Aşık olduğumu söylemesem aklım gider

'Alev Alev' dizisinde sorunlu, genç bir kızı canlandıran oyuncu Hande Soral: Birine aşık olduğum zaman gider söylerim... Bir şey yaşamak için değil. "Ben sana aşık oldum" diyebilirim. Çünkü onu demezsem kendi akıl sağlığımı kaybedebilirim

Tolga Çevik'in 'Komedi Dükkanı' adlı oyununda sahneye çıktıktan sonra üne kavuşan Hande Soral; şimdilerde atv'nin beğeniyle izlenen dizisi 'Alev Alev'de 'Ümran' karakteri ile ekranlara konuk oluyor. Güzel oyuncu; 'Komedi Dükkanı'nda ilk kez sahneye çıkışından mutluluğun formülüne her şeyi Touch İstanbul dergisinden Ümit Buget'e anlattı:

PSİKOLOG OLABİLİRDİM
'Komedi Dükkanı'nda iyi ki o sahneye çıkmışım. 'Orada sahneye çıkmasaydım şimdi nerede olurdum?' diye düşünüyorum. O kadar çok istedim ki şimdi bulunduğum yerde olmayı... Orada sahneye çıkmasaydım; ya şu anda yurt dışında eğitimimi tamamlıyor olurdum ya da tamamlamış burada psikolog olarak çalışıyordum ama hep içimde oyunculuğa dair bir şey kalırdı.

HAYATIN FORMÜLÜ VAR
Bilgisayar oyunlarında oyunu daha çabuk ve kolay bitirmek için kullanılan hileler var; bana göre hayatta da mutluluğun bir formülü var. Bunlar herkes için değişen hileler. Hayat; ne için yaşamak istediğine karar verirsen çok daha kolaylaşıyor. Şu an burada bulunmaktan mutlu değilsem bunu da söylemeyi bilmek zorundayım. Formül, bu. Hayatta hiçbir şey için zorunluluklarımız yok, sadece tercihlerimiz var.

MAHALLEDE BÜYÜDÜM
Bence hâlâ mahalle ortamının yaşandığı yerler var. Çocuğumu bir sitede büyütmektense Kuzguncuk'ta, bahçeli bir evde büyütmeyi tercih ederim. Ben de mahallede büyüdüm ve buraya geldiğimde de ilk oturduğum semt Kurtuluş'tu. Orada manavım belliydi, kasabım belliydi. Hepimiz birbirimizi tanıyorduk.

400 YILLIK BİNADAYIM
Günümüzde binalar yukarı doğru büyüyor ama ben 400 yıllık bir binada oturuyorum... Daha önce Cenevizliler oturmuş. 'Burada kimler oturmuş, bu duvarları kimler ellemiş' diye hissediyorsunuz. Çok güzel bir şey bu.

PAZARLAMA ARACI
Sosyal medya, yeni çağın gerekliliği. İnsanın kendini her türlü ifade edebilmesi için çok güzel bir mecra. İnsanları tanımak için de öyle ama diğer yandan da o kadar da gerçek değil. Bir tweet okudum; 'Hiçbir insan kimlik fotoğrafındaki kadar çirkin, Facebook'taki kadar güzel, Twitter'daki kadar gerçek değil' gibi bir şey. Evet, aslında çok da sahici gelmiyor bazen ama doğru kullanıldığı zaman hem çok iyi bir pazarlama aracı, hem de dünyayı takip etme aracı diye düşünüyorum.

TWITTER'LA TANIYORUM
Twitter sayesinde insanları tanıyorum. Zeki Müren de bizi görüyor artık! Twitter'dan takip edip insanların fikirlerini öğrenebiliyoruz. O insanlar zaman içinde başka türlü de iletişime geçiyor. Mektup gönderiyorlar, hediye gönderiyorlar. Yani tanımak için zaman ayırırsanız tanıyorsunuz aslında.

EN ÖNEMLİSİ RUHTUR
İnsanların hiçbir zaman fiziksel özellikleriyle ilgilenmedim. Bugün örneğin 'Aslı gözlük takmış mı?' diye sorsanız söyleyemem. Bu onu tanımadığımdan ya da yüzüne bakmadığımdan değil. Ben bu tarz ayrıntılarla ilgilenmiyorum. Birinin hangi marka telefon kullandığıyla, nerede yaşadığıyla hiç ilgilenmiyorum. Gerçekten ruh önemli benim için.


BİZE ULAŞIN