‘Ne kıyamet koparsa kopsun’ deyip her şeyden uzaklaştım

‘Ne kıyamet koparsa kopsun’ deyip her şeyden uzaklaştım

‘Eski Sevgili’ filmiyle izleyiciyle buluşan Bade İşçil, Malkoç Süalp’le olaylı boşanma sürecinde yaşadıklarını şöyle anlatıyor: Çok kırılganım, içine atıp kendini yiyenlerdenim. Üzülmemek için ‘Ne kıyamet koparsa kopsun’ deyip her şeyden uzak durdum

Ekranlara çıktığında önce güzelliğiyle sonra oyunculuğuyla çok konuşulan Bade İşçil, son üç yılda hayatını tamamen değiştiren deneyimler yaşadı.
2013 yılında tanıştığı Malkoç Süalp'ten bir hafta sonra evlilik teklifi aldı ve bir ayın sonunda kendisini nikah masasında buldu. Olaylı bir ayrılık süreci geçirdi. Psikolojik şiddet gördüğünü belirtip dava açtı. Sonrasında Süalp ile mal paylaşımı için savaştı.
Bu süreçte İşçil, babasının adadaki evine gidip kulağını her şeye kapadı. 'Ayrıldılar, barıştılar' derken ikili, geçtiğimiz yıl Haziran ayında boşandı. İşçil, boşanmanın ardından ilk röportajını GÜNAYDIN'a verdi.
Yaşadıkları oyuncuyu tamamen değiştirmiş... Yıllar önce 'Ezel' dizisi için bir araya gelip röportaj yaptığımız İşçil, bu deneyiminin ardından daha da olgunlaşmış, konuşmaları, tavırları, hayata bakışı hepsi farklılaşmış. Sohbetimiz sırasında boşanma sürecinde yaşadıklarını anlatması için İşçil'i biraz sıkıştırsam da oğlu Azur'un ileride annesinin açıklamalarına maruz kalmaması için sessiz kalmayı seçtiğini belirtiyor. Ancak biraz zorlayınca derin bir nefes alarak o dönem yaşadıklarından az da olsa bahsediyor.
Oğlunu anlatırken gözleri parıldayan İşçil, dava sürecinde yaşadıklarından bahsederken birden donuklaşıyor. O günleri bazen gözlerini bir noktaya dikerek, bazen de acılarından ders çıkarmış bir tebessümle anlatıyor. "Bunların hepsi alın yazısı; yaşamam gerekiyormuş ama bu kadar hızlı karar vermemek lazımmış" diyerek kendisini de eleştiriyor. Bugün vizyona giren 'Eski Sevgili' filminde Tolgahan Sayışman ile başrolü paylaşan İşçil, kötü bir deneyimden çıkmış olsa da filmdeki aşk hikayesinden bahsederken, aşka olan inancını yitirmediğini gösteriyor...

'Eski Sevgili'de başroldesiniz. İlk sinema filmi deneyiminizde neler yaşadınız?
Çok keyif aldım... Kışın çekilen ender sinema filmlerden biri. Hayli zorlu şartlarda çalıştık. Yoğun kar yağışı olduğu dönemde gece saatlerinde çekim yaptık. İçimizde içliklerle kamera karşısına geçtik. Zayıf olduğum için çok kalın çıkmadım. (Gülüyor)



Tolgahan Sayışman ile aranızda nasıl bir uyum oldu?
Tolgahan'la bu iş için bir araya geldik. Herkesin sevdiği biri. Ben de yakından tanıyınca başarısına şahit oldum. Naif, kibar bir beyefendi. Çalışma sırasında bana çok destek oldu. Sette çalışırken çoğu vaktiniz birlikte geçiyor. Oradaki uyum çok önemliydi. Bu uyum da filme yansıyacak. Kendisiyle çalışmak çok keyifli oldu.

Nasıl filmdeki gibi 63 kere ayrılıp barışılır ki?
İnanın bilmiyorum. Herhalde her tribal duruma ayrılık adını koyup sonra bir araya gelmişler. Çünkü 63 çok fazla. Her tartışmayı ayrılma diye adlandırdılar sanırım.

Bu ilişki biçimi insanı yormaz mı?
'Feride' ile 'Barış' çok yorgun görünmüyordu. Aslında ben onlarınkini pek ayrılık olarak adlandırmıyorum. Birtakım şeyleri düzeltmek için didişmek diyebiliriz.

Bir şeyler bitmediği için mi ilişkiler yeniden başlıyor?
İnsanoğluyuz ve herkesin hataları olabilir. Anlaşmazlıklar, dönemin etkilerinden kaynaklanıyor olabilir. O değere istinaden bir şans verilebilir.

Aşkı kalıcı kılmak mümkün mü?
Tüketmedikçe ve inandıkça olabilir... Benim için manevi bir değeri var aşkın. Önce beğenip hoşlanıyorsun, sonrasında aşk devreye giriyor. 'Onun için her şeyi yaparım' inanışı oluyor. Sonra karşındaki kişinin doğrularıyla seninkilerin örtüşmediğini görünce birtakım ayrımlar çıkıyor. Bu sırada insanlar karşısındakini anlamış, benimsemiş ve sevmişse birbirlerini tolere edebiliyorlar. Huylarını benimsersen ilişki devam ediyor. 'Ben-sen' diye ayrımlar girince ilişkiye, biz olamıyorsunuz.



EVLİLİK BANA UZAK GELİYOR

İki farklı insanın bir hayat sürmesi zaten zor...
Kardeşlerin bile doğruları değişken; ikiz bile olsalar farklı görüşleri oluyor. O yüzden paylaşım ve saygı en değerli şey. Bizim filmimizdeki karakterler de o saygıyı yitirmemiş.
'Denenmiş bir daha denenmez' diye bir laf vardır. Buna ne diyeceksiniz?
Herkes her şeyi söylüyor ama herkesin yaşadıkları farklı. Çaba harcanmak isteniyorsa, bu denenebilir. İnsan hayata bir kez geliyor; inandığı ve istediği şeyin peşinden gitmeli. 'Bir kere olmadı, artık yapmam' gibi düşünceler bana boşverme hali gibi geliyor. Başarının sırrı istikrardadır.

Çok naif ve sakin görünüyorsunuz. Kontrolü kaybettiğiniz oluyor mu?
Ben kendini yiyenlerdenim. Çok çıkış yapamıyorum. Beni anlayan birine karşı gerginliğimi belli edebilirim. Çok kırılganım; içine atıp kendini yiyenlerdenim. Böyle zayıflıyorum! (Gülüyor) Pozitifim ama çocuğumla ilgili bir durum olursa kimseyi tanımam.

İçinize atmanız daha yıpratıcı olur...
Zihnen de, duygusal anlamda da yoruluyorsunuz. 'Sabredeyim düzelir' diyorsunuz; bir Pollyanna'cılık durumu yani. Olmayınca da insanın umutları kırılıyor.



Boşanma sürecinde hakkınızda çıkan haberler sizi üzdü mü?
Herkesin canı sağolsun... Hepimiz aynı sektörde çalışıyoruz. Bazı kırgınlıklarım oldu tabii ama herkes işini yapıyor. Sonunda her şey düzeliyor. O dönem uzak kalıp hiçbir şeye dahil olmadım. 'Ne kıyamet kopuyorsa kopsun' deyip adamda oğlumla vakit geçirdim. Kendimi yazılanlarla üzmek istemedim.

Evliliğe kendinizi kapattınız mı?
Büyük konuşmuyorum... Evlenmeyeceğimi düşündüğüm, kariyerime odaklandığım ve ödüller aldığım bir dönemde, bir gece biriyle tanıştım. Bir hafta sonra evlenme teklifi aldım. Ardından bir ay sonra da evlendim. Bunlar alın yazısı ve önüne geçilmiyor. Kader diye bir şey var. Kaderimi etkilemek istemiyorum ama şu an olmaz gibi geliyor bana.

"Bir ayda evlenmeye karar verdim" dediniz. Hep hızlı kararlar mı alırsınız?
Bazı durumlarda hızlı kararlar almak gerekebilir. Ama tabii ki her zaman hızlı karar vermek doğru olmayabiliyor, bazen biraz düşünmek gerekiyor.

ESTETİK YAPTIRMANIN SONU YOK

Bakımınıza özen gösteriyor musunuz?
Bakımlı olmaya çalışıyorum. Hem vitaminli şeylerle beslenmeye çalışıyorum, hem de dışarıdan kendimi korumaya çalışıyorum. Pozitif düşünceyle başlıyor her şey. Çok fazla dış görünüşümle uğraşmayı ve müdahalede bulunmayı sevmiyorum.

Estetiğe karşı mısınız?
Estetik yaptırana saygı duyuyorum ama ben yaptırmayı düşünmüyorum. Kendimle çok barışığım. Estetiğin de sonu gelmiyor.



YAPRAK SARMAMI ÇOK SEVERLER

Doğum sonrası kısa sürede eski kilonuza kavuşmayı nasıl başardınız?
Genetik olarak şanslıyım. Bekarlık dönemimde çok fazla yürüyüş yapıyordum. Hamilelik dönemimde bile çok sıkıydım. Şimdi Azur'un peşinde koşturuyorum. Güne erken başlayıp doğru besleniyoruz. Beraber yemek yeme alışkanlığını aşılıyorum ona. Kilo almaya müsaitim aslında ve yemek yemeyi de çok seviyorum. Bu nedenle gün içinde çok spor yapıyorum.

Mutfakla aranız nasıl?
Yemek yaparım, mutfakta vakit geçirmeyi seviyorum. Zeytinyağlı yaprak sarmamı çok severler; incecik sarardım. Şimdi Azur'la birlikte zor oluyor.

Anne olduktan sonra bir süre ekrandan uzak kaldınız. Neler yaptınız o dönemde?
Bir süre adada yaşadım. Çocuğumun yanında olmak istedim. Orada babamın yanındaydım. Hem uzun mesafe, hem de çocuktan uzak kalmamak için dizi projelerinde yer almak istemedim. İşimi çok severek yapıyorum ama Azur'un bana ihtiyacı vardı ve o kadar yoğun bir tempoya giremezdim.


Bade İşçil-Malkoç Süalp, geçtiğimiz yıl Haziran ayında boşandı.

ŞU ANDA OĞLUMUN HAYATINI YAŞIYORUM

Çocuğunuz ve eski eşinizle tatile çıkmıştınız. Her şey düzeldi mi?
Benim bir oğlum var. Doğru olan neyse onu yapıyorum. Benim için çocuğumun mutluluğu önemli. Onun özgürlük alanına girmemeye çalışıyorum. Ben Azur'un hayatını yaşıyorum. Tabii ileride zamanı gelince her şey değişebilir.

Anneliği nasıl tarif edersiniz?
Dünyanın en güzel hissi annelik... Kendinden vazgeçip başka biri daha iyi olsun diye uğraşıyorsun. Sadece kariyer anlamında beni değiştirdi çünkü işime ara verdim.



Azur nasıl bir çocuk?
Şu anda taklitler yapıyor, hayatı öğrenmeye çalışıyor. Çok meraklı... Röportaj için birkaç saat yanından ayrıldığım zaman onu özlüyorum.
Oğlumla kaliteli ve güzel vakit geçirmeye çalışıyorum. Günün planını yaparken bile yoruluyorum.

Oğlunuza özel yemekler yapıyor musunuz?
Yapıyorum... Paşam bizim evin kralı. Sabah kalkıyoruz, "Ne yiyeceksin?" diye soruyorum. Yaldızlı ambalajlar ilgisini çekiyor ama onu onlardan uzak tutmaya çalışıyorum. Bana özeniyor... O yüzden onun sağlıklı beslenmesi için hikayeler anlatıp doğru gıdalara yönlendiriyorum.

Oğlunuz filminizi izleyecek mi?
Bu filmimi oğlumla izleyeceğim... Azur'un ilk sinema deneyimi, annesinin filmi olacak...
BİZE ULAŞIN