Madımak katliamı: Hamaset Günlüğü!

Sinema eleştirmeni Abdulhamit Güler, bu hafta vizyona giren 'Madımak: Carina'nın Günlüğü' filmini değerlendirdi. Filmin kaba bir propaganda ürünü olduğunu ifade eden Güler, 'Alevilik propagandası' gayesi ile dindarlara da saygısızlık yapıldığını belirtti...

Madımak katliamı: Hamaset Günlüğü!
Memleketimde sinema yapanların/yapmaya çalışanların bir türlü içinden çıkamadığı bir mesele var. Sanat ile propaganda arasında gidip geliyorlar. Sağdan soldan fark etmez, sanat yapmayı beceremeyerek geniş kitlelere sanatın ne olmadığını anlatıyorlar. Fekat ne kendileri olması gerekenin bu olmadığının farkındalar, ne de temiz dimağlar bu beceriksizliğe karşı savunmasız.

Madımak: Carina'nın Günlüğü tam da bu bağlamda ele alınacak bir film. Eserin kendisi doğrudan böylesi bir tartışmaya kapı aralıyor. Zira Madımak Faciası'nı ele alan film, demode bir propaganda çukurunda debeleniyor. Hal böyle olunca da Anadolu'nun ortak acısı olabilecek bir vakıa adına itici renk katılmış oluyor.

SİNEMA HER YİĞİDİN HARCI DEĞİLDİR
1993'te Sivas'ın Madımak katliamında yaşanan olaylarda hayatını kaybedenleri anan film, tam o sırada Madımak Oteli'nde olan Hollandalı bir öğrencinin hatıralarından yola çıkıyor. Senaryo bu notlar üzerine bina ediliyor. Esas sorun da burada başlıyor. Yazılı bir eserden faydalanmak demek filmi teslim etmek demek değil. -Öze bağlı kalmak şartıyla- yazılı eserlerden elde edilen malzemeler film dilini oluşturan araçlar ile sinema haline getirilmeli. 'Uyarlama'dan daha fazlasından bahsediyorum. Yazılı bir eser sinemaya uyarlanır. Ancak ortaya çıkan eser roman veya hikayenin görüntülü hali olmaz. Saf ve münhasır bir sanat olan sinemanın yeni bir ürünü vücuda gelir. Bazı sözleri, olayları olduğu gibi aktarma ve sinemaya yedirme, uyarlamanın can alıcı açıklarından. Her yiğidin harcı değil. Sinema tarihi böylesi çok fazla örnekle dolu.

Madımak: Carina'nın Günlüğü'nde Hollanda'dan bir araştırma için Türkiye'ye gelen Carina, Ankara'da bulunduğu sırada Sivas'ta düzenlenen etkinlikten haberdar olur. Katılmak ister. Katılır.


KONUYU ALEVİ PROPAGANDASINA ÇEVİRME DERDİNDE
Carina'nın konusu kadındır. Türkiye'de kadın... Ancak senarist, konuyu 'Alevi propagandası'na çevirme derdinde olduğundan olmadık sularda kulaç atıyor. Türkiye'de kadınların geleneksel kodlar sebebiyle sıkıntı yaşadığını anlatırken, İslam'a, dindarlara ve özgürce kendi tercihini yapan başörtülü kadınlara ithamlarda bulunuyor. Baştan aşağı sorunlu diyaloglarda sinsi bir öfke, bayağı bir propaganda, temelsiz iddialar dikkat çekiyor. Kadınların genellikle erkek baskısıyla örtündüğü 'belirtiliyor'. Daha feci olanı ise Alevilik ile alakalı diyaloglarda geçiyor. Misal bir sohbette semah yapılırken kadınların da bir arada olmasına şaşıran Carina'ya, muhatabı, "Alevilikte cinsiyet önemli değildir, önemli olan insandır" diyor. Bu ifade Carina'nın günlüğünde yer alıyor olabilir. Filmde illa da yer vermek istenebilir. Fekat bunu yapmanın da bir adabı olmalı. Tam manasıyla sanat edepsizliği halinde vuku bulan filmdeki bu ve benzeri facialar, elbette eseri de vasatın altına indiriyor.


"SİNEMA POLİTİKANIN KENDİSİDİR"

'Sinema politikadan uzak olmalı' demiyorum. Tam tersi, hep aksini iddia ettim. Sinema politikanın kendisidir. Politika yapar. Hakkıdır. Dahası, vazifesidir. Lakin bunu nasıl yaptığı önemlidir. Zaten sanat da 'nasıl' sorusunun cevabıdır.

Madımak: Carina'nın Günlüğü'nde 'nasıl' sorusunun cevabını 'gayet bayağı' olarak alıyoruz. Ne senaryo, ne sinematografi, ne oyunculuk vasatı aşabiliyor. Böylesi elim bir olayın, bu denli vasat bir şekilde ele alınmasına en hafif ifadesiyle 'yazık' diyorum.

Daha kötüsü, bu denli kötü politik eserler, insanların politik eşiklerini kaşır ve telafisi zor etki bırakır.

Bilginin güç olduğu iddiasının yanına 'yorum'un daha büyük güç olduğunu da ekleyelim. Dolayısıyla bilgiyi edinmek aktarmaya yetmez. İşlemek, işleyebilmek önemli.

Velhasıl; Madımak: Cairna'nın Günlüğü, politik ajitasyon çaresizliğinde inanç hamaseti gibi tehlikeli sularda yüzen propagandist bir vasatı ortaya çıkarmaktan ötesine geçemiyor.

Kaynak: Abdülhamit Güler \ sinefesto

BİZE ULAŞIN