Sahne korkum için terapi gördüm

Son albümü ‘Selam Dengesiz’le ortalığı kasıp kavuran Ayşe Hatun Önal: Müzik piyasasına ilk girdiğimde sahne korkum vardı. Hatta sahne korkumu üzerimden atabilmek için yıllarca terapiste gittim. Şimdi daha iyi durumdayım

Sahne korkum için terapi gördüm
2003 yılında 'Çok canım acıdı, çeksene elini' diyerek müzik piyasasının ortasına bombayı sürpriz bir şekilde bırakıp kaçan Ayşe Hatun Önal, bu aralar yeni albümü 'Selam Dengesiz' ile yeniden gündemde. Ayşe Hatun Önal, yeni albümünün ardından Esquire dergisiyle bir araya geldi. Ayşe Hatun Önal kendisi hakkında bilinmeyenleri anlattı:
1978, Adana doğumluyum. Pamuk tüccarı olan babam ve ev kadını annemin dördüncü çocuğuyum, deyim yerindeyse tekne kazıntısı. İki ağabeyim ve bir de ablam var. Babamla aram her zaman iyiydi. Sanırım dördüncü sırada olduğum için annem artık çocuk bakmaktan bıkmış, beni aşırı özgür bırakmıştı.
Ayşe adımı kullanıyorum. 'Hatun' göbek adını annem koymuş. Annemin Sivaslı bir teyzesi varmış; çocuğu olmuyormuş...Ben doğduğunda annemden kendi adını koymasını rica etmiş. O da kırmamış tabii.

HER DAİM CİNGÖZDÜM
19 ya da 20 yaşında bir holdingde çalışmaya başladım. Şirkete girdikten üç ay sonra halkla ilişkiler müdürü titrini aldım. Bakma öyle; baba torpili falan ama... Sonuçta aldım. Bir dört ay sonra da bir derginin 'Geleceğin İş Kadınları' listesine girdim. Ya ben hep cingözdüm.
Bizde ailenin bütün kızları çok güzeldir. Benim kendimi güzel bulmamdan ziyade insanlar beni yolda çevirip güzellik yarışmasına katılmam gerektiğini söylerdi. Yarışmaya katıldığımı bizimkilerden saklamıştım. Ancak kampta tek favori isim olarak gösterilmek ve dolayısıyla bütün gazetelerde yayınlanmak şansızlığım oldu, her şeyi öğrenmiş oldular. Neyse, yarışmada birinci olup tacı Adana'ya kazandırınca sesleri çıkmadı.
Podyuma birlikte çıktığım neredeyse bütün arkadaşlarımla aram iyiydi. Bende toplanıp kısır partileri bile yapardık. Çağla (Şıkel) ile komşuyduk mesela. Ama sonra kopuyorsun işte... İnsanın yedi yılda bir çevresi değişirmiş, yazılımımız böyle.
Sonraki yıllarda hiçbir şey anlamadan kendimi şarkı sözlerini okurken buldum. İlk zamanlar bana önerilen parçalar hiç bana göre değildi. Sonra bir gün 'Çeksene Elini' için Erdem'in (Kınay) yaptığı alt yapıyla karşılaştım.

BEN KADERCİ BİR İNSANIM
Müzik piyasasına ilk girdiğimde sahne korkum vardı. Şimdi daha iyi durumdayım. Ben sahne korkumu üzerimden atabilmek için yıllarca terapiste gittim. İlk korkumu da, ilk konserimi Ricky Martin ile verdiğimde yendim.
Yaşayacağın şeyi bir şekilde yaşıyorsun. İster aklını, ister kalbini dinleyerek yaşarsın; sonuç fark etmiyor. Ben kesinlikle kaderci bir insanım.
Allah'la aram çok iyidir, maşallah. Zaten bir tek O'nunla aram iyi. Hayatta tek dikkat ettiğim şey; yukarıdaki ile aramın bozulmaması. Bir yukarıdaki dostum olsun, bana yeter. Kişi olarak doğru düzgün danıştığım biri olmaz, çok sıkışırsam gözüm kapalı gidip Kuran-ı Kerim'e sorarım. Cevap verirse giderim, yoksa yerimde otururum.
Değişime açık bir tipimdir. Eğlenceli olmaya, negatiflikten uzak durmaya çalışırım ve karşımdaki inat bir insansa dünyanın en negatif insanı olabilirim.
Kendi doğruları için yaşayanları sevmiyorum. Dürüstlüğün az insana nasip olduğunu düşünüyorum. Dürüstlüğün anlamı delilik olmuş artık. İçimden geleni söyleyince deli misin diyorlar.
Ezik biri olarak yetiştirildiysen erkeksiz hayat geçmez. Özgüveni kırılmayan bir birey olarak yetiştiysen her daim her postayı koyup ayakların üzerinde durursun. Tahammül edemediğim erkek tipi, dışı erkek görünümlü ezikler; katlanamıyorum.
Valla ben bu dünyadan bir an önce gitme taraftarıyım. Dünyayı gördük yeterince; Mars'a falan mı gitsek?
BİZE ULAŞIN