Murat Arın: Piyasalar büyümeyle yeni bir ivme kazandı

Hem geçen hafta içinde küresel piyasalardaki eğilim hem de son gelen ekonomik veriler borsalarda yükseliş trendinin birkaç hafta daha sürebileceğini gösteriyor

Hem içeride hem de küresel piyasalarda geçen hafta ana tema büyümeydi. Ekonominin geçen yılın son çeyreğinde beklenenden hızlı büyümesi, hem bu yıl için umutları artırırken beklentilerin yükselmesine neden oldu hem de İMKB'de yükseliş, dövizde ve faizde düşüş getirdi.

Ekonominin son çeyrekte hızlı büyümesi olumlu bir sürpriz oldu ama küresel ekonomi hem de Türkiye ekonomisi için daha önemli olan ayın 1'inde 30'a yakın ülkede açıklanan imalat sanayi satın alma yöneticileri endeksleriydi. PMI endeksleri bir önceki ay hakkında ilk somut veri olması açısından önemli. Son açıklanan verilerin genel anlamda önemi hemen bütün ülkelerde canlanma işaretlerinin sürmesi. Çin'den gelen ilk veri borsalarda olumlu hava estirdi. Çin'in büyümesi, genel anlamda küresel ekonomiye katkısı açısından önemli ama şu an için daha önemli olan, kredileri daraltarak parasal sıkılaştırmaya gitmesine karşın ekonomisinin yüzde 10 civarında büyümeye devam ettiğinin görülmesi. Başta Almanya ve İsviçre olmak üzere Avrupa ülkelerinde de canlanmanın mart ayında sürdüğü görüldü. Ekonomisi sıçrama yapan ülkelerden biri olan Türkiye, PMI Endeksi en fazla artan üçüncü ülke oldu.

PMI Endeksi, Türkiye'de kış aylarında durulan ekonominin yeniden ivme kazandığını gösterdi. Bunun ne kadar doğru olduğunu bir ay sonra yayınlanacak mart ayı sanayi üretimi rakamlarında daha açık biçimde görebileceğiz. Kasım-ocak ayları arasındaki dönemde üretimdeki artış eğilimi durulmuştu. Şubat ayı üretiminde de bir gerileme olması sürpriz olmayacak. PMI Endeksi üretimin yeniden ivmelendiğine ilk işareti verdi. Hem son çeyrek büyüme hem PMI rakamları büyüme tahminlerine de hemen yansıdı. Goldman Sachs, ilk çeyrekte büyümenin bir önceki çeyreğe göre yüzde 2'nin üzerinde olduğunu, bir yıl öncesine göre artışın ise yüzde 14'ü aşacağını öngördü. Goldman bu yıl için büyüme beklentisini ise yüzde 7'ye yükseltti.

PMI Endeksi'nin ve canlanma işaretlerinin bir diğer önemi ise hükümetlerin bütçe açıkları ve borçlar nedeniyle köşeye sıkışmış olması ve teşvikleri kesmek durumunda olmaları. Teşviklerin azalmasıyla ikinci çeyrekten itibaren ekonomilerin yeniden durulmasından korkuluyor. Mart ayı için bu ilk veriler piyasalara hem içeride hem dışarıda umut verdi.

Umutların korunmasını sağlayan bir veri de cuma günü ABD'de açıklanan işsizlik rakamlarından geldi. ABD ekonomisi geçen yılın ikinci yarısında durgunluktan çıktı ama işsizlik verilerinde ilk kez olumlu yönde bir gelişme yaşandı. Şubat ayında havaların normalin ötesinde soğuk gitmesi yeni işe alımları sınırlamıştı. Nüfus sayımı için yapılan 48 bin kişilik geçici alım çıkarılırsa iki ayda toplam 100 bin kişi istihdam edildi. Kriz süresinde işsiz kalan 8.2 milyon kişinin yanında küçük bir rakam ama en azından olumlu yönde bir değişim.

Hem geçen hafta içinde küresel piyasalardaki eğilim hem de bu son gelen veriler borsalarda yükseliş trendinin birkaç hafta daha sürebileceğini gösteriyor. ABD ve Avrupa borsaları aşırı alımda ama küçük düzeltmelerle ilerliyor. Geçen hafta döviz ile İMKB'nin ayrıştığını yazmıştım. TL, İMKB'ye göre daha kötü performans gösteriyor. Geçen hafta büyüme rakamlarının desteğiyle biraz değer kazandı ama diğer gelişen ülke para birimleri de dolar karşısında yükseldi. Dolayısıyla başta Güney Afrika Randı olmak üzere diğer para birimlerine göre hala düşük seviyede. Enflasyondaki kıpırdanma nedeniyle Merkez Bankası'ndan faiz artışı beklentisi de TL'yi güçlendirmeliydi ama siyasi riskler nedeniyle olmadı. TL'nin daha dengeli bir seviyeye gelmesi için yüzde 4 civarında yükselmesi gerekir. Bu da doların 1.45 civarına inmesi demek. Her ne kadar borsa da risk algısı unutulsa da risklerin tamamen azaldığından söz edebilmek için doların 1.50'nin altına indiğini görmeliyiz.

Dört yönetici 12.1 milyar dolar kazandı

Hedge fon sektöründe en fazla kazanan 25 yöneticinin geçen yıl toplam geliri 25.33 milyar dolar oldu. Bu tarihi rekor, 2008’deki rakamın iki katı. 2007’de en fazla kazanan 25 yönetici 22.3 milyar dolar elde etmişti. 2009'da en fazla kazanan dört yöneticinin geliri ise toplamda 12.1 milyar dolara ulaştı.
Institutional Investor's AR tarafından yayınlanan sıralamaya göre David Tepper 4 milyar dolar kazanarak yeni bir rekor kırdı. Önceki rekor 2007’de ABD bankalarını satarak 3.7 milyar dolar kazanan John Paulson’daydı. Tepper’in yönettiği Appaloosa Management fonu, banka hisselerini bu kez satın alarak geçen yıl yüzde 130 getiri sağladı.

Son yıllarda ilk onda orta sıralarda yer alan George Soros 3.3 milyar dolar kazanarak ikinciliğe yerleşti. 2.5 milyar dolar kazanan James Simons üçüncü oldu. 2007 ve 2008'in birincisi Paulson bu kez 2.3 milyar dolar ile dördüncü oldu. Onu, SAC Capital Advisors'dan Steven Cohen 1.4 milyar dolar ile izledi. İlk ondaki diğer isimler Icahn Capital’dan Carl Icahn, ESL Investments’dan Edward Lampert, Citadel Investment Group’tan Kenneth Griffin, Centaurus Advisors’dan John Arnold ve Harbinger Capital Partners’dan Philip Falcone oldu.

Hedge fon yöneticileri yönetim ücreti artı kazancın yüzde 50'sine kadar değişen oranda performans ücreti alıyor. (www.finanstrend.com)

(Murat Arın - 04.04.10)

BİZE ULAŞIN