Henüz tanınmadan başarılı olmanın gururunu yaşadım

‘Ölene Kadar’da ‘Fahri’yi canlandıran Ferdi Sancar, en büyük hayalini hayata geçirdiğini söyledi: Küçükken tek hedefim vardı; kendi paramla, kendi yazdığım oyunu, kimsesiz çocuklar için sahnelemek. 20 yaşımda bunu başardım, dört arkadaşımla Türkiye’yi dolaştık. Tanınmadan başarılı olmanın gururunu yaşadım

Henüz tanınmadan başarılı olmanın gururunu yaşadım
Atv'de yayınlanan 'Ölene Kadar'da rol alan Ferdi Sancar, son günlerde dizideki performansıyla adından söz ettiriyor. Efsane dizi 'Mahallenin Muhtarları'nın çocuk oyuncusu olarak başladığı kariyerine ailesinin tepkisine rağmen devam eden Sancar, özellikle komedi filmlerinin aranılan ismi oldu. Geçen yıl Burak Özçivit ve Murat Boz'la birlikte rol aldığı 'Kardeşim Benim' adlı filmdeki performansıyla dikkat çeken Sancar, 'Ölene Kadar'da ise 'Fahri'yi canlandırıyor. Sancar; 'Kalp krizi geçiren olursa hemen veririm' düşüncesiyle yanında dil altı hapı taşıyan, 1972 model Anadol arabasıyla sete gidip gelen, değişik hobileri olan biri. Sancar'la çok sevdiği arabasının içinde sohbet ettik.

KASADAN TEKNE YAPIYORUM

Ferdi bey, günümüzde Anadol kullanmak zor olmuyor mu?
Oluyor ama çok da keyifli. Yedi senedir kullanıyorum. Sete de onunla gidip geliyorum. Benim arabaya bakanlar yüzünden yanımda çok kaza oldu; onlara üzülüyorum. Bununla gezmek çok farklı.
Başka araçlara heves ettiğiniz oluyor mu? Dizide lüks bir araç kullanıyorsunuz mesela...
Kendi aracımı ona değişmem. Bütün motorlu taşıtlara karşı ilgim var benim. O yüzden heves etmemek mümkün değil. Motosiklet ve tekne tutkum da var. Meyve kasalarından tekneler yapıyorum. En son Karadeniz takası yaptım. Hava çekim araçları da kullanıyorum. Aynı zamanda pilotluk da var.
Bilmediğimiz ne kadar çok özelliğiniz varmış...
Daha var... Klarnet çalmaya başladım. Keman ve klarnet hevesim de çok eskiden beri var. İlk klarneti 'Urfalıyım Ezelden' dizisi için almıştım. Kendi kendime öğrendim. Kendi dekorunu kendi yapan bir nesilden geliyorum; bu önemli.
Birçok insan sizi tanıyor ama nereden tanıdığını bilmiyor. Bu nasıl bir duygu?
Çok güzel değil mi? 22 senedir bu sektördeyim. 'Mahallenin Muhtarları'nda çocuk oyuncuydum. O dönemden beri sürekli farklı karakterlere girdim. İnsanlar karaktere girmekte zorlanırken ben çıkmakta zorlanıyorum.
En çok nereden hatırlıyorlar sizi?
2009'da bir reklam filmindeki 'Sincap Necmi' tipiyle ve 'Yahşi Batı' filminde 'Yürüyen Johny' tipiyle hatırlıyorlar. Ardından 'Urfalıyım Ezelden' dizisinde 'Tırşik'i oynadım. Haftalarca arkamdan 'Tırşik' diye bağırdılar. En büyük kitle ise 'Kardeşim Benim'le oluştu.

AİLEME KARŞI GELDİM


'Ölene Kadar' dizisinde ters köşe yaptınız...
Evet, komedi yaptığım karakterler sevildi ama bu dizide ters köşe oldu. 'Komik adamı oynayan Ferdi acaba kötüyü oynayabilecek mi, sırıtacak mı?' endişesi vardı. Çok şükür sırıtmadım. 'Bunu da yapabiliyormuş' dedirtmek çok keyifli.
Dizide oynamayı 'Ferdi kötüyü de oynuyor' dedirtmek için mi istediniz?
Tek bu değildi. Karakteri çok sevmiştim. Komedi benim için çok önemli ama hayatım boyunca kendimi hep sahnede gördüm. Zaman zaman ailem karşı gelse bile ben bu yolda ilerledim. 'Her şeyin bir bedeli vardır' denir ya; o bedeli yaşadığım zorluklarla ödedim. Tabii ki kolay bir şey yok ama zoru başarınca ayrı bir keyif alıyorsunuz.

BABAM ARTİSTLİK YAPIYOR

Ailenizin onaylamadığı bir iş mi yapıyorsunuz?
Evet, öyle başladım. 1998 senesinde Tatilya'nın amfi tiyatrosunda tek kişilik şov yapıyordum. Birkaç kişi beni ayakta alkışlarken babam çıkışta tokat atıyordu, 'Adam akıllı iş yap' diye. Ama şimdi 'Benim oğlum' diye benden çok artistlik yapıyor.
Neden karşı çıktılar sizin oyuncu olmanıza?
Uzun soluklu, sigortalı bir iş yapmak varken hiç bilmedikleri işler yaptım. Belki de daha iyi insan olabileyim diye bana karşı çıktılar. Çok şükür onları yanıltmadım. Çünkü artık adam olmak çok kolay; paran, araban varsa adam yerine konuyorsun. İnsan olmak ekstra bir şey. Biz insan olmaya çalıştık.
Yırtmaya çalıştığınız o dönemlerde neyi hayal ediyordunuz?
Hayatım boyunca hiç popüler olma hevesim yoktu. Küçükken tek hedefim vardı; 20 yaşında, kendi paramla, kendi yazdığım oyunu kimsesiz çocuklar yararına sahnelemek. 'İbret' diye bir oyun yazdım, dekorunu kendim yaptım. Bir tane minibüs kiraladım, şoförlüğünü de kendim yaptı. Daha önce tiyatro tecrübesi yaşamamış dört arkadaşımla birlikte kimsesiz çocuklar için Türkiye'yi dolaştık. Yırtmaktan kasıt çok para kazanmaksa onu yapamadım ama manevi tatminse onu çoktan yapmıştım zaten. Tanınmadan başarılı olmanın gururunu yaşadım.

ÇALIŞTIĞIM EN KALİTELİ DİZİ SETİ


Canlandırdığınız 'Fahri' karakterini nasıl anlatırsınız?
'Fahri' hikayenin kilit noktasında bir adam. Yıllar önce güçlü bir adamın yanında onun sağ kolu olarak işe başlıyor, hayatı boyunca her türlü kirli işi yapıyor. Tek yapmadığı şey; adam öldürmek. Bir gün ondan adam öldürmesi isteniyor. O da öldüremeyeceğini ama bu iş için tanıdığı biri olduğunu söylüyor. Bu şekilde işi organize eden adam haline geliyor fakat o gün öldürmediği adam yüzünden sahip olduğu lüksü kaybediyor ve şoförlük yapmaya başlıyor. Kendisine yapılan haksızlık hayattaki tek mücadelesi haline geliyor.
Siz alaylı bir oyuncusunuz. Ekip arkadaşlarınızla uyumunuz nasıl?
Çok iyi. Alaylılık da şöyle bir şey vardır; ekip kutsaldır. Ekibin kutsal olduğunu bilen insanlarla çalışmak çok keyifli. Son dönemlerde yaşadığım en kaliteli dizi seti. Çünkü oyuncular birbirlerine oyunculuk yapmıyor, herkes yapması gerekeni yapıyor. Herkes birbirine destek oluyor. Evet, çalıştığım insanlar starlar ama aynı zamanda düzgün insanlar. Kendi egolarımızı kendimize saklayarak iş yapıyoruz ve o yüzden çok güzel iş çıktı ortaya.
BİZE ULAŞIN