Murat Arın: Risk alma dönemi bitti limana sığınma zamanı

Ayı piyasası rallisi geçen hafta hızlandı. Daha fazla kazanma imkanı olabilir ama artık korunaklı bir pozisyon alıp kenara çekilmek en doğru yaklaşım

Borsalar dünyanın hemen her yerinde bu yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. ABD'de şirket karlılıklarının çok aşağılara çekilmiş olan beklentilerden iyi gelmesi, piyasaların genelinde toparlanma duygusunu güçlendirdi. ABD'de konut satışlarından gelen olumlu birkaç veri de bu hareketi destekledi. Haftalar öncesindeki kaygılar unutuldu ve piyasaları taze bir başlangıç havası sardı.

Bütün bunlar bu köşeyi okuyanlar için şaşırtıcı olmasa gerek. Haziran başından bu yana ayı piyasasında son bir yükseliş yaşanacağını belirtiyordum. “Ne değişti?” derseniz sadece piyasaların daha iyi olacağını söyleyenlerin sayısı arttı ve sesleri daha güçlü çıkmaya başladı. Bu açıklamaların ardında borsaları daha fazla yukarı taşıyacak bir gerçek bulunmuyor. Elle tutulur ya da gizlenmiş bir bilgi yok. ABD'de işsizlik verilerinin açıklanmasına 10 gün daha var. Sanıyorum bilançoların sona ermesinin ardından, işsizlik verileri açıklanmadan borsalar bu bahar havasını sona erdirecek. Veriler bugüne kadar işsizlikle ilgili bir iyiye gidiş sağlanamadığını gösteriyor. İşsizliğin artması, konut ve tüketici kredilerinden kredi kartlarına oradan banka bilançolarına sorunların büyüyeceği anlamına geliyor. İşsizliğin ciddi bir sorun olmaya devam ettiğinin görülmesi borsalar için ciddi bir "uyanma çağrısı" olacak. Ekonomilerin bu durgunluk hastalığından nasıl kurtulacağı tartışılırken borsalar da sert satışlara sahne alabilir.

IMF anlaşması haberiyle birlikte İMKB-100 Endeksi'ndeki hareket 42 bin puana kadar gidebilirdi, dolar-TL 1.40'a kadar inebilirdi. Ama anlaşmayla ilgili somut bir gelişme olmadı. Hükümetin bütçeyle ilgili aldığı önlemler IMF anlaşmasına hazırlık olarak değerlendirildi ama bütçe açığının bu yıl GSYİH'nın yüzde 5-6'sı düzeyinde gerçekleşeceği dikkate alındığında bu önlemlerin alınması kaçınılmazdı. Kısacası IMF olmadı ama İMKB-100 Endeksi 40 bin puana dayandı, dolar-TL 1.50'nin altına indi.

Ayı piyasasının bu son yükselişinden sonra, birkaç ay sürecek bir karamsarlık piyasalara hakim olacak. Bir IMF anlaşması olacaksa bile bu piyasalarda satış dalgasının başlamasından sonra gelecek. Dolayısıyla hem İMKB, hem de TL bu satışlardan payını alacak. Bu satış dalgası süresince borsalar daha önceki dip seviyelerini bile zorlayabilir, para birimleri kışın yaşadıklarına benzer hareketler yapabilir. Mart ortasından itibaren dolarda satış, nisan başından itibaren İMKB'de alım önermiştim. İMKB'de yükseliş yüzde 60'a, dolar-TL'deki düşüş yüzde 15'e ulaştı. Artık bu seviyelerden güvenli pozisyonlara geçme zamanı geldi. Borsada yüzde 5, TL'de yüzde 2-3’e kadar daha kazanma imkanı olabilir ama fazla zaman kalmadığı için bu andan sonra korunaklı bir pozisyon alıp kenara çekilmek en doğru yaklaşım olarak gözüküyor.
Tahvil piyasasındaki beklentim faizin yüzde 10-11 aralığına kadar inmesiydi. Faiz 11'e yaklaştı ama daha fazla inmedi. Risk algısının yükselmesiyle birlikte faiz de, daha yüksek seviyelerden pozisyon almak için fırsatlar sunacaktır.

Piyasalarda dönüş zamanlarını kestirebilmek çok güç. Borsalarda nisan-mayıs gibi bir yükseliş bekleniyordu ancak dip seviye 9 Mart'ta görüldü ve hemen herkesi yanılttı. Ancak bu kez sanki daha gözle görülür bir mekanizma çalışıyor ve borsalar çok zorlama biçimde yukarı gidiyor. Bu rallinin uzun sürmesi için mucize gerekiyor: Mesela ABD'de tarım dışı istihdam kaybının ciddi bir biçimde azalması gibi...

Petrolde stoklar artıyor, fiyat direniyor
Zayıf talep ve artan stoklarla birlikte petrol fiyatları 65 dolar civarında dolaşıyor ancak bu artışın kalıcılığı ciddi bir biçimde tartışılıyor. Bunun en önemli nedeni dünyanın en büyük petrol tüketicisi olan ABD'de, düşen talep sonucunda ham petrol, benzin ve petrol ürünleri stoklarının son 19 yılın en yüksek seviyesine çıkması. ABD'de 2009'un ilk yarısındaki petrol talebi son 10 yılın en zayıfıydı, küresel tüketim ise ikinci çeyrekte son dört yılın en düşük seviyesine indi.

Bazı analistler petrol fiyatlarındaki artışa ekonomik iyileşmenin yardımcı olduğunu düşünürken bazıları da spekülasyonun fiyatları yukarı ittiğine inanıyor ve ciddi bir düzeltmenin fiyatları 50 dolara çekebileceği düşünüyor.
ABD Hükümeti eski danışmanı olan ve 2007 yılında petrol fiyatlarının 100 doları aşacağını öngören Prof. Philip Verleger'e göre durum daha vahim. Akaryakıt talebi üzerinde durgunluğun daha derin bir baskı yaratmasıyla birlikte ham petrol fiyatları 20 dolara kadar gerileyecek. (www.finanstrend.com)

Goldman Sachs bu kez bilecek mi?
ABD'de önde gelen birçok mali kurumun iflas etmesi, birleşmesi ya da kamunun kontrolü altına girmesi Goldman Sachs'ı giderek daha büyük bir hedef haline getirmiş durumda. JP Morgan ile birlikte krizin iki büyük kazananından biri olan Goldman Sachs, yüksek karlılığı ve primleriyle de gündemde. Elbette Goldman analistlerinin hazırladığı raporlar dikkatle izleniyor ancak burada bir sıkıntı var. Petrol fiyatının geçen yıl 200 dolara kadar çıkacağını tahmin etmelerinin ardından fiyat 30 dolara doğru inince bir süre petrol analizi yayınlamayı durdurmuşlardı. Geçen hafta Goldman Sachs analisti David Kostin, S&P 500 Endeksi'nde bu yılsonu için beklentisini 940'tan 1.060'a çıkardı. Ancak bespokeinvestment.com, bu haberi “Goldman Sachs hedefini yükseltti, önem verelim mi?” başlığıyla yanıtladı. Goldman'ın Kostin'den önceki analisti Abby Kohen, geçen yıl endeksin 1.675 puandan kapanacağını öngörmüştü, oysa kapanış yüzde 46 yanılma payıyla gerçekleşti. Kostin geçen yıl Mart'ta görevi devraldıktan sonra hedefi 1.380'e indirdi ama yanılma payı yine de yüzde 35 oldu. Kostin 2009 yılı sonu tahminini ise 1.100 ile başlatmıştı, endeks martta 666'ya kadar geriledi. Bakalım Goldman bu kez tutturabilecek mi?

BİZE ULAŞIN