‘Kolay toparlanamazlar’ diyenler bugün ortada yok

‘Kolay toparlanamazlar’ diyenler bugün ortada yok

Sanatçılarla, Demokrasi Nöbetleri’ne katılan yapımcı Polat Yağcı: Yürekli olanın nelere karşı koyabileceğini, bu vatan için ödenen bedelleri gördük. Çok kısa zamanda toparlandık. 15 Temmuz sonrasında ‘Kolay toparlanamazlar’ diyenler bugün ortada yok

15 Temmuz'da yaşanan hain darbe girişiminin ardından on binlerce vatandaşın Demokrasi Nöbetleri, meydanlarda devam etti. Tüm Türkiye sabahlara kadar nöbetteydi. Bu nöbetlerde halka en önemli teveccüh de sanatçılardan geliyordu. Müzik sektörünün önemli isimlerinden olan Poll Production'un sahibi yapımcı Polat Yağcı'nın önderliğinde, tanınan ve bilinen ünlü yüzler ve sanatçılar ilk geceden itibaren Demokrasi Nöbetleri'ndeydi. 15 Temmuz hain darbe girişimi gecesinden hemen sonra Polat Yağcı ve ekibi, şehir şehir gezerek demokrasiye sahip çıktı. Yapımcı Polat Yağcı, 24 gün boyunca yaklaşık 10 bin km. yol gitti. İstanbul'da Kısıklı başta olmak üzere diğer ilçeler ve bazıları birkaç kez olmak üzere Ankara, Trabzon, Rize, Gaziantep, İzmir, Antalya, Adapazarı, İzmit gibi illerde birçok 'Demokrasi Nöbeti'nde yer aldı. Yağcı, 50'ye yakın sanatçı, sporcu, tanınan ekran yüzü, radyocu, şarkıcı ile Demokrasi Nöbetleri'ne öncülük etti. Ünlü yapımcı, yaşananların yıldönümünde GÜNAYDIN'a konuştu...



YAŞADIKLARIMIZ DAHA DÜN GİBİ

15 Temmuz hain darbe kalkışmasının üzerinden bir yıl geçti. Neler söylemek istersiniz?
Koca bir yıl geçmesine rağmen daha dün gibi yaşadıklarımız. O gece, o geceyi yaşayanların aklından ölene kadar çıkmayacaktır eminim. Çok şükür, kimsenin beklemediği kadar çabuk üstesinden gelindi o hain kalkışmanın. Kara bir gece olması için planlanan fakat Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla başlayan millet hareketiyle destan olan bir gece, 15 Temmuz gecesi. O gece dünya, tankın önüne yatan, namlunun üstüne koşan insanları gördü. O gece ve devamında, bu millet, bu devlet ve bu ülke için adım atan herkesten Allah razı olsun. Şehitlerimizin mekanı cennet olsun.

15 Temmuz gecesi Antalya'da olmanıza rağmen ilk dakikalarda meydana çıktınız. Burada ileri görüşünüz ve vatanseverliğiniz ortaya çıktı. Hangi refleksle davrandınız o gece?
O anda ilk düşündüğüm şey, sokakların o hainlere bırakılmaması gerekliliğiydi. Antalya'da o gece bir arada olduğumuz dostlarımızla sokağa çıktık. Bununla da kalmadık, o bölgede iş yapan, tüm arkadaşlarımızdan da çalışanlarını sokağa davet etmesini istedik. Sağ olsunlar, bu çağrıya anında kulak verdi hepsi. Ama asıl kırılma noktası Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısı ile oldu. Televizyon ekranlarında Recep Tayyip Erdoğan'ı gören herkes önce bir rahatladı. Ardından Başkomutan'ın çağrısına kulak verdi ve sokaklar bir anda milyonlarla doldu. Ürkek, güvensiz hisseden kimse kalmadı desem yeridir. Çoluk çocuk, erkek-kadın demeden akın akın doluyordu sokaklar. O an insanın içinde bir umut doğuyor. Bir yandan ellerimizdeki telefonlar vasıtasıyla olan biteni takip ediyor, diğer yandan bulunduğumuz bölgedeki alanları dolduruyorduk. Bu sokağa çıkış ilk anlarda sizin de dediğiniz gibi refleks kaynaklı olsa da, geçen her an akılla bürünen bir hareket oldu. Uzun zamandır özlemini çektiğimiz birlik beraberlik de o gece vücut buldu.



SATIN ALINMAYACAK BİR DERS ALDIK

15 Temmuz gecesini acı ve gururun bir arada olduğu gece olarak yıllarca anacağız. Ülkemiz büyük bir darbe kalkışmasını engelledi. Aradan bir yıl geçti şimdi hadisenin ciddiyetini daha iyi anlıyoruz. Bu sürede psikolojiniz nasıl etkilendi?
Aynı 15 Temmuz gecesi gibi karışık bir psikolojik duruma sahibiz artık. Bir yanımızda acı, üzüntü, kızgınlık; diğer yanda gurur, mutluluk, güven. Tarihi bir olaya şahitlik etmenin verdiği şaşkınlık ve sorumluluk. O gece ile ilgili bir konuda içim çok rahat. Başta kendi iki evladım olmak üzere bu toprakların tüm çocuklarının, tüm gençlerinin geleceği için var gücümüzle çalıştık. Amacımız onları bozuk psikolojilerle büyütmemek. Düşünsenize; şimdi o geceye şahitlik eden gençler başarısız bir darbe girişimini gördü. Milletin gücünü gördü, birlik ne demek onu gördü, devlet adamı olmak neyi gerektirir onu gördü. Yürekli olarak nelere karşı konulabileceğini gördü hepsi. Acıları, bu vatan için ödenen bedelleri gördüler. Paranın asla satın alamayacağı bir ders aldık hepimiz. Çok şükür, çok kısa zamanda toparlandık. 15 Temmuz gecesi ve devamında 'Kolay toparlanamazlar' diyenler nedense bugün ortada yoklar.



HALK, ÜNLÜLERİ SOKAKTA GÖRÜNCE MOTİVE OLDU

Demokrasi Nöbetleri'nde sanatçıların etkisi sizce ne oldu?
Aslında konuya sadece sanatçılar olarak bakmamamız lazım. O süreçte sporcusundan oyuncusuna, televizyon yüzünden radyocusuna, şarkıcısından şairine herkes bizimle birlikte meydanlardaydır. Ünlü isimlerin şöyle bir önemi vardı; bildiğiniz gibi tüm dünyada kitleleri etkilemek için büyük markalar dahi ünlü isimleri kullanıyor. Bizim için de bu bir güçtü ve münferit olan girişimleri organize edip o ünlü isimlerle birlikte meydanlara çıktık. Bu, basında ve sosyal medyada yer aldıkça da meydanlara inen kişilerin sayısı arttı, meydanlarda bulunma süresi uzadı. Halk, sevdikleri isimleri de sokakta gördükçe motive oldu. Halkımızın en çok morale ihtiyaç olduğu o günlerde, ünlü isimler sevenlerine, hayranlarına moral oldu. Öyle ki, birçok ilden davetler aldık ve elimizden geldiğince her davete de icabet ettik. Kilometrelerce yol kat ettik. İl il gezdik. Kelimelerle anlatılabilecek şeyler yaşamadık. Yaşamayana anlatmak da bir o kadar zor. Helal süt emmiş herkes, elinden geleni yaptı o gece ve devamında. Bizim durumumuz biraz farklıydı. Herkes tarafından bilinen, tanınan, örnek kabul edilen insanlar, bu süreçte büyük bir güçtü. Bana da o süreci organize edip o gücü kontrollü kullanarak ulaşabildiğimiz her ile, her ilçeye sanatçılarımızı götürmek, nöbetleri başlatıp devam ettirmek düştü. Yine de unutmamak lazım; insanlar canlarını verdi o gece, bizimki onun yanında ne kalır ki... Onlar haklarını helal etsinler bizlere!
BİZE ULAŞIN