Şımarıklık yapma lüksüne sahip değilim

atv’de yayınlanan ‘Ölene Kadar’ dizisinin oyuncusu Tansu Biçer: Şımarıklık yapma lüksüne sahip değilim. Çünkü televizyon dünyası çok acımasız, unutulup gitmeniz bir-iki aya bakar

Şımarıklık yapma lüksüne sahip değilim
ATV'de yayınlanan 'Ölene Kadar' dizisinde 'Yılmaz' karakterini canlandıran Tansu Biçer, rolünü, diziyi ve kariyerini anlattı. Zor zamanında asker arkadaşı tarafından tetikçi olarak kullanılan, en büyük zaafı kardeşi 'Selvi' (Fahriye Evcen) olan 'Yılmaz' karakterine hayat veren Biçer'le, diziyi ve rolünü konuştuk.
Oynadığı birçok sinema filmindeki performansıyla ödüllere layık görülen Biçer, sanat filmlerinin aranan adamı olarak anılıyor...

'Ölene Kadar' dizisini kabul etmenizde sizi neler etkiledi?
Birçok etken var kabul etmemde. Bir oyuncu olarak önce rol tabii ki. Umur Turagay ile çalışacak olmak; ki daha önce başka bir proje için gitmiş, kendisiyle çalışmayı o zaman da çok merak etmiştim ama olmamıştı. Kısmet bu projeyeymiş. Bir de projenin Tims gibi bir şirketin işi olması.

'Yılmaz' karakterini tanımlar mısınız?
İlk okuduğumda 'Yılmaz' çok ilgimi çekmişti. Çünkü bildiğimiz kötü adam kalıbında değil. Suç dünyasında yetişmiş, hesap kitap yapmadan ne iş verilirse yapan, hayatını buradan kazanan biri değil. Zor zamanında bir asker arkadaşı tarafından durumu suistimal edilip tetikçi olarak kullanılmış biri. Bunu da anlayabilen ama kardeşine duyduğu sevgi ve o olmazsa hayatta hiçbir amacının kalmayacağını hisseden biri olarak çaresizce dünyadaki en büyük suçlardan birini, bir insanı öldürmeyi kabul etmiş biri. Yani kardeşi onun en büyük zaafı. Ailesinin kalan tek üyesi ve onu kaybetmemek için her şeyi yapabilecek kadar yalnız.

'Yılmaz' için işler 'Dağhan'ın hapisten çıkmasıyla değişiyor değil mi?
Evet. 'Selvi'nin vicdanen duyduğu haklı rahatsızlık sonucu 'Dağhan'ı hapisten çıkarmasıyla işler 'Yılmaz' için oldukça değişiyor, ki benim sevdiğim kısımlardan biri de bu. Çünkü 'Yılmaz', ne kadar her şeyi kardeşi için yapmış olsa da 'Dağhan'ın bu işin peşine düşmesiyle kendini daha fazla düşünmek zorunda olduğunu anlıyor.

'Yılmaz' sizce her şeyi kardeşi için mi yapıyor? Ona başka bir yol sunulsaydı bunu tercih etmez miydi?
Bence her şeyi kardeşi için yapıyor. Tabii ki aslında öyle ama biz birileri için bir şeyler yaptığımızda onu safi o kişi için yapmayız. İçinde bizim için de iyi olan bir şey mutlaka vardır. Tamamen onun iyiliği için yapmış olsak bile, en ufak bir çıkarımız olmadığını düşünüyor olsak bile; o anda kendimizi hiç düşünmemiş olmanın, bir şeyi de sadece başkası için yapıyor olmanın bize verdiği bir gururu yaşamaz mıyız? Yani bir şekilde 'Yılmaz' kendisi için de bunu yapıyor.

Karakterin motivasyonu nedir? Nasıl hazırlanıyorsunuz sahnelere?
Rolüm gereği bundan 11 sene önce kardeşimi kaybetmek üzereydim ve bir karar aldım. Kararım bana kardeşimi geri verdi. Şimdi ise hem kardeşimi, hem de özgürlüğümü kaybetmek üzereyim. Üstelik bu sefer kardeşimin aldığı bir kararla. Motivasyonum, birinin canını almak pahasına kurduğum hayatı sürdürmek. Sahnelerde önce bu bahsettiğimiz konuların, durumların olduğu yerleri bulmaya ve öne çıkarmaya çalışıyorum. Karakterin belirdiği yerler oralar çünkü bir sahnede.

Sade ama etkili bir oyunculuğunuz var. Bunun belli bir yöntemi var mı?
Çok teşekkür ederim. Senaryo üstüne çok çalışıyorum. Aramayı kesinlikle bırakmıyorum. Önce sahnede ne denmek istendiğini anlayıp sonra ona benim katabileceğim başka bir bakış açısı daha var mı diye arayışta oluyorum. Karakterimi kesinlikle dışarıdan yargılamıyorum ve haklılığını sonuna kadar savunuyorum. En önemlisi de o savunacak yeri bulmak. Yoksa körü körüne iddialaşmak savunmak demek değil.

'KARİYER BİRA Z ŞANSLA ALAKALI'
Sizin için 'Sanat filmlerinin aranan adamı' diye bir yorum okumuştum...
Anlıyorum neden öyle bir yorum yapıldığını ancak şunu söylemeliyim; bu kariyer yapma meselesi, biraz da şansla alakalı. Yani tabii ki tercihler etkili, tabii ki nasıl yaptığınız etkili ama bir yandan da başınıza gelenler var. Benim film hikayem biraz öyle oldu. Ardı ardına geldi projeler. Ben de tercihlerde bulundum ve kötü tercihler yaptığımı düşünmüyorum.

Tercih edilen oyuncu olmak nasıl bir özgüven sağlıyor? Hep aynı dengeyi tutturmak yorucu olmuyor mu?
Denge tutturacak bir şey olduğunu sanmıyorum. Neticede bugün tercih ediliyor olmanız yarın da tercih edileceğinizin garantisi değil. Dünya çok hızlı ilerliyor ve insanlar artık eskisine göre daha çabuk sıkılıp daha fazla ve belirgin değişiklikler istiyorlar. O yüzden biz de sürekli yenilenmek zorundayız. Özellikle televizyon dünyası bunun en acımasız şekli. Unutulup gitmeniz bir-iki aya bakar. Üstelik bunun sizinle kişisel olarak ilgisi yok. O yüzden şımarıklık yapmak gibi bir lükse kimsenin sahip olduğunu sanmıyorum. Onun dışında zaten bu konu başarıya bakış açınızla ilgili. Eğer yaptığınız her şeyi başarılı ya da başarısız olarak ayırıyorsanız, yaparkenki sürecinizle, size ne kaldığıyla, nereye vardığınızla ilgilenmiyorsanız; en ufak yükselişte kendinize şımarma hakkı tanırsınız. Bunun tam tersinde de depresyona giresiniz gelir. Bence aslolan, işi yaparken edinilen kazanımlardır.


'Yılmaz' karakterine hayat veren Tansu Biçer, "Yılmaz'ın en büyük zaafı kardeşi" yorumunu yaptı.

BAŞARILI OLUP OLMADIĞIMLA İLGİLENMİYORUM
Kariyerinizde aldığınız yoldan memnun musunuz?
Memnunum elbette. Değilim demek büyük ayıp olur. Umarım bu çizgide devam ettirebilirim.

Pek çok ödülünüz var. Kendinizi başarılı buluyor musunuz?
Ben oyunculuk yapıyor olmaktan mutluyum. Başarılı olup olmadığımla ilgilenmiyorum. Kendim beğenmiyorsam üzülüyorum ama dünyanın sonu değil neticede. Bir dahaki sefere deyip geçiyorum.
BİZE ULAŞIN