Murat Arın: Düzeltme sürüyor ama İMKB hariç

Küresel piyasalar satış ağırlıklı bir haftayı daha geride bıraktı, İMKB'de ise genelde yükseliş vardı. Dışarıdaki görüntü borsalarda düzeltmenin henüz sona ermediğine işaret ediyor

Küresel piyasalar satış ağırlıklı bir haftayı geride bıraktı. Yeni yılla birlikte yükselen sorunlar piyasalardaki olumlu havanın dağılmasına neden oldu. Sorunlar giderek daha karmaşık bir hal alırken satışlar devam etti. İMKB'de ise genelde yükseliş vardı, küresel piyasalardan ayrışarak güçlü bir performans sergiledi.
Önceki hafta satışların hızlanmasında üç etken etkili olmuştu. Çin'in parasal genişlemeyi frenlemeye başlaması, Yunanistan'ın borç sorunu ve ABD'de Obama yönetiminin bankaların riskli işlemlerle yüksek karlar elde etmesini engelleme kararını açıklaması.

ABD Başkanı Barack Obama'nın bankaları hedef alarak borsalarda yarattığı baskı, ilk satışların ardından bu hafta büyük ölçüde dağıldı. Bankalar açıklanacak kararları beklerken bir yandan bu engellerin çevresinden nasıl dolaşabilecekleri konusunda da fikirler ortaya atılıyor. Bazı banka analistlerine göre yeni getirilecek kurallar bankaların işlemlerini yalnızca yüzde 1-2 düzeyinde sınırlayabilecek.

Geçen hafta ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Ben Bernanke'nin yeniden seçilmesi, Fed toplantısı ve Obama'nın ulusa sesleniş konuşması da gergin bekleyişe neden oldu. Ancak Bernanke düşük sayılabilecek bir oy desteğiyle yeniden seçilirken Fed ve Obama'dan piyasaları korkutacak bir açıklama gelmedi. Fed düşük faiz politikalarına belirsiz bir süre devam edeceğini açıkladı. Ekonominin gidişine göre politika değişikliğinin bu yıl sonbaharda, 2011'de hatta 2012'de başlayacağını savunanlar var. Ekonomiden beklentiler kötümserleştikçe süre de uzuyor.

ABD tarafında kaygılar hafiflerken Çin ve Yunanistan tarafında ise piyasaları rahatsız edecek gelişmeler devam etti. Çin'in kredileri frenlemeye yönelik adımları sürerken dünyanın önemli "büyüme merkezleri"nden biri olan Hindistan'dan da benzer bir biçimde, parasal genişlemenin sona ermek üzere olduğuna yönelik işaretler geldi. Bu eğilimin Brezilya, Avustralya gibi ülkelerle devam etmesi olasılığı piyasaların endişeyle izlediği gelişmelerden biri. Bazı uzmanlara göre piyasalarda geçen yıl mart ayında başlayıp beklenenden uzun süren yükselişin ardında, işlerin iyiye gitmesinden daha fazla bu para bolluğunun etkisi var ve para çekildikçe piyasalar buna olumsuz tepki vermeye devam edecek.

Yunanistan'da ise işler çığırından çıktı. Hazine tahvil faizleri ve CDS'leri yeni rekor seviyelere ulaştı. Daha kötüsü, sıradaki diğer ülkelerle ilgili tartışmalar da hız kazanmaya başladı. BNP Paribas'nın hazırladığı rapora göre Avrupa bankalarının Yunanistan'da ve Portekiz'deki riskleri 300'er milyar dolar. Yunanistan için Fransız bankaları, Portekiz için İspanya bankaları en büyük riske sahip konumda. İspanya'daki banka riskleri ise 1 trilyon 150 milyar dolara ulaşırken bunun yüzde 20'den fazlası Alman bankalarına ait.

Yunanistan artık tek başına bir risk olmaktan çıkmış durumda. Kısa vadede borçlarını ödeyememe gibi bir risk düşük ancak bu iş çözümsüz kaldıkça sorun başka ülkelere de sıçrayarak daha karmaşık bir hal almaya başlıyor. Avrupa Birliği'nin Yunanistan'ı hizaya sokmadan yardım etmeye yanaşmaması bu işin daha da kaotik bir hal almasına neden olabilir. Avrupa bankalarının risklerinin büyüklüğü dikkate alındığında ise Avrupa Birliği'nin işler gerçekten kontrolden çıkmadan yardıma koşacağı net bir biçimde gözüküyor.

Hem bu koşullara hem de borsaların sürekli daha düşük seviyelere indiklerini dikkate alınca düzeltmenin henüz sona ermediği gözüküyor. Yeni yıldan önce borsalarda yeni bir balonun şişmek üzere olduğuna, ayın ilk haftasından itibaren ise satışların piyasalara egemen olacağına dikkat çekmiştim. Satış eğilimi küçük adımlarla başladıktan sonra biraz hız kazandı ama bunun bir çığ gibi büyüyeceğini gösteren işaretler henüz alınmadı. Küresel borsalar bu seviyelerde konsolide olarak toparlanabilir ama rakamlar henüz bu noktada olduğumuzu göstermiyor. Euro-dolar paritesi 1.3750'ye doğru inişine devam ediyor, bu seviyenin altına inilmesi satışların hızlanacağına yönelik önemli bir işaret olacak. Dolar yükselirken emtia fiyatlarında yüzde 10'un üzerinde düşüşler var. Borsaların bu seviyelere yükselmesinde önemli rol oynayan emtia fiyatlarındaki düşüş de geçen hafta hızlandı. Bütün bu trendin terse dönmesi ve yükselişin hakim olması için euro-dolar paritesinin 1.42'nin üzerine çıkması önemli bir işaret olabilir.

İMKB ise "gözleri yaşartacak" bir performans sergileyerek bütün bunlardan uzakta durmayı başardı. Ama TL'nin dışarıdaki gelişmelere paralel bir seyir izlediğini dikkate alınca İMKB'nin dış değil "iç dinamikler"le bu seyri yakaladığı öne sürülebilir. İçeride ve dışarıda bu kadar riske rağmen bu performansın yakalanması için IMF beklentisinden daha iyisinin olması gerekiyor. Ne olacağını birlikte göreceğiz.

Yeni hedef Portekiz mi?

Yunanistan'ın fonlama krizinden çıkıp çıkmayacağı endişeleri Avrupa finansal piyasalarında ağırlığını hissettirirken, yatırımcıların gözleri Portekiz ve Euro Bölgesi'nin borç yükü yüksek diğer ülkelerine çevrildi. Ama yeni hedef Portekiz olacak gözüküyor. Portekiz Salı günü parlamentoya 2010 bütçe taslağını sundu. Yıl için önerilen mali sıkıştırma hafif kalırken 2009 için bütçe açığı GYSİH'nin yüzde 8'inden yüzde 9.3'üne revize edildi.

Bunun üzerine kredi derecelendirme kuruluşları Fitch ve Moodys'den iki uyarı geldi. Fitch'in çarşamba günü yaptığı açıklamada, 2009 bütçe açığının beklenenden fazla kötüleştiği için bir not indirimi ihtimalinin her zamankinden yüksek olduğu vurgulandı. Moody's ise perşembe sabahı açıklama yaptı: Portekiz'in borçlarını karşılayabilirliğine dikkat çeken Moody's, Euro Bölgesi'nde ekonomik iyileşmenin üyeler arasında farklılık gösterdiğini belirtti. Bölge içinde bazı ülkeler daha güçlü iyileşme kaydederken, Avrupa Merkez Bankası'nın faiz oranlarını, Portekiz gibi sorunlarla boğuşan ülkeler için uygun olandan daha hızlı yükseltme riski bulunuyor. (www.finanstrend.com)

(Murat Arın - 31.01.10)

BİZE ULAŞIN