'Ayten'i hem sevecek hem de ona kızacaksınız

'Karadayı'da Kenan İmirzalıoğlu'nun oynadığı 'Mahir'in nişanlısı 'Ayten'i canlandıran Melike İpek Yalova: 'Ayten', her aşık kadının yaptığı hataları yapıyor. Aşkı elinden kayıyor ama tutamıyor. Ona bazen sinir olacaksınız

Bir kafede otururken keşfedilen ve 'Muhteşem Yüzyıl'da oynadığı 'Prenses Isabella' rolüyle oyunculuğa adım atan Melike İpek Yalova, 'Karadayı' dizisiyle ekrana ısınıyor. Dizide, Kenan İmirzalıoğlu'nun canlandırdığı 'Mahir'in nişanlısı 'Ayten'i oynayan Yalova, yeni dizisinin kendisi için büyük bir şans olduğunu düşünüyor. Güzel oyuncu, rolünü ve geleceğe dair hedeflerini GÜNAYDIN'a anlattı.

'Karadayı'daki rolünüze nasıl hazırlandınız?
Oyuncu koçum Yıldırım Urağ ile düzenli olarak çalışıyoruz ama 'Hazırlandık ve bitti' diyebileceğim bir sistemimiz yok. Aslında bakarsanız karakterimin başından geçenleri oynamaya değil yaşamaya çalışıyoruz, en basit mantıkla yaptığımız bu.

'Ayten' nasıl bir karakter?
'Ayten', 1976'da Türkan Şoray ile Kadir İnanır'ın oynadığı 'Devlerin Aşkı' filmindeki manikürcü 'Türkan' gibi. Senaryoyu ilk okuduğumda bende hemen bu çağrışımı yaptı. Gözü hep yükseklerde... Bazen tam yaşı gibi davranıyor, bazen çocuk gibi. 'Ayten'i bazen çok seveceksiniz, bazen de ona sinir olacaksınız.

YAŞAMADAN BİLİNMEZ
Kendinizi özdeşleştirdiğiniz bir yanı var mı 'Ayten'in?
'Ayten'in herkesle özdeşleşebilecek bir tarafı var; o da çok gerçek olması. Çünkü hayatta bir insanın salt iyi veya kötü olması, zayıf veya güçlü olması mümkün değil. İnsanın içinde her şey var. Zaman zaman ortaya çıkan, çeşitli olaylarla tetiklendiğinde form değiştiren, kişiliği her ne olursa olsun kimi durumlarda esneklik gösteren her duygu, bastırılmış ya da açık şekilde insanda mevcut. Bunlar benim 'Ayten'i sevmemin başlıca sebepleri. O her ne yaparsa yapsın, kalbi temiz biri.

'Ayten'in en büyük hayali şarkıcı olmak ama 'Mahir' için hayallerinden vazgeçiyor. Sizin de ilerisi için hayalleriniz var mı?
Aslında bazen araba kullanırken nadiren şarkı söylemek dışında, pek de şarkı söyleyen biri değilim. 'Ayten' sayesinde ilk defa kendi sesimi duydum diyebilirim. Şarkıcılık çok meşakkatli bir şeymiş, onu gördüm. Rolümün gerektirdiği seviyeye ulaşmak için elimden geleni yapıyorum. Oyunculukla ilgili ise sadece ertesi günün sahnelerini düşünüyorum. Hayallerinden vazgeçmesi konusunda 'Ayten'e hak veriyorum. 'Mahir', onun için çok kıymetli. Sanırım kim olsa ona hak verirdi ama genele baktığımızda biri için hayallerinizden vazgeçmemelisiniz sanırım. Bunlar yaşamadan bilinbilinmeyecek konular.

Sizi bu dizide oynamaya ikna eden şey ne oldu?
İlk etapta, Ay Yapım'ın projesi olması ve birlikte çalışma imkanı bulacağım oyuncu kadrosu beni heyecanlandırdı. Bu konuda çok şanslıyım çünkü çok iyi bir ekibin içinde yer almak, böyle bir projenin parçası olmak benim için çok önemli.

'Mahir'le 'Ayten' nişanlı ama ufukta evlilik yok gibi...
'Ayten', birçok kadının birini severken yaptığı hataları yapıyor. Etrafındaki herkes, "Şöyle yapma, bu çok büyük bir hata" diyor. Yani, hepimizin birbirini uyardığı ama kendi başına gelince yapamadığı şeylerle karşılaşacak 'Ayten'. Herkesin bunu yaşamıştır; çok sevdiğiniz biri avucunuzdan kayıyordur, siz tutayım diye uğraştıkça, daha hızlı kaybedersiniz. Bunlar hikayeyle ilgili biraz ipucu olsun. Bunun dışında da önemli sebepleri var evlenememelerinin ve onları da diziyi izlerken görelim.

DÖNEM İŞLE Rİ ÇOK KEYİ FLİ
'Muhteşem Yüzyıl'dan sonra yine bir dönem hikayesinde izleyeceğiz sizi. Dönem işlerini seviyor musunuz?
Art arda iki projemin de dönem işi olması tamamen tesadüf oldu... Dönem hikayelerinin kesinlikle çok keyifli olduğunu söyleyebilirim. Zamanda yolculuk etmek gibi bir şey; bir dönem dizisinde rol alıp da onu sevmemek mümkün değil!

'Muhteşem Yüzyıl'dan sonra oyunculuğa devam etmek istemediğiniz ancak size teklif edilen yüksek ücret nedeniyle diziyi geri çeviremediğiniz yönünde haberler çıkmıştı...
'
Muhteşem Yüzyıl' çok önemli bir prodüksiyon ve benim hayatımın dönüm noktasıdır. Öyle bir işten sonra, aceleyle, sırf oynamış olmak için bir dizide oynamayacağımı, Eylül'e kadar bekleyeceğimi ve aynı ölçüde içime sinen bir projede yer almak istediğimi söylemiştim. Zaten öyle de yaptım.

ÇOK ŞANSLI OLDUĞUMU BİLİYORUM
Oyunculuk sizin için ne ifade ediyor?
Oyunculuk, başka başka hayatlar demek. Şu an bu işi yapmam bir yana, sonuçta ben de bir izleyiciyim. Bazı şeyleri seviyorum, bazılarından sıkılıyorum. O açıdan bakınca oyunculuk; bir karakterle zaman geçirmek istemek veya istememek demek. Benim için bu iki taraf arasından bir yerlerde duruyor oyunculuk.

Oyunculuk maceranız bir tesadüfle başlamış. Kendinizi şanslı görüyor musunuz?
Herkesin hayatına dokunan biri vardır; ben buna çok inanıyorum. Benim için de bu kişi; yapımcı Nermin Eroğlu. Belki normalde yapmayı düşünmeyeceğim, hatta cesaret edemeyeceğim bir işi çok keyifle ve severek yaparken buldum kendimi. Çok iyi bir projede başladım ve en az onun kadar iyi bir projede devam ediyorum. Tabii ki çok şanslı olduğumun farkındayım. Bana güvenip bu rolü emanet eden insanlar var; onları hayal kırıklığına uğratmamak ilk etaptaki tek hedefim. Oyunculukla ilgili geleceğim noktayı belirleyen unsur da bu olacak.

BİR KABADAYININ KAHRAMANLIK ÖYKÜSÜ
'Karadayı' ile ekranlarda yeni bir efsane doğuyor. Kenan İmirzalıoğlu, Bergüzar Korel, Çetin Tekindor, Yurdaer Okur ve Rıza Kocaoğlu gibi isimleri buluşturan 'Karadayı', 1970'lerde Beyazıt'ta yaşayan gözükara bir kabadayının kahramanlık öyküsünü anlatıyor. atv'de bu akşam 20.00'de ilk bölümüyle ekrana gelecek dizinin yönetmenliğini Uluç Bayraktar ve Cem Karcı üstleniyor. Dizide Kenan İmirzalıoğlu, 'Mahir' isimli bir kabadayıyı, Çetin Tekindor ise 'Mahir'in babası 'Nazif'i canlandırıyor. Bergüzar Korel ise 'Hakim Feride rolünde...

BÜYÜK KOMPLO!
Dizinin ilk bölümünün konusu şöyle: Babasıyla birlikte kunduracılık yapan 'Mahir' ve ailesinin hayatı, dükkanlarının bulunduğu pasajın dağıtılmasıyla altüst olur. 'Mahir', dükkanın dağıtılmasından sonra bir de babasının hapse atılmasıyla şoke olur. Babası, başsavcıyı öldürmekle suçlanırken 'Mahir' bunun bir komplo olduğunu görür. 30 gün içinde suçsuzluğunu kanıtlayamazsa babası idam edilecektir. Tek bir çaresi vardır: 'Hakim Feride'nin karşısına çıkıp onu babasının suçsuz olduğuna ikna etmek...

O SAHNEYİ UNUTAMAM
"Aşk bana göre, Quasimodo'yu bile Tom Cruise gibi gördüren şeydir. Çok eskiden bir film izlemiştim; kadın kocasına "Gölgen üzerimizden eksik olmasın yeter" demişti. Bu hiç unutmadığım sahnelerden biridir. Aşk böyle bir şey olmalı sanırım."

ONA BENZEMEK MÜTHİŞ
Türkan Şoray'a benzetilmeniz hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çok müthiş bir iltifat. Ben Türkan Şoray'a benzetilmekten ötürü sadece büyük bir onur ve gurur duyabilirim.

BİZE ULAŞIN