Samimi şeyleri seviyorum Anadolu’ya inanıyorum

TRT’deki ‘Payitaht Abdülhamid’ dizisinde ‘Prens Sabahaddin’ rolüyle tüm dikkatlari üzerine çeken oyuncu Kaan Turgut, çocukluğunun İzmir’in Eşrefpaşa mahallesinde geçtiğini söyledi: ‘Türkü söyleyen birini görünce yanına otur’ diye bir söz vardır. Ben de samimi şeyleri seviyorum, Anadolu’ya inanıyorum

Samimi şeyleri seviyorum Anadolu’ya inanıyorum
Yeni neslin başarılı oyuncularından Kaan Turgut'un hikayesini okuduğunuzda şaşıracaksınız ve bir o kadar da 'Çok bizdenmiş' diyeceksiniz. "Tiyatrocu olmasaydım, serseri olurdum" dediğine bakmayın, uzun uzun sohbet ettiğimizde kendisinin son derece entelektüel, ne olduğunu ve nereye gitmek istediğini iyi bilen biri olduğunu gözlemledim. Emin olun, yolu da çok açık olacak. Genç oyuncuyla, sanat dünyasının yeni Cihangir'i olarak anılmaya başlayan Moda'daki yeni mahallesinde buluştuk. Kendisiyle bisikletle turlayıp sohbet ettik...

Eşrefpaşa gibi İzmir'in kabadayılarıyla meşhur mahallesinden bir artist olarak çıktınız. Eski mahallenize gidiyor musunuz?
Eşrefpaşa'nın starı gibiyim. Çocukluk arkadaşlarımın çevresindeki insanlar, arkadaş olabileceğimize inanmıyorlarmış. Sıcak bir mahalle ortamı; terliklerimi giyip boyozcuda oturuyordum ama ekmek parası için İstanbul'da olmak gerekiyor. İzmirliyim ve orada bizim mesleğimizle alakalı iş imkanı yok ama 'Geldiğin yeri unutma ve işini iyi yap' diye kendime söz verdim.



OYUNCULUK MEZUNUYUM

Şöhret, insana geldiği yeri unutturur mu?
Karakteri, aile ve arkadaş bağları sağlam değilse unutturur. Temelde sıkıntı varsa denge bozulabilir. Ben de tatilimi farklı yerlerde yapabilirdim ama Eşrefpaşa'da olmayı tercih ediyorum. Eşrefpaşa'dayken halamlarla gün yaptık, kısır yedik, çekiliş yaptık. Ege köylüsü insanlarla sohbet etmek keyifli oluyor.

Oyuncunun doğası gereği piyasa yapıp kendisini göstermesi gerekmiyor mu?
Sahnede göstermeyi tercih ediyorum. Eğer iyi oynarsam, bir seyirci diğerine söyler ve başkaları da gelir. Evet, televizyon başka bir şey ama ben tiyatro oyuncusuyum. Er meydanı orası... İşini yapmaya çalışan bir memur çocuğuyum.

Sağlam temel diyorsunuz ama siz kendinizi nasıl geliştirdiniz, yeteneklerinizi nasıl fark ettiniz?
Beni okula sokan ve her zaman velinimetim dediğim Taylan Ertuğrul karşıma çıktı. "Seni ben çalıştıracağım" dedi. Normalde parayla çalıştırılır ama onun bazen cebime harçlık koyduğu bile oldu. Dokuz Eylül Üniversitesi Oyunculuk Bölümü'ne girdim. Serüvenim başladı.



Oyunculuk hayalinizde var mıydı?
Eşrefpaşa'da amcamın yanında gözlükçülük yapıyordum. (Gülüyor) Serseri ve bambaşka bir çocuk olabilirdim ama tiyatro benim yaşam motivasyonumu değiştirdi. Annebabam küçük yaşta ayrıldığı için öfkeyle ve kadınlara güvensizlikle ilgili problemlerim de oldu.

O problemleri nasıl yendiniz, hayatınızı değiştirecek bir aşk mı yaşadınız?
Aslında yaptıklarıyla gurur duyan, serseri, sabit fikirli biriydim. Anne eksikliği olunca, kadınlarda hep anaç bir tavır aradım ve beni değiştirecek insanlar karşıma çıktı.

'Serseriydim' derken, nasıl birini kastediyorsunuz?
En büyük şansım, derin bir babaya sahibim. Sadri Alışık filmleriyle, Ahmet Kaya'yla ve şiirle büyüdüm. Biz hâlâ babamla her toplandığımızda şiir okuyoruz. Kimin sözüydü hatırlamıyorum ama 'Türkü söyleyen birini görünce yanına otur' diye söz vardır. Ben de samimi şeyleri seviyorum, Anadolu'ya inanıyorum.

'İYİ AKTÖRMÜŞ' DESİNLER

Kendinize 'Ben mi bu şehri yeneceğim, şehir mi beni yenecek' diye sordunuz mu?
Hiçbir zaman şehri yenmeye çalışmadım. (Gülüyor) Kendimi yenmeye çalışıyorum. Çok zengin ya da popüler olmak gibi dertlerim yok. İleride çocuğum olursa; 'Babamın filmlerini izleyeyim' dediğinde, elinde bir DVD koleksiyonum olsun ve 'Babam iyi aktörmüş' desin yeter.

İstanbul'a geldiğinizde tiyatroda iddiası olan Murat Daltaban'ın Tiyatro Dot'un da sahneye çıktınız. Nasıl bir tecrübeydi?
İlk oyunum 'Punk Rock'ta oynadıktan sonra bir sene oynamadım, o yüzden depresyona girdim. Sonra 'Sarı Ay'da da oynadım. Uzun zamandır tiyatro yapamadım. Şimdi, askerdeyim de beni bekleyen kız arkadaşım gibi oldu tiyatro. Yakında tiyatroya döneceğim.

Ödüllü yönetmen Zeki Demirkubuz'un 'Bulantı' fiminde boy gösterdiniz. Şanslı olduğunuzu düşünüyor musunuz?
Şanslıyım. Zeki Demirkubuz, hayranı olduğum bir adamdı. Birgün yönetmen yardımcısı aradı ve okuma provasına çağırdı. Ben okuyunca çok hoşlarına gitti. O filmden sonra işsiz kaldım ve Zeki Abi'yi aradım, "Ben İstanbul'da beceremiyorum; gideceğim" dedim. "Eşrefpaşa'ya git, çevrenle vakit geçir. Ben de sinema yapamadığımda Basmahane'ye gidip işportacılık yaptım. Sen de özüne dön" dedi. Yaptım ve motivasyonumu tekrar sağladım.



ROLÜME KİTAPLARLA VE ARAŞTIRARAK HAZIRLANDIM

Hedefleriniz arasında neler var?
Bu yaşa geldim, ehliyet alamadım, o yüzden Moda sokaklarında bisikletimle turluyorum. Sanırım ilk hedefte ehliyet almak var. İşle ilgili ise, 'Bir gün Oscar alacağım' gibi düşüncelerim yok. Türkiye'de yapılabilecekler ortada ve hepsine çok yakınım. Kendimi güç olarak da, yetenek olarak da hazır hissediyorum. Şu anda TRT 'de yayınlanan 'Payitaht Abdülhamid' dizisinde 'Prens Sabahaddin'i oynuyorum.

Sizin için dönem projesinde yer almak nasıl bir deneyim?
Saçlarım sarı, gözlerim de renkli diye 'Hep zengin çocuğu oynarsın' dediler ama 'Prens Sabahaddin'i oynamak heyecan verici oldu. Çünkü araştırarak bir role hazırlanmak tam bana göre. Kitap okuyorum, araştırıyorum, bir yanda da o adam olmaya çalışıyorum.
BİZE ULAŞIN