Moda devinin muhteşem dubleksi

Amerikan modasının en önemli temsilcilerinden Tommy Hilfiger’in, New York’un göbeğindeki penthouse’u, lüks tasarım anlayışıyla görenleri kendine hayran bırakıyor. Şamdan Plus dergisinin Exclusive sayısı moda devinin dublek evini sayfalarına taşıdı

Moda devinin muhteşem dubleksi
Amerika'nın tasarım olarak karşılığı ne derseniz, akla ilk gelen isim Tommy Hilfiger olur. Amerikan bayrağına gönderme yapan kırmızı, lacivert, beyaz renginden asla vazgeçmeyen modacı, tasarımlarında da güçlü, mutlu, özgüvenli Amerikan insanından ilham alıyor. Hilfiger'ın New York'u tepeden gören dairesi de gerçek bir Amerikan rüyası... 1 Central Park South adresli The Plaza'nın en üst katındaki dubleks daire, Tommy Hilfiger'ın yalın tasarım anlayışının aksine gösterişli haliyle dikkat çekiyor. Rönesans tarzında, 1907 yılında inşa edilen The Plaza'nın dönem ruhunu koruyan daire; Hilfiger ve karısı Dee tarafından dizayn edilmiş.

EV DEĞİL SANKİ BİR MÜZE
Dönem ruhuna uygun olarak dekora edilen dublekste, güçlü renkler ön plana çıkıyor. Mobilyalarda ağırlıklı olarak siyah ve beyaz kullanılmış, ancak duvar kağıtları ve aksesuvarlarda kırmızı tercih edilmiş. 525 metrekarelik, iki katlı daire, ünlü binanın en üst katı olan 18'inci ve 19'uncu katlarda yer alıyor. Alta katta geniş bir oturma odası çalışma odası ve mutfak bulunuyor. Odaların geniş pencelerinden muhteşem Central Park manzarasını görmek mümkün. Bol bol varaklı aksesuvarların da kullanıldığı dairede, Fransız Rönesansı'na da göndermeler yapılmış. Yerleri kıymetli ipek el halıları süslerken, duvarlarda çağdaş sanat eserlerini görmek mümkün. Hilfiger Ailesi'nin özel koleksiyonunda yer alan Andy Warhol ve Jean-Michel Basquiat tabloları, daireye ayrı bir görkem katıyor. Genel olarak modern lüks mobilyalarla dekore edilmiş dairede antika parçalar da dikkat çekiyor. Ancak tasarımda belirleyici bir rol alan Dee Hilfiger, antikalara boğulmuş bir ev yerine, huzurlu ve şık bir yaşam alanı yaratmayı tercih etmiş. Bir süre önce 58.9 milyon dolarlık fiyatıyla New York'un en pahalı daireleri arasına giren dubleks ev göz dolduruyor. Müzelere yakışır bir restorasyon sürece geçiren evde, banyo tamamen özüne sadık kalınarak yeniden yaratılmış. Giyinme odası ise modacı çifte yakışır şekilde düzenlenmiş. Birçok raf ve askı, kıyafetler arasında bir düzen sağlarken, ev sahiplerine de kullanım kolaylığı sunuyor.

Evin iki dinlenme odasında Hilfiger markasının tasarım kodlarının izini sürmek mümkün. Bir odada kırmızıya boyanmış duvarlar, lacivert dolaplarla kombinlenmiş. Duvarları ve pencereleri, Hilfiger logosuna gönderme yapan bayraklar ve desenler süslüyor. Yine kırmızı- lacivert-beyaz tasarım anlayışının gözlendiği antreden geçilen ikinci dinlenme odası ise beyaz şöminesi ve rahat koltuklarıyla size adeta bir dağ kasabasında ağırlanıyormuş hissi yaşatıyor. Çiftin kendi yatak odasında beyazla birlikte göz yormayan bir tasarım anlayışı uygulanmış. Fransız saraylarından çıkmış gibi görünen yatağı; aynalı şifonyerler ve deri koltuklar tamamlıyor. Odadaki gösteriş unsurunu, antika avize sağlıyor. Evin misafir yatak odasında ise siyahbeyaz bir şıklık tercih edilmiş. Misafirlerin kıyafetlerini yerleştirebileceği siyah gömme dolabın yalın hali büyülüyor. İkinci misafir yatak odasında ise, evin genel havasının dışında bir renk kullanılmış. Leylak renginin tercih edildiği bu odada, yatağın üzerinden sarkan örtü, tüm bakışların odak noktası oluyor.
BİZE ULAŞIN