Setteyken zamanda yolculuk yapıyorum

'Seksenler' dizisinde evin küçük oğlu 'Çağatay'ı canlandıran İlker Ayrık: "Setteyken zamanda yolculuk yapıyormuşum gibi geliyor. Bu dizi çocukluğumun bir aynası. Şimdilerde o yılları arıyoruz. En büyük korkum, ileride bu günlerimizi aramak. O zaman da iş işten geçmiş olacak..."

TRT1'de yayınlanan 'Seksenler' dizisinde 'Çağatay' karakterini oynayan İlker Ayrık performansıyla göz dolduruyor. 1980'lerde daha yavaş ve sakin olan yaşamın günümüzde hızlı ve yorucu geçtiğinden yakınan Ayrık'la çocukluğunun geçtiği o yılları, diziyi ve oyunculuğu konuştuk.

'Seksenler' dizisi çok iyi gidiyor. Bu kadar ilgi göreceğini bekliyor muydunuz?
İşlerin akıbetini tahmin etme konusunda pek başarılı değilimdir. Çok sempatik ve samimi olacağı konusunda bir şüphem yoktu. TRT'de olmasına rağmen çok iyi bir geri dönüş var. Dizi TRT'ye çok yakıştı. Nostaljik bir hava oluşturdu.'

HIZ İNSANI YORUYOR
80'li yıllar denince ne geliyor sizin aklınıza?
Ben 1979 doğumluyum. Benim çocukluğuma denk gelen bir dönemdi. Dizide de gösterdiğimiz; su taşıma, mahalle çeşmesinde bekleşmeler, kömür taşıma, halı yıkama gibi olayların hepsini yaşadım. Çocukluğumuzun bir aynası. Banyoyu yakmak, ısınmasını beklemek, ilk girmemek için türlü bahaneler uydurmak falan.

Siz nerede büyüdünüz?
Ben Balıkesirliyim. Bizim mahallede top oynadığımız iki büyük arsa vardı. Şimdi apartman olmuş o ayrı. Çok sıcak bir çocukluk yaşadık. Şimdi, hayat hızlanıyormuş gibi. Halbuki bu hız yorgunluktan başka bir şey vermiyor. Yarım saatte yapmamız gereken beslenmeyi bile 5 dakikaya sıkıştırıyoruz. Burada medeniyet, ayaküstü karnını doyurabilmekte değil, ayaküstü karnını doyurduktan sonra artırdığın zamanı nasıl değerlendirdiğinle akalalı bir şey. Aslında bir değer katmıyoruz hayatımıza.

Gelecek kaygısı mı yaşatıyor bunlar size?
Kaygılanmamak elde değil. O dönemler bunları yaşarken yaşadığımız şeyin ne kadar kıymetli olduğunu bilmiyormuşuz. Şimdiki korkum da bu dönemlerin ileride ne kadar kıymetli olduğunu fark etmek. Şu bir gerçek ki; o 80'ler dönemini arıyoruz.

HERKESİ AN LATIYOR
'Çağatay' karakteriyle nasıl bir yakınlık kurdunuz?
Biz de üç kardeşiz, bu dizide de en küçüğü benim. Kendi ailemdeki pozisyonum neyse burada da öyleyim. Çağatay sayesinde o günlerimi hatırlıyorum. 'Niye ben yapıyorum' diye söylenerek yapardım her şeyi. Sadece benim canlandırdığım karakter değil, dizideki herkes birileriyle yakınlık kurduracak nitelikte. Evin kızı muhtemelen, 'İki erkek canıma okuyorlar, mutfak işlerinde anneme yardım edeyim' diyordur. Dizinin bu kadar beğenilmesinin sırrı da bu aslında... Herkes bu hikayede kendinden bir şeyler bulabilir.

TANINMAK BENİ Bİ RAZ KORKUTUR
'Geniş Aile'de oynadığınız 'Mürsel' karakteri, popüler olmanızı sağladı. Bunun rahatsızlığını yaşadınız mı?
Hayır, hiç rahatsızlığını hissetmedim. İnsanların ilgisini, sevgisini, beğenisini ifade ediyor olmaları kimseye rahatsızlık vermez. Ama biz ifade etme noktasında sıkıntı yaşayan bir milletiz, sevgimizi de nefretimizi de doğru ifade edemiyor olabiliriz. Korkutuyor; yanlış bir hareket yapmayayım mahçup olmayayım diye. O anlamda tanınırlık sorumluluk yüklüyor.

DAHA İYİSİ İÇİN
Dramı da çok iyi oynadığınızı biliyorum. Komediyi seçmenizin özel bir sebebi var mı?
Teklifler bu yönde geliyor. Ben de bundan rahatsız değilim açıkçası. Sonuçta ben bir işi; komedi mi, dram mı diye değerlendirmiyorum. İyinin iyisini seçmeye çalışıyorum. Daha iyisi de komedi olunca komedi oynamış oluyorum. Yoksa komedi ağırlıklı kariyerim yok.

TİYATRO 'KİT'E HİTAP EDİYOR
Siz de "Tiyatro er meydanıdır" diyenlerden misiniz?
Tiyatronun er meydanlığı var. Ama bu dizide yapılan işin kalitesini küçültmüyor. Özünde oyunculuk yapıyoruz.

TV'den gelen popülaritenin tiyatroya seyirci kazandırdığına inanıyor musunuz?
Hayır. Yani şu dizide oynayan adamı bir de tiyatroda izleyeyim dediklerine inanmıyorum. Tiyatro zaten belli bir kitleye hatta kitle bile değil 'kit'e hitap ediyor. Seyircinin adedi, işin kalitesini değiştirmez. Tiyatro oyunlarında nicelik değil nitelik üzerine gidiyoruz.

KOSTÜM KONUSUNDA AVANTAJLIYIM
Sevimli, zarif, prototip, birbirini seven sevgi dolu bir aileyi oynamaya çalışıyoruz.
Çağatay'da kostüm avantajı yaşadığımı söyleyebilirim. Futbolla ilgilenen bir arkadaş olduğu için eşofmanla oynuyorum. O çok rahat bir şey.
Önceki dizide 'Mürsel' karakterini kravatla oynuyordum ve o durumdan çok şikayetçiydim. Çağatay'ın futbolcu olması, o açıdan büyük bir avantaj benim için.

BİZE ULAŞIN