Eğitim işine girmek delilik ben de tatlı bir deliyim!

Türkiye genelinde 35 tane anaokulu olan Neşe Erberk: Eğer para kazanmak isteseydim mankenlik ajansına devam ederdim. Orada bir günde kazandığımı, burada bir ayda kazanıyorum. Eğitim işine girmek delilik ama ben de tatlı bir deliyim

Eğitim işine girmek delilik ben de tatlı bir deliyim!
1983'te Türkiye, 1984'te Avrupa Güzeli seçilen Neşe Erberk, kendisini eğitimciliğe adayalı 15 yıl oldu. Neşe Erberk Anaokulu'nun, 10'u İstanbul'da olmak üzere ülke genelinde 35 şubesi bulunuyor. Okulunda çocukların yeteneklerine ve ilgi alanlarına göre eğitim verildiğini söyleyen Erberk ile özellikle son dönemde yaşanan toplumsal olayların çocuklar üzerindeki etkilerini konuştuk.

ANAÇ BİR YAPIM VAR
Mankenlik ajansından eğitim hayatına nasıl geçtiniz?
Üniversite mezunu olduktan sonra kendi yolumu çizdim. Daha üçüncü sınıftayken 'Ajans mı kurayım, anaokulu mu açayım?' diye düşünüyordum. 1983'te, üniversite birin sonunda Türkiye Güzeli, ikinci sınıfın sömestir döneminde Avrupa Güzeli seçildim. Hep işkadını olmak istedim. Beyaz atlı prensimi bulayım, evde oturayım diye düşünmedim. Son sınıfta 'Anaokulu açarsam inandırıcı olmam' dedim çünkü 22 yaşındaydım. O yüzden ajans kurdum. Aslında hep anaç biriydim, öğreten taraftım. Ben ajans sahibiyken de eğitimin içindeydim. Mankenlerimi yetiştirirdim. Benim ajansımın mankenleri farklı olsun isterdim. Mekana girdiklerinde farklarını göstersinler diye onlara yemek adabı, yürüyüş, duruş, sahne adabı dersleri verdim. Bazı mankenlerim, anne olduktan sonra çocuklarını bana getirdiler. O da çok gurur veriyor.

Anaokulu açmaya nasıl karar verdiniz?
Eğitime tohumdan başlamak lazım. Mankenleri eğitirken çok zorlandım çünkü oturmuştu karakterleri. Ama çocuğa ne verirsen yüzde 100 karşılık alıyorsun. 0-6 yaşın, gelişimin yüzde 80'inini oluşturduğunu öğrendim. O yüzden okul öncesi eğitime başlamaya karar verdim. Eğer para kazanmak isteseydim ajansta devam ederdim. Orada bir günde kazandığımı, burada bir ayda kazanıyorum. Eğitim işine girmek için deli olmak gerek, ben de tatlı bir deliyim.

Sizin de sağlam bir eğitim hayatınız var...
Evet. Ben eğitimin ne kadar önemli olduğunu kendi eğitim hayatımda gördüm. Ortaokulu ve liseyi Robert Koleji'nde, üniversiteyi de Boğaziçi'nde okudum. Şanslılardanım. Annem bana çok güzel yol haritası çizdi. 'Pilav bile plansız yapılmaz' diye çok güzel bir laf vardır. Plan yapacak, sabır ve kararlılıkla o yoldan şaşmayacaksınız. Ben de hiç şaşmadım.



YETENEĞE BAKIYORUZ
Sizin okulun farkı ne?
Klasik anaokulundan en büyük farkımız; yetenek geliştirme programı uygulamamız. Burada kavram derslikleri var; sanat sınıfı, anadili sınıfı, İngilizce sınıfı, hareket, koordinasyon, bale, müzik sınıfı ve oyun odası gibi. Her 30 dakikada bir sınıf değiştiriyorlar. Bu şekilde onların ilgi ve yeteneklerini daha kolay gözlemleyebiliyoruz; sonra bizim yaşımıza gelip 'Ah keşke' demesinler diye.

Bu eğitim ilkokulla da devam ediyor mu?
Evet. Anaokulunda aldıkları eğitime devam etsinler diye dört sene önce ilkokul da açtım.

TV'Yİ KAPATIN, ÇOCUKLARA SARILIN
Son günlerde Türkiye'de maalesef olumsuz olaylar yaşadık. Bu patlamalar, terör olayları çocukları da olumsuz etkiliyor...
Peki, çocuk bundan nasıl haberdar oluyor? TV sayesinde. Çoğu ailede tüm gün TV açık. Anne- babalar haber izlerken çocuğu orada mı, değil mi fark etmiyor bile. Orada olsa bile, o başka bir şeyle ilgileniyor diye geçiştiriyor. Ama çocuk duyuyor, sonra kendi kafasında endişeler yaratıyor.

Neler yapmak gerekir peki?
Çocuk 8 yaşına kadar soyut kavramları anlayamaz. Dokunup görmesi lazım inanması için. O çağlardaki çocuk Süperman gibi uçabileceğini sanıyor. O yüzden bazı şeyleri çocuklara çok net anlatmak gerekir. 'Sen burada güvendesin. Biz seni hep koruyacağız' deyip onlara her gün sarılmalıyız. Çocuğun en önemli ihtiyacı güven ve sevgi.

Bir şekilde öğrenirse ne olacak?
Eğer gerçekten korkup depresyona girerse, uykuları kaçarsa; mutlaka psikolog desteği gerekir.
BİZE ULAŞIN