Murat Arın: IMF'sizlik artık fiyatların içinde

IMF belirsizliğinin borsa ve TL üzerindeki baskısı geçen hafta azaldı. Anlaşma yapılmamış olması fiyatların içinde artık. Dışarıda işler iyi gittikçe İMKB ve TL buna paralel olumlu bir seyir izleyebilir

Geçen hafta ABD'nin borçlanma ihtiyaçları ve hazine tahvillerinin faizi ön plandaydı. Aralık ayında ABD 10 yıllık hazine tahvillerinin faizi durgunluk ve deflasyon kaygılarıyla yüzde 2'ye kadar inmişti. Şimdi ABD'nin yükselen borç yükü, doların değer kaybı ve enflasyon kaygıları ön planda ve geçen hafta faiz yüzde 4'e kadar yükseldi. Ama bunun yeni bir krize yol açmayacağı konusunda piyasada şimdilik uzlaşıldı.

ABD'nin finansmanının yabancı sermayeye bağlı olması ve başta Çin, Japonya ile Rusya'nın ABD varlıklarına en fazla yatırım yapan ülkelerin oluşu, durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Çin her ne kadar dolara pek güvenmese de ABD ekonomisinin çöküşü ihracata dayalı ekonomisini de çökerteceği için ister istemez desteğini sürdürüyor. Hemen hemen aynı durumdaki Japonya da “koşulsuz destek” veriyor. Rusya ise süper güç olmanın özlemi içinde ABD'ye karşı kullanabileceği her kozu gündeme getiriyor. Rusya Merkez Bankası dolar varlıklarını yüzde 40 civarına indirdikten (ve riskini azalttıktan sonra) 10 milyar dolarlık ABD tahvilini IMF tahvillerine dönüştüreceğini açıkladı. Rusya dolara alternatif bir para birimi arayışlarını da sürdürüyor.

Bütün bu çekişmelerin ve ekonomilerdeki toparlanmanın zamanlaması konusundaki tartışmalar arasında borsalar yükseliş trendini korudu. Üçüncü çeyrekten itibaren ekonomilerin canlanacağına yönelik beklentiler devam ediyor. Gelen veriler güçlü bir toparlanmaya işaret etmese de borsalar umudu satın alıyor. Bunun önemli bir nedeni de belki bir yıla yakın bir süredir kenarda bekleyen paranın yeniden borsalara dönmesi. Hem ABD hisselerine hem gelişen piyasalara yatırım yapan fonlara para girişi artarak devam ediyor. Bu da ekonomik canlanmaya yönelik veriler o kadar inandırıcı olmasa da borsaların yükselmesini destekliyor.

İçeride ise birkaç haftadır IMF'sizlik hakimdi ama IMF belirsizliğinin borsa ve TL üzerindeki baskısı geçen hafta azaldı. Anlaşma olmamasının olumsuz etkisi fiyatların içinde artık. Dışarıda işler iyi gittikçe İMKB ve TL buna paralel olumlu bir seyir izleyebilir. Bundan sonra problem işler kötüye gidince ortaya çıkacak. Bunun için sonbahar ayları kritik bir zaman olarak gözüküyor. Nisan ayı ödemeler dengesi raporu TL'nin ne kadar zayıf bir dengede durduğunu ortaya koydu. Ağustosa kadar riskler sınırlı ancak yazın sonuna doğru içeride döviz dengesi daha kötüleşirken dışarıda canlanma beklentilerinin kof olduğunun anlaşılması TL'yi tepetaklak bırakabilir yeniden. Hazırlıklı olmakta yarar var...

Petrol kaç Big Mac eder?

Petrol diğer tüm emtia fiyatlarında olduğu gibi ABD Doları olarak işlem görüyor. Bu durum son zamanlarda petrol ve doların ters yönde hareket etmelerine neden oluyor. Dolar değer kaybettikçe petrol ve diğer emtia fiyatları yükseliyor. Petrol fiyatlarından doların etkisi çıkarıldığında petrol maliyetlerine dair daha net bir resmin ortaya çıkacağı yönünde bir inanış var. Yıllar boyunca analistler petrolün fiyatını euro, İsviçre Frangı ve altınla ölçmeye çalıştı. Aslında petrolü altın ile ifade etmek son birkaç yıl öncesine kadar, altında hızlı yükseliş başlamadan önce yaygın bir durumdu.

The Economist degisi kurların alım güçlerini Big Mac ile değerlendiriyor. Şimdi yeni bir öneri var. Petrolün de Big Mac fiyatıyla ölçülmesi. Energy alanında blog yazan Gregor Macdonald 2001 - 2009 arasında ortalama yıllık petrol fiyatını Big Mac cinsinden bir grafiğe dönüştürmüş. 2008 yılındaki zirvede petrol 27 Big Mac ediyordu. Şu anda petrol 19-20 Big Mac civarında seyrediyor. Fiyat 2000'lerin başındaki 10 Big Mac seviyesinden yükselerek artık 20 Big Mac seviyesine yerleşmiş gözüküyor. (finanstrend.com)

 

 

BİZE ULAŞIN