İşte Portre: Uğur Gülen

Altı yıl önce â??gelecek varâ? diyerek geçtiği sigorta sektöründe Aksigorta Genel Müdürlüğü'ne kadar yükselen Uğur Gülen hem toplumun bilincini arttırmak hem de gençleri bu mesleğe çekmek arzusunda

“Varlık ve eğitim, bilinç getiriyor”

Geçen yıl mayıs ayında sigorta sektörünün köklü firmalarından Aksigorta’nın Genel Müdürlük koltuğuna oturan Uğur Gülen, profesyonel yaşamında üç sektör değiştirmiş bir yönetici. Aselsan’da başladığı profesyonel hayatına, “geleceğin finansta olduğuna” karar vererek yeni bir rota çizmiş. Pek çok bankada farklı görevler üstlendikten sonra “geleceğin bireysel emeklilikte” olacağını öngörerek yönünü, bu kez de sigorta sektörüne çevirmiş.

“Önemli olan doğru zamanda doğru yerde olmak” diyen Gülen, bugün dönüp geriye baktığında verdiği kararlardan dolayı pişman değil. Tersine kariyerinde isabetli kararlar verdiği görüşünde. Şu an için içinde bulunduğu sigortacılıktan hayli memnun gözüken Gülen, sektörün son yıllarda özellikle yeni mezunların ilgi alanına girdiğini söylüyor. Gençlere bu alanda kariyer yapmalarını tavsiye eden Gülen’le sigorta sektörünün potansiyeli üzerine konuştuk…

Sigortacılık, insanlara genelde biraz ‘soğuk’ gelir. Ne dersiniz, gerçekten soğuk bir iş mi yapıyorsunuz?
Haklısınız, dışarıdan bakınca aşık olunan, sevilen bir iş değildir bu. Çünkü ürünlerimizi, ‘kullanılmaması arzusuyla’ satıyoruz. Hatta “Allah kullandırmasın” diyoruz. Bu nedenle de sigorta tamamen kötü günü çağrıştırıyor. Ama buna böyle bakmamak lazım zira sigortacılık, kötü günlerde hem aileleri hem de toplumları bir arada tutmanın mesleği... Sonuçta poliçe alan kişi, parasının karşılığında güvence alınıyor.

Türk toplumunun ‘sigorta bilinci’ ne düzeyde?
Aslında varlık artınca bilinç kendiliğinden gelişiyor. Yine de gelir kadar eğitim düzeyinin de karar üzerinde etkisi var.

En az kim kullanıyor sigortayı?
Maalesef konutlar… O nedenle odağımızda konutlar var. Türkiye’de hala sigortalılık oranı, çok düşük. Zorunlu deprem sigortası DASK’ta bile penetrasyon oranı yüzde 20’ler seviyesinde. Bunun yanı sıra küçük işyerlerinde de sigorta bilinci çok düşük.

Türk insanın gündeminde birinci sırada olmayan bu sektörü kriz nasıl etkiledi?
Büyümeyi azalttığını söyleyebiliriz. Çünkü krizle birlikte ticaret, yatırımlar, otomobil, konut satışları düştü... Yani sigortalayacak ürün azaldı.

2010’da da daralma devam ediyor mu?
Ocak ayı sonuçları bir miktar büyüme gösteriyor. Şubat ve mart için öngörümüz, geçen yılın ilk çeyreğinden daha iyi sonuçlar çıkacağı yönünde. Yılın genelinde pozitif bir büyüme olacak. Elbette bu müthiş bir büyüme değilse de reel olacak. 

Bu durum istihdamınıza nasıl yansıdı?
Aksigorta’da yaklaşık 600 kişi çalışıyor. Bunun yüzde 50’si bölgelerde, geri kalanı ise genel müdürlükte. Makinelerimiz, kaynağımız insan. Bu hizmet sektörünün genel özelliği. Bu nedenle de kriz nedeniyle işten çıkarmaların yoğun olduğu bir sektör değiliz.

Siz de kalifiye eleman sıkıntısı yaşıyor musunuz?
Evet bu sıkıntı bizde de var. Bu nedenle MT (Management Trainee) programları üzerinde çalışıyoruz. Dışarıdan yeni mezun ya da çok az deneyimli gençleri alıp sağlam bir eğitimden geçiriyoruz. Sonra da bu gençleri, deneyimli kişilerin yanına verip pişmelerini sağlıyoruz.

Kriz nedeniyle iş başvurularında ekstra bir artış oldu mu?
Evet, çok başvuru geliyor… Özellikle de yeni mezun başvurusunda büyük artış var. Bence bu, çok kritik.

Sizce gençler “Ne iş olursa yaparım” düşüncesinde oldukları için mi yoksa sigortada kariyer yapmak istedikleri için mi başvuruyorlar?
Aslında tam olarak “ne iş olursa yaparım” düşüncesiyle yapılan başvurular olmadığını düşünüyorum; büyük kısmı bilinçli. Çünkü sektör, gelişme potansiyeli taşıyor ve gelecek vaat ediyor. 

“Finansçı kanım daha fazla”

  • ODTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü mezunu Uğur Gülen, 90’ların başında Aselsan’da çalışırken finansta gelecek olduğunu düşünerek bu sektöre geçmiş.  
  •  2003 – 2004 arası bireysel emeklilikte yaşanan canlanmayı görerek sektör değiştirmenin doğru olacağını düşünen Gülen, 2004 Nisan’ında bu kararını uygulamış. 
  • Bir yıldır Aksigorta Genel Müdürlüğü görevini üstlenen Gülen kariyeri boyunca sektör değiştirmesi ile ilgili “Hayat bir seçim ve ben de seçimimi yaptım. Nitekim yanlış karar vermemişim” diyor. 
  •  Bugüne kadar sanayi, finans ve sigorta sektörlerinde çalışan Gülen, “Hepsinin keyifli ve zor zamanları oldu. Herhalde damarlarımda bankacı kanım daha fazla” diyor. 
  •  Sigortacılıkta mesai kavramı yok, “İşim sürekli kafamda, buradan çıkınca bitmiyor. Bir zincirleme trafik kazasında bile ‘acaba kaçının kaskosu bizde’ diye düşünüyorum. Hava tahminlerini sıkı takip ediyorum. Çok yağış yağdığı zaman ‘ya çok hasar olursa’ diye tedirgin oluyorum” diyor.

Sanat ve sigorta el ele

Bu yıl Aksigorta’nın kuruluşunun 50’nci yılı. Bu kapsamda bir dizi etkinlik yapıyorsunuz…
Sigorta bilincini yükseltmek için önce AKUT ile “Hayata Devam Türkiye” projesine start verdik. Proje kapsamında özel olarak tasarlanmış afet eğitim tırına eşlik eden profesyonel bir ekip, Türkiye’yi dolaşıyor. Bu, beş yıl sürecek ve beş milyon kişiye ulaşacak bir maraton. İlçelere, köylere kadar giderek bu konudaki bilinci artırmayı hedefliyoruz. “Aksigorta Sanat Projesi”  ile de değerli sekiz sanatçıyı bir araya getirdik.

AKUT ile işbirliğiniz anlaşılır ama sanatla sigortayı bir araya getirme fikri nasıl oluştu?
“Sigortayı nasıl sanatla bağlayabiliriz” düşüncesinden hareketle bu çıktı. Biraz sigortacılığın dışına çıktık diyebilirim çünkü hep aynı şeyleri konuşarak giden bir sektör olmuş. Sigortayı sanatla birlikte nasıl anlatırız diye bir derdimiz var. Bunu yaparsak, farklı kesimlerde sigorta ve risk bilinci oluştururuz diye düşünüyoruz.

“Aksigorta Sanat Projesi” tam olarak neyi içeriyor?
Aziz Sarıyer, Derin Sarıyer, Bihrat Mavitan, Tan Mavitan, Oytun Berktan, Han Tümertekin, Ela Cindoruk ve Bennu Gerede’nin ‘Risk ve Güven’ teması üzerine yarattığı eserler, iki ay boyunca Kanyon Alışveriş Merkezi, Sabancı Holding binası, Beyoğlu ve Fındıklı’daki Aksigorta binasında sergilenecek.

Yüzde 95’i risk altında olan ülkemizde bu bilinci arttırmak istiyoruz. Bu bilinci yaymada en önemli araçlardan birinin sanat olduğunu düşündük. Bu proje için bir araya gelen sekiz sanatçıdan risk ve güveni tanımlamalarını istedik. Hedefimiz, eserleri gören herkesin daha önce fark etmediği bir şeye dikkat etmesi ve risk konusunda düşünmesi.

 

BİZE ULAŞIN