İşte Portre: Lütfi Aygüler

Tesadüfen girdiği lojistik işinde 25 yaşında patronluğa terfi eden Balnak Lojistik'in sahibi Lütfi Aygüler, â??Lojistikçiler ekonominin barometresidir. Bu yıl yukarı trend başladıâ? diyor

İŞ'TE İNSAN - 11.04.10
Feride Cem
feride.cem@sabah.com.tr

“Ekonomide tatlı bir yukarı trend var”

Lütfi Aygüler, üniversiteden mezun olduğu yıl Koç Holding şirketlerinden Bozkurt Mensucat’ta işe başlamak yerine “Daha fazla para verdikleri” için lojistik işine girdi. Profesyonel olarak adım attığı lojistikte kısa sürede patronluk koltuğuna adım atan Aygüler, başarısının tesadüfi olmadığını düşünüyor.

Küçük yaşta Mardin’de babasının kurukahve dükkanında “ticaret”le tanışan, üniversite yıllarında da çalışmaya devam eden Aygüler, gençlere “Kendinizi geliştirmek için mutlaka müşteriyle temas kuracağınız işlerde deneyim kazanın” tavsiyesinde bulunuyor.

Bugün yüzlerce şirketin faaliyet gösterdiği lojistik sektöründe ilk beşe girmeyi başaran bir Aygüler, lojistiğin adeta ekonominin barometresi olduğunu düşünüyor. Bu nedenle de hangi sektörde hareket var, kimin işi daha iyi ondan öğrenmek mümkün.
“Barometre yukarıyı gösteriyor” diyen Aygüler’le ekonomik gidişat üzerine konuştuk…

“Ekonomide düzelme sinyalleri var” deniyor. “Ekonominin borometresi” olarak görülen lojistik firması olarak sizin izleniminiz nedir?
İnsan her şeye alışıyor. 2009’a göre psikolojik olarak daha rahatız. Aslında krizle birlikte bir şok yaşamıştık, stres içindeydik. O dönemle kıyaslayınca öncelikle alışmışlığın getirdiği bir fark var diyebilirim. Bunun yanı sıra hafif yukarıya doğru hareket de bir rahatlık veriyor. Çünkü 2009’da dibi görmüştük. Şimdi tatlı tatlı bir yukarı trend var. Elbette hızlı bir yükselişten söz etmek mümkün değil...

En çok iyileşmeyi hangi sektörde hissediyorsunuz?
İhracat iyi durumda… Özellikle de hazır giyimle ilgili olumlu gelişmeler var. İç piyasa da geçen yıla göre daha iyi olacağı düşüncesindeyiz. 2011’de çıkış bekliyoruz.

Aynı şey sektörünüz için de geçerli mi?
Sektör özelinde sıkıntılarımız bitmedi. “Krizi atlattık bundan sonra rahatız” durumu yok. Çünkü müşterilerimizin krizle birlikte başlattıkları küçülme, verimlilik artırma, süreç iyileştirme çalışmaları devam ediyor. Bir kısmı sıkıntıda olduğu için bir kısmı da temkinden bir kısmı da krizi fırsata çevirme adına buna devam ediyor. Bazı şirketler halen baskı altında oldukları için tedbirleri çok fazla elden bırakamıyorlar. Bu nedenle de bize “onu kısalım bunu kısalım” diyorlar.

İşleriniz mi yoksa getiri mi azaldı?
Geçen yıl ikisini birden yaşadığımız için ciromuz yüzde 10 azaldı. Bu önemli değil, sektörde yüzde 30 gibi küçülme yaşanırken yüzde 10 küçülmeyi başarılı buluyoruz. Kar marjlarımız da daraldı. Çünkü hizmet verdiğimiz şirketler için lojistik maliyetlerini kısmak, en kolay ve akla gelen ilk uygulamadır. Maliyetleri kısmak için ya hemen ihaleye çıktılar ya da çalıştıkları firmalardan indirim aldılar.

Müşteri sayınız azaldı mı?
Çok az… Çünkü biz politika olarak ne pahasına olursa olsun müşterilerimizi elimizde tutmak istedik. Çünkü müşteriyi kazanmak gerçekten çok zor, kaybetmek ise çok kolaydır. Bu nedenle biz de önemli müşterilerimizi tutma kararı aldık ve sonuna kadar direndik. Yüzde 99’unu da tutmayı başardık.

Ne pahasına oldu?
O ayrı bir konu… Bazılarını da zarar etme pahasına tuttuk. Şimdi gidip yeniden onlarla görüşüyoruz. “Size geçen yıl destek verdik ama görüyoruz ki işleriniz iyi gidiyor” diyoruz ama onlar da “Evet ama kar edemiyoruz” diyorlar. Gerçekten de öyle çünkü kimse eskisi kadar iyi kazanmıyor. Ama bu her sektör için geçerli. Benim sadece kavrayamadığım şu “Bu daha nereye kadar bu sürecek?” Biz sonuçta Kamu İktisade Teşebbüsü (KİT) değiliz. Özel sektör olarak yaşayabilmemiz için para kazanmamız lazım.

Dışarıdan siz işadamlarına bakanlar “Bu işadamları da her zaman ağlıyor ama yine lüks içinde yaşıyor” diyor …
Olaya işadamı ya da patronların yaşam şekli olarak değil de sosyal olarak bakmak lazım. Benim krizlerde üzüldüğüm nokta işin sosyal boyutudur. Çünkü ben çok para kazansam da ne kadar yiyebilirim ki? Zor zamanda da şirketimi küçültürüm, adam çıkarırım ve bir şekilde yaşamımı iyi bir şekilde idame ettiririm. Ama ben işsizlik boyutunu çok önemsiyorum.

“Koç Holding’e CEO olurdum”

• 1962 yılında Mardin’de doğan Lütfi Aygüler, çocukluğunda esnaf olan babasının yanında çalışarak küçük yaşta iş hayatıyla tanışmış. Lise ve üniversite yıllarında da gece kulüplerinde fotoğrafçılık yapmış.

• Küçükken işle yoğrulduğunu söyleyen Aygüler satışı “müthiş bir haz” olarak tanımlıyor.

• 1984 yılında Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden mezunu olan Lütfi Aygüler, Bozkurt Mensucat’ta üretimde mühendislik olarak işe başlamaya hazırlandığı tesadüfen tanıştığı zamanın Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Selahattin Akdoğan’dan Alman ortaklı lojistik işinin başına geçmesi için teklif almış. 

• “Bozkurt’tan daha iyi bir ücret teklif ettiği için teklifi kabul ettim” diyen Aygüler, “Bozkurt’ta başlasaydım herhalde bugün Koç Holding’e CEO olurdum” diyecek kadar iddialı.

•  Profesyonel olarak adım attığı lojistik işinde iki yıl içinde henüz 25 yaşındayken Akdoğan’ın hisselerini alarak patronluğa terfi etmiş. 1993 yılında Alman ortağın hisselerini devralarak Alman ortaktan ayrılarak yoluna yalnız devam etmiş.

• Akgüler bir patron olarak kimlerle çalıştığı sorusuna ise şu anıtı veriyor: “Kendini yetiştirmiş. Varlıklı aileden gelmeyen, gençliğinde çalışmış ve farklı işler yapmış insanlar daha başarılı oluyor.”
 
“İşsiz insan hastadır”

Balnak olarak kaç kişiye istihdam yaratıyorsunuz?

Bir patron için yapılacak en kolay iş adam çıkarmaktır. Sonuçları itibariyle baktığımda ise adam çıkarmak oldukça zordur. Çünkü ben işsizliğin maddi boyutunun yanı sıra psikolojik boyutunu çok fazla önemsiyorum. Birine iş verdiğiniz zaman sadece para vermiyorsunuz, aynı zamanda psikolojik tatmin de veriyorsunuz. Ama nedense bizde işin psikolojik boyutu göz ardı ediliyor. Bu nedenle de bana göre Türkiye giderek daha hasta bir toplum oluyor.  Bugün üç milyon işsizimiz varsa üç milyon hastamız var demektir. İşsizlik parası verseniz bile hiç kimse “Oh ne rahat işim yok, evde oturuyorum” diye bundan memnun olamaz.

Böyle düşündüğünüze göre siz eleman çıkarmadınız o zaman?

Biz küçülme anlamında bunu yapmadık. Yani “adam çıkaralım da küçülelim” demedik. Bunu elbette tamamen sosyal bir sorumluluk bilinciyle yaptığımı söylemem doğru olmaz. Çünkü biz kalifiye eleman çalıştırıyoruz. Bunları da zar zor yetiştiriyoruz. Zaten insan kaynağımız kıt, iyi insanı bulmak çok zor. Uzun vadede onları tekrar işe alacağımızı düşünüp eleman çıkarmadık. Bunu da ancak çalışanlarımıza maaş zammı yapmayarak başardık. Ama şirket zor durumdaysa ve başka yapacak bir şeyi yoksa ona bir şey diyemem. Biz o kadar zor duruma düşmedik.

Bu yıl istihdam planınız var mı?

Bu yılki bütçemizi de çok temkinli yaptık. Alacağımız yeni projelere bağlı olarak 100-150 kişilik ek istihdam yaratmayı planlıyoruz yıl içinde. En azından küçülme planımız olmadığını söyleyebilirim.

 

 

BİZE ULAŞIN