Mahalledeki Muazzez abla olmayı seviyorum

Türk sanat müziğinin en önemli isimlerinden Muazzez Ersoy, tam bir kebap tutkunu... Ünlü sanatçı, Maltepe’de açtığı Muazzez Ersoy&Şenol Kolcuoğlu Kebap adlı restoranla yeme-içme sektöründe de iddialı olduğunu söylüyor. Biz de Her Kafadan Bir Ses ekibi olarak, iftarda Ersoy’un restoranına konuk olduk. Hem kebapların tadına baktık, hem de ünlü sanatçıyla dünden bugüne keyifli bir sohbet yaptık

Mahalledeki Muazzez abla olmayı seviyorum
İLKER GEZİCİ

'Eva Longoria'nın kafe zinciri var, ben de restoran açtım'
Türk sanat müziğinin usta ismi Muazzez Ersoy; şu sıralar işletmeci kimliğiyle adından söz ettiriyor. Ünlü sanatçıyla, Maltepe'deki Muazzez Ersoy&Şenol Kolcuoğlu Kebap adlı restoranında buluştuk. Çok methettiği kebaplarının tadına bakarken, Ersoy ile işletmecilik kariyerini konuştuk.
Nostalji kraliçesi Ersoy, müzikte olduğu kadar yemekte de iddialı. Sofraya oturur oturmaz bize anne şefkatiyle yaklaşıyor. Mekanın işletmeciliğini ortağı Murat Albayrak'ın yürüttüğünü söyleyen ünlü sanatçı, kendi ismini verdiği restoranda Albayrak'a çok güveniyor: "Biz burayı açalı altı yıl oldu. Zaman içinde büyüyüp gelişti. Ama son iki yıldır bu işte yoktum. Murat Bey'le beraber işe döndüm. Güvenmesem onunla yola çıkmazdım zaten." Sohbetimize eşlik eden Murat Bey de "Muazzez Hanım'ın bu işte çok tecrübesi ve emeği var. Pek anlatmıyor ama masa örtüsünden çatal bıçağa kadar her konuya dahil olur" diyor.



'ANORMAL TİTİZİM'
Ersoy, hijyene çok önem verdiğini söylüyor. Konsere giderken bile kendi havlusunu yanında götürdüğünü söyleyen ünlü sanatçı, temizlik konusunda biraz takıntılı olduğunu itiraf ediyor: "Konserlerde özel isteklerim, kaprislerim falan yoktur. Ama havlumu evden götürürüm. Dört kutu kir sökücü, iki rulo kağıt havlu ve bornozumu yanıma alırım. Beni hiç dağınık göremezsiniz. Hangi saatte kapımı çalarsanız çalın, evim her zaman düzenli ve temizdir. 'Bal dök yala' olacak her şey... Anormal titizim, öyle böyle değil." Ersoy'a, "Simetri takıntınız var mı?" diye soruyorum. "Hem de nasıl! Mesela otele gittiğimde değiştirmediğim yer kalmıyor" diye cevap veriyor.
Peki restoran açma fikri nasıl doğmuş? "Yurt dışında pek çok ünlünün kafeleri ve restoranları var. Eva Longoria'nın kafe zinciri var mesela. Arnold Schwarzeneger ile Slyvester Stallone'un da öyle... Bu çok şaşılacak bir şey değil" diyen Ersoy, şöyle devam ediyor: "Birçok kadın butik ya da kafe açar. Modacı olsaydım, o konuda da iddialı olurdum. Adana'ya her gidişimde kebabı çok sevdiğimi düşünürdüm. 'Bunu İstanbul'a nasıl taşırım?' diye düşünürken, metrelik kebap fikri geldi aklıma. İstanbul'a metrelik kebabı getiren biziz. İstanbullular, eskiden metrelik kebabı bilmiyordu. Ben de Adana'da keşfettim. Şimdi restoranımızda tek şişte 20 metrelik kebap sunuluyor."
Peki Ersoy'un restoranının tek özelliği metrelik kebabı mı? Ünlü sanatçı, buna şöyle yanıt veriyor: "Biz burada kişi sayısına göre metrelik kebap yapıyoruz. İş, sadece metrelik kebapta değil. Kebabın lezzeti kadar, sofranın zenginliği de önemli. Önce gözüm, sonra karnım doyacak diyenlerdenim." Ersoy'un restorandaki favori lezzeti ise pastırmalı humus.
Yemek yapmayı değil ama yemeyi çok sevdiğini söyleyen Ersoy'a, "Peki formunuzu nasıl koruyorsunuz?" diye soruyorum elbette. Ünlü sanatçı, ilginç bir iddia atıyor ortaya: "Eti ve kebabı çok severim. Yıllardır yiyorum ama formumu korumak için özel bir çaba da göstermiyorum. Bu da kebabın kilo yapmadığının en güzel kanıtı bence."
Mekanın tabelasında Muazzez Ersoy'un ismini görünce, sanki Ersoy orada sahneye çıkıyormuş gibi bir algı doğuyor. Bunu dile getirdiğimde gülümseyen Ersoy, yanındaki Murat Bey'e dönerek, "Ben ne demiştim size!" diyor. Belli ki, adını tabelaya yazdırmanın yanlış anlaşılacağını kendisi de düşünmüş: "Öyle sananlar olabilir ama bu bir handikap yaratmaz. Sonuçta o ismi görüp gelen kişiler, yemeklerimizi yediklerinde öyle bir durum olmadığını öğrenirler."



ÖZLEM AVCI

'12 nostalji albümümü yeniden çıkaracağım'
Muazzez Ersoy ile buluşmamız sırasında rahatsızlık geçirince, bu güzel sohbetin tamamında yer alamadım. Rahatsızlığıma çok üzülen Ersoy, bana anne şefkatiyle yaklaştı.
Kebap sektöründe var olup bu alana öncülük eden kadınlardan biri olan Ersoy, evinde nasıl titizse, restoranında da öyle... "İnsanlara güzel hizmet ve keyifli bir sofra sunmak bizim işimiz" diyen Ersoy, şöyle devam ediyor: "İnsanlar, 'bayan kebapçı' konusuna ilk başta şaşkınlıkla yaklaştı. Ama Allah'a şükür mekan çok güzel oldu, iyice oturdu."
Hayatta iyi niyetli olmanın çok önemli olduğunu vurgulayan ünlü sanatçı, şöyle diyor: "İyi niyetle atılan adımın getirisi büyük olur. Niyet çok önemli. Yola çıktığınızda niyetiniz neyse, karşılığını o şekilde alırsınız. İyi niyetle çıkılan yolda, sizi daima güzellikler bekler. Allah'a çok şükür, çalışma hayatım güzelliklerle dolu."
Ersoy'a, "Markanızı nasıl yönetiyorsunuz?" diye soruyorum. "İnsanlarla iç içe olmaya, sahneden gelen iletişim ve diyaloglara özen gösteriyorum. Ayrıca eşimin, dostumun fikirlerine de önem veririm" diye yanıt veriyor.

'BAŞARI, UCUZ DEĞİL'
Restoranda tüm detaylarla yakından ilgilenen Ersoy, "Bardaklar, tabaklar pırıl pırıl olmalı. Hepsini değiştireceğim" deyince "Bu biraz tuzlu olsa gerek" diyoruz. Ersoy da başarının sırrının buna bağlı olduğunu vurguluyor: "Başarı, tuzsuz gelmiyor. Güzellik nasıl ucuz değilse, başarı da içine tuz eklemeden olmuyor. Güzel şeyler ucuz olmaz. İnsanlara güzel hizmet verirken ucuz düşünürsen, başarılı olamazsın. Önce benim beğenmem gerekiyor. Keyif, detaylarda gizlidir."
Sanatta olduğu gibi ticarette de kendisini başarılı bulduğunu söyleyen Ersoy, kebapçının isim annesinin Bülent Ersoy olduğunu belirtti: "Bülent Hanım bana 'Nostaljinin kraliçesisin, kebabın starısın, mekana adını ver' dedi. Sağ olsun."
Sanat hayatında 26 yılı geride bıraktığını anlatan Ersoy, nostalji albümünün haklarını yeniden satın aldığını açıkladı: "Nostalji albümlerim hiçbir yerde bulunmuyor ve sevenlerim sürekli bana mesajlar gönderiyor. Ben de albüm haklarını tekrardan aldım. Şu an piyasada olmayan 12 albümü yeniden çıkaracağız. Çok talep var."



MERVE YURTYAPAN

'Aşk mı? Dertsiz başıma dert almaya gerek yok'
İçi dışı bir insanlardan... İlk başta mesafeli gibi görünüyor ama sohbet ettiğinizde ne kadar sıcak biri olduğunu anlıyorsunuz. Ersoy; anaç ruhlu bir kadın, karşısındakini mutlu etmek için çabalıyor. Restoranında da herkesle tek tek ilgileniyor. Müşterilerle sohbet edip onlarla fotoğraf çektiriyor. Biz de Ersoy'la kendi mekanında koyu bir sohbete dalıyoruz.
Nostalji albümleriyle bir dönem fırtınalar estiren ünlü sanatçı, kariyerinin kırılma noktasının da bu albümler olduğunu söylüyor: "Annemin 'Şu plaklar sürekli kırılıyor, şunlardan bir kaset yap' demesi hayatımı değiştirdi. Nostaljiler, meslek hayatımın en önemli albümleri oldu. İsmimi ölümsüz kırılmayı başardıysam, bu albümler sayesindedir. Türkiye tarihinde o dönem CD olarak 250 bin satan çok az albüm vardır. Bundan sonra ben de albüm yapmayı düşünmüyorum. Albüm, artık sanatçının pahalı bir kartviziti gibi oldu. Bunun yerine altı ayda bir, birkaç güzel şarkıyı internet üzerinden satışa vermek daha mantıklı." Eski albüm satışlarının artık mümkün olmadığını vurgulayan ünlü sanatçı, "Nostalji 1' albümüm, 1 milyon 750 bin satmıştı. Sadece kasetten bahsediyorum... 'Nostalji 2'nin ilk çıkış rakamı 850 bindi. Daha klip bile çekilmemişti. Nerede şimdi o satışlar..."

'EVLENİN, DÜĞÜNÜNÜZE GELEYİM'
Yurt dışındaki hayranlarının kendisine ulaştığını söyleyen Ersoy, "Beni Yunanistan'da ve İran'da da dinliyorlar. Bazen bana sosyal medyadan mesaj yolluyorlar. Yunanistan'dan biri, bana ilanı aşk etmişti" diye bir itirafta bulunuyor.
Uzun zamandır kalbi boş olan ünlü sanatçıya, "Yanınızda birisini görecek miyiz?" diye soruyorum. Hemen şöyle yanıt veriyor: "Şu anda çok iyiyim. Dertsiz başıma dert almaya niyetim yok. Oğlum ve ekibim var, konserlerimiz var, kebaplarımız var... Başka bir şeye gerek yok. Siz evlenin, biz düğünlerinize gelelim."
Ersoy'u her zaman bakımlı görüyoruz. "Günlük yaşantınızda da hep böyle misiniz?" dediğimde, "Gündüzleri bakımsızım; çok süslenmeyi sevmem, eşofmanla ve spor ayakkabıyla gezerim" diyor. Yoksulluktan geldiğini hatırlatan ünlü sanatçı, şöyle devam ediyor: "Çocukluğumda nasılsam şimdi de öyle olmak istiyorum. Sahneye çıkacaksam en güzel şekilde giyinmeliyim. Bir ortama gireceksem özenle hazırlanırım. Ama onun dışında, mahalledeki Muazzez Abla olmayı seviyorum."
Her zaman yaptığı işlerle gündemde olmayı tercih eden ünlü sanatçı, yakaladığı şöhretin hayatında hiçbir şeyi değiştirmediğini söylüyor: "Ne para, ne şöhret beni asla değiştiremez. Bundan adım gibi eminim. Kasımpaşa'da doğup büyüdüm; çocukluğum o sokaklarda geçti. Annem-babam çalışıyordu. Ayağımda pabucumun tekiyle koşturuyordum. Ben oralardan geldim... Kasımpaşa'dan çok cevherler çıktı. Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Hasan Kaçan; biz aynı mahallenin havasını soluyan insanlarız. Hasan Kaçan'la futbol ve basketbol arkadaşıydık."

'İYİ NİYETİMİ KULLANDILAR'
Oğlu Ender ile çok iyi bir iletişimi olduğunu anlatan Ersoy, şöyle diyor: "Çok iyi bir anne olmaya çalıştım. Yeri geldi anne, yeri geldi dert ortağı, yeri geldi arkadaş oldum. Çalışırken zor oluyor ama yine de en iyisini yapmak için uğraştım. Oğlum, 'Sanatçı olan sensin, ben neden ön planda olayım?' diyor."
Bugüne kadar etrafındaki birçok kişinin iyi niyetini kullandığını da söyleyen ünlü sanatçı, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Çok hayal kırıklığına uğradım. Hep iyi niyetimden yaşadım üzüntülerimi. İyi niyet çok saf bir duygu ama üzülüyorsun, canın yanıyor. Bir gün kendi kendime 'Artık kötü olacağım, kimseye yardım etmeyeceğim' dedim ama yapamadım. Benim yapım böyle; olmuyor."
Ünlü şarkıcı, Türkiye'nin geleceğinden de çok umutlu olduğunu söylüyor: "Ülkemiz çok büyüdü ve büyümeye de devam ediyor. Dünya bizden rahatsız olmaya başladı ama biz bu büyümeden çok memnunuz. İsteyen rahatsız olabilir."

Bugün neler oldu? (23.06.2017)

BİZE ULAŞIN