'İran'da baskı kişiye göre değişebiliyor'

Güncel sorunlardan yola çıkan İranlı oyun yazarı Amir Reza Koohestani'nin okuma tiyatrosu bugün Pera Müzesi'nde

Ve Diğer Şeyler Topluluğu, geçen sezon hayata geçirdiği Yeni Metin Yeni Tiyatro projesi kapsamında farklı tiyatro dilleriyle dikkat çeken genç yazarları ülkemizde ağırlamaya devam ediyor. Yunanistan, Portekiz, İspanya ve Romanya'dan gelen yazarlarla okuma tiyatroları ve söyleşiler düzenleyen grubun yeni sezondaki ilk misafiri, Sado-Mazo Blues Bar isimli oyunuyla 2007'de Romanya'nın en iyi oyun yazarı ödülünü alan Maria Manolescu olmuştu. Projenin bu ayki konuğu ise, İranlı Amir Reza Koohestani Tiyatrosu'ndan yine İranlı kadın yazar Mahin Sadri. Sadri'nin, Amir Reza Koohestani ile birlikte yazdığı Kuartet-Kuzeye Yolculuk adlı belgesel oyunun okuma tiyatrosu, Özen Yula rejisi ile bugün saat 18.00'de Pera Müzesi'nde izleyiciyle buluşuyor. Galataperform'da düzenlenen yazarlık atölyelerine katılan İranlı yazar Sadri, SABAH'ın sorularını yanıtladı:

Oyun, iki katilin hikâyesi: Kuartet - Kuzeye Yolculuk iki kısımdan oluşuyor ve iki kısımda ayrı iki aile var. Birinci aile toplumun alt kısımlarından, ikincisi ise üst tabaka. Ama iki bölümde de ortak olan şey cinayet ve seyirciler cinayetlerin öyküsünü hem katillerden, hem de kurbanların yakınlarından dinleyecek.

Deneysel bir tiyatro grubuyuz: Daha çok güncel olan olaylar üzerine çalışmayı seviyoruz; göç, cinayetler veya İran'daki gençlerin sorunları olabiliyor seçtiklerimiz. Bunlar genellikle sosyal sorunlar ve biz bunları daha özel olaylardan yola çıkarak anlatıyoruz. Oyunlardaki dil ise karakterlere göre değişebiliyor fakat günlük dili kullanmayı tercih ediyoruz.

Medyanın yansıttığı gibi değil: Medya sürekli İran'daki insanların baskı altında olduğunu söylüyor fakat bu, nerede ve kim olduğunuza göre değişebiliyor. Çünkü bunu medyanın yansıttığı şekilde söyleyemeyiz. İran'da daima bizim hükümetle sorunlarımız vardı, devrimden önce de. İnsanlar hükümetlere güvenmiyorlar, aynı zamanda hükümetler de insanlara. Ancak şunu söyleyebilirim; İran'da sanat yapan kadın ve erkek eşitleniyor, dışarıda kadın ve erkek arasında olmayan eşitlik, sanatta oluyor.

Belgesel tiyatrosu önem kazanacak
TİYATRO
hayata yakın olan bir sanat dalı, dolayısıyla bir apartman dairesinde bile oynanabilir. Hamlet'in "Olmak ya da olmamak" sorusu gibi hayati bir soru değil bizimkisi, sadece "nasılsın ve nasıl olabilirsin?" diye soruyoruz. Bence gelecekte tiyatro da belgesel tiyatrosu olacak. Tiyatro seyirciye daha fazla yaklaşacak ve daha yerel daha kişisel sorular soracağını düşünüyorum. Belgesel tiyatro gerçeklere dayanır. Sosyal ve politik bir tiyatro türüdür. Belgesel tiyatro seyircileri olanlar üzerinde düşünmeye yöneltir.

BİZE ULAŞIN