TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

İş'te Portre: Şerife İnci Eren

İnci Holding krizin etkisini ihracatta alternatif pazarlar yaratarak hafifletmiş. Yönetim Kurulu Başkanı Şerife İnci Eren'in büyüme planları arasında İran'da yatırım yapmak da var

İŞ’TE İNSAN – 07.06.09
Feride CEM
feride.cem@sabah.com.tr

“İran’da akü yatırımı yapmayı planlıyoruz”
Ana işi akü ve jant üretimi olan İnci Holding Yönetim Kurulu Başkanı Şerife İnci Eren, krizle ilgili değerlendirme yaparken abartılı cümleler kurmaktan kaçınıyor. Değerlendirmeleri son derece temkinli. Oysa krizin kasıp kavurduğu otomotiv sektörüne yönelik üretim yapan bir gurubun krizden etkilenmemesinin mümkün olmadığını tahmin etmek zor değil. Eren de zaten “Bu denli büyük bir krizden etkilenmememiz söz konusu olamaz. Özellikle jant üretimimiz daha fazla etkilendi” diyor. Ama tüm bunlara rağmen iyimserliği elden bırakmıyor: “2001 krizinde çok büyük tecrübeler edinmiştik. O tecrübelerimizle bugün ne yapacağımızı çak daha iyi biliyoruz. Moral ve motivasyonumuzu yüksek tutmaya çalışıyoruz.”

2008’i 700 milyon TL ciro ile kapatan İnci Holding aralarında Mercedes, MAN, Ford Otoson, Tofaş, Renault ve Peugeot’ya üretim yapıyor. Krizle birlikte pazar çeşitlemesine daha büyük önem verdiklerini söyleyen Şerife İnci Eren’le krizin otomotiv yan sanayine etkisi ve İnci Holding’in krizin etkisi hafifledikten sonraki büyüme planları üzerine konuştuk.

Krizden en çok etkilenen otomotiv sektörü oldu. Otomotiv yan sanayinde faaliyet gösteren bir gurup olarak krizden nasıl etkilendiniz?
Evet, otomotiv endüstrisine bağlı olarak bütün dünyadaki krizden çok doğal olarak biz de etkilendik. Ama 2001 krizinden çok ciddi dersler çıkarmış olmamız işimizi kolaylaştırdı. O derslerle yatırımlarımızı çok daha dikkatli yapıyor, adımlarımızı daha dikkatli atıyoruz. Bu krizden nispeten daha az etkilenerek işimizi götürebileceğimizi düşünüyoruz. Geçmişten gelen tecrübenin de etkisiyle moral ve motivasyonumuzu yüksek tutuyoruz.

2001’den çıkardığınız en büyük ders ne oldu?
Özkaynaklarla yatırım yapmak diyebilirim. Şirketimizde “Ayağını yorganına göre uzat” atasözü çok geçerli. Bu krizde döviz / TL dengesine ve nakit akışına çok dikkat ediyoruz. Bu nedenle de açık vermeden işimizi yürütüyoruz.

Ama şunu da söylemeliyim sonuçta ana işimiz akü ve jant üretimi. Yani bir aracın en önemli parçalarını üretiyoruz. Otomotiv endüstrisine OE dediğimiz (original equipment) satışı yapıyoruz. Ayrıca değiştirme piyasasına verdiğimiz ürünler var. Satışlardaki dağılımı dengeli yapmaya çalışıyoruz. Her iki ürün grubunda ihracatımız yüzde 65-70’lere çıkıyor.

Otomotiv sektörü tüm dünyada oldukça sıkıntılı bir dönemden geçiyor. İhracattaki sıkıntıları bertaraf etmek için neler yapıyorsunuz?
İhracat yaptığımız ülkelerin sayısını artırdık ve toplamda 58 ülkeye yapıyoruz. Bu yıl ayrıca Suudi Arabistan, İspanya, İsveç, Bulgaristan, Belarus, Moldova, Sudan ve Kenya gibi ülkelere ihracat yapmayı hedefliyoruz. Pazar yelpazemizi genişletmek bizim için önemli. Bir tarafta daralma olduğunda öteki tarafa yönelerek özellikle akü konusunda bu krizi daha rahat aşacağımızı görüyoruz.

Krizle birlikte ihracatın önem kazandığını söyleyebilir miyiz?
Kesinlikle öyle… Dış ticaret ekibimiz ayın üç haftası dışarıda. Fuarlara katılıyorlar mevcut müşterilerle sıcak temas kuruyor, bölgesel toplantılar yapıyorlar. Pazarı bire bir yerinde görüp ona göre aksiyon planları gerçekleştiriyoruz.

İhracat pazarları arasından sizi en çok heyecanlandıran neresi oldu?
İran’da orijinal ekipman fabrikalarına ürün veriyoruz. Pazar oldukça hareketli. Zaman içinde burada akü yatırımı yapmamız bile söz konusu olabilir. Epey zamandır o pazara mal veriyoruz ama son zamanlarda satışlar yoğunlaştı. İran’ın krizden daha az etkilendiğini söyleyebilirim. Bu pazarın yanı sıra Kuzey Afrika ülkeleri de iyi gelişme içinde. O pazarları ihmal ediyorduk. Önceliğimiz çevre ülkelerle ilişkileri geliştirmekti. Zaten ürün kaliteniz bir noktaya geldikten sonra bütün dünyaya açılabiliyorsunuz. Biz de onu yapıyoruz.

İç pazarda otomotive sağlanan teşvik size nasıl yansıdı?
Tabii otomotiv endüstrisinde özellikle yerli üretimde olan hareketlilik bizi de etkiliyor ama ‘yeterli mi’ derseniz ‘evet’ diyemeyeceğim. Özellikle ticari ve ağır vasıtada da bir takım çözümlerin getirilmesi lazım. Ayrıca her ülke kendi iç sanayini korurken, bizde koruma ile ilgili en ufak bir şey yok. Başka ülkeler sanayicisine çok ciddi sübvanseler veriyor. Krizden otomotiv endüstrisi etkilendi ama yan sanayi daha da fazla etkilendi. Sonuçta teşvikle bir kıpırdama başlamıştı ama bu da 15 Haziran’da bitiyor. Bu tarihten sonrasıyla ilgili en ufak bir bilgimiz yok.

Kriz yatırım planlarınızı nasıl etkiledi?
2008 yılı içinde yaklaşık 30 milyon TL tutarında yatırım yaptık. 2009 yılı için planlanan yatırımlar kesintisiz devam ediyor. 2010 sonu itibariyle aküde dört milyon adet olan kapasitemizi beş milyon adete çıkarmayı hedefliyoruz. Yine Manisa’da planladığımız yatırımla ilgili bütün altyapı hazırlıklarımızı yaptık. Ağırlıklı olarak özkaynakla finanse etmeyi planladığımız yatırımı istikrarlı ve adım adım yapmak istiyoruz.

Gelelim istihdama... Satışlardaki daralma istihdama nasıl yansıdı?
Öncelikle jant tesislerimizde çalışanlarımızı yüzde 10 oranında azalttık. Burada da ayrılmak isteyen arkadaşlara öncelik tanıdık. Onun dışında kısa çalışma ödeneğinden yararlandık. Şimdilik 2008 sonu itibariyle İnci Holding A.Ş, ile iştirakleri ve bağlı ortaklıklarında istihdam edilen personel sayısı 1750. Oysa kriz çıkmadan önce bu sayıyı bu yıl 1900’lere çıkarmayı planlıyorduk. Kriz döneminde çalışanlarımızın da büyük fedakarlığı oldu. Herkes izinlerini kullandı. Çünkü onlar da uzun vadede şirketlerin ayakta kalmasının önemli olduğunu biliyor. Onlarla doğru iletişim kurup olayları anlatırsanız sizi anlıyorlar.

KUTU 1
Kitap ve spor tutkunu
• İnci Holding’i beş kız kardeş ve onların eğitimlerini tamamlayan çocukları yönetiyor. Üniversite yıllarından bu yana aile şirketinde stajyer olarak çalışmaya başlayan Eren 32 yıldır iş hayatının içinde.
• İki yıl önce İnci Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı ablasından devralan Şerife İnci Eren, Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Eğitim Fakülteleri’ni bitirdi.
• Çok kardeşli olmalarını “En büyük zenginliğimiz” sözleriyle değerlendiren Eren, “İş şapkası ve aile şapkasını karıştırmamaya çalışıyoruz. Masanın etrafına oturduğumuz zaman kıyasıya tartışmalar olur. Bizim için önemli olan çoğunluğun hemfikir olması. İş masasından ayrıldığımızda hepimiz abla - kardeşizdir” diyor.
• Kitap okumayı çok sevdiğini söyleyen Eren, misyonunu kitap okumayı sevdirmek ve sigara içilmeyen bir işleri yaratmak olarak açıklıyor. Yeni işe alımlarda iki eşit aday insandan sigara içmeyeni tercih ediyor.
• Spor yapmayı çok seven Eren tenis, yüzme, kayak, bisiklet, yürüyüş ve yamaç paraşütü yapıyor.

Kimlerle çalışır?
• Kişisel farkındalığı yüksek olmalı.
• İşini seven ve tutkuyla sarılmalı.
• Çok iyi eğitim görmüş olmalı.
• Seri karar verebilmeli.
• İnsan ilişkileri güçlü ve sağlıklı olmalı.
• Okumayı sevmeli.

BİZE ULAŞIN