11. Bediüzzaman Sempozyumu sonuç bildirisinde birlik vurgusu!

11. Bediüzzaman Sempozyumu sonuç bildirisinde birlik vurgusu!

İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen ve 3 gün süren "Kuran ve Sünnet Rehberliğinde Bir İman Hizmeti; Müspet Hareket" konulu 11. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu okunan sonuç bildirisi ile sona erdi.

  • AA
  • Kültür Sanat
  • Çarşamba 04.10.2017 22:42

Sempozyumda, 3 ayrı salonda 40 ülkeden katılan çeşitli sosyal bilimler alanındaki akademisyenler tarafından 100'den fazla tebliğ sunuldu. Tebliğler, Türkçe, İngilizce ve Arapça dillerine çevrildi. Sempozyumda katılımcılar tarafından "Müspet Hareket" konusu birçok yönüyle ele alındı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'nın 11. Bediüzzaman Sempozyumu'nda mesajı yayınlandı

Sempozyumun son oturumunda konuşan İstanbul İlim ve Kültür Vakfı İcra Kurulu Başkanı Said Yüce, Türkiye'nin ve İslam aleminin içinde bulunduğu zorlu süreçte, dünyanın barışa, kardeşliğe ve güvenliğe ihtiyacı olduğu bir dönemde gerçekleştirilen sempozyumun takdir aldığını belirterek, katılımcılara teşekkür etti.

Yüce daha sonra sempozyumun sonuç bildirgesini okudu.

Bildirgede, Bediüzzaman Said Nursi'ye göre düşmanın "cehalet, zaruret, ihtilaf" olduğu belirtilerek, bu üç düşmana karşı; sanat, marifet, ittifak silahıyla cihat edilmesi gerektiği aktarıldı.

11. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu düzenlendi

"İHTİLAFLARIN İYİ YÖNETİLMESİ ZARURİDİR"

İslam dünyasının acilen Müslümanların birliğini gerçekleştirmesi ve dökülen kanları durdurması gerektiği vurgulanan bildirgede, şunlar kaydedildi:

"İhtilafları bir tarafa bırakıp tüm insanlığı dünya ve ahiret saadetine ulaştıracak tevhidi mesajlara sarılmalı ve tüm dünyaya neşri için gayret sarf edilmelidir. İttihadın gerçekleşebilmesi için dahilde müspet hareket esas alınmalıdır. Meşrep, mezhep, meslek ve müspet cemaatler arasındaki farklılıklar ahenkli bir birliktelik haline dönüştürülmelidir. Müslümanların birliğini hayatının ve insanlığın en önemli gayesi olarak telakki eden Said Nursi'nin bu husustaki görüşleri ufuk açıcıdır. Bunlardan istifade edilmelidir. İhtilafların iyi yönetilmesi zaruridir. Herkes 'Benim mesleğim haktır.' diyebilir ancak 'Hak yalnız benim mesleğimdir.' dememeli anlayışı hakim kılınarak ötekileştirmeden birleştirici olunmalıdır. Öncelikle tevhit inancı etrafında ortak paydada buluşulmalıdır. İnsanlığın ve ümmetin ortak faydası için kişisel, sınıfsal faydalar terk edilmelidir."

Müspet hareket "yapıldığı zaman olumsuz, itici veya yıkıcı bir sonuç doğurmayan ve doğruluğu deliller ışığında akli muhakeme ve vicdani muvazene ile sabit olup olumlu, pozitif ve yapıcı olarak algılanan ve beğeni ile karşılanıp vicdanlarda genel kabul gören hareketler" şeklinde tanımlanan bildirgede, müspet hareketin, Kur'an ve hadislere dayalı ehli sünnet geleneği içinde bir hareket metodu, inanç düzleminde imani ve tevhidi, amelde ihlas ve rızayı ilahiyi esas edinme, içtimai hayatta uhuvvet ve ittihadı hedefleyen bir anlayış olduğu anlatıldı.

"HER BİR SIKINTIYA KARŞI SABIRLA, ŞÜKÜRLE MÜKELLEFİZ"

Bildirgede, müspet hareketin vücut, tamir, icat olduğu, sorunları çözerken tahribi değil, tamiri esas aldığı, "Birbiriyle boğuşanlar, müspet hareket edemezler." kaidesini idrak ederek dahilde asayişi muhafazaya çalışmak olduğu aktarılarak, şöyle devam edildi:

"Müspet harekette herkes kendi mesleğinin tamir ve revacına say eder. Başkasının tahrip ve iptaline değil, belki tekmil ve ıslahına çalışır. Ama menfi hareket ise garazkarane, adavetkarane birbirinin tahribine çalışmaktır; bu ise merduttur. Müspet hareket kendi mesleğinin muhabbetiyle hareket etmek. Ancak başka mesleklere düşmanlık ve başkalarının eksiklikleri ile meşgul olmamaktır. Said Nursi tüm hayatında 'Bizim vazifemiz müspet hareket etmektir. Menfi hareket değildir.' prensibini hizmet metodu olarak benimsemiştir. Talebelerine de her türlü tahrik ve desiseye rağmen müspet hareketi tavsiye etmiştir. Talebelerine rızayı ilahiye göre sırf hizmeti imaniyeyi yapıp vazifei ilahiyeye karışmamayı öğütlemiştir. 'Bizler asayişi muhafazayı netice veren müspet iman hizmeti içinde her bir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz. Biz bütün kuvvetimizle dahilde ancak asayişi muhafaza için müspet hareket edeceğiz.' demiştir.

"HARİÇTEKİ CİHAT BAŞKA, DAHİLDEKİ CİHAT BAŞKADIR"

Manevi cihat manevi tahribata karşı Kur'an sünnet birlikteliğinde İslam ahlakı ile ahlaklanmış dini ilimler ile fenni ilimleri imtizaç edebilen, vatanını, milletini seven nesiller yetiştirmektir.

Harici tecavüze karşı kuvvetle mukabele edilir. Dahilde ise öyle değildir. Dahildeki hareket müspet bir şekilde manevi tahribata karşı manevi, ihlas sırrı ile hareket etmektir. Hariçteki cihat başka, dahildeki cihat başkadır. Harici tecavüze karşı kuvvetle mukabele edilir."

"İHLAS-I TAMME ENANİYETİ YOK EDER"

Müspet hareketin, Bediüzzaman'ın eserlerinde belirttiği gibi bir davranış modeli olduğu belirtilen bildirgede, şunlar kaydedildi:

"Bu davranış modelinde hakkı, hakikatı gözetmek, Allah'ın rızasını istemek, O'nun rızası dairesinde hareket etmek, ona göre davranmak yer alır. Bu davranışta, kötülüğe karşı iyilikle karşılık vermek yahut kötülüğü iyilikle def etmek, her şeyin iyi yönüne bakmak; çirkin ya da güzel gözükmeyen şeylerin arkasındaki kader cihetinde güzel ve iyi şeyleri görmek/görebilmek yer alır. Bu davranış modelinde şer'i şerif dairesinde kalarak haramlardan kaçınma ve serserilikten uzaklaşıp, saadete/mutluluğa ulaşma vardır. Müspet hareket modelinde rıza-ı ilahi gayesiyle sırf iman hizmetini yapıp, vazife-i ilahiyeye karışmamak ve bu yolda her sıkıntıya karşı sabır ve şükür içerisinde olmak yer alır. Bu hareket modelinde tam ihlası gözetmek vardır. Çünkü ihlas-ı tamme enaniyeti yok eder."

Bildirgede, müspet hareketin birlikte yaşama yöntemi/yolu olarak sadece yerel, cüzi bir proje değil, külli ve kapsamlı bir proje olduğu aktarılarak, bu proje "düşmanlıktan uzaklaşarak emniyet içerisinde yaşamak olan bir ahlaki proje" şeklinde tanımlandı.

"REÇETE KUR'AN VE SÜNNETE İTTİBADIR"

İnsanların şimdiki ve eski çağlardaki hastalıklarının aynı olduğu anlatılan bildirgede, şunlar aktarıldı:

"Bunun reçetesi ise Kur'an ve sünnete ittibadır. Müspet hareket ise bu iki kaynaktan beslenmiş ve ona göre düsturları ortaya koymuştur. Ötekileştirme konusuna bakış açısı, beddua etmemek, affetmek ve şefkatle, merhametle muamele etmektir. Müspet hareketin anlamı kendi mesleğine muhabbet edip, başkalarının işlerine müdahele etmemektir. Müspet hareket bir toplumun maddi ve manevi düzen ve asayişine çalışmaktır. Bunun yolu ise Kur'an'ı üstat edinmektir. Ve tek kıble edinmek ve insanın kalp, akıl ve ruh ile ona yönelmesi ve diğer insanlara nazik davranmaktır. Menfi hareket, yani toplumun ıslahı için güç kullanmak, günahsız kimselerin de eziyet görmesine sebep olur ve toplumda fitnenin ortaya çıkmasına ve kargaşaya yol açar. Müsbet hareketin iki yönü vardır; iman ve amel."

LİDERLERDEN ÖNEMLİ MESAJLAR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan:

Dine hizmet için ortaya çıktığını iddia eden ve birçok ülkede zemin bulan bu sapkın yapıların ana hedefi, bizatihi Müslümanların kendisidir.
Son yıllarda yaşadığımız acılar, bize dinimizin sahih kaynaklardan ve muteber alimlerden öğrenilmesi gerektiğini göstermiştir.
Yaşadığı onca sürgüne ve baskıya rağmen "Hakk'a, Halka, Kur'an'a hizmet davası"ndan asla taviz vermeyen Bediüzzaman Hazretlerinin hayatı, bu bakımdan önemli bir örnektir.

Bu düşüncelerle 11'inci Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu'nun hayırlara vesile olmasını diliyor, sizlere muhabbetlerimi sunuyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'nın 11. Bediüzzaman Sempozyumu'nda mesajı yayınlandı

TBMM Başkanı İsmail Kahraman:
Hayatı manevi ve maddi boyutuyla anlayıp, istikamet üzere kalmamız için başvurmamız gereken ana kaynaklarımız olan Kur'an ve Sünnetin manasından uzaklaşmak, İslam dünyasının, bugünkü sorunlarının temelini teşkil etmektir. Ana kaynaklarımızda, iki cihanda saadete ermenin formülü en sarih şekilde ifade edilmiştir. Said-i Nursi gibi İslam'ın sözcüsü münevverler de insanlığa bu konuda doğru rehberlik etmek için gayret sarfetmişlerdir.

Başbakan Binali Yıldırım:
Bediüzzaman Hazretlerine ait olan şu söz, İslam'a ve Kur'an'a adanmış bir ömrün en açık ifadesidir: "Milletimizin imanını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur."
Bu nedenle bu senenin sempozyum konusu olan; "Kur'an ve Sünnet Rehberliğinde Bir İman Hizmeti; Müsbet Hareket" başlığı belki de Üstad'ın fani ömrünü en iyi şekilde özetlemektedir.

O, hayatını Kur'anı'ı anlatmaya, Kur'an'ın taşıdığı evrensel mesajları tüm insanlığa iletmeye vakfetmiş bir dava adamı, bir mütefekkirdi…

İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz:
Bediüzzaman Said Nursi milletimizin yetiştirdiği büyük alim ve mütefekkirlerdendir. Onun iman hakikatleri adını verdiği davası o gün ve bugün çok anlamlıdır. Onun yaşadığı çağda Osmanlı coğrafyası fikri olarak batıdan esen Pozitivist ve Materyalist, kuzeyden esen Marksist ve Komünist rüzgarların etkisine girmeye başlamıştı. Batı'da "Allah'sız kainat, ruhsuz insan, ve cevhersiz eşya" düşüncesi egemen olmuş, insanoğlu din ve inançtan kopmuş, Allah'ın evinden kaçmıştı. Osmanlı coğrafyasında batı kökenli bu fikirlere karşı durmaya çalışan ve bu vadide eserler yazarak islam'ı ve Islami hakikatleri savunan Ismail Fenni Ertuğrul (1855-1946) ve Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi (1865-1914) gibi mütefekkirler yetişmişse de külli bir iman ve islam hakikatleri savunma hareketinin güçlü öncüsü Bediüzzaman Said Nursi olmuştur. O hayatını çağın insanlarına iman hakikatlerini anlatmaya adamıştır.

Bilal Erdoğan:
Cemaatlerimiz, vakıflarımız, derneklerimiz, gruplarmız, ismine ne derseniz deyin, ne kadar güçlü ve büyük olurlarsa olsunlar eğer biz İslam ümmeti olma, bir olma idealine yaklaşamıyorsak o zaman biliniz ki bizlere yazıklar olsun. O cematimiz, o grubun parçası oluşumuz bizi ümmet olmaya taşımıyorsa o zaman demek ki birlik dini olan İslam'ı tam anlamıyla idrak edemiyor, yaşamıyoruz demektir. Yani inancımızın sosyal hayatımıza yansımasını başaramamışız demektir. Said Nursi, tevhid inancını nasıl yaşamamız gerektiğini, iman hakikatlerini bize aktarırken işte bu ümmet bilincine de ümmetin en sıkıntılı zamanlarında dikkat çekmiştir.

Bugün dünyada bilinmeyen en önemli hakikatlerden birisi tek olan Allah'a imanın insanlığı özgürleştiren yegane dinamik olduğudur ve bunu insanlara hep birlikte anlatmak zorundayız. Yaşayarak anlatmak zorundayız ve Said Nursi'nin yazdığı hakikatleri paylaşarak anlatmak zorundayız.

BİZE ULAŞIN