Oyuncu olmasam Rock söylerdim

'Kaos: Örümcek Ağı' filminde bir ajanı canlandıran Rojda Demirer "Oyuncu olmasaydım rock star olmak isterdim. Sesim güzel değil ama yine de sahnede şarkı söylemek çok güzel" dedi ve hayatıyla ilgili B planını açıkladı: Bir kasabada yaşamak, sebzemi-meyvemi yetiştirmek...

Ünlü oyuncu Rojda Demirer; 30 Mart'ta vizyona girecek olan 'Kaos: Örümcek Ağı' filminde ajan 'Meltem' olarak seyircinin karşısına çıkacak. Daha önce 'Sevgili Dünürüm' ve 'Geniş Aile' adlı dizilerde ve 'Gönderilmemiş Mektuplar' filminde rol alan Demirer; yeni projesini ve hayallerini Yeni Aktüel'den Neslihan Perker'e anlattı.
'Kaos: Örümcek Ağı'nda bir ajanı canlandırıyorsunuz. 'Meltem'in hayatla derdi nedir?
'Meltem' ne istediğini bilen, her engeli aşabilecek güçte biri... Ajan olan babasının bile uyarılarını dikkate almayan bir kadın.

KENDİ KURALLARIM VAR
Gerçek hayatta Rojda'nın derdi nedir?
Yaptığım mesleğin çok dışında bir karaktere sahibim. Bu sektörün içinde olup, sektörün çok dışında yaşayan bir insanım. Mesleğini yapmak isteyen ama onun gereklerini de yerine getirmek istemeyen bir insanım. Hayatı sevdiklerimle, mutlu ve en yalın şekliyle yaşamak istiyorum.
Sizin mesleğinizde huzursuzluk mu var?
Evet, bazı misyonlar yükleniyor, kendi hayatımızı yaşamaya çok fazla zaman ayıramıyoruz. Benim önceliklerim farklı; hayatımı da yaşamaya çalışıyorum. Kendi kurallarımla nereye kadar gider bilmiyorum ama şimdiye kadar bir olumsuzluk yaşamadım.
Kendi kurallarıyla yaşayan bir kadın olarak bu sektörde sizin avantajlarınız neydi?
Ben bu işe küçük yaşta başladım. Neyin, ne olduğunu biliyordum; handikaplarını da, olumlu yönlerini de. Her şeyi çok doğal karşıladım.

TRT'DE YETİŞTİM
Mesleğiniz çocukluktan itibaren hayatınızın doğal bir parçası oldu yani...
Evet, ilgi çok güzel ama doktor olsaydım daha farklı dolaşırdım dışarıda, çünkü hayat kurtarıyorum. Benim ayaklarım hep yere sağlam bastı; avantajım da bu!
Ankara'da büyümüş olmanın da etkisi var muhtemelen...
TRT Ankara Radyosu'nun 'Çocuk Saati'nde yetişmiş olmak önemli benim için. Çok farklı bir disiplinle yetiştirildik. Okulumuz her zaman öncelikliydi, karne durumumuza göre programa devam edip etmeyeceğimize karar verilirdi. Cuma günleri akşam 17.00'de program başlardı ve yayında bir dakika dahi gecikme olmazdı. Sadece tiyatroya odaklı yetiştiriliyoruz orada.

WILLIAMS'I KISKANDIM
Mezuniyetinizin ardından Trabzon Devlet Tiyatrosu'nda görev yapmışsınız.
Evet, çok güzel geçti oradaki süreç. Rol aldığım 'Gönderilmemiş Mektuplar' vizyona girdiğinde oradaydım, bağırlarına bastılar, bana özel gala bile düzenlediler. Çok sevdim oranın insanını. Kadın hakimiyeti çok yüksek, bu da çok hoşuma gitmişti. Ama istifa etmek zorunda kaldım.
Sinemada kıskandığınız bir karakter oldu mu?
Michelle Williams'ın oynadığı 'My Week with Marilyn'i seyretmeden önce, "Benzememiş, neden bunu seçmişler ki?" demiştim. Ama filmin sonunda Marilyn Monroe'yu, o zannettim adeta. O kadar başarılı canlandırmış ki.
Oscar'ı izlerken "Neden biz orada değiliz?" dediğiniz oluyor mu?
Sanki bana ödül veriliyor gibi heyecanlanıyorum ama "Ben de ödül almalıyım" gibi hırslara sahip olmadım asla.
Oyunculuk; egoyla şizofreni arasında gidip gelen bir şey galiba, öyle değil mi?
"Oyuncu olmak için deli olmak gerekir" derler. Ama rolüm bittiği anda ben tamamen Rojda'yım. Deliliklerim de, dengesizliklerim de olmadı benim.
B planınız var mı hayatla ilgili?
Oyunculuk hep hayatımda olur ama bu tempoyla devam etmeyeceğim kesin! Sakin hayatı seviyorum ben. Küçük bir yerde, bir sahil kasabasında kendi sebze meyvemi yetiştireceğim bir hayat isterim. ?
Oyuncu olmasaydınız ne olmak isterdiniz?
Rock star olmak isterdim.
Rock star mı?
Söylediklerimle çelişiyor biliyorum ama sahnede şarkı söylemeyi çok isterdim. Ama sesim hiç güzel değil! insanlarla aynı anda, canlı performansla şarkı söylemek çok güzel bir duygu olsa gerek...

BİZE ULAŞIN