Türkler çok dayanıklı ve sabırlı insanlar

Türkler çok dayanıklı ve sabırlı insanlar

Türk dizisinde bir Alman’ı, Almanya’da ise bir Türk’ü oynayarak ilginç bir işe imza atan Giovanni Arvaneh: Siz Türkler, çok sabırlı ve dayanıklısınız. Ülkenizde her şeyin daha da iyiye gideceğini düşünüyorum

Almanya'da hiç Türkçe bilmeden 18 yıl boyunca bir dizide Türk'ü oynayan ödüllü oyuncu Giovanni Arvaneh, yıllar sonra Türkiye'de de projelerde yer almaya başladı. Ama bu sefer de başka milletlerden karakterlere hayat verdi. "Ben artık yabancıyı oynamaya alıştım" diyen ünlü oyuncu, setlerde çalışırken çay tiryakisi olduğunu söyledi. Biz de aldık elimize çayımızı, başladık Beyoğlu'nun arka sokaklarında sohbet etmeye... İşte karşınızda Almanya'nın Sean Connery'si Giovanni Arvaneh...

Anneniz İtalyan, babanız İranlı ama siz Almanya'da doğmuşsunuz. Hayatınız biraz karışık değil mi?
Biraz... Üç farklı kültür üzerime saldırdı ve çok kolay değildi. Çocukken çok üzülüyordum çünkü kendimi hiçbir yere ait hissedemiyordum. İtalya'ya gittiğimde 'Sen Alman'sın', Almanya'ya gittiğimde ise 'Sen İranlı'sın' diyorlardı. Almanya'da ünlü oldum ama hâlâ kendimi bir yere ait görmüyorum ve 'Ben dünyalıyım' diyorum.

Çoklu kültürde yetişmek bir sanatçı olarak sizi nasıl etkiledi?
Zor zamanlar geçirdim ama şu an inanılmaz mutluyum. Galiba o sıkıntılı günlerden çok şey öğrendim. Hayatta beni şaşırtacak pek bir şey kalmadı, o yüzden daha geniş açıdan bakıyorum artık. Sizin ülkenizde de sinema filmi ve dizilerde rol aldım. Almanya'da prensipler ve disiplin var ama Türkiye'de verilen sözlerde pek durulmuyor. Yine de bir proje teklif edildiğinde hoşuma gidiyor. Şimdi Almanya'da üç farklı tiyatro oyununda rol alacağım, onlar yıl sonuna kadar devam edecek. İkisi 10'ar temsil, diğeri ise 35 temsil olacak ve Almanya'nın her yerini gezeceğiz. Teklif gelirse başka ülkelere de gidebilirim.



ŞÖHRETE DOYDUM

Proje seçme konusunda pek çok oyuncuya göre daha cesursunuz. Bir ülkede başarısız olsanız bile, gidebileceğiniz başka ülkeler var...
Çalıştığım ülkede beni sevmezlerse, 'Bende mi bir sorun var?' diye düşünürüm. Ama sizin ülkenizde de insanlar beni sevmeye başladı. (Gülüyor) Genç olsaydım daha hırslı olabilirdim ama 53 yaşındayım ve her şeyi yaşadım. İyi projelerde oynadım, ödüller aldım; şöhretin getirdiği her şeye doydum. 'İlla bu ülkede de şöhret olmalıyım' ya da 'Daha fazla para kazanmalıyım' gibi dertlerim yok. Yaşımdan dolayı daha rahatım ve seçici olma lüksüm var.

Türkiye'de hiç tiyatro oyunu izlediniz mi?
Evet, Kadıköy'deki tiyatrolara gitmiştim ve Türk oyuncuların performanslarını çok beğenmiştim. Çok iyi Türkçe bilmiyorum ama beden dillerine odaklandım.

Türkiye'de oyuncular sadece tiyatro yaparak geçinemiyor. Avrupa'da da durum böyle mi?
Almanya'da tanınan bir oyuncu olduğum için sadece tiyatro yaparak iyi para kazanabiliyorum. Ne oynarsam oynayayım; 'Giovanni oynuyorsa izleriz' deyip benim ismim olduğu için bilet alıyorlar. Fakat başka oyuncular için durum sizdekiyle aynı. Türkiye'de Tilbe Saran'ı tanıyorum. O da uzun yıllar tiyatro yaptıktan sonra sinemaya geçmişti.



Almanya'da düzeniniz oturmuşken, Türkiye'de ne işiniz var peki?
Ne güzel işte, kötüleri kim oynayacak! (Gülüyor) Türkiye'deki ilk projem 'Zenne' filmiydi. Ortaya güzel bir iş çıktı ve filmimiz ödüller aldı. Sonra da TRT'de 'Seddülbahir 32 Saat' isimli dizide bir Alman'ı oynadım. Tüm dünyada yabancıları oynuyorum, bunu kabul ettim. Ayrıca Almanya'da 18 yıl boyunca bir dizide, hiç Türkçe bilmeden Türk'ü canlandırdım. Almanya'da doğup büyümüş, gurbetçi bir Türk'ü Almanca oynadım. Yabancı bir ülkede doğmuş ve bunun zorluklarını yaşayan bir karakterdi, tıpkı kendi hayatım gibi...


53 yaşındaki Giovanni Arvaneh, Almanya'da 'Marienhof' dizisinde 'Sülo' isimli bir Türk'ü canlandırdı.

POLİTİKAYI HİÇ SEVMEM

Sizi bir ajan rolünde de izledik. Çok ülke gezen biri olarak, oyuncu kimliğiyle kendini gizleyen bir ajan olabilir misiniz gerçekten?
Ajan, politik bir durum değil mi? Politikaya hiç meraklı değilim, sevmem. O yüzden ajan değilim. Benim için önemli olan 'İnsanın beyni nasıl çalışıyor ve biz insanlar olarak birbirimize neden böyle davranıyoruz?' sorularına cevap bulmak. 4.5 yıl terapistlik eğitimi aldım ve Almanya'da insanlara terapi yapıyoruz. Belki de o yüzden insanlara karşı çok pozitifim.

Dışarıya karşı pozitif olanların içinde tam tersi duygular olduğu söylenir.
Eskiden çok büyük sıkıntılarım oldu. Babam ve annemin değişik düşünceleri vardı, o yüzden kafam çok karışmıştı. Oyuncu olmak istediğimi söylediğim zaman ailem çıldırdı, "Asla oyuncu olamazsın, doğru düzgün bir iş yapacaksın ve para kazanacaksın" diyorlardı. İsteklerim yüzünden dayak yiyordum ama sahnede oyunculuk yaptığım zaman alkış alıyordum.



Ailenizle ilişkiniz kötü müydü?
Babam toptancıydı ve onun işini yapmamı istiyordu ama ben bir hastanede çalışmaya başladım. Hemşirelik gibi bir işti. Babam da "İnsanların poposunu siliyorsun, tüh sana!" dedi. Babam öleli 20 yıl oldu ve ölmeden önce dört yıl boyunca poposunu silecek birine ihtiyaç duyarak yaşadı. Hayat, insanlara yaptıklarını gösteriyor ve ders veriyor. Ben de terapist olarak kendi acılarımı tedavi ettim.

Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkiler zaman zaman gerildi. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ülke olarak yaşadığınız zorlukları, sizden önce biz de yaşadık ve öğrendik. Bazı şeyleri öğrenebilmek için bazen zor durumların yaşanması gerekir. Siz Türkler çok dayanıklı ve sabırlısınız. O yüzden ülkenizde her şeyin iyiye gideceğini düşünüyorum.



ÇAYCILARI ÇOK SEVİYORUM

Türkiye'de çay içmeye alışmışsınız. Doğru mu?
Evet, Türkiye'de yer aldığım çekimlerde, çaycılar her zaman yanımıza gelip 'Çay içer misiniz?' derdi. Çaycıları çok seviyorum, o yüzden, "Hadi, bir tane içeyim" diye diye, çaya alıştım ve çok hoşuma gitti. Türkiye'de olduğumda her zaman severek çay içiyorum ama Almanya'ya döndüğümde mecburen kahve alışkanlığıma devam ediyorum.


Giovanni Arvaneh, TRT'de yayınlanan mini dizi 'Seddülbahir 32 Saat'te de rol almıştı.

ÇOCUKLARA DAYANAMAM

Hem ünlü bir oyuncu, hem de bir terapist olarak kendi özel hayatınız ne durumda?
Çok uzun yıllardır bir ilişkim var ama çocuğumuz olmadı. Yıllarca çok üzüldüm ama sonunda çocuğumuzun olmamasını kabul ettim. Tabii ki çocuk gördüğüm zaman dayanamıyorum, onları çok seviyorum. Hayat arkadaşım da psikologluk yapıyor ve aramızda büyük bir bağ var. İkimiz de işlerimiz gereği çok seyahat ediyoruz ama yine de buluşabiliyoruz.
BİZE ULAŞIN