Musluk değiştirmek, nalbura gitmek beni motive ediyor

‘10.11.12’ adlı oyunda Enis Arıkan’la rol alan Ezgi Mola, tamir işleriyle uğraşmayı çok sevdiğini söyledi: Musluk bataryasının contasını değiştirmek, nalbura gitmek beni motive ediyor. Bu ara iyi bir fayans ustası bulamadım. Duvarı kırıp da kendim mi yapsam diyorum

Musluk değiştirmek, nalbura gitmek beni motive ediyor
Daha önce dizi ve sinema filmi sebebiyle bir araya geldiğim Ezgi Mola'nın bu kez farklı bir heyecanına ortak oldum. Mola, Enis Arıkan'la birlikte Craft Tiyatro'da sahnelenen '10.11.12' adlı oyunda rol alıyor. Mola'yla yeni oyununu, rolünü ve bilinmeyen yönlerini konuştuk.

Uzun zaman sonra yeniden sahneye çıkma fikri nasıl oluştu?
2008'de en son DOT'un 'Vur, Yağmala, Yeniden' adlı oyununda rol almıştım. Ben aslında doğru düzgün tiyatro yapmadım. İtiraf ediyorum; kendimi güvensiz hissediyordum, yapamam diye düşünüyordum. Ama artık bana cesaret geldi. Craft'la da bir şeyler yapmayı hep istiyordum. İbrahim Çiçek arayıp oyun bulduklarını söyledi, ertesi gün provaya başladık.

Bu kadar çabuk karar almanızda etkili olan şey neydi?
İlk başta Enis'le beraber bir şey yapma fikri beni heyecanlandırdı. Enis, 15-16 yıllık arkadaşım. İlk defa birlikte oynuyoruz. Bunun yanı sıra İpek'in (Bilgin) yönetmen olması da beni heyecanlandırdı. Çünkü oyunculuğuna ve oyuncu koçluğuna çok hayran olduğum biri.

OYUN İLETİŞİMSİZLİK ÜZERİNE KURULU
Nasıl bir çalışma süreci geçirdiniz?
Çok keyifliydi. Çok uzun saatler çalışmıyorduk aslında ama İpek psikolojik olarak çok yoruyordu. 23 sahne var, ilk sahne dışında 22 kere kıyafet değiştiriyoruz. Bu tempo için de çok çalıştık.

Rolünüz sizden ne kadar uzak?
Oynadığım kadın; mesafeleri olan, komşuluk ilişkilerinde 'Ben bundan hoşlanmıyorum' diyebilen, kendi özelinde yaşamını sürdüren bir kadın. Ben dışarıdan bakıldığında çok da öyle olduğumu sanmıyorum. Mahalle kültürünü seven biriyim. Esnafla, komşularımla sürekli diyalog halindeyim.

Canlandırdığınız kadının komşusu kapıya çöpünü bırakıyor. Kadın bundan rahatsız oluyor ama komşusunun kapısını vurmaya cesareti yok...
Evet, oyun iletişimsizlik üzerine kurulu. Özünde herkesin kendi içinde bir yalnızlık var ve sosyal medya yüzünden kimse kendini yalnız hissetmiyor. Farklı bir ilişkiler dünyasına doğru gidiyoruz. Bu kadının da ilişki kuramama sorunu, bu dünyaya çok hizmet ediyor. Kadın kimseyle muhatap olmak istemiyor.

Siz olsanız o kapıyı çoktan çalmıştınız bence.
Yüzde 100 yaparım. Yaptım da zaten. "Çöp kutusu çok yakında, çöpleriniz yolu kapatıyor, isterseniz çöpü atmanıza yardımcı olabilirim" dedim. "Haklısın" dedi, attı.

Sosyal medyadaki kötü niyetli yorumlara karşı yaklaşımınız da mı aynı oluyor?
Hakaret edilince yaklaşım falan kalmıyor tabii, hemen engelliyorum o kişiyi. Hastalıklı bir ilişki gibi görüyorum durumu; hem zarar veriyor, hem de takip ediyor. Bazılarının profillerine girerek cevap yazıyorum. Çok şaşırıyorlar, 'Ya çok tatlısın' diye cevaplar geliyor. Bana hakaret edenlerden kime yorum yazdıysam dönüşleri böyle oldu. Sevgisizlik böyle yapıyor bizi. Hepimizin sevgiye ihtiyacı var.

Şu an içinde bulunduğumuz çatışma ortamının sebebi de sevgisizlik değil mi?
Kesinlikle. Bir sürü insan kaybettik ve kimse bunu hak etmiyordu. Bugün ona olan, yarın bana olabilir diye korkmaya başlıyoruz. Metroda kalın montlu birini görünce 'Canlı bomba mı acaba?' diye onu yargılıyoruz. Bu çok üzücü bir şey. Ben de toplu taşıma kullanan biriyim; İstanbul Kart'ım hep cebimde. Tabii ki insan tedirgin oluyor.


Ezgi Mola "Biri televizyon, ikisi sinemada üç yeni projem var. Komedi filmleriyle seyircinin beğenisini kazanan işler yaptım. Fakat bu kez rol alacağım filmin türü komedi değil. Ama televizyona yine komedi yapacağım" dedi.

DUVARI KIRASIM VAR
Sizde ailemizin kızı havası var...
Kimisi bunu olumsuz değerlendiriyor ama bu, benim böyle tasarladığım bir şey değil. Oynadığım rollerle de alakalı. Ayrıca ben evde de böyle biriyim. Bir problem olduğunda ben çözüyorum.

Ne yapıyorsunuz mesela, musluk mu değiştiriyorsunuz?
Evet. Musluk bozulduğunda ben tamir ediyorum. Ev işleriyle uğraşmak çok hoşuma gidiyor. El becerisi gerektiren işlere meraklıyım. Musluk bataryasının contasını değiştirmek, nalburdan somun bakmak motive ediyor beni. Mesela Türkiye'de ciddi fayans ustası eksikliği olduğunu düşünüyorum. (Gülüyor) Son zamanlarda kafayı buna taktım. Duvarı kırıp da kendim mi yapsam diye düşünmüyor değilim.

ÜNLÜ DEĞİLİM, SADECE TANINIYORUM
Sizi görünce ne yapıyorlar metroda?
"Aa o değil mi?" diye inene kadar birbirlerini dürterek tartışıyorlar. İnmeye yakın gülümsüyorum, "Aaa oymuş" diyorlar sonra.

Tanınmamak için bir çabanız var mı?
Yoo niye olsun canım. Tanınmak için de bir çabam yok ama. Başkaları için bu durum çok yorucu da olabilir ama henüz beni yormadı.

Şöhrete alıştınız mı peki?
Şöhret denilince bir gazinonun assolisti geliyor benim aklıma. Muazzez Abacı, Zeki Müren gibi ya da Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit gibi Yeşilçam starları. Orada başka bir aura var. Onların içinde bulunduğu konum, benim de hayranlık duyduğum bir şey. Ancak benim durumum; şöhret değil, tanınırlık.

EN BÜYÜK SIKINTIMIZ TATLI DİLLİ OLAMAMAK
Kolay öfkelenen biri değil misiniz?
Ben öfkeleniyorum, sabrımın zorlandığı zamanlar oluyor. Kaldı ki yaşadığımız üzücü olaylar, hepimizin sabrını zorluyor. Keşke daha huzurlu ve rahat günler görebilsek hep birlikte ama tatlı dilin, iyi niyetin faydasını her zaman gördüm.

Öfkenizi nasıl dışa vuruyorsunuz?
Ben öfkelendiğim zaman kontrolümü kaybetmemeye çalışıyorum. Empati kurmaya, 'İkimiz de aynı durumdayız' demeye çalışıyorum. Karşımdaki kontrol edilemez durumdaysa uzaklaşıyorum. O yüzden ben hayatta kendimi doğru ifade edebildiğime ve şeffaf olduğuma inanıyorum.

Yaptığınız meslek sebebiyle sizin ekstra sevgiye ihtiyacınız olabilir mi?
Hayır, sadece benim değil, kağıt toplayan arkadaşın da, tezgahtarın da buna ihtiyacı var. Para üstü alırken kasiyere 'Nasılsınız?' dediğiniz anda, o nemrut sandığınız surat birden parlıyor. Temel sıkıntımız tatlı dilli, hoşgörülü olamamak.


'10.11.12'

HAYAL BİLE EDEMEYECEĞİM BİR EVİM VAR
'10.11.12'de canlandırdığınız kadın, hayalindeki evi satın almış. Siz hayalinizdeki eve sahip olabildiniz mi?
Baba gibi gördüğüm ve uzun yıllar beraber çalıştığım yapımcım Erol Avcı sayesinde ev aldım. Bana "Borca gir, yeter ki evin olsun" dedi. Allah ondan razı olsun. "Dört duvarım olsun, bana yeter" derdim, hiç düşünmediğim kadar güzel bir evim oldu. Hangi ev, nerede, ne kadara satılıyor bilirim.

Yalnız mısınız?
Bunları konuşmayı çok sevmiyorum. Utanıyorum biraz. Mutlu, düzenli ve huzurlu bir hayat yaşıyorum.

Hayatınızda eksikliğini hissettiğiniz bir şey var mı? Mesela aşk gibi...
Hayır, öyle bir eksiklik hissetmiyorum. Müşterek bir hayat hiç kolay değil. Ben bu anlamda zaman zaman zor biriyim. İlişki yaşamak, kolay bir şey değil. Şu anki halimden memnunum.
BİZE ULAŞIN