Her hafta 80 bin kişinin önüne çıkan biri utangaç olamaz

Her hafta 80 bin kişinin önüne çıkan biri utangaç olamaz

Borussia Dortmund’un Türk yıldızı Nuri Şahin; centilmen, naif ve sessiz sakin yapısıyla tanınıyor. İlk başta çok mesafeli göründüğünü söyleyen ünlü futbolcu, “Utangaç değilim; zaten her hafta 80 bin kişinin önüne çıkan biri utangaç olamaz” diyor

  • Günaydın
  • Pazar 06.11.2017
Bu sezon Borussia Dortmund'da harikalar yaratan Nuri Şahin, tipik futbolcu tanımına inanmadığını söylüyor. "Bu hayatta inandığım, zevk aldığım şeyleri yapmaya gayret ediyorum" diyen ünlü futbolcu, kendisini öğrenmeye meraklı birisi olarak tanımlıyor. Futbol yaşamında çok parlak bir geçmişe sahip olan 29 yaşındaki oyuncu, geçtiğimiz günlerde Milli Takım kariyerini noktaladığını açıklamıştı. 10 yıldır Tuğba Şahin ile evli olan ve tüm dünyanın gözü üzerinde olmasına rağmen sakin bir hayat sürmeyi başaran Nuri Şahin, Esquire dergisine özel açıklamalar yaptı:
Plan yapmak, kendimi geliştirmek, öğrenmek, merak etmek benim yapımda var; dolayısıyla bu özelliklerin yansımasını hayatımda görebiliyorsunuz. Zira ben futbol mesleğinin bu özellikleri engellediğini de düşünmüyorum. Futbol bir meslek, aynı sizin yaptığınız gazetecilik gibi. Futbolun içinde de her meslekte olduğu gibi, kendini geliştiren sporcular var. Özellikle son yıllarda Türk futbolunda da çok parlak, örnek olarak gösterilecek sporcular yetişiyor. Genç jenerasyon bu konuda çok iyi.

'MANTIĞIM ÖN PLANDADIR'
Çok hayal kırıklığı yaşayan bir insan değilim. Dışarıdan sessiz ve sakin görünürüm; buna katılıyorum. Ama hayatın genelinde mantığı duygularının önüne alan bir adamım. O yüzden, eğer gerçekten hayati bir mesele değilse, yaşamın rutinlerini kendime fazla dert etmemeye çalışırım.
Duvar değil ama filtrelerim var. Duvarı aşmak zordur, filtre daha geçirgendir. Ben sevdiğim, güvende olduğum ve bulunmaktan zevk aldığım ortamlarda yaşamayı severim. Bu, dışarıya kapalı olduğum anlamına mı geliyor, hayır. Her türlü yeniliğe, yeni insanlara, yeni hayatlara, yeni coğrafyalara da açığım. Kariyerim boyunca Almanya, İspanya ve İngiltere'de oynadım, oralarda yaşadım. Üçü de birbirinden çok farklı camialar ve çok farklı ülkelerdi. Hepsinden de ayrı tecrübelerle ayrıldım. İlla bir kırmızı çizgi belirleyeceksek ilk sıraya doğruluğu koyarım. Ben doğru insanları severim. Hayatta her şeyi doğru yapmaktan bahsetmiyorum, yanlış yapsa bile bunun farkında olan, kabullenen ve düzeltmeye çalışan, doğru olmak için çabalayan insanları severim.

'KAHRAMANIM ZINEDINE ZIDANE'DI'
Çocukluk kahramanım Zinedine Zidane'dı. Hep onun gibi bir futbolcu olmak istemiştim. Real Madrid'e sempati duymam, ileride bir gün o formayı giymek istemem de bu yüzdendi. Hayalleriniz ne kadar büyük olursa ve siz o hayalin peşinden ne kadar giderseniz, gerçekleşme ihtimali de o kadar yüksek oluyor. Ben çocukluk kahramanım Zidane'la bir yıl birlikte çalışma fırsatı da buldum.
Okumayı ve anlatmayı severim. Okuma konusunda da tarz ayrımı yapmam; bana artısı olacağını düşündüğüm, dünya görüşümü artıracağına inandığım her şeyi okurum. Bazen de sadece kafa boşaltmak için okurum. Almanca'yı zaten günlük hayatımda çok kullandığım için, İngilizce ve Türkçe kitaplar okumaya gayret ediyorum. Bugünlerde daha çok futbol ve spor yönetimi üzerine kitaplar, makaleler var masamda. Hem şu anki yaşamıma, hem profesyonel futbol kariyerim sonrasına katkı yapacak yazılar okuyorum.
Utangaç değilimdir; sadece dinlemeyi, analiz etmeyi konuşmaktan daha çok severim. Dışarıdan bakıldığında bazen 'Bu çocuk çok mu mesafeli acaba?' diyenler olabiliyor ama beni tanıyanlar iletişime çok açık olduğumu bilir. Utangaçlık, yaptığım işin doğasına aykırı zaten. Bilirsiniz bazı insanlarda sahne korkusu vardır; çıkıp insanların karşısında bir şeyler anlatmaya çekinirler. Ben her hafta işimi ortalama 80 bin kişinin önünde yapıyorum. Bu durumda zaten utangaç olabilmeniz mümkün değil.

'YETENEĞE VE ÇALIŞMAYA İNANIRIM'
Hem kendim, hem de etrafımdaki konularla ilgili sabırlıyımdır. Gerektiği kadar sabrederim; kırmızı çizgilerim bellidir.
Her çocuk gibi bir çocukluğum oldu. Arkadaşlarımın arasından sıyrılayım, onların önüne geçeyim, herkes beni işaret etsin gibi bir çabam olmadı. Çok normal bir çocuktum. Her çocuğun yaptığı hataları, yaramazlıkları ben de yaptım.
Futbolcu olmasaydım, hangi hayatın içinde yer alacaksam orada başarılı olmaya çalışırdım. Bir kitapta okumuştum, Pete Sampras'ın hocasına "Pete, ne kadar şanslı bir çocuk ki ilk sizinle çalışmaya başlamış" demişler, o da "İlk bana geldiği için şanslı olan bendim. O kadar yetenekliydi ki, tenise değil hangi spora başlasaydı onda dünyanın en iyisi olurdu" diye cevap vermiş. Hayatta yeteneğe ve çalışmaya inanırım. Hangi işi yaptığınız, hangi meslekte olduğunuz çok da önemli değildir.
Her üç ligin de zirvesine oynayan, tarihleri ve kültürleriyle sadece kendi ülkelerini değil, dünya futbolunu etkilemiş kulüplerin bünyesinde yer aldım. Dortmund ve Liverpool, sosyolojik ve tarihsel olarak birbirlerine benzeyen iki kulüp. İkisi de şehirlerinin en büyük sosyal aktivitesi. Bu iki kulüpte aidiyeti öğrendim mesela. Real Madrid her anlamda dünyanın en büyük camialarından biri. Orada da hem saha içinde, hem de saha dışında bir futbol endüstrisinin parçası olmayı öğrendim.


'KALABALIKLARA KARIŞMAYI SEVMİYORUM'
Bu sezon Bundesliga'da performansıyla ön plana çıkan Nuri Şahin; kulüp yönetimi, taraftarlar ve Alman medyasından olumlu tepkiler alıyor. Geçtiğimiz günlerde ligde haftanın futbolcusu seçilen ünlü oyuncu, sezon sonunda yılın futbolcusu tahtına oturursa, Almanya'da buna kimse şaşırmayacak. Formasını giydiği kulübün sosyal profiliyle bağlantılı olarak sakinliği sevdiğini söyleyen Şahin, "Kalabalıklara karışmaktan pek hoşlanmıyorum" diyor. Kuralcı ve disiplinli olan ünlü futbolcu, aslında çok neşeli olduğunu da vurguluyor. Alışılmışın dışında bir futbolcu profili çizen 29 yaşındaki yıldız, fiziksel özellikleriyle de bunu destekliyor. 1.80 boyundaki Şahin; modeller ve aktörleri kıskandıracak fiziği ve yakışıklılığıyla ön plana çıkıyor.

'TÜRKLER OLARAK ÖZELEŞTİRİ YAPMALIYIZ'
Türkiye'de çok ciddi bir insan gücü olduğuna inanıyorum. Çok yetenekli gençlerimiz var, hatta altyapı seviyesinde çok ciddi başarılar elde ediliyor. Üst yapılarda ise son dönemde çok başarılı olduğumuzu söylemek zor; bu noktada gelişim kaydetmeliyiz.
Özeleştiri yapmamız lazım. Nerede yanlış veya eksik yapıyoruz; bunu analiz etmeliyiz. Bunun sadece bir futbol sorunu olduğunu düşünmemeliyiz. Her alanda bilgimizi ve yeteneklerimizi doğru kullanacağımız bir sistem eksiğimiz var. Benim felsefeme göre, iyi işleyen sistem her zaman kazanır. Yetenek işin kremasıdır ama yeteneği ortaya çıkarabilmek için onu doğru sistem içinde kullanmak gerekir.
Aktif futbolu bıraktıktan sonra da futbolun içinde yer almak istiyorum. Bunun için de hazırlıklarımı yapıyorum. Çalıştığım her teknik direktörden yeni şeyler öğreniyorum ama Jürgen Klopp'un yeri bende hep ayrıdır.
BİZE ULAŞIN