Erkekleri askere giden ailelerin filmi bu!

Erzurum'da çekilen 'Dağ'ın yönetmeni Çağlar "Bu sadece iki askerin filmi değil, erkeklerini askere gönderen ailelerin de filmi. Onlar daha çok tedirginlik yaşıyor" dedi. Başrollerdeki Ufuk Bayraktar ve Çağlar Ertuğrul ise çekimden sonra Doğu'da askerlik yapanları daha iyi anladıklarını söyledi

Dün vizyona giren 'Dağ' filmi; Doğu'da askerlik yapan 'Oğuz' ve 'Bekir'in hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Filmin senaristi ve yönetmeni Alper Çağlar ile askerleri canlandıran Çağlar Ertuğrul ve Ufuk Bayraktar'la, yapımın perde arkasını konuştuk.
Film vizyona girdi. Neler hissediyorsunuz?
ALPER ÇAĞLAR:
Ben keyifliyim. Hem ses, hem görüntü olarak içime sindi.
ÇAĞLAR ERTUĞRUL: Çekim çok heyecanlı geçti. İlk filmim olmasından dolayı çok heyecanlıyım. Çok güzel yorumlar alıyorum.
UFUK BAYRAKTAR: Aslında işin heyecanlı kısmını çekerken yaşadık. Şimdi izleyiciyi heyecanlandırmak istiyoruz.

'BEKİR' ÇOK ARIZA
Seyircinin heyecanlanması için neler yaptınız peki?
A.Ç.:
Filmimiz iki askerin arkadaşlık hikayesi üzerine kurulu... Bu iki karakterin önemseneceğine çok inanıyorum. Tamamen zıt kutuplardaki bu iki adamın antipatik yönleri de var ama seyircinin "İşte bunlar bizden birileri" demesini, karakterlerle kendilerini özdeşleştirmesini bekliyorum. Benim bile hâlâ izlerken tüylerim diken diken oluyor. Montajını da kendim yaptım; aynı sahneyi defalarca görseniz bıkarsınız, dır dır eden eş gibidir ama hâlâ etkileniyorum.
Oyuncuları nasıl seçtiniz?
A.Ç.:
Ufuk listenin hep başındaydı. Tanıştıktan sonra da ne kadar doğru bir karar verdiğimi gördüm. O da 'Bekir' gibi duygularıyla hareket ediyor. Çağlar da rolüne çok güzel uydu. Enerjileri işi çok yükseltti.
Filmin baş karakterleri olan 'Bekir' ve 'Oğuz'dan bahseder misiniz?
U.B.:
Arıza bir adam 'Bekir'. Uzun dönem askerlik yapıyor. Ailevi sorunlarından dolayı geç gitmiş askere. Kaçtığı ve emirlere itaat etmediği için de uzatmış askerliğini. Kısa dönem askerlik yapan 'Oğuz'la çatışıyor sürekli. Bu arada birbirlerini de keşfetmeye çalışıyorlar. 'Bekir' arıza biri ama onu seviyorsunuz.
Ç.E.: 'Oğuz' ukala, çapkın, istese bedelli askerlikten yararlanma imkanı olan ama bunu tercih etmeyen biri. "Hayatım boyunca burnu havada yaşadım, bari askerde çile çekeyim" diyerek bedelli askerlik yapmıyor. 'Bekir'le birbirlerini sevmiyorlar ama bir çatışma sırasında, hayatta kalma içgüdüsüyle, birbirlerini tanımaya başlıyorlar.
Askerliğinizi yaptınız mı?
A.Ç.:
Ben tehlikesiz bir yerde, kısa dönem askerlik yaptım. Askere çok büyük gazla gittim ama sıkılma duygusunu da çok yaşadım. Arazi çavuştan, arıza çavuşa döndüm. Milliyetçi duygular beni dört ay idare etti.
U.B: Ben de Denizli'de, şehir merkezinde yaptım ama çok zor geçti. Hava değişimi aldığım zamanlar oldu. Ama bu film sayesinde Doğu'da askerlik yapanları çok daha iyi anladım. Allah yardım etsin.
Ç.E.: Ben yapmadım.
Bu filmden sonra gözünüz korktu mu askerlikten?
Ç.E:
Gözüm korktu valla ne yalan söyleyeyim.

DOĞU'YU BİLSİNLER
İki askerin hayatta kalma mücadelesi diye özetlediğiniz filmde, esas olarak vermek istediğiniz mesaj ne?
A.Ç.:
Bizim esas mesajımız bu; hayatta kalma mücadelesi. Seyircinin Doğu'da neler olduğunu görmesini istedik. Bu filmin askerliğe bakışı değiştireceğine inanıyorum. Sonuçta, biz burada iki askeri anlattık ama onların aileleri de var. Çocuklarının sağlığı için dua eden anneler, sevdiği adamı askere gönderenler... Bu sadece iki erkeğin filmi değil, erkeklerini askere gönderen ailelerin filmi. Erkeklerini gönderen her kadın bu filmden etkilenecek. Onlar daha fazla yaşıyor o tedirginliği.
Peki, filmde askerliğe özendirme söz konusu mu?
A.Ç.:
Bence gururlanma söz konusu. Milliyetçi duygularla da izlenecek bir film. Bizim ülkede bir operasyon olduğu zaman, bundan herkes etkileniyor. Savaşın gerekli veya gereksizliği üzerinde durmuyorum. Savaş gerçek ve gerçekler de acıdır.
U.B.: Milliyetçilik yönü de var ama esas olarak yaşam savaşı veren iki insanın psikolojik durumunu anlatıyoruz.

BİZE ULAŞIN