Murat Arın: Yarım trilyonluk hayat öpücüğü kesmedi

Küresel piyasalarda geçen hafta gündemde yine Avrupa ön plandaydı. ECB, üç yıllık repo ihalesiyle bankalara hayat öpücüğü verdi ama yılın son günlerinde, piyasalar beklenen Noel rallisini yapamadı. ABD borsaları diğer borsalara göre daha iyi performans gösterirken, İMKB birkaç borsayla birlikte en kötü performans gösterenler arasında yer aldı. Döviz sepetinin 2.08-2.35 dalgalanma bandının içinde yukarıya doğru hareketlenmesi de dikkat çekti.

Ödenmeme riski var
Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) üç yıllık repo ihalesinde 300 milyar euro civarında bir talep gelmesi bekleniyordu. Bu tahmin, bankaların şu anda ECB'den yaptıkları kısa vadeli finansmanı uzun vadeye çevirmeleri beklentisinden kaynaklanıyordu. Bankalar, bu 300 milyar euronun yanı sıra yaklaşık 200 milyar euro daha borçlandı. Repo rakamı 489 milyar euroya ulaştı; yine de bu küçük bir şaşkınlık ve piyasalarda kısa süren bir alım dalgası yaratabildi. Repo ihalesi için rakamlar 600 milyar euroya kadar çıkıyordu ve paranın ne amaçlı olarak kullanacağı konusunda tahminler değişiyordu. İhale öncesinde bankaların yüzde 1 faizli bu parayla tahvil satın alacakları, bu durumda İtalya ve İspanya başta olmak üzere zordaki ülkelerin daha rahat borçlanacakları konuşuluyordu. Bu beklentiyle bu ülkelerin faizleri de biraz gevşedi. Ancak bu, bilançosu güçlü olan bankaların almak istemeyecekleri kadar büyük bir risk. İşler kötü giderse bu tahvillerin yeniden yapılandırma sürecine alınması, hatta en kötü senaryoda hiç ödenmemesi riski var. Bilançosu krizdeki ülkelerin tahvilleriyle dolu olan ve krizin gidişinde kurtulma şansını az gören bankalar belki bu riski almayı deneyebilir: Tahvil faizleri düşerse hem daha önce aldıkları hem de yeni alacakları tahvillerde büyük kar yazarak durumlarını düzeltebilirler ama bunun ötesinde herhangi bir bankanın böyle bir kumara yanaşmayacağı anlaşılıyor.

Talep neden yükseldi?

Bankaların gelecek yıl 600 milyar euro civarındaki tahvil borçlarını çevirmeleri gerekiyor. Birbirlerine güvenin olmadığı bir ortamda, bankalar günlük ihtiyaçları için bile ECB'ye gitmek zorunda kalıyor. Bir yandan da sermaye artırımlarına giderek mali yapılarını güçlendirmeleri gerekiyor. Bu koşullar altında uzun vadeli borçlanmaların tümünü çevirmeleri imkansız gözüküyor. Birçok banka 2012'nin likidite ihtiyacını şimdiden hazır tutmak için ECB'nin repo ihalesinden parayı aldı ve bir kenara koydu. ECB'nin bankaları "yoğun bakım"da tutma politikası, Almanya'nın oyun planıyla da örtüşüyor. Şu anda bir ya da birkaç bankanın iflası, mali piyasalarda bir çöküşe neden olabilir. Ülkeler üç ay içinde yeni mali koşullara imza attıktan sonra ise "borç yapılandırması ve düzenli iflas" sürecine girilecek ve o zamana kadar ayakta kalacak olan bankalara sermaye enjeksiyonu yapılacak.

İç piyasa neden kötü?
İMKB, dışardaki yükselişe ayak uydurmakta zorlanırken, dövizdeki son haftalardaki artış dikkat çekici. Yabancıların 2012'de durgunluk beklentileri bu olumsuzluğun bir nedeni olabilir. Bir diğer nedeni ise çevremizdeki siyasi belirsizliklerin tırmanması olabilir. Suriye'de karmaşa büyüyor, İran'la ilgili olumsuz haberlerin sayısı her geçen gün artıyor. Kuzey komşumuz Rusya ise başkanlık seçimleri öncesinde Putin üzerinde yoğunlaşan tepkilerle belirsizliklerin arttığı bir döneme giriyor. Kısa dönemli iyileşmeler olsa da 2012 yılı zor bir dönem olacak.

BUGÜN NELER OLDU