi 35 bin puan civarında seyrederken TL, cuma günü hariç genelde zayıf bir seyir izledi. Anlaşmanın sonbahara ertelendiği netleşti gibi. Bunun anlamı şu: Son iki aydır dünya piyasalarına göre daha iyi performans gösteren İMKB ve TL bunu sürdüremeyebilir. IMF anlaşmasıyla şu anda dolar-TL'yi 1.40'ın altında, İMKB-100 Endeksi'ni 40 bin puanın üzerinde görebilirdik. Bundan sonra içerideki seyri ancak ekonominin canlanma işaretleri vermesi destekleyebilir, diğer gelişen ekonomilerde olduğu gibi

Yeni hedef Moody's

Kredi derecelendirme kuruluşları son yıllarda Türkiye'nin notunu düşük gösterdikleri için eleştirilere hedef oldu. 2007 yılından itibaren kredi krizinin patlaması ve dünyanın önde gelen ve yüksek kredi notuna sahip bankalarının birer birer batması bu kuruluşların itibarını dünya genelinde sarstı. Şimdi önde gelen iç kredi derecelendirme kuruluşundan biri olan Moody's yeni bir hedef durumuna geldi.

Lehman Brothers açığa satarak servet kazandığı için korkulan hedge fon yöneticisi David Einhorn, şimdi de en büyük hissedarı Warren Buffett olan Moody's'i açığa sattığını açıkladı. Einhorn şirketin değeri kalmadığını, kimsenin şirketi ciddiye almadığını ve AIG'in iflasını öngörememesiyle tüm kredibilitesini yitirdiğini söylüyor. Üstelik en büyük Moody's hissedarı olan Warren Buffett da kredi notlarına inanmadığını açıklamıştı.

 Fakat Einhorn, hisse fiyatlarının borsa yatırımcılarının hala derecelendirme kuruluşlarına inandıklarını gösterdiğini belirtiyor. Moody's hisseleri tahmin edilen karının 19 katında piyasa değeriyle işlem görüyor ve Einhorn şirketin negatif 900 milyon dolar net değeri olduğunu kaydediyor.

ABD hükümeti kredi derecelendirme yetkisini sınırlı sayıda kuruluşa verdiğinden bu şirketlerin karı yüksek oluyor ve bu sebeple de Moody's yatırımcılar arasında oldukça popüler. Standard & Poor's ve Fitch ise  şirketin rakipleri. Einhorn'un Moody's ile mücadelesini izlemek ilginç olacak. (www.finanstrend.com)

Hedge fonlardan çıkış duruyor

Aylar süren kötü haberlerin ardından hedge fonlardan para çıkışı sonunda yatışıyor. Borsalardaki artışla birlikte hedge fonlara da geri dönüş başlayabilir. Eurekahedge nisanda hedge fonlara 15 milyar dolar girdiğini açıkladı ama aynı dönemde 40 milyar dolar para çıkışı oldu. Her şeye rağmen yüz milyarlarca dolarlık kaçışın ardından hedge fonlardan çıkışlar azalıyor. Bu durumu hedge fonların yeniden para kazanmaya başlaması da destekliyor. Fonlar nisanda ortalama yüzde 3.8 kazandı.

Para akışlarının en büyük sebebi son iki aydır borsalarda yaşanan yükseliş. Çünkü birçok büyük yatırımcı, özellikle emeklilik fonları portföyünü standart uygulamayla oluşturuyor. Geçen yıl hedge fonlar yüzde 20 kadar geriledi fakat borsalar daha büyük düşüş yaşadı. Bu nedenle büyük yatırımcılar portföylerindeki dengeyi yeniden sağlamak için paralarını hedge fonlardan çekip borsaya aktardı. Şimdi borsalar toparlandığı için hedge fonlar üzerindeki baskı azalacak. Artık nakit ihtiyacı hisse satarak ya da tahvil ihraç ederek karşılanabilir. Bu nedenle yatırımcılar hedge fonlara daha fazla para yatırmaya başlayacaktır. Hatta paralarını çekme taleplerini bile iptal edebilirler. Hedge fonlar para çekimlerini karşılamak için nakit topluyordu. Para çekimleri ertelenirse kaynaklar yine yatırım için kullanılabilir, hisselere aktarılabilir.

Piyasaların tersine dönmesi ise hedge fonlar için durumu yeniden zorlaştırabilir. Üstelik krizin ardından hedge fon sektörü gözetim altında ve yüksek kaldıraçlı kredi kullanımı nedeniyle piyasanın geneli için risk yaratmamaları yönünde denetimler sıkılaştırılıyor. Hedge fonları ücretler ve yatırım yöntemleri alanlarında da başka zorluklar bekliyor. Fakat en azından şimdilik işler yoluna girmeye başladı.

(Murat ARIN – 31.05.09)

BİZE ULAŞIN