‘Kendimi İngiltere veya Amerika’da denemek istiyorum’

‘Kendimi İngiltere veya Amerika’da denemek istiyorum’

Melisa Aslı Pamuk, altı yıl önce bir sabah Türkiye’nin en güzel kadını olarak uyandı. Ancak kraliçelik tacı dışında korkuları, ne yapacağına dair kaygıları, çok az Türkçesi ve boş bir cüzdanı vardı. Fakat pes etmedi; kendisine oyunculuk dünyasında yer edindi. Hedeflerini büyüten Pamuk, “Kendimi İngiltere ve Amerika’da denemek istiyorum” diyor

  • Günaydın
  • Cuma 24.06.2017
Altı yıl önce, bir gazetenin sağ üst sütununda bir haber vardı.
Haberde, Hollanda'dan çıkıp gelen, Türkiye Güzeli tacını giyerken gözyaşlarına boğulan o küçük, ürkek kızın, Melisa Aslı Pamuk'un en büyük hayalinin oyunculuk olduğu yazıyordu. Aradan geçen altı yılda o küçük kız büyüdü. Ekranda onun kabarık kıvırcık saçlarına, karakteristik suratına, ışıl ışıl bakan zeytin gözlerine ve oynadığı 'Kara Sevda' dizisindeki rolü gereği her daim bir plan ve kötülük yapmaya hazır hallerine alıştık. Ve bu güzel kadının hayatımıza bir yarışmayla girdiğini bile unuttuk...
Esquire dergisinin sayfalarına tayıdığı Pamuk'un ilk bakışta tıpkı göründüğü gibi soğuk ve biraz da mesafeli.
Bunda hem başka topraklarda büyümesinin, hem de genç yaşta yalnız başına geldiği Türkiye'deki tutunma çabalarının, yara almamak için kalbini kolay açamamasının payı varmış. Hatta hayat mottosu da 'Güvenmek iyidir, güvenmemek ise daha iyi'ymiş.
Güzel oyuncu, annesi ve babasının hâlâ Hollanda Haarlem'de yaşadığını, babasının belediyede, annesinin ise bir markette çalıştığını anlatıyor.
Hep tek başına bir şeylerin altından kalkan, evin korkusuz büyük ablası olmuş. Daha küçük bir çocukken bile kendisinden iki yaş küçük olan erkek kardeşini okula götürür, tek başına evde kalabilir ya da ne yapılması gerekiyorsa ona yaparmış.
Bir dergide gördüğü ilandan sonra, "Manken olmak istiyorum" dediğinde boyu 1.68, yaşı 13'müş. Ajansa yazılmış.
Hem defilelere çıkmış, hem de hayalini kurduğu oyunculuğa adım atmış; birkaç küçük prodüksiyonda yer almış.

AKBAĞ'IN UYARISINI DİNLEMİŞ
Moda dergilerini, kıyafetleri ve parıltılı dünyaları hep çok sevmiş. Babası gibi bol bol film izleyip beyazperdenin büyüsüne kapılmış. Üniversitede psikoloji okumaya başladığında ise daha önce gidip geldiği bol ışıklı İstanbul'un ve daha canlı bir hayatın hayalini kurmuş. Okulunu dondurmuş, ailesini bunun sadece küçük bir mola olduğuna inandırmış ve yeni evine; İstanbul'a doğru yola çıkmış.
Pamuk o günleri şöyle anlatıyor: "Üniversiteye başlamama iki ay kala İstanbul'da teyzemle birlikte kaldım. Hem İskenderun'a, hem de İstanbul'a gidip geliyordum. Burada bir arkadaş çevrem oluşmaya başlayınca daha sık gidip gelmeye başladım. Nişanlımla (Tolga Sala) da o zaman tanıştık. Daha flört etmeye başlamamıştık ama yine de 'Ben bu adamla evlenebilirim' diye düşünmüştüm.
Biraz İstanbul, biraz Tolga, biraz da şansımı burada denemek için İstanbul'a geldim. Ne yapacağımı çok da bilmiyordum." Güzellik yarışmasını organize eden ajansın kapısını ilk çaldığında 19 yaşında ve 68 kiloymuş. 'Güzel kızsın, ama biraz zayıflaman lazım canım' cevabı onun için geçmek bilmeyen bir seneye mal olmuş. Bir sene sonra zamanı geldiğinde bir sabah uyanıp giyinmiş, makyajını yapmış, Nişantaşı'ndan Mecidiyeköy'e kadar yürümüş. Girdiği apartmanın kapısında başka bir dünyaya adım atacağını hissederek önündeki merdivenleri tek tek çıkmış. Kapıyı çalmış ve "Güzellik yarışmasına başvurmak için geldim" demiş. Fotoğrafları çekilmiş. Ve o gün, o kapıdan giren küçük kız, üç ay sonra Türkiye'nin en güzel kadını seçileceğinden habersiz önüne konan formu doldurmuş. Eve dönmüş ve beklemeye başlamış.
Hikayenin geri kalanını biliyoruz. Ancak birkaç detayı hatırlamakta fayda var. Pamuk'un 'kilolu' bir Türkiye güzeli olması; yarışmanın finalinden önce 20 genç kadınla birlikte, 'Biri Bizi Gözetliyor' konseptinde, her yerinde kameralar olan bir evde üç ay boyunca yaşaması; kampın jürilerinden biri olan oyuncu Demet Akbağ'ın Pamuk'a "Neden kilo veremiyorsun? Sen benim favorimdin halbuki..." demesi Melisa'nın unutamadığı anılarmış.
Ve Demet Akbağ'ın cümleleri işe yaramış. Melisa sıkı bir diyetle bir haftada üç kilo vermiş. Bir süre sahip olduğu tek şey; kaygıları, korkusu, çok az Türkçe'si, boş cüzdanı ve kraliçelik tacı olmuş. Sonra bugün nişanlısı olan Tolga Sala onu Kıvanç Tatlıtuğ'un abisi olarak tanıdığımız menajer Cem Tatlıtuğ ile tanıştırmış. Ardından tanıştığı Ay Yapım'ın sahibi Kerem Çatay'ın da katkısıyla Türkçe, nefes ve oyunculuk dersleri almış. Güzel oyuncu o günleri şöyle anlatıyor: "Zorlu günlerdi.
Ama iyi ki de o günleri yaşadım; bana çok şey kattı. Sabah saat 05.00'lere kadar oturup 'Ne yapacağım?' dediğim çok olmuştur. O günleri yaşamasaydım bugünlerin kıymetini anlayamazdım.
Hiç param yoktu ama ailemden de isteyemiyordum. Kardeşime 'Bana 50 Euro gönderebilir misin?' diyordum. Cem Ağabey ve Kerem Bey bana sahip çıktı."



'ZORLU ROLLERİ SEVİYORUM'
İlerleyen günlerde Pamuk, Türkçe'sini geliştirir. Oyunculuk dersleri alır ve kraliçe olmasına rağmen kaybettiği özgüvenini tekrar kazanır. Bir nevi kendini baştan yaratır. Rol aldığı 'Yer Gök Aşk' dizisini 'Kurt Seyit ve Şura' ile 'Ulan İstanbul' takip eder. Melisa Aslı Pamuk'un özellikle 'Kurt Seyit ve Şura'daki performansı onun gelecek vâdeden bir oyuncu olduğunu ortaya çıkarır. Pamuk, iki yıldan beri 'Kara Sevda' dizisinin kötü kızı 'Asu' olarak karşımızdaydı. Gizli hesapların peşinde, karanlık, tutkulu ve aşık bir kadın.
Pamuk, zorlukların üstesinden gelebileceği rolleri sevdiğini söylüyor. Aynı döngüde yaşayan bir karakter yerine beklenmedik çıkışları olan bir kişiye hayat vermenin kendisi için daha önemli olduğunu anlatıyor.



'ESKİYE RE DAHA ROMANTİĞİM'
Peki güzel oyuncu nasıl bir aşık? Melisa Aslı Pamuk, her zaman gerçekçi ve biraz da donuk olduğunu anlatıyor: "Bakışmalar, şarkılar, şiirler... Bunlar bende yok, Tolga'da var. O beni normalleştiren taraf. Beni hayal dünyasına sokup çıkaran o. Ama eskiye göre biraz daha romantik olabiliyorum." Pamuk tüm bu anlattıklarına rağmen nişanlısı ona gül aldığında mutlu olsa da bunu pek belli edemiyormuş ve dudaklarından dökülen cümle şu olabiliyormuş: 'Ne gerek var, iki gün sonra solacaklar zaten.'

'BENİ TAKSİM'İN ORTASINA KOY, KAÇACAK DELİK ARARIM!'
Melisa Aslı Pamuk'un güven problemi gibi bir de kalabalık fobisi varmış. "Beni Taksim'in ortasına koy, kaçacak delik ararım" diyor. Üzerine çevrilen ısrarcı bakışlarla göz göze gelmek onu rahatsız ediyormuş. Soğuk kadın maskesinin altında zarar görmekten korkan küçük bir kız çocuğu kırılganlığı var: "Ya arkamdan konuşulursa diye endişe ederim. Ne kadar önemsemezmiş gibi görünsem de insanların üzerinde iyi bir intiba bırakmak isterim. Beni illa sevsinler diye değil; nefret etmesinler yeter. Kendime karşı korumacıyım ve kendimi kalkanların arasına saklarım. Yıllardır tek başınayım. Zarar görürsem bu zarar herkesin yaşayacağından daha büyük olabilir. Bu yüzden kimse gerçek yüzümü göremez, ta ki ben izin verene kadar. Çünkü artık kazık yemek istemiyorum."
BİZE ULAŞIN