Usta-çırak aynı filmde buluştu

Osman Sınav imzalı 'Uzun Hikaye' filmi ilginç bir buluşmaya zemin hazırladı. Mustafa Alabora ile Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nden öğrencisi Mustafa Üstündağ, ilk kez bu film için birlikte kamera karşısına geçti

Mustafa Alabora, Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde Mustafa Üstündağ'ın hocasıydı. İkilinin beraberliği yedi yıl sürdü. İki ünlü aktör, başrolünü Kenan İmirzalıoğlu'nun oynadığı 'Uzun Hikaye' ile beyaz perdede ilk kez bir araya geldi. Filmde Mustafa Alabora devletin tüm kurallarını sonuna kadar temsil eden, bu uğurda her şeyi göze alan bir belediye reisini canlandırırken, Mustafa Üstündağ istasyon şefini oynuyor. Usta ve çırak; geçen hafta vizyona giren filmlerini ve Türkiye'deki oyunculuk gerçeğini GÜNAYDIN'a anlattı.
'Uzun Hikaye' bir aşk filmi ama bir siyasi döneme de ışık tutuyor. Siz belediye başkanı rolüyle, kendinizi o ortamda nasıl konumlandırıyorsunuz?
MUSTAFA ALABORA:
Yazarın, senaristin ve Osman Sınav'ın çektiği filmden ben şunu anlıyorum; devlet var, birey var. Bugün de hâlâ onun sıkıntısını yaşıyoruz. Şu an da demokratik bir ülke değiliz ama o zamanlar daha fenaydı durum. O zamanlar birey, devlete hizmet eden ve her an harcanabilir bir yaratıktı. Halbuki tüm gelişmiş demokrasilerde, devlet birey için vardır. Kenan İmirzaloğlu'nun oynadığı karakteri yani 'Bulgaryalı Ali'yi kendime çok benzetiyorum. Genç olsaydım o rolü oynamak çok isterdim çünkü ben de dokuz köyden kovulmuş biriyim. Üç-dört kere işten atılmış, hapse girmiş biriyim. Benim doğrularımla bu ülkenin doğruları hiçbir zaman aynı olmadığı için, ben de tıpkı 'Ali' karakteri gibiyim.

"ÖZGÜN OLUN" DEDİM
Canlandırdığınız karakter, kendi karakterinize tamamen zıt ozaman...
M.A.:
Aynen öyle. Ben tam devleti temsil eden ve aykırı sesleri yok etmek üzere planlanmış bir düşünce yapısını temsil ediyorum. Benim canlandırdığım karaktere göre, devlete aykırı bir ses çıkmaması lazım. 66 yaşıma geldim, çok da yol aldık gibi gelmiyor. Ben bu rolü oynarken, kötü bir adam gibi oynamadım. Bu düşünceye inanmış, dünyaya öyle bakan bir adamla empati kurup öyle oynamaya çalıştım.
Usta-çırak aynı filmde rol aldınız... Farklı bir tecrübe olsa gerek...
MUSTAFA ÜSTÜNDAĞ:
İlk kez aynı filmde rol aldık, aynı sahnemiz yoktu ama yine de çok onur duydum. Mustafa Hoca ile karşı karşıya oynamayı da çok isterim. Benim rolüm küçücüktü, gariban bir istasyon şefini oynadım.
Filmdeki saf ve bozulmamış kitleyi temsil edenlerden biriydiniz...
M.Ü.:
Öyleydi o zamanlar. Aslında hâlâ İstanbul dışında durum böyle, hâlâ kapısına geleni kovmaz kimse. Metropolde biraz farklı olabiliyor durum.
Siz tiyatro ağırlıklı bir eğitim aldınız değil mi?
M.Ü.:
Oyunculuk eğitimi aslında. Bizim okulumuz bir oyunculuk okulu. Bizim yaşamlarımıza da çok yardımcı okulumuz. Biz özgüveni çok yüksek oyuncular olarak yetiştirildik. Meslektaş gibi davrandılar. Bizim okulda 10 Hamlet oynanıyorsa, 10'u da birbirinden farklıydı.
M.A.: Öğrencilerime özgün olmalarını öğütledim hep. Biz onlara "Şöyle oynayın" demedik. Kafamızda kurduğumuz Hamlet'

MUSTAFA HOCA'DAN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM
Usta-çırak hikayeniz nasıl başladı?
M.A.:
Mustafa Üstündağ Müjdat Gezen'de öğrencimdi, sonra üç sene asistanlığımı yaptı. Yedi sene boyunca birlikteydik. M.Ü.: Benim için şu an birlikte röportaj veriyor olmak bile inanılmaz bir durum. Mustafa Hoca, hem hocamız, hem abimiz, hem babamızdı... Gözümün önüne öğrencilik yıllarım geliyor. Bizim okul anaokulu gibiydi. Hayatımın en güzel yıllarıydı. Sadece oyunculuğa dair değil, Mustafa Hoca yaşama dair de çok şeyler öğretti bana.

ACILAR ÇEKEN BİR KESİMİN ÖYK ÜSÜ
Konservatuvardaki eğitim biraz didaktik sanırım...
M.A.:
Bir döneme kadar yeni eser oynanamıyordu. Tunç sesli aktörler yetiştirdi konservavutar. 1936'da konservatuvar kurulduğunda çok önemli aktörler vardı; Vasfi Rıza, Muhsin Ertuğrul, Behzat Budak gibi... Onların yerine Almanya'dan bir adama kurdurdular konservatuvarı. Bu benim gidip İngiliz tiyatrosunu kurmam gibi bir şey...
Mustafa Kutlu'nun 'Uzun Hikaye' romanını okumuş muydunuz?
M.A.:
Okumamıştım, çok da üzüldüm daha önce niye okumadım diye. Mustafa Kutlu, çok acı çeken o Müslüman kesimin insanlarından biri. Devlet onlara da çok acı çektirdi...

BİZE ULAŞIN