İş'te Portre: Seval Öz Özveren

Geçen yıl Amerika'da faaliyete başlayan arama motoru Cuil'in Türk ortağı Seval Öz Özveren'e göre insanlar artık hangi sitelere girdiğinizi takip edip size uygun reklamlar gösteren arama motorlarından rahatsız oluyor

İŞTE İNSAN – 21.06.09
Feride CEM
feride.cem@sabah.com.tr

sevil_oz_714235462.jpg

Geçen yıl temmuz ayında Amerika’da faaliyete geçen arama motoru Cuil, büyüme stratejileri çerçevesinde Avrupa’ya açıldı. Şirketin Avrupa’daki en önemli hedef pazarlarından biri de Türkiye olduğu için dil seçeneklerine Türkçe de eklendi. Bu kararın ardında Türkiye’nin yüksek büyüme potansiyeli olduğu kesin ama şirketin Türk ortağı Seval Öz Özveren’in rolü de unutulmamalı. Cuil’in kurucusu Anna Peterson’la aynı okulda okuyan çocukları sayesinde tanıştıktan kısa bir süre sonra kendisini şirketin ortakları arasında bulan Öz Özveren - iki soyadı arasından kısa olandan da anlaşılacağı gibi- Amerika’da yaşayan, dünyaca ünlü kalp - damar cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz’ün kızkardeşi.

Finans ve İş Geliştirmeden Sorumlu Ortak sıfatıyla kendisini Cuil’in büyümesine adayan Özveren, “Bende Öz ailesinin enerjisi var” diyor ve ekliyor: “Bu şirket için büyük hayallerim var!” Arama motoru pazarında yüzde 65 gibi ezici bir üstünlüğe sahip Google ve yılların devi Yahoo’nun varlığı düşünüldüğünde işinin hiç de kolay olmadığı ortada. Yine de “imkansız değil” diyor ve en büyük fark yaratacaklarına inandığı alanın “özel yaşama saygı” olduğunu vurguluyor. “Kimsenin bilgilerini kaydetmiyoruz” diyen Özveren Google’ı,  “mahremiyet” silahıyla vurmaya hazırlanıyor.

Cuil’le ilgili ilk röportajını İş’te İnsan’a veren Özveren’le, babası Prof. Dr. Mustafa Öz’ün Yeniköy’deki yalısında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Bir finansçı olarak Silikon Vadisi’sindeki mühendislerin arasında ne işiniz var?

Mühendislerin kafası farklı çalışıyor. Konsantrasyonları yoğun olduğu için bir şey yaparlarken yanlarına yaklaşamazsınız. Başka taraflara bakmaları mümkün değil. Onun için bir işe para yatırmaları, para bulmaları insanlarla iletişim kurmaları çok zor zaten istemiyorlar da. Ben işin bu tarafları için Cuil’deyim.

Arama motoru işine girmek, ortak ve yönetici olmak nereden aklınıza geldi?
Dünyada 750 milyon kişi günde 61 milyar kez İnternet’te arama yapıyor. Bu, çok ciddi bir rakam ve dev bir pazar. Biliyorsunuz bizim dışımızda Google, Yahoo, Microsoft (Bing) var pazarda. Burada yapacak çok şey var. 

Ne zaman kuruldu Cuil?
2007 yılında kuruldu. Finansmanını da 2008'de tamamladık. 33 milyon dolarlık yatırımla makineleri aldık, indeksi kurduk ve geçen temmuzda faaliyete geçtik.

Bir yılda aldığınız yoldan memnun musunuz?
2009 arama motorlarının yılı oldu. Teknolojimizin yeni olması bize avantajlar sağladı. Twitter, Facebook ve My Space gibi sosyal ağ teknolojisinde çok büyük gelişmeler oldu. Buna bağlı olarak geleneksel medyada reklam pastası daralırken online digital satışlarda patlama var.

Kurulduktan yaklaşık bir yıl sonra Avrupa’dasınız. Bu kıtadan beklentiniz nedir?
Burada çok şey yapabileceğimize inanıyoruz. Avrupa servisini İrlanda üzerinden veriyoruz. Her gün sayfamıza giren 1 milyon kişinin yüzde 10’u, Avrupa’dan geliyor. Bunun da en büyük nedeni, onlara sunduğumuz özgürlük. Bundan sonraki hedefimiz Uzakdoğu’ya geçmek. 

Bu tür girişimler bir süre sonra işi dev bir şirkete satmayı hayal ederler? Sizin de öyle bir beklentiniz var mı?
Geçen yıl Microsoft’un arama motoru Bing bizi satın almak istedi ama fiyatı düşük bulduk. Cuil’i kendi irademizle büyütmeye karar verdik.
 
Google gibi bir arama motoruna karşı nasıl direneceksiniz?
Google, 10 yıl önce o günün teknolojisiyle kuruldu ve insanların önemli bir ihtiyacına cevap verdi. Ancak bügün İnternet çok büyüdü ve bu teknoloji bize yeni bir yatırım için önemli fırsatlar sundu. Bu sayede Google'ın 40 milyar, bizimse 124 milyar sayfamız var. Yani dünyanın en büyük indeksiyiz.

Bu kadar büyük olmanızın gerekçesi ne? Diğerlerinin içeriği yetersiz mi yani?
Gelişen ve değişen teknoloji bize bu kadar büyük olma imkanı sağladı. Google'ınki 10 yıl öncenin teknolojisi. Bu yüzden rakibimiz Google değil, teknolojisi bize daha yakın olan Microsoft.
 
Gelelim rekabete… Diğerlerinden tam olarak ne farkınız var?
Öncelikle tüm bilgileri bir sayfada veriyoruz. Kullanıcıları sürekli tıklamak zorunda bırakıp bir yere yönlendirmiyoruz. Google kullanıcıları sürekli değişik yerlere yönlendiriyor. Biz bunu yapmayarak kullanıcılarımıza zaman kazancı vaad ediyoruz. Google sizi sayfasında tutmak istemiyor ama biz kullanıcıları, sayfamızda tutuyoruz. Oralarda açılan pencerelerde reklam veriyoruz.

Onlardan nasıl pazar payı kapacaksınız?
Büyük ve güçlü bir indeksle girdiğimiz için pazar payını çok daha hızlı alabiliriz. Kullanıcılar, onların verdiği linklerde kayboldukları için birinci sayfadan sonra Google içinde başka bir yere gitmiyor. Örneğin Gucci’yi arayan bir kullanıcının karşısına bir harita çıkıyor ve dünyadaki bütün mağazaların yerini görebiliyor. Hangisini görmek istiyorsa üzerine tıklıyor ve adresini öğrenebiliyor. Bu şekilde Google’da beş - altı tuşla bulunabilecek bir bilgiyi bir defada bulmayı vaad ediyoruz.

Evet bunlar güzel ama yine de işinizin zor olduğunu düşünmüyor musunuz?
Yelken yaparken rüzgarı arkanıza almanız lazım, bizim rüzgarımız da sahip olduğumuz teknoloji. İki yılda yüzde 5 pazar payına ulaşırsak iyi bir şey yapmış oluruz. Hiç olmazsa Google’ı biraz yerinden oynatmış oluruz ve onları da yeni bir şeyler yapmaya mecbur ederiz.

Halen pazar payları nasıl sıralanıyor?
Piyasanın yüzde 65’i Google’ın, yüzde 20’si Yahoo, yüzde 8’i ise Microsoft’un elinde. Bizim payımız ise henüz yüzde 1’in altında. Piyasayanın ilk oyuncuları olmanın yaşıyorlar. Ama teknoloji çok hızlı değişiyor ve bu, pazar paylarını da etkileyecek.

İnsanların daha fazla bilgiyi tek sayfada sunduğunuz için mi size gelmesini istiyorsunuz?
Hayır en önemli kozlarımızdan biri ‘privacy’ yani ‘mahremiyet.’ Çünkü Google ya da Yahoo, araştırdığınız konuları takip ediyor ona göre reklam alıyor. Biz diyoruz ki bu yanlış! Bu bilgilerin saklanmaması lazım. Çünkü kişilerin özel yaşamını takip etmemeliyiz. Ben avukat arıyorsam bilinsin istemem. Ya da farklı cinsel tercihlerimin bilinmesini istemem. Bu benim özel yaşamım. Biz sizin ne aradığınızla hiç ilgilenmiyoruz. O bilgileri saklamıyoruz, özel yaşamınıza saygı duyuyoruz.

Her halde en güçlü kozunuz bu olmalı...
Mahremiyet Amerika’da bizim pazar almamızı sağlayan en güçlü argümanımız oldu. İnsanlar artık bunu istemiyor. İnternet gelişiyor ama insanlar bütün bilgilerini İnternet’e açmanın tedirginliğini yaşıyor. Çok da fazla bilgi verilince kişilerin güvenlik endişesi artıyor. Bir de insanların aradığı bilgiyi bulması lazım, bulamazsa gidiyor başka yerlerde arıyor.

Biliyorsunuz başka arama motorları yıllardır kullanıcılarda alışkanlık yarattı. Bunu nasıl değiştirmeyi planlıyorsunuz?
Alışmak çok önemli, bunu biliyoruz. Pazarlama bütçemiz neredeyse sıfır çünkü haber ağızdan ağıza yayılıyor. Hangi motordan arayıp bulduklarını birbirlerine söylüyorlar. Sonunda hangisi daha iyiyse ona yönelecekler. Ayrıca hiç kimsenin kullanıcıları bir duvarın ardında tutma şansı yok. Çünkü piyasa açık. Her kullanıcı sadece bir arama motorunu kullanmıyor. Kimse kullanıcının sahibi değil, kimseyi sebepsiz yere kendinize bağlamazsınız.

Cuil’in aradığımız konularla ilgili verdiği linklerde ön bilgiyi uzun tuttuğunu görüyoruz. Bunun nedeni ne?
Evet Google’dan farklı olarak kullanıcılara bilginin ilk paragrafını veriyoruz. Bu da kişiye yazının devamı hakkında fikir veriyor, isterse devam ediyor ve vakit kaybı olmuyor. Ayrıca içerikleri popüler ya da en son çıkan haber üzerinden vermiyoruz, bilgi üzerinden veriyoruz. Elbette güncel bilgilere de yer ayırıyoruz çünkü kullanıcı bilmek isteyebilir. Özellikle popüler kişiler için son bilgileri sayfanın sağ tarafındaki sütunda veriyoruz.

Amerika’da kullanıcı sayısı hızla artan Twitter’la da işbirliği yaptınız galiba...
Evet onlarla bir anlaşma yaptık. Bu kapsamda Twitter’dan feedback (geri bildirim) alacağız. Google daha bunu yapmadı, muhtemelen gelecek ay yapacaklar. Bu konuda onlardan öndeyiz yani. Çünkü Twitter çok hızlı büyüyor. Geçen yıl Google’ın kullanılma trafiği yüzde 9, Facebook’un yüzde 200, Amazon’un yüzde 7 büyürken Twitter yüzde 1300’lere yaklaşan bir oranda büyüdü. Burası bizim için çok önemli bir kanal.

Ne zaman reklam almaya başlayacaksınız?
Bütün sayfalarımızda reklam olacak. Sayfada kalan kullanıcıya dört-beş yerden reklam göstereceğiz. Bu sayede payımız hızla yükselecek. Anlaşmalarımızı yaptık, 1 Temmuz’da reklamlara başlıyoruz. Burada sitemize kaç kişinin girdiği önemli. Günde 950 bin kişi Cuil’i ziyaret ediyor. Bu da, ayda 28 milyon kişi demek. Şubat ayında bu rakam aylık 7 milyondu. Siteye giren her beş kişiden biri reklamı tuşluyor. Halen ayda 1 milyon dolar giderimiz var. Aralık ayında giderlerimizi karşılar duruma gelmeyi hedefliyoruz.
 
Online reklam pazarı hızla büyüyor?
2009’da Amerika’da online reklam harcamaları pazarının 25 milyar dolar civarında gerçekleşmesi bekleniyor. Bunun 8 milyar doları, arama motorlarından gelecek. 2010 yılında pazarın 30 milyar doları bulacağını, bunun 15 milyar dolarının da arama motorlarından sağlanacağını tahmin ediyoruz. Dolayısıyla bu pazarda olmak çok heyecan verici.

2010’dan beklentileriniz?
2010’da para kazanmaya başlamayı hedefliyoruz. İş ortaklarımız çok önemli. Çünkü insanların yüzde 80’i bilgiye, İnternet üzerinden ulaşıyor. Burada video seçeneği de önemli. Bunun için televizyon kanallarıyla anlaşıp içeriklerini video gösterim sitesi www.hulu.com’a vermelerini istiyoruz. Çünkü hulu ile anlaşmamız var ve her giren kişi istediği diziyi ve programı buradan seyredebilir.

Bu girişimin kriz dönemine denk gelmesi canınızı sıkıyor mu?
Kriz, bizim için fırsat oldu çünkü daha ucuz olduğu için reklamveren alternatif kanal olarak İnternet’i tercih etti.


MIT ve Wharton mezunu

• Amerika'da doğan Seval Öz Özveren, MIT’de ekonomik ve politik bilimler üzerine eğitim aldı. Wharton Business School'da MBA yaptı ve onur listesinde mezun oldu.

• Mezun olduktan sonra Wall Street'te trader olarak çalıştı daha sonra Salomon Brothers’ın özel yatırımlarından sorumlu oldu. Altı yıl bu kurumda çalıştıktan sonra Merrill Lynch'ten teklif aldı ve buraya geçti. Daha sonra bir fon kurdu ve burada çeşitli yatırımları yönetti.

• 1999 yılında eşinin şirketinde çalışmak için New York’tan, Silikon Vadisi’ne taşındı.

• Özveren, her sabah 05:30’da kalkıyor, 06:00’da bilgisayarın başına oturup İnternet’ten haberleri okuyor. Cuil’in sitesinde yazılan yorumlara mutlaka bakıyor. Sabah sporunu yaptıktan sonra da 07:15’de ofisinde oluyor. Mesaisi akşam saat 20:00’ye kadar sürüyor. “Yapacak çok işim var” diyor. Hafta sonlarını ise altı yaşındaki kızı Rüya’ya ayırıyor.

Kitap yazıyor

• Kızının doğumundan sonra iki buçuk yıl çalışmayan Özveren, tekrar işe dönme sürecinin kadınları çok zorladığını düşünüyor. Bu süreçte yaşadıklarını anlatan bir kitap yazıyor. “Çünkü teknoloji, bilgiler, bağlantılar değişiyor” diyen Özveren, “Benim için önemli olan onları bırakmamaktı. Bu nedenle geri dönüşüm hem hızlı hem sağlıklı oldu” diyor.

• Bu zorlukların yanı sıra anneliğin kendisine sabırlı ve şefkatli olmayı öğrettiğini söyleyen Özveren, “Bir de yorum yapmamayı öğrendim. Çünkü biz yorum yapmayı seviyoruz ‘Kilo almışsın, bu sana yakışmamış, bu çok yanlış’ diyoruz birbirimize. Oysa başka insanların kararını yorumlamaya hakkımız yok” diyor.

BİZE ULAŞIN