Murat Arın: Borsalar yükseldi ama inandırıcı değil

Pazar 05.09.2010 02:30
ABONE OL

Küresel piyasalarda kötü geçmesi öngörülen eylül ayı yükselişlerle başladı. İMKB yeniden rekor seviyeye yükselirken global ekonomideki yavaşlama devam ediyor

Küresel piyasalar hareketli bir haftayı daha geride bıraktı. İçeride ve dışarıda piyasalara iyimserlik hakim olunca borsa endeksleri yükseldi. Belirsizliklerin arttığı bir dönemde borsaların yükselişe geçmesi, piyasa genelindeki yaygın düşüş beklentilerine göre bir sürpriz oldu.

Geçen haftaki yazımda İMKB'nin gelişmekte olan borsalar arasında öne çıktığını anlatmaya çalıştım. Bu hafta yükseliş sürerken Brezilya, Hindistan, Güney Kore, Rusya gibi borsalarda da gelen alımlar endekslerin yukarı hareketlenmesini sağladı. Gelişmekte olan piyasalarda ve İMKB'de olumlu hava devam ederken, bu hafta bunun altında yatan en önemli neden ABD borsalarındaki alımlardı.

ABD borsalarındaki alımların gerekçesi ise ilginçti. Genelde ekonomik veriler kötü gelirken ekonominin iyice yavaşladığı artık kesinleşti. Piyasalar ise durgunluk mu olacak yoksa ekonomi ikinci kez dibe mi vuracak, bunun üzerine oynamaya başladı. Bazı veriler biraz iyi gelince "ikinci dip olmayacak" beklentisi öne çıktı ve borsalarda alımlar için gerekçe oluşturdu.

Bir neden de ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Ben Bernanke'nin açıklamalarıydı. Bernanke ekonominin deflasyona girmemesi için ne gerekiyorsa yapacaklarını söyledi. Ama bu sözlerin arkasında somut bir plan yok. Belki deflasyonu (ekonomi daralırken talep yokluğu nedeniyle fiyatların düşmesini) önleyecek adımlar atılabilir ama şu anda ABD ekonomisini durgunluktan kurtarabilse zaten bu yönde adımları atmak durumunda. Öneriler, konuşulanlar ekonomiyi durgunluktan çıkarmak için Fed'in elinden bir şey gelmediğini ortaya koyuyor.

Yasaya göre sadece enflasyonu düşük tutmayı hedef alan TCMB'den farklı olarak ABD Merkez Bankası, aynı zamanda istihdam yaratmayı amaçlayan politikalar yürütmek zorunda. ABD'de, hafta içinde çok kötü durumda olan konut piyasasından ve son dönemde yavaşlaması beklenen imalat sanayinden birkaç olumlu haber geldi ama işsizlik verileri yine kötü. Tarım dışı istihdam beklenenden daha az, 54 bin kişi azaldı ama işsizlik rakamı yüzde 9.6'ya yükseldi. Mecburen yarı zamanlı çalışanları, bulamayacağı düşüncesiyle iş aramaktan vazgeçenleri içeren işsizlik oranı yüzde 16.5'ten 16.7'ye çıktı ve bir kez daha alarm sinyali verdi. ABD Başkanı Barack Obama haftaya işsizlikle ilgili yeni önlemler açıklayacağını duyurdu ama bütçe imkanları sınırlı olduğu için piyasaları etkileyecek bir önlem çıkması beklenmiyor.

Türk ekonomisinde de yavaşlama işaretleri devam ediyor. Cuma günü açıklanan enflasyonun yükselmesi ise faizi daha düşürmesi gereken Merkez Bankası için iyi bir haber olmadı.

Bir yanda referandum ve siyasi belirsizlik, öte yanda ekonominin yavaşlaması, dışarıda ise durgunluğun geri dönmesi nedeniyle yeniden yükselişe geçen sorunlar var. Bu ortamda hem ABD ve Avrupa borsalarındaki hem de İMKB'deki yükseliş çok inandırıcı gözükmüyor. Kısa bir süre içinde yeniden satışların hakim olduğunu görebiliriz. TL ise olumlu havadan yararlanarak değer kazandı. Bunda biraz euro'nun yükselmesinin de payı var. Euro-dolar tam anlamıyla dönüm noktasında. 1.30'un üzerine çıkması alımların devam etmesine neden olabilir, 1.27'nin altına inmesi ise en az birkaç ay sürebilecek bir satış dalgasının başlangıcı olabilir.

Hem içeride hem dışarıda piyasalar eylüle iyi başladı ama sürprizlere hazır olmakta yarar var.

Amerikalı yatırımcı artık daha sabırsız
İMKB'de yatırımcıların aldıkları hisseleri çok kısa süreyle ellerinde tuttukları bilinir. Bunda üst üste gelen krizler nedeniyle yaşanan kayıpların mutlaka rolü var. Araştırmalar Amerikalı yatırımcıların da giderek daha sabırsız hale dönüştüğünü ortaya koyuyor.

İngiltere Merkez Bankası'nda mali istikrar bölümünün müdürü olan Andrew Haldane, artan kültürel sabırsızlık ve kısa vade tercihlerinin mali piyasalar üzerindeki etkilerine dair bir rapor hazırladı.

1940’da yatırımcıların ABD hisse senetlerini ellerinde tuttukları ortalama süre yedi yıldı. 1970’lere kadar 35 yıl boyunca bu ortalama çok az değişti. Fakat takip eden 35 yılda bu süre ciddi oranda azaldı. 1987’deki borsa çöküşü sırasında ABD hisselerinin elde tutulduğu süre iki yılın altına indi. 2000'lere girerken ise bir yılın altına. 2007 itibariyle süre yedi aya düştü. Oynaklık artınca yatırımcıların sabırsızlığı artıyor. Şu anda sürenin daha da azaldığını öngörebiliriz. (www.finanstrend.com)