Üç günlük dünyada bir iyiliğe aracılık etmek öyle güzel ki...

Üç günlük dünyada bir iyiliğe aracılık etmek öyle güzel ki...

İbrahim Sadri, sunuculuğunu üstlendiği ‘atv’de Hafta Sonu’ programıyla yeni sezonda da atv ekranında izleyiciyle buluşacak. Programda hem haber veren, hem de hayat üzerine konuşan Sadri, “İzleyicinin beni aileden biri gibi görmesi çok önemli. Şu üç günlük dünyada bir programla, herhangi bir iyiliğe aracılık etmek çok mutluluk verici” diyor

Önce şiirleriyle tanınan, sonra yaptığı radyo programlarıyla sesini geniş kitlelere duyuran İbrahim Sadri, uzun süredir haberci kimliğiyle de adından söz ettiriyor. Sadri, 'atv'de Hafta Sonu' isimli programıyla bugünden itibaren yeni sezona başlıyor. Her cumartesi-pazar sabah 07.00-10.00 saatleri arasında ekranda olan Sadri'yle yeni sezonu konuştuk...

Bir sezonu geride bıraktık. Öncelikle geride kalan sezonu değerlendirmenizi rica edeceğim. Nasıl geçti sizin için?
Evet, uzun ve yorucu bir sezonu yaklaşık iki ay önce tamamladık. Doğrusu 'atv'de Hafta Sonu' takımı olarak bizim için her anlamda başarılı bir sezondu. Bu da bizi çok mutlu etti. Gerek izlenme oranlarımız, gerekse de farklı yollardan yıl boyunca aldığımız izleyici yaklaşımları bizi yeni sezon için motive etti. Hem haber veren, hem hayat üzerine konuşan bir hafta sonu kuşağı inşa etmeye çalıştık. Sanırım bunu başardık ki, yola devam ediyoruz.

Şimdi tekrar yeni sezon için geri sayım başladı. Nasıl hissediyorsunuz kendinizi? Bu sürede iyi dinlenebildiniz mi, neler yaptınız?
Biliyorsun, bizim meslekte dinlenme çok ütopik bir kavram. Hem TV programı yapıp, hem de o programın merkezine haberi koymuşsanız, hep neler olup bittiğini takip etmek ve 'Programı nasıl geliştirebilirim?' diye araştırmak zorundasınız. Yine de iki aylığına da olsa canlı yayın stresi yaşamamak dinlenme sayılırsa, evet diyebilirim. Şimdi yeniden çok sevdiğimiz işimizi yapmak için, atv aracılığıyla insanlarla yeniden güzel bir iletişim kurmak için hazırız.

BİZ İYİ BİR TAKIMIZ

Uzun süredir ekrandasınız. Nasıl yorumlar alıyorsunuz sokakta? İlginç bir olay yaşadınız mı?
Doğrusu en değerli mesele bu. Sokakta insanların size ne dediği, ne düşündüğü o kadar önemli ki... 'Helal olsun' diyen de, 'Ama niye öyle yorum yaptınız?' diyen de başımızın tacı. Aslolan; toplumun size dokunması, sizi kendilerinden biri kabul edip ne düşündüğünü paylaşması. Hele 'Benim şöyle bir derdim var, bunu da yayında dile getirir misin?' diyerek, beni ailesinden biri gibi görmeleri ve 'işe yarar' kabul etmeleri, tüm yorgunluğu alıp götürüyor doğrusu. Şu üç günlük dünyada bir TV programı yoluyla herhangi bir iyiliğe aracılık etmek öyle büyük bir mutluluk ki... O yüzden biz her programa, "Günaydın, bu sabah da sizlerle olanı- biteni ve hayatı konuşacağız" diye başlıyoruz. Şunu söyleyebilirim; gazetelerin sizi yazması, TV'lerin sizden bahsetmesi, davetli listelerinde hep yer almanız filan önemlidir belki ama aslolan sokakta, pazarda, vapur iskelesinde, sinema kuyruğunda, cami avlusunda, metrobüs durağında var olup olmadığınız... Hayatın ve toplumun gerçekten sizin için, yaptığınız iş için ne düşündüğünü buralarda öğrenebilirsiniz çünkü.

Yeni sezon için programın içeriğinde ne gibi yenilikler olacak? Biraz programla alakalı değişikliklerden, içerikten bahseder misiniz?
Dekorumuz tamamen değişti. Yeni bölümler de açıyoruz bu sene programda. Haberlerin yanı sıra, hayat üzerine, insan hikayeleri üzerine daha fazla başlıklar açacağız. Biz duygusu olan bir haber programıyız. Vicdanı olan bir sabah kuşağıyız. Bu büyük ve güzel memleketin, ay yıldızlı bayrağın altında yaşamaktan onur duyan, heyecan duyan herkesle kader arkadaşıyız. Bütün bunları hiç unutmadan bir program üretmeye çalışıyoruz. Yani herkes gibi mutlu olabilen, üzülebilen, heyecanlanabilen bir dilimiz var. Elbette haberin kendi diline dokunmadan, yorumlarımızla yapmaya çabalıyoruz bütün bunları. Bu yeni sezonda daha çok yorum yapan bir hafta sonu kuşağı olacağız. Böyle planladık.

"Haber meselesi yeni öğrendiğim bir şey" demiştiniz. Habercilik anlamında kendinizi nasıl görüyorsunuz? Kendinizi eleştirir misiniz?
Elbette eleştiriyorum kendimi. Hem ben, hem programı birlikte ürettiğimiz yapım ekibimizle nerede eksiğim var, nerede yetersiz kaldık hep konuşuyoruz. İzleyicinin gönderdiği, söylediği her eleştiriyi dikkate alıyoruz. Çünkü hep daha iyisini yapma ihtimali var. Onun peşinde koşturup duruyoruz yani. Kat ettiğimiz yol ise programın başarısıyla doğru orantılı. Ama benim için asıl başarı ve mutluluk; atv Haber Merkezi'ndeki hem çok başarılı, hem de çok dost bir arkadaş kadrosuyla aynı heyecanı paylaşmak. Yani biz 'atv'de Hafta Sonu' programı ve elbette atv Haber Merkezi olarak iyi bir takımız.

ŞİİR BENİM İÇİN NEFES ALMAK GİBİ

Program haricinde sahne programlarınız, şiir ve kitap çalışmalarınız devam ediyor mu?
Zaman bulabildiğim kadarıyla evet. Geçen sezon 'Memleketim Merhaba' başlığı altında yurt genelinde bir dizi şiir dinletisi gerçekleştirdim. Ve özellikle genç izleyicinin karşısına çıkarak, onlara memleket sevgisi içeren şiirlerden oluşan bir sahne gösterisi sunmaya çalıştım. Bu yıl da niyetimiz bu konsepte devam etmek. Şiir benim için nefes almak gibi; o yüzden devam. Zaten 'atv'de Hafta Sonu' programında her programı bir şiirle bitiriyoruz. Yeni sezonda da öyle olacak. Kitap olarak da uzun zamandır çalıştığım bir 'İstanbul Yazıları' kitabım var. Umarım yeni yılda onu okurla buluşturmak kısmet olur.
BİZE ULAŞIN